Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset > UKKTH

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 02-24-2009, 23:34   #1 (permalink)
 
maVii aDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.493
Thanks: 13
Thanked 33 Times in 22 Posts
Tecrübe Puanı: 7
maVii aDa Seçkin bir yolda.
Standart Karayılan: ABD'ye ilişkin yeni değerlendirmeye gidebiliri



Karayılan: ABD'ye ilişkin yeni değerlendirmeye gidebiliriz

Koma Civaken Kurdistan ([Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]) Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ABD’de gündeme gelen [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] raporu ve [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’ın 'terörist örgütler' listesine alınmasını sert eleştirerek, ABD Kürt halkına karşı yaptığı yanlışlıkları düzeltmezse 'Biz halk olarak yeni bir değerlendirmeye gitmek durumunda olacağız' dedi. Karayılan, Kürtlerin hiç kimsenin silahlı müfrezesi olmadığını vurgulayarak raporu hazırlayan Henri Barkey’in yaklaşımını, 'ahlaksız, terbiyesiz ve aşağılayıcı' olduğunu söyledi. Karayılan Erdoğan'a da seslenerek, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] halkının verdiği mesajı iyi okuması gerektiğini belirtti.


[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] 15 Şubat uluslararası komploya karşı gerçekleştirilen protesto eylemlerini on yıldır yapılan en güçlü protesto eylemleri olarak nitelendirdi. Sizce bu yeni bir sürecin başladığını mı gösteriyor?

Ben öncelikle Zap direnişinin yıldönümü vesilesiyle Türk ordusunun yüksek teknolojiye dayalı saldırıları karşısında olağanüstü bir yetenek, irade ve güç ile destanlar yaratan, başta Gostê, Erdal gibi militanlar olmak üzere kahraman dokuz şehidimizi anmak istiyorum. Onların görkemli direnişi temelinde mücadelenin yükseltilmesiyle anılarını yaşatacağımızı ve Zap destanının ruhuyla çizgilerinin takipçileri olacağımızı vurgulayarak sözlerime başlamak istiyorum.

Yeni bir döneme girdik

Halkımızın komploya karşı 11. yıla girişte gerçekleştirdiği protesto eylemlerini çeşitli vesilelerle daha önce de değerlendirdik. Aslında bir haftadan bu yana Kürt cephesi tarafından değerlendirilmektedir. Gerçekten halkımız uluslar arası komplonun 11. yılını büyük bir kitlesellikle ve kararlılık düzeyiyle protesto etti. Özellikle Kuzey Kürdistan’da baştan başa kepenklerin kapatılması, oruç tutulması yine çok değişik kitlesel eylemlerle komploya karşı ortaya konulan protesto düzeyi aslında halkımızın 10 yıl boyunca uluslar arası komploya karşı yürütmüş olduğu mücadelenin ulaştığı düzeyi gösteriyor. Komplonun halkımızı dize getiremediğini, halkımızı ve Önderlik çizgisini zayıflatamadığını tersine Önderlik çizgisinin daha da güçlü bir biçimde halk tarafından sahiplenildiğini ortaya koymuştur. Bu anlamda 11. yılında komploya karşı mücadele sürecinin yeni bir döneme girdiğini belirtebiliriz.

10 yıl boyunca komplonun ideolojik, psikolojik, kültürel, siyasi, diplomatik ve askeri saldırıları karşısında direnen halkımız komployu boşa çıkarmıştır. Kendisini yenilemeyi ve güçlenmeyi başarmıştır. Dolayısıyla yeni dönemde artık komplonun bütün etkilerini ortadan kaldırma kararlılığına ulaşmıştır. Komplonun çözülme süreci başlamıştır. Bu süreç, Önderliğimizi esir alan komplonun artık sona erdirilerek Önderliği özgürleştirme sürecidir.

Bundan sonraki süreci Önderliğin özgürlüğünün sağlanması, komplonun bütün etkilerinin, Kürt toplumunda yarattığı tahribatların aşılması süreci olarak ele alıyoruz. Bu tabi ki büyük bir mücadele sürecidir. Tabi ki toplumsal mücadelenin yeni dönemde daha etkili bir biçimde devreye girmesiyle birlikte gelişebilecek bir durumdur. Yeni dönemde halkımız Önderliğinin özgürlüğünü istiyor. Önderliğin özgürlüğü demek, Kürt sorununun demokratik çözüm sürecine girmesi demektir. Biz Kürt sorununun artık çözülmesi gerektiğini söylüyoruz. Bunu sadece sözle değil, mücadelemizle ortaya koyuyoruz. Halkımız kitlesel gücüyle ortaya koyuyor. İradesini böyle ortaya koyarak uluslar arası komplo karşısında yenilmediğini, uluslararası komplonun haksız bir uygulama olduğunu, bunu kabul etmediğini dolayısıyla Kürt sorununu çözme iradesine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Yeni dönem böyle bir mücadelenin başlatılması ve başarıya ulaştırılması süreci olmaktadır.

15 Şubat'ı protesto eylemlerine sert müdahaleler yapıldı. Birçok yerde ve başta da [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’da polisle eylemlere katılan halk arasında çatışmalar yaşandı. Bu çatışmaların hemen ertesinde Türkiye Başbakanı Erdoğan’ın [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’a gidişini nasıl değerlendiriyorsunuz?

15 Şubat uluslar arası komplo sürecini devam ettirmek isteyen, bütün görkemliliğine rağmen halkımızın geliştirdiği mücadeleyi görmek istemeyen, halkımızın iradesini tanımak istemeyen komplo sürecini devam ettirerek irade kırmayı önüne temel bir görev olarak koyan Türk devleti ve AKP hükümeti bu kitlesel eylemlere vahşi ve sert bir yönelim içine girdi. Bu yönelimin amacı halkımızın iradesini kırmak, komplonun devamını sağlamaya dönük bir pasifikasyon ve sindirme sürecini geliştirmektir. Başka bir anlamı yoktur. Söz konusu protesto eylemleri birkaç gencin gerçekleştirdiği sokak gösterisi değildir. Türk polisinin coplarla gazlarla vahşice saldırdığı kitlesel protesto eylemleri Kürt toplumunun tümünü içeren bir temsiliyete sahiptir. İçinde parlamenteri, belediye başkanı, siyasetçisi, akademisyeni vardır yine esnafı, tüccarı, yaşlısı, genci, kadını erkeği her toplumsal kesimden insan vardır. Üç yaşındaki çocuklardan hatta kundaktaki bebeklerden yaşlı ninelere kadar herkesin bulunduğu bir topluluğa saldırma durumu vardır.

