![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Sep 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 485
Thanks: 0
Thanked 4 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() |
Milliyetçilik meselesine gelince...
Mihri Belli arkadaşa göre, "devrimci milliyetçilikle" proleter enternasyonalizmi çelişmez. Ve "devrimci milliyetçi" olduğunu söyleyen Mihri Belli arkadaşa göre sosyalistler koyu milliyetçilerdir. Çünkü, "milliyetçiliğin azı enternasyonalizmden kişiyi uzaklaştırır". Mihri Belli, sosyalistlerin milliyetçi değil, yurtsever olduklarını, nasyonalizm ile enternasyonalizmin birbirine tamamen zıt iki kavram olduğunu bilmiyor mu? Biliyor elbette. Fakat Mihri Belli'nin küçük-burjuva radikalizmine bel bağlayan tutumu, proleter devrimcilikten tavize hatta, literatüre "proleter milliyetçiliği" katkısıyla tahrife kadar uzanmaktadır. Bütün bunların temelinde "milliyetçi devrimci" küçük-burjuva radikallerine proleter devrimcilerin kendilerinden pek farkli olmadıklarını, temelde devrimci milliyetçi olduklarını ima ederek, şirin gözükme yatmaktadır. Mihri Belli'nin aynı şirin gözükme gayretlerini milli meselede de görmekteyiz. Mihri Belli'ye göre, Türkiye'deki milli meselenin her zaman ve her şart altında tek bir çözüm.yolu vardır; Kürt emekçi halkının çıkarlarıyla bağdaşan tek formül vardır; o da, meseleyi şartlar ne olursa olsun, misak-i milli sınırları içinde ele almak gerekir. Oysa bu görüş, temelden yanlış ve anti-sosyalist bir görüştür. Bilindiği gibi, devrimci proletarya milli meseleyi ulusların kendi kaderini tayin hakkının ışığı altında ele alır. Biz, ulusların kendi kaderini tayin hakkının ışıği altında diyoruz ki: "Her şart altında, her zaman meseleyi misak-ı milli sınırları içinde ele almak gerekir veya kürt emekçi halkının çıkarlarıyla bağdaşan tek çözüm yolu ayrılma hakkının kullanılmasıdır" diyen görüşler yanlıştır. Bu görüşlerin sahipleri, her iki tarafın burjuva ve küçük-burjuva milliyetçi unsurlarıdır. Oysa, devrimci proletarya, meseleyi diyalektik bir tarzda ele alır. Yani, ulusların kendi kaderini tayin etme hakkının öngördüğü ayrılma, özerklik, federasyon vs. çözüm yollarının hangi şartlar altında ve ne zaman geçerli olabileceğini açikça ortaya koyar. (Biz bu meseleyi ayrı bir yazıda etraflı bir şekilde ortaya koyacağız. Bu kısa açık mektubun amacı bu olmadığı için bu meseleye burada girmiyoruz.) Mihri Belli'nin proleter enternasyonalimini zedeleyen bu milliyetçi görüşlerinin temelinde yukarıda da belirttiğimiz gibi, devrim anlayışı ve çalışma tarzındaki reformist görüşlerinden dolayı "milliyetçi devrimcilere" yani küçük-burjuva devrimcilerine bel bağlama ve taviz verme eğilimleri yatmaktadır.
__________________
Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar. Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz? |
|
|
|
| Yan tarafta bulunan 2 kişi bu yazıya teşekkür etti: |
|
|
#2 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: sokaklardan
Mesajlar: 1.756
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
ellerine sağlık.
Mihri Belli'ye göre, Türkiye'deki milli meselenin her zaman ve her şart altında tek bir çözüm.yolu vardır; Kürt emekçi halkının çıkarlarıyla bağdaşan tek formül vardır; o da, meseleyi şartlar ne olursa olsun, misak-i milli sınırları içinde ele almak gerekir. Oysa bu görüş, temelden yanlış ve anti-sosyalist bir görüştür. Bilindiği gibi, devrimci proletarya milli meseleyi ulusların kendi kaderini tayin hakkının ışığı altında ele alır. Biz, ulusların kendi kaderini tayin hakkının ışıği altında diyoruz ki: "Her şart altında, her zaman meseleyi misak-ı milli sınırları içinde ele almak gerekir veya kürt emekçi halkının çıkarlarıyla bağdaşan tek çözüm yolu ayrılma hakkının kullanılmasıdır" diyen görüşler yanlıştır. Bu görüşlerin sahipleri, her iki tarafın burjuva ve küçük-burjuva milliyetçi unsurlarıdır. Oysa, devrimci proletarya, meseleyi diyalektik bir tarzda ele alır. Yani, ulusların kendi kaderini