Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset > UKKTH

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 09-02-2008, 10:09   #1 (permalink)
 
ruya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 485
Thanks: 0
Thanked 4 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 3
ruya Seçkin bir yolda.
Mesaj Savrulmuş Kürtlerin öyküsü


Gazeteci yazar Umur Hozatlı, Roj TV’de yayınlanacak “Güneşi Beklerken” adlı bir program çekti. Metropollere göç etmiş Kürtlerin öyküsünü belgesel tarzında sunacak olan “Güneşi Beklerken” programı, Kürtlerin göç acılarını, hak arayışlarını, gözler önüne serecek.

Programı yapan gazeteci Umur Hozatlı 'Savrulmuş Kürtlerin Öyküsü'nü anlattı...
Gazetecilik, yazarlık, klip yönetmenliği gibi bir çok alana el attınız. Şimdi de “Güneşi Beklerken” programıyla izleyicilerle buluşacaksınız. Programınızın formatını bize anlatır mısınız?

- Programın formatı aktüel belgesel. Kürt illerinden savaştan kaynaklanan nedenlerle, göç etmek zorunda kalmış, sürgün edilmiş aileleri konu ediyorum. Hepsinin çok derin açıları ve özlemleri var. Zorla savruldukları Batı metropollerinde ağır yoksulluk ve travma yaşıyorlar. Onları evlerine konuk oluyorum ve sohbet ediyorum. Acılarını, kederlerini, özlemlerini, umutlarını, sevinçlerini ve geleceğe dair hayallerini, hülyalarını paylaşıyorum. Benim onlarla geçirdiğim saatleri, ekibim kaydediyor ve ortaya doğal-doğaçlama bir program çıkarıyoruz.

Programın amaçlarını şöyle özetleyebiliriz. Savaş kaynaklı göçün başlamasından beri bu sürgün ailelerle çeşitli röportajlar yapıldı. Raporlar hazırlandı ama zannediyorum ilk kez böylesine derli toplu ayrıntılı ve sürekliliği olan bir iş yapılıyor. Dolayısıyla savaşın siviller üzerindeki somut etkisini onların somut anlatımıyla ortaya koyuyor olacağım.

- Kürtler göç etmiş, Kürtlerle konuşuyorsunuz. Peki neden Türkçe yapıyorsunuz, bir amacı var mı?

- Evet. Programı özellikle Türkçe yapmak istedim ve o insanların yaşadıklarını sonradan öğrendikleri yarım yamalak Türkçeleriyle anlatmalarını tercih ettim. Burada hassas ve nüansları keskin bir amacım var. Kürtçe bilmeyenler, savaş bölgesinde tam olarak neler olup bittiğini bilmeyenler, hatta meseleye yakın olup inanmayanlar var. Bu programın onlara sunuyorum ben. Anladıkları dilde anlatılan, üstelik yaşayanların bizzat anlattıklarını dinleyip, izleyecekler. Öte yandan bu programım bir araştırma kaynağı olabilecek içerik ve niteliği var. Çünkü savaşın en ağır tahribatını yaşayanlarla konuşuyorum. Ve onlar yaşadıklarını yeriyle, tarihiyle hatta saati, dakikasıyla tüm ayrıntılarına kadar anlatıyorlar. Bu nedenle programa bu alanda iyi bir başvuru kaynağı olma özelliği de taşıyor.

- Programın adını neden “Güneşi Beklerken” koydunuz? Özel bir anlamı var mı?

- Konuştuklarım güneşin doğduğu yerde yaşıyorlardı, battığı yere sürgün edildiler. Yani karanlık bir aydınlıktan zifiri bir karanlığa gönderildiler. Onlarla konuşurken, bu halkın güneş ve toprak ilişkisinin ne kadar güçlü, gizemli ve vazgeçilmez olduğunu gördüm. Ve hepsi, bir gün mutlaka yakılıp yıkılan köylerine geri dönmeyi bekliyorlar. Doğdukları toprağın kokusunu soluyarak, güneşini dağlar arasından süzülüp doğuşunu yeniden görmek, yaşamak istiyorlar. Neredeyle yaşamlarındaki tüm beklentilerinin sembolü bu olmuş: Güneşi beklemek.

- Onların bekledikleri güneş gelecek mi? Bir gün köylerine döneceklerine inanıyorlar mı?

- Evet. En güçlü inançlarından biri bu. Kürt meselesinin çözüleceğine, köye dönüş koşullarının olacağına ve bir gün köylerine dönmek de dahi tüm özgürlükleri yaşayacağına çok inanıyorlar. Bu inançları beni şaşırtıyor doğrusu. En son gösterilebilecek bir inançları ve her seferinde bir kez daha hayran kalıyorum bunlara. Tıpkı Mevlana’nın şiirindeki gibiler; “Diken içindeler ama gül gibiler/ balçık içindeler ama gönül gibiler/ Hapisteler ama şarap gibiler…”

- Görüştüğünüz ailelerden en çok dikkatinizi çeken şey ne?