Toplum hiçleştirilmek isteniyor

Bu çok önemli ve ciddi bir durumdur. Yani eğer eylemci bir grubun sokağa çıkıp eylem yapmasına karşı Türk polisinin bir saldırısı olsa buna bir biçimde anlam verilebilir. Ama ortada bir toplumsal hareket vardır ve bu toplumsal hareket tüm toplumsal kesimleri içeriyor. Toplumsal irade diyebileceğimiz düzeyde bir toplumsal duruş var. Bu anlamda bir protesto eylemliliği ve buna çok vahşi bir biçimde saldırılıyor. Biz 'İsrail'in Filistin’de uyguladıklarından daha ağır bir yönelim' derken aslında bunu kastettik. Yani bu toplumu hiçleştirmedir. Bu çok iyi gösterdi ki AKP, Kürt toplumunu hiçleştirerek, güdümüne almak istiyor.

Tüm toplumsal kesimlerin kitlesel bir biçimde temsilini bulduğu bir eyleme böylesine bir saldırı başka bir anlama gelemez. Kaldı ki burada 10 yıl önce gerçekleşmiş bir komplo protesto ediliyor ve bu sadece bize karşı değil, Türkiye'ye karşıda yapılan bir komplodur. Komplocu güçler Önderliğimizi esir alarak Kürt-Türk çatışmasını yaratmak istiyorlardı. Biz bu komploya karşı barış, çözüm ve kardeşlik diyoruz. Şimdi polis böyle diyen insanlara, kadınlara ve çocuklara saldırmaktadır. Vahşi bir saldırıdır ve halkımızın iradesini ayaklar altına almadır. Biz bunu hiçbir biçimde kabul edemeyiz. Hiçbir onurlu Kürt, Türk polisinin Amed’de Batman’da sergilediği bu vahşeti kabul edemez, etmemelidir.

Böylesi bir saldırı ardından Başbakanın Amed’e gelme durumu söz konusu olmuştur. Daha önce de 17 Ekimde İmralı’da Kürt Halk Önderliğine fiziki bir saldırı olduğu duyuldu. Halkımız bu saldırıya karşı çeşitli düzeylerde demokratik tepkilerini gösterirken Başbakan Amed’e gelmek istedi ve bir hafta boyunca bilinen olaylar dizisi yaşandı. Bu sefer Amed ve Batman’da yine [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’de ve değişik yerlerde polisin hakaret edici, hiçleştirici, vahşi saldırısı gerçekleşiyor yine aynı biçimde Başbakan’ın tekrardan Amed’e gelme durumu yaşanıyor. Bu tabi zorlayıcı ve provoke edici bir tutumdur. “Hem sizi vururum, döverim hem de gelir size sözlerimi dikte ettiririm” gibi bir anlama gelmektedir. Gelişi böyle değerlendirilmiştir. Öyledir de. Aslında Erdoğan’ın tam da böyle bir süreçte Amede gelmiş olması beraberinde daha farklı bir süreci getirebilirdi.

Öcalan'ın çağrısı etkili oldu

Başbakan'ın [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'a gelişinin büyük gerginliklere ve hatta çatışmalara yol açacağı beklentisi yoğundu. Ancak herhangi bir olay ya da gerginlik yaşanmadı bunu neye bağlıyorsunuz?

Evet, Cumartesi günü Başbakan Amed'e geldi ve hiçbir olay yaşanmadan sükunet içinde AKP kendi mitingini yaptı. Gerginlik vardı ama beklenenin aksine herhangi bir olay yaşanmadı. Bu öyle kendiliğinden olmadı. Buna yol açan nedenler vardır ve bunu iyi anlamak gerekir. Bazı çevreler bunu yanlış değerlendiriyorlar, işin gerçeği öyle değildir. Çarşamba günü önemli iki olay yaşandı. Bunlardan biri; 15 Şubat’ta Amed’de 14 Şubat’ta da Batman’da Türk polisinin yaptığı vahşiyane saldırılar karşısında [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin çarşamba günü hem Amed hem de Batman’da bu saldırıları kınayan kitlesel protesto yürüyüşleri gerçekleşti. Amed’deki valinin devletin buna müsaade etmeyeceği biçiminde bir beyanatı da oldu. Eğer polis bu yürüyüşlere müdahale etmiş olsaydı ben eminim ki Sayın Başbakan değil Amed’e girip miting yapma belki de Amed kapısından içeriye giremeyebilirdi. Fakat anlaşılıyor ki bizzat başbakanın müdahalesi sonucu bu yürüyüşlere saldırı durumu olmadı. Amed’de kısmi bir olay oldu o da bazı gençlerle bir çatışma durumu yaşanmıştır o kadar. Bu önemliydi.

İkinci ve en önemlisi ise aynı gün avukatlarıyla görüşme yapan Kürt Halk Önderliği Başkan [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ın bizzat Sayın Başbakana bir barış çağrısı yapması durumu yaşandı. 'Gitsin [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'lilerle konuşsun, hatta Amed, Batman'a gitsin konuşsun' biçiminde sözleri ve barış çağrısını geliştirme durumu vardı. Bunu tabi ki hem [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] dikkate aldı, hem hareket olarak biz dikkate aldık, göz önünde bulundurduk. Bu paralelde [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin çağrıları oldu. Çeşitli [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] yetkililerinin sükunete dönük çağrıları oldu. Bizim de bizzat üzerinde durmamızla birlikte Sayın Başbakan olaysız bir biçimde Amed’e girip mitingini yapıp gitti. Bu doğru anlaşılmalıdır, bu bir mesajdır aynı zamanda. Önder Apo’nun bir mesajıdır. Amed halkı Başbakandan, Önder Apo'nun mesajını dikkate alması temelinde bir tutum ortaya koymuştur. Yoksa hiçbir olayın olmamasının başka bir izahı olamaz. Kalkıp da bunu ‘çok yüksek güvenlik tedbirleri’ne bağlamak abestir. Bazıları bu durumu çarpıtıyor.

Amed çok önemli mesaj verdi

20 Ekimde de yüksek güvenlik tedbirleri vardı ama o kadar protesto, o kadar kavga gerçekleşti. Polisin yoğun tedbir almış olması belki bir düzeyde caydırıcılığa neden olabilir ama olayları önleyemez. Hayır, ortada Amed halkının çok örgütlü bir duruşu vardır. Dikkat edelim, Amed halkı hiçbir olay yapmamış ama kepenk kapatmıştır. Kendisi mitinge gelmemiştir. Mitinge gelenler, bindirme kıtalardır. Komşu illerden toplanarak getirilmiştir. Bu konuda Amed halkının ortaya koyduğu tutumu ve verdiği mesajı hiç kimse hafife almamalı ve çarpıtmamalıdır. Çok önemli bir mesaj vermiştir.

Ben bu vesileyle bir kez daha çok değerli yurtsever Amed halkımızı saygıyla selamlıyor, mücadelelerini takdirle karşılıyorum. Ortada çok bilinçli, demokratik ve kitlesel tutum vardır. Amed halkı Başbakana karışmamış, sükuneti sağlamış fakat öyle dinlemeye gitmemiş, kepenk kapatmıştır. Bazı Türk basın yayın organları da semtlerde tamamen, merkezde ise yüzde seksen yüzde doksan kepenk kapatıldığını söyledi. Bu önemli bir mesajdır.

Ben, başta Sayın Başbakan, AKP hükümeti ve Türk devletinin Amed halkının şahsında Kürt halkının sergilemiş olduğu bu örgütlü duruşu, kendi Önderliğini dikkate alan bu anlamlı mesajını doğru okuyacaklarını umuyorum. Önder Apo'nun yapmış olduğu barış çağrısına olumlu cevap vermelerini halkımız bekliyor. Yoksa 15 Şubat günü yapılan işkenceler ardından hiçbir biçimde Başbakanın Amed’e gelip de olaysız dönmesi mümkün olamazdı. Olaysız bir biçimde gelip gitmesi belirttiğim hususlar temelinde mümkün olabilmiştir.

Tabi süreci doğru değerlendirmek, doğru okumak önemlidir. Çözümden yana tutum geliştirmek, sürecin çözümden yana evrilmesini sağlamaya dönük çabalar sergilemek, o yönlü haberler yapmak, yorumlar geliştirmek daha doğru ve gerçekçidir. Ama ne yazık ki bazı basın yayın organları, bazı köşe yazarları halen tahrik üslubunu geliştiriyor. “[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin tahriklerine rağmen bir şey olmadı, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin çağrılarına rağmen herhangi bir olay yaşanmadı” biçiminde sırf karşı olma adına gerçekleri çarpıtmanın, bununla sağı solu tahrik etmenin hiç kimseye yararı olmadığını düşünüyorum. Bu tür üslup kullanan kişilerin de bundan vazgeçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bunun çok ciddi bir toplumsal olay olduğunu, buna çomak sokarak yaklaşmamak gerektiğini belirtmek istiyorum. Çözüme dönük ortamın geliştirilmesi, bunun için Kürt halkına saygı gösterilmesi gerekir. 'Çağırdılar ama olmadı' gibi üsluplardan vazgeçilmesi gerekir.

[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye teşekkür etmeleri gerekiyor

Bununla Fetullahçı yazarları ve basın yayın organlarını mı kastediyorsunuz?

Hayır, sadece onları kastetmiyorum. Onlar zaten birer özel savaş organı gibi ne olursa olsun hep saldırı halindeler. Daha başka çevreler de hala benzer biçimde küçümseyici yaklaşımlar geliştiriyorlar. Örneğin bazı yayın organları Kürt halkını küçümseyen, Kürt halkının her başarılı girişimi altında farklı anlayışlar arayan bir yaklaşım içinde ve buna dönük bir üslup kullanıyor. Normalde [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’ye teşekkür etmeleri gerekirken işte bilmem “[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] provokatif üslubuna ve tahriklerine rağmen polisin aldığı tedbirler sayesinde bir olay çıkaramadı” türünde Kürt halkını küçümseyen, iradesini hiç dikkate almayan, aslında altında çok derin bir hakîm ulus şovenizmi taşıyan söylemler ve yorumlar geliştirildi. Bu her olumluluğu kendine mal eden, her olumsuzluğu karşıtına yüklemeye çalışan, kendini beğenmiş, tepeden bakan, propaganda olsun diye gerçekleri sürekli görmezden gelen ve dolayısıyla da büyük bir yalancı konumuna düşen bir anlayışın ürünüdür.