- Çok önemli, ilginç ama bir o kadar da anlaşılabilir bir ortak noktaları var. Program izlendiğinde de görülebilecek savaş mağduru aileler çocuklarını okuyup avukat olmalarını istiyorlar. En çok istedikleri şeylerden biri bu. Ve hepsi tüm olanaksızlıklarına rağmen çocuklarını okutuyorlar. Ve mutlaka avukat olmalarını istiyorlar. ‘Neden’ diye sorduğumda hakkımızı aramak için diyorlar. Bu yaklaşımın ne kadar savaş karşıtı, hümanist bir yaklaşım olduğunu anlatmaya çalışıyorum programda. Şiddete en çok maruz kalan bu insanlar, mücadelelerinin şiddet yoluyla değil, hukuk yoluyla sürdürmek istiyorlar.

- Sanırım kendileriyle görüştüklerinizden bir çoğunun öyküsü sinema filmi için de malzeme teşkil ediyor… Siz sinemayla da ilgileniyorsunuz. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

- Kendilerinden dinlediğim onların öyküleri ya yaşayarak anlatılabilir, ya da gerçekçi sinema diliyle anlatılabilir. Öylesine derin, öylesine yakıcı ki, kendileri bile anlatamıyorlar. Bunu bizim anlatmamız gerekiyor. Hem de direk sinemayla. Çünkü sinema anlatım dili en güçlü olan sanat dilidir. Ve diğerlerinden çok daha etkilidir. Tarihlerini sinemayla anlatmayı tercih eden ülkelere, halklara bakarsak sinemanın ne anlama geldiğini anlarız. Amerika ve Yahudiler buna örnektir. Bizim bunu yapabilmemiz çok mümkün. Çok yetenekli arkadaşlarımız var. Elimizde inanılmaz projelerimiz var, tek olmayan şeyimiz para. Bunu bulmakta güçlük çekiyoruz. Oysa zengin işadamlarımız var, sinemaya destek verebilirler. Bizim önümüzü açabilirler. Para sahibi arkadaşlarımıza bir şeyi açık ifade etmek istiyorum: Sinema hem sanattır, hem bir halkın tarihini anlatmanın, kalıcılaştırmanın, aydınlatmanın yoludur, hem de iyi para kazandırır. Neden bu işe girmiyorlar anlamıyorum.

- Zaten sizi bir projeniz vardı. Sanırım kaldı… Var mı bir gelişme?

- Evet, 2002’den beri üzerinde çalıştığım ‘Perperik’ adlı bir projemin bütçesi biraz yüksek ve ben buna para bulamıyorum. Şimdi ise daha düşük bütçeli bir film üzerinde çalışıyorum, adı “Portakal”. Çok yakıcı bir öyküsü var. Önümüzdeki sonbahar-kış aylarında çekmeyi planlıyorum. Tabi destek bulabilirsem. Ardından da ‘Perperik’i çekeceğim.

UMUR HOZATLI

1969 Dersim/Hozat doğumlu. İlkokul mezunu. Gazeteciliğe 1992 yılında başladı. “Gündem” gazetelerinde muhabirlik, editörlük ve köşe yazarlığı yaptı.

1997'de düzenlenen MKM Film Öyküsü Yarışması'nın Kürtçe (Zazaki) dalında "Serfiraz" adlı öyküsüyle Jüri Özendirme Ödülü'ne, aynı yıl açıklanan Helsinki İzleme Komitesi Hellman Hammet Basın Özgürlüğü Ödülü'ne layık görüldü. Şimdiye kadar bir çok dergi ve gazetede yazılarla birlikte, belgesel senaryosu, tiyatro oyunu ve öyküler yazdı.

"Kalbimin Her Yanı" adlı bir kitabı bulunan Umur Hozatlı, halen "Eşkıyalar Baladı" adlı bir şiir/destan/düzyazı kitabı üzerinde çalışıyor. Umur Hozatlı, ayrıca Ülkede Özgür Gündem gazetesinde köşe yazarlığını da devam ediyor.

ANF NEWS AGENCY
CEMİL OĞUZ -ANF





__________________
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.
Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?
ruya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: , ,


Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sürgün, Kürtlerin Yüz Yıldır Dinmeyen Acısıdır Rozerin Serbest Başlık ( Siyaset ) 0 08-28-2008 08:47
Kürtlerin Tarihi maVii aDa Kürt Tarihi 19 07-27-2008 21:17
Barzani: Kürtlerin kanı bu kadar ucuz değil Haber-Ahmet Dünya'dan Haberler 0 12-18-2007 01:22
İngiliz düşünce kuruluşu Chatham House'un raporunda, Irak'taki Kürtlerin Türkiye'deki burjuva-haberci Dünya'dan Haberler 0 05-21-2007 03:00


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 23:25 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309