Bazı yazarlar tahrik ediyor

Kastettiklerim bu tür çevrelerdir. Bu Türk basınında yaygın bir anlayıştır. Hatta geçmişte kendisine en benim diyen köşe yazarlarında bile buna benzer tutumlar çok görülmüştür. Sadece son günlerdeki yaklaşımları kastetmiyorum. Örneğin biz kontrollü bir savunma savaşını yürütüyoruz. 2005-2006 yıllarında daha kontrollü bir savunma savaşı yürütürken başta Taha Akyol gibi kendini çok akıllı sayan başkalarına akıl vermeyi bir marifet gören bir takım köşe yazarları bile “[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] eskisi gibi saldırı eylemleri yapamıyor, gücünü kaybetmiş, gücü yok, yerinden kalkamıyor, ancak taciz eylemleriyle, uzaktan kumandalarla eylem yapıyor' gibi bir tahrik üslubu kullanıyorlardı. Yani adeta 'Siz daha fazla asker öldüren imha eylemleri yapmıyorsunuz' bunun için sizi dikkate almıyoruz dercesine bir üslup sergiliyorlardı. Bunların bazıları bunu bilinçlice yapıyordu ama bazıları da böyle bilgiçlik taslama yaklaşımının sonucu olarak yapıyordu. Bazıları bilinçli bazıları bilinçsiz böyle tahrik edici bir üslubun sahibiydiler. Oysaki biz kontrollü bir savunmayı yürütmek istiyoruz. Fazla asker ölmesini, fazla kan dökülmesini değil daha çok gelişen saldırılara karşı kendisini koruyan, halkın iradesini daha diri tutan, hukuksuzluklara karşı çaresiz bir duruş sergilemeyen savunma stratejisi temelinde bir tepki ve savunma pozisyonunu geliştiriyorduk. Daha sonra gerekli görüldü ve 2007’de Oramar, Bezele ve başka birçok yerde imha eylemleri de gerçekleştirdik. Acaba bu tür imha eylemleri gerçekleştiğinde bu yazarlar ne dedi, ne düşündü bunu merak ediyorum. Takip ettim aslında sus pus olmuşlardı, yani bu konuya hiç değinmiyorlardı. Çünkü yalancı çıktıklarını biliyorlardı. Samimiyetin varsa çık kamuoyunun karşısına yalan söylediğini, tahminlerinin çıkmadığını, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’yi küçümsediğini, hafife aldığını gücünün olmadığını belirttiğini, kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini söyle. Söylemezler tabi, çünkü iyi biliyoruz ki, Türk basınında böyle etik bir sorun vardır ve bu sorunda ister istemez Türk basınını önemli oranda özel savaşın yedeği durumuna getirmektedir.

Şiddet varsa sorumlusu AKP ve Türk devletidir

Erdoğan'ın Amed'de yaptığı konuşmayı nasıl buldunuz? Bazı basın yayın organları önemli mesajlar verdiği yönünde değerlendirmeler yapıyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Aslında Erdoğan'ın Amed mitinginde söylediği bir şey yoktur. Klasik bir seçim konuşması yaptı. Neleri yaptığını, neleri yapacağını söyledi o da abartarak ve tabi gerçekleri göz ardı ederek konuştu. Örneğin herkesin övgü ile bahsettiği başta Amed olmak üzere [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’li belediyelerin halka dönük hizmetlerini küçümseyen bir propaganda üslubu kullandı ve her zaman olduğu gibi bazı gerçekleri de çarpıttı. Şimdi diyor ki “Güvenlik önemli, güvenlik olmazsa bölgeye yatırım gelmez, çatışma olursa, terör olursa yatırım gelmez”. Peki, terörün çatışmanın ortadan kaldırılması için sen ne yaptın? Bu kadar operasyonlara karar veren kişi sen değil misin? Daha birkaç gün önce Amed sokaklarında yaşandığı gibi vahşi devlet terörünü uygulayan, ortamı tahrik eden ve herkesi bastıran bir politika yürüten sen değil misin. Bugün Amed’de ve Kürdistan'da bir şiddet varsa bunun sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti devleti ve AKP hükümetidir. AKP hükümeti yedi yıldır işbaşındadır.

Biz on altı yıldır bu sorunun barışçıl bir biçimde çözümü için çaba sarf eden bir hareketiz. Önder Apo on yıldır İmralı’da bunun için mücadele veriyor. Kürdistan’da açlık varsa, askeri işgal ve savaş durumu varsa bunun sorumlusu devletin inkâr ve imha siyasetidir. Bu gerçekler görülmeden tek taraflı olarak Kürt halkının teslim alınmasının dayatması vardır.

Yine etnik milliyetçilik yapmadığını söylüyor. Sen diyorsun ki “Tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek dil” Bu etnik milliyetçilik değil de nedir? ‘Benimki etnik değil başkasının ki etniktir’ böyle bir yaklaşım olabilir mi? Kendin ulusal kimliğinle o kadar gurur duyuyorsun her yere bunu yaymaya çalışıyorsun, ayaklar altında ezdiğin, cop altında bıraktığın bir halk kimliğine sahip çıktığında “kimlik siyaseti yapıyorlar” diyerek siyaset yapıyorsun. İyi güzel de en fazla kimlik siyasetini, şoven, hakim ulus temsilini sen yapıyorsun. Tekleşmeyi dayatmak, herkesi zorla Türkleştirmek zorba, çağdışı, ırkçı bir etnik siyaset anlayışı değil midir?

Erdoğan özür dilemeliydi

Kısaca söylediği bunlardır. Bunlar da Türk devletinin ve Erdoğan’ın öteden beri söylediği basbayağı laflardır. Özet olarak hiçbir şey söylememiştir diyebiliriz. Mesela Amed’de halktan bir özür dileyebilirdi. En azından “Beş gün önce burada kadınlar, çocuklar cop altında kaldı, bu tür tablolardan üzgünüm” veya benzer bir söz edebilirdi. Yaşanmış bir olaydı çünkü. Bunu söyleyemedi, neden? Çünkü bunlar bizzat kendisinin talimatıyla yapılmıştır. Bunu yapan vali, polis bizzat bu hükümetin ve bu başbakanın talimatıyla yapmıştır. Kısaca ben herhangi bir mesaj verdiğini düşünmüyorum. Basbayağı gerçekleri gizleyen kendi propagandasını yapan bir konuşma yaptı.

Adil seçim yarışı yok

Ben bir kez daha Amed halkının sergilediği tutumun doğru değerlendirilmesini diliyorum. Kürt halkı özellikle seçim sürecinde yapılmakta olan adaletsizliği adil ve eşit olmayan uygulamaları düzeltmelerini bekliyor. Biz gerçekten seçimlerin sükunet içinde adil ve demokratik bir ortamda geliştirilmesini istiyoruz. Arzumuz budur ama mevcut durumda böyle bir tablo söz konusu değildir. Devlet imkanlarını kullanarak yardım adı altında, beyaz eşya, kömür vb. dağıtarak oy pazarlığını yapmayı, ahlak dışı bir biçimde satın almaya çalışmayı bir yana bırakalım devletin polisi, devletin valisi bugün Kürdistan'da AKP çalışanı gibi hareket ediyor. Polis baskı yapıyor, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’lilerin çalışmasına fırsat vermiyor, göz açtırmıyor. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] yöneticileri açıkladılar, bir yerden bir yere giderken bile saatlerce yoklamadan geçiriliyorlar. Yani adaletsiz ve eşitsiz bir uygulama vardır. Eğer Erdoğan onurlu ve adil bir seçim yarışını geliştirmek istiyorsa önce bu adaletsizliği ortadan kaldırmalıdır. Valilerin bir AKP il başkanı gibi çalışmasını durdurmalıdır. Bir taraftan para veriyor, bir taraftan kandırmaya çalışıyor, bir taraftan dini kullanıyor, diğer taraftan baskı uyguluyor, valiyi, polisi kullanıyor, iradeyi kırmak istiyor, işkence yapıyor, askeri kullanıyor. Bu kadar vicdansızlık ve adaletsizlik hiç kimsenin kabul edebileceği bir durum değildir.

Bütün bunlarla birlikte duyduğuma göre, halk tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] adaylarının önemli bir kısmını da sakıncalı diye başvuruları reddediliyormuş. Bu tamamen hukuki değil, siyasi bir tutumdur. Bütün bunlar şimdiden seçim sürecine gölge düşürdüğü gibi sandıklara da müdahale edebilecekleri kuşkusunu gündeme koymaktadır. İşte bu noktada şunları belirtmek istiyorum; başbakan en azından Amed halkının vermiş olduğu mesajı doğru okuyarak bu konudaki haksız uygulamaları durdurabilir. Durdurmalıdır. Ancak o zaman gerçekten bir seçim ortamını muhafaza ettiğini ve Türkiye’nin gerçekten bir seçime gittiğini söyleyebilir. Bunun da sorumlusu başbakan ve AKP hükümetidir.

Hüseyin Çelik'in neresi dindar, neresi adil?

Süreç seçime doğru giderken Kürt halkı, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] halkının verdiği mesajı nasıl okumalı ve ne yapmalı?


Her şeyden önce Kürt halkı kendini yanıltmamalı. Karşıdaki devlet ve hükümet Kürt halkını iradesizleştirmek istiyor. Bunu asker potini, polis copuyla yapmak istiyor. Bununla yetinmiyor aynı zamanda Kürt halkıyla adeta alay edercesine hem uygulamalarıyla aç bırakıyor, sonra da bu açlığını ona karşı kullanarak ‘karnını doyururum, seni kullanırım ve istediğim gibi hizaya koyarım’ anlamına gelen yöntemler izliyor. Rüşvetçilikle, para-pulla yani her türlü yöntemi kullanarak sonuç almak, Kürt halkını iradesizleştirmek istiyor. Halkımızın dini duygularını ne kadar kullandığını herkes biliyor. Oysa gerçek öyle değil. Amed’de meydana çıkarıp tanıttıklarının hangisi dindar? Hepsi kodaman tiplerdir. Zengin olmak isteyen, bunun için ruhunu satan, içinden geldiği toplumun değerlerine sahip çıkmayan, mal-mülk sahibi olmak için milletvekili, bakan, belediye başkanı olmak isteyen kişilerdir. Hüseyin Çelik’in neresi dindardır? Neyi adildir? Herkes biliyor ki daha birkaç yıl önce yoksul bir çevre iken bugün Çelik kardeşler milyarder olmuşlardır. Şimdi bunu hırsızlamadan çalmadan yapmaları mümkün müdür? Bunu tüm Van halkı ve Türkiye halkları biliyor. Çalıp çırpmayla, hırsızlamayla milyarder olduklarını herkes biliyor. Halkımız AKP’nin geliştirdiği bu safsatalara bir son vermeli, gerçekten bu seçimlerde gereken tutumu artık koymalıdır. Bir taraftan dini duygularını sömürmeye çalışıyor, bir taraftan açlık durumunu sömürmeye çalışıyor, bir taraftan polis copunu, asker dipçiğini kullanarak sonuç almak istiyor. Devletin bütün imkanlarını arkasına almış Kürt halkını iradesizleştirmek, Kürdistan'da katliam geliştirmek için bunları yapmaktan çekinmiyor.

AKP Kürdistan'ın Kadima'sıdır

Halkımız iyi bilmeli Kürdistan'da AKP Kürdistan'ın Kadima’sıdır. Nasıl ki Filistin halkı istediği kadar ‘ben muhafazakarım liberalim’ desin hiçbir biçimde Kadima’ya oy vermiyorsa Kürt halkı da düzen partilerine böyle yaklaşmalıdır. En başta da Kürt halkını iradesizleştirme ve onun Özgürlük Hareketini tasfiye etmede rol üstlenmiş bulunan, bu konuda genel tutum ortaya koyan, Kürt halkının evlatlarının kanı temelinde iktidarını inşa etmek isteyen AKP zihniyetini kesinlikle bir Kadima partisi gibi yaklaşım göstermeli bu tutumunu bu seçimlerde ortaya koymalıdır. Çünkü AKP Kürdistan'ın Kadima’sıdır.

[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] en güçlü netleşmeyi yaşıyor

Son günlerde örgütünüzde bazı iç sorunlar olduğu yönünde haberler yeniden Türk basınında verilmektedir. Bu konuya ilişkin bir şey belirtmek istiyor musunuz?


Türk özel savaş rejiminin bu tür ahlaksız, tamamen yalana dayalı, düzmece, psikolojik savaş senaryolarıyla zaman tüketmek istemiyorum. Bu konuya ilişkin sadece şunu söylemek istiyorum; demokratik kamuoyu ve halkımız bu tür haberlerin masa başında yapılan psikolojik savaş yalanları olduğuna emin olmalıdır. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] hareketi bütün mücadele dönemleri boyunca, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] 10.kongresinde de ortaya çıktığı gibi en çok bu dönemde güçlü bir birlik ve netleşmeyi yaşamış ve yaşamaktadır. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’de hiç kimse kendisi için yaşamıyor, kendisi için düşünme durumunda değildir. Ben dahil, hepimiz birer fedaiyiz. Büyük bir yoldaşlık ruhuyla birbirimiz için tereddütsüzce hayatımızı ortaya koyabileceğimiz yoldaşlarımla benim aramda sorunlar olduğu, çatışmalar olduğu yönünde sürekli yalan haberler yayınlıyorlar. Halkımız bunlara inanmamalı, tümüyle psikolojik savaş senaryolarıdır. Onlar çatlasa da patlasa da [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] büyük bir birlik ruhuyla tarihin bu önemli aşamasında Kürdistan özgürlük hareketini başarıya taşıma mücadelesini sürdürecek ve sonuç almayı bilecektir.

Barkey'in yaklaşımı ahlaksız ve aşağılayıcı

Kısa bir süre önce Henri J. Barkey'in Amerika'nın yeni Başkanı Obama için hazırladığı bir rapor gündeme geldi. Bu rapor [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin silahsızlandırılmasını hedefliyor. Ayrıca raporda 'Türkiye'de [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] dışındaki Kürt oluşumlarının liderlerinin Amerika tarafından eğitilmesi ve yine Avrupa’da yayın yapan Kürt televizyon kanalının yayınlarının durdurulması' gibi dikkat çeken hususlar var. Bu raporla amaçlanan nedir? Siz raporu nasıl değerlendirdiniz?

Bu rapor aslında yeni dönemde hareketimize karşı gündemleştirilen ve geliştirilmek istenilen uluslar arası komplonun yeni konseptini de ele veriyor. Onun genel çerçevesini, zihniyetini ortaya koyuyor. Aslında daha önce de benzer raporlar yayınlandı. Bu biraz daha açıkça niyetlerini ortaya koyan, zihniyetini ele veren bir rapordur.

Bununla birlikte bu rapor, gerçeklerden oldukça uzak, finans kapitalin soyut zihniyetinin bir ürünüdür. Yani halkları sürü yerine koyan bir zihniyetin ürünüdür. Irak’a da bu zihniyetle müdahale edildi, ne sonuç alındı? Sen halkları sürü yerine koyarsan haksız bir biçimde saldırılar geliştirirsen sonuç alamazsın. Bu raporda bu mantığı bir kez daha görüyoruz. Raporu hazırlayan Henri Barkey adındaki kişinin Kürt halkını bir pire yerine bile koymayan ahlaksız ve aşağılayıcı bir yaklaşımı söz konusudur. Rapor halkımıza tepeden bakan, iradesini hiçe sayan, hakaret eden, bir güç olarak görmeyen, hiçleştiren bir zihniyetle kaleme alınmıştır. Her şeyden önce bu beyefendi ve aynı zihniyeti taşıyanlar şunu anlamalı ki [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] sadece dağdaki 7-8 bin gerilladan ibaret değildir. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız], Kürdistan'da büyük bir toplumsal gerçekliktir. Kürt halkına yapılan ve kökleri tarihin derinliklerine dayanan büyük haksızlığın toplumsal ifadesidir. Ortada bir büyük haksızlık vardır. Bu haksızlığa karşı Kürt halkının 200 yıllık davası söz konusudur. Bu iki yüz yıllık davayla alay edercesine ‘Şunu şuradan kaçırırım bunu burada eğitirim, yani köleleri eğitirim ve böylece çıkarlarıma göre kullanırım’ dercesine aşağılayıcı bir üslup kullanıyor. Sanırsınız ki satranç oynuyor. Böyle çok terbiyesiz bir yaklaşım söz konusu.

Bu yaklaşım sahipleri daha önce şunu da demişlerdi “Biz Kürt Halk Önderi Öcalan’ı yakalarsak [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] altı ay içinde çöker”. Böyle söylediler ve Önderliğimizi esir aldılar. Ama sonuç ne oldu? [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] çözüldü mü? Hayır. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] daha da güçlendi, Önder Apo'nun çizgisi daha da büyük bir güç haline geldi. Şimdi bu temelde halkımızın on yıldır uluslar arası komploya karşı yürüttüğü mücadeleyi görmeyen bir anlayış, gücü ne olursa olsun yenilmeye mahkumdur. Çünkü ortada bir güç var. Sen bu gücü önce dikkate alacaksın. Bunu hafife alırsan yanılırsın. Bu güç çelikleşmiş bir güçtür. İnançlı, kararlı, kendi değer yargılarına bağlı bir toplumsal gerçekliktir. Sen bunu nasıl kaptı kaçtı yöntemleriyle bertaraf edebileceğini düşünüyorsun.

Kürtler kimsenin müfrezesi değil

Kısaca bu adam çok ukalaca ve terbiyesizce bir yaklaşım sergilemiştir. Daha önce de benzer raporlar vardı. Aslında bunların hepsi aynı içeriktedir. Bu adam Talabani’nin oğlunu yanına alarak [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] yi bitirebileceğini düşünüyor. Ben her şeyden önce şunu söylemek istiyorum. Ne Kuzey Kürtleri, ne Doğu Kürtleri, ne de Güney Kürtleri kimsenin silahlı müfrezesi değildir. Artık Güney Kürtlerinin de onun bunun müfrezesi olup kendi kendisine karşı savaştırılacak bir pozisyona girmeyeceğini düşünüyorum. Yurtsever Kürdistan halkı artık buna izin vermeyecektir. Bütün bunlara rağmen böyle bir durum olsa bile sonuç mı alınacaktır? Hayır. Bunu yakın tarih bize çok iyi gösteriyor. Geçmişte Kürt siyasetinde yaşanan hatalar sonucu çeşitli entrikalarla Güneyli güçleri, Türk ordusunu NATO’nun da desteğiyle [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin üstüne sürmediniz mi? 92’de başlayan bir savaş süreci 2000’e kadar çeşitli aralıklarla devam etmedi mi? Sonuç ne oldu? O zaman sonuç alındımı ki şimdi sonuç alınabilsin. Sonuç alınamayacağı açıktır.

ABD planı sonuç almayacak

Bu tür raporlarla zihniyetini ortaya koyan bu uluslar arası sermaye güçleri böyle ukala tipleri ortaya atarak yalan-yanlış, derme-çatma, toplumları hiçe sayan tutumlarla hiçbir sonuç elde edemezler. Bunlar üst düzey yöneticileri yanıltan, belli bir istikamete doğru yönelten, çarpık, belli sermaye merkezlerinin çıkarlarına dayanan çalışmalardır. Bu komplocu zihniyetin alçakça, Kürtler arası çatışmayı raporunun eksenine aldığını vurgulamak isterim. Yani diyor ki ‘Ben Kürtleri çatıştıracağım, birbirine karşı savaştıracağım, böylelikle Kürt ulusal gerçekliğini kendi çıkarlarım için paçavra yapacağım’ Bu kadar ukaladır. Bu tür anlayışlar gerçeğe dayanmayan anlayışlardır. Sonuç alamayacak ve kazanamayacaklardır.

Çünkü biz haklıyız ve en büyük güç haklılıktır. Bu iyi bilinmeli. En büyük güç kaynağımız haklılığımızdır, doğru çizgimizdir. Kürdistan özgürlük hareketinin bu tür politikalar karşısında yenilmez bir güç olduğunu, Kürt halkının ise, onuruna düşkün, onuru için gerekirse onlarca yıl da direnebilecek bir halk olduğunu geçmiş pratik ortaya koymuştur. Gerekirse halkımız bunu defalarca ortaya koyabilecek potansiyele sahiptir. Ama biz diyoruz ki, eğer bölgede istikrar geliştirilmek isteniyorsa önce istikrarsızlık nedenleri doğru ortaya konulmalıdır. 1920’lerde Ortadoğu’da oturtulan sistem Kürt halkını yok sayan bir anlayışı içermektedir. Önce yapılan bu yanlışı düzeltmekle işe başlanırsa doğru sonuçlara gidilebilecektir. Yani Kürt halkının da burada bir toplum, bir halk olduğunu, halk olmaktan kaynaklı haklarına sahip olması gerektiğini esas alan bir anlayış ve bu çerçevede geliştirilebilecek politikalar ancak sonuç alabilir. Bunun dışındaki tüm politikalar beraberinde çatışma, kriz ve istikrarsızlık getirecektir. Bu kesin bir olgudur.

Amerika'nın yeni başkanı Obama'nın göreve gelmesinden sonra ilk icraat olarak [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'a dönük uygulamalara gidilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

ABD Kürt halkına yanlış yaklaşmaktadır. Kürdistan ülkesi 1920’lerde dört parçaya bölünmüş bir ülkedir. Irak Kürdistan'ı bunun küçük bir bölümüdür. Ama ABD Irak Kürdistan’ını Kürdistan saymakta, diğer parçaları da kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilecek topluluklar olarak görmektedir. Böyle olunca da çıkarları çerçevesinde düşman olarak görmekte ve Kürt halkına karşı esas itibariyle düşmanlık yapmaktadır. ABD bu politikasıyla Kürtler arasına “iyi Kürt kötü Kürt” diye ayrım koyarak ve sadece Irak Kürdistan’ını Kürdistan görüp diğerlerini de sömürgeci baskıya tabi tutma politikasını öngörerek Kürt halkına karşı aslında düşmanlık yapmaktadır. Bunun daha önce Clinton döneminde yapılması sonucu Kürt Halk Önderliği Başkan Apo ABD tarafından Kenya’da tutuklanarak Türkiye'ye verilmiştir. Daha sonra iktidara gelen Cumhuriyetçiler “Biz bu politikalara katılmıyoruz, bunu telafi edeceğiz” gibisinden yaklaşımlarla Kürt halkını beklentiye sokmuşlardır. Kendi çıkarları doğrultusunda yaklaşmışlar ve en sonunda da '[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] düşmanımızdır' diyerek Kürt halkına karşı gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır. Şimdi iktidara gelen Obama hükümeti bu yanlışları düzeltebilirdi ama öyle görülüyor ki o da aynı çizgiyi izleyecek ve düzeltmeyecektir. Fakat halen düzeltme şansı vardır.

ABD'nin yeni döneminde de şiddet politikası esas alınacak

Biz burada şunu söylüyoruz, Kürt halkına karşı yürütülen bu düşmanlık politikası bölgede istikrarsızlığın temel nedeni olacaktır. Kürt halkını hiçe sayan, dengelerin kurbanı haline getiren çıkarcı bir politika sorunları çözemez. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’a yaklaşım bunun bir sonucudur. İran’la ilişkisini düzeltmek istiyor, bunun için “[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız], [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’ye yakın bir duruş sergiliyor o da [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] gibidir” diyerek aynılaştırmaya gidiyor. Ve böylece Kürt halkı hesabına İran’a sıcak bir mesaj vermiş oluyor. Bu yanlış bir politikadır. Doğu Kürdistan'da İran rejimine karşı özgürlük mücadelesi yürüten halkımızın özgürlük davasına karşı bir hakaret, bir yanlış yaklaşımdır. Esas olarak Kürt halkı Obama hükümetinden Clinton döneminde yapılan ve Bush döneminde de düzeltilmeyen yanlışı düzeltmesini bekliyordu. Bunun için Obama iktidara geldiğinde Kürdistan'ın bazı köylerinde düğün bile yapıldı. Çünkü Kürt halkına karşı bir hakaret yapılmıştır, Önder Apo esir edilmiştir. Ona rağmen Kürt halkı ABD’ye karşı bir düşmanlık yapmamıştır. ABD’den kendi hatasını düzeltmesini, verilen zararın telafi edilmesini istemiştir. Bu da ancak Kürt sorununun demokratik çözüm sürecinin geliştirilmesi Önder Apo'nun tekrar özgürlüğüne kavuşturulmasıyla mümkündür. Kürt halkı ABD ve uluslar arası güçlerden çıkarları uğruna Kürt Özgürlük Hareketini terör listesine koymasını değil; Kürt sorununun bölgedeki sömürgeci devletler tarafından şiddet yöntemiyle bastırılmasını değil; Kürdistan'da barışçıl politikaları desteklemesini, Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözümü için çaba göstermesini beklemektedir. Ama görülüyor ki böyle yapmayacaklardır. Henri Barkey’in raporu, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’a karşı tutum bunlar gösteriyor ki Kürdistan'da öteden beri var olan şiddet politikasını esas alacaklardır.

ABD politikasını değiştirmezse halkımız yeni değerlendirme yapacaktır

Eğer halkımızın beklentilerine cevap verilmez ve halkımıza karşı hakaret politikası ısrarla devam ettirilirse halkımız da o zaman yaklaşımını yeniden gözden geçirmek ve yeni bir değerlendirmeye gitmek zorunda kalacaktır. Tekrar ediyorum, bu yanlışlıklar düzeltilmezse biz halk olarak yeni bir değerlendirmeye gitmek durumunda olacağız. Halkımız hiçbir zaman uluslar arası sermaye güçlerinin ve bölgedeki egemen devletlerin şiddet yöntemleriyle bastırma politikalarını asla ve asla kabul etmeyecektir. Buna karşı büyük bir toplumsal direnişi gösterecek ve bu tür haksız yönelimlere karşı mücadelesini sürdürerek sonuç almayı esas alacaktır.

ABD'den yardım beklemiyoruz

Bizim bu konuda çağrımız şudur; başta ABD olmak üzere uluslar arası güçler Kürt sorununa karşı yaklaşımlarını düzeltmeli, Kürt sorununda şiddet yöntemlerini değil; barışçıl yöntemleri desteklemelidirler. Kürt halkının beklentisi budur. Biz kimseden başka herhangi bir destek, yardım şu bu istemiyoruz. Kimseye minnetimiz yoktur. Sadece haklı davamıza doğru yaklaşmalarını istiyoruz.

Diğer bir husus da ABD'nin [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'a bu yaklaşımı İran'ın beş yıldan beri yürüttüğü propaganda stratejisini tümüyle boşa çıkarmıştır. Türkiye'nin ve Türk basınının aynı doğrultudaki bütün değerlendirmelerini yalanlamıştır. Çünkü bunlar '[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız], [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'nin taktik bir örgütlenmesidir, ama arkasında ABD'nin desteği vardır, sırtını ABD’ye vererek İran’a karşı mücadele yürütüyor' minvalinde birçok değerlendirme yapmaktaydılar. Bunların hepsinin yalan olduğu, doğru olmadığı ortaya çıktı. Ortada öyle ne [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]’nin taktiği ne ABD’nin bir desteği vardır. Ortada zulme karşı Doğu Kürdistan halkının Önder Apo felsefesinden etkilenerek kendini yeniden örgütlemesi ve saldırılar karşısında direnmesi vardır. Bunun dışında bir şey yoktur. Diğerlerinin tümüyle bir çarpıtma olduğu ABD’nin bu kararıyla ortaya çıkmıştır.

Sanırım bu konuda en çok düşünmesi gereken güçlerden birisi de İran İslam Cumhuriyeti’dir. Beş yıldır niye böyle yanlış tespitler temelinde siyaset yürüttü ve Kürt halkını karşısına aldı. Şimdi İran’ın da bu yanlışını düzeltmesi ve Kürt halkına, onun özgürlük istemine karşı daha doğru bir politikayla yaklaşması gerekmektedir.

ERDAL ERGİN-[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]





__________________
Dün gece

Babil’e iki melek

indi sessizce.........

Ruhum !..

sus ve seyret..........

Başladı t e k e r r ü r !..

Yâ, taham m ü ü l !..

Yâ, taham m ü ü l!

V.B.BAYRIL
maVii aDa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-25-2009, 00:31   #2 (permalink)
 
trockii - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 336
Thanks: 0
Thanked 3 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 2
trockii Seçkin bir yolda.
Standart

ABD hakkında yeni bir değerlendirme yapacaklarmış,karayı lanın ABD hakkındaki önceki değerlendirmeleri nasıldı acaba çok merak ediyorum.ABD den ne bekliyordunuz. ırak halkına,vietnam halkına,afganistan halkına yapılanlardan farklı bir müdahalemi bekliyordunuz.yoksa ABD nin kürt halkının kaşına gözüne hayran olduğunumu zannediyordunuz.tabi ki zannetmiyordunuz ancak abd hakkındaki değerlendirmeleriniz i değiştirmek için biraz geç kalmadınızmı?





__________________
REKLAM YASAK ( IMMANUEL )
trockii isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-25-2009, 00:38   #3 (permalink)
 
maVii aDa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.493
Thanks: 13
Thanked 33 Times in 22 Posts
Tecrübe Puanı: 7
maVii aDa Seçkin bir yolda.
Standart

Alıntı:
trockii´isimli üyeden Alıntı [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
ABD hakkında yeni bir değerlendirme yapacaklarmış,karayı lanın ABD hakkındaki önceki değerlendirmeleri nasıldı acaba çok merak ediyorum.ABD den ne bekliyordunuz. ırak halkına,vietnam halkına,afganistan halkına yapılanlardan farklı bir müdahalemi bekliyordunuz.yoksa ABD nin kürt halkının kaşına gözüne hayran olduğunumu zannediyordunuz.tabi ki zannetmiyordunuz ancak abd hakkındaki değerlendirmeleriniz i değiştirmek için biraz geç kalmadınızmı?
Trockii yine ezbere yazmışsın,ne geci, ne erkeni,yazının bütününü okumadan başlığa yorum yazıyorsun





__________________
Dün gece

Babil’e iki melek

indi sessizce.........

Ruhum !..

sus ve seyret..........

Başladı t e k e r r ü r !..

Yâ, taham m ü ü l !..

Yâ, taham m ü ü l!

V.B.BAYRIL
maVii aDa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: ,


Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karayılan: Çocuklarımızdan ellerinizi çekin! maVii aDa KomünistForum Haber Servisi 0 02-20-2009 21:48
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, kolluk kuvvetlerine, suçun önlenmesine ilişkin yeni burjuva-haberci Güncel Haberler 0 06-13-2007 19:47
TBMM Adalet Komisyonunda, kolluk kuvvetlerine, suçun önlenmesine ilişkin yeni yetkile burjuva-haberci Güncel Haberler 0 05-28-2007 18:12
Irak'ta sivil ölümleri nedeniyle soğuk terler döken ABD'ye yeni suçlama... Irak'lı Ba burjuva-haberci Dünya'dan Haberler 0 05-27-2007 03:38
Türkiye'nin çeşitli illerini kapsayan 17 yeni üniversite kurulmasına ilişkin Hükümet burjuva-haberci Türkiye'den Haberler 0 05-17-2007 20:21


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 23:36 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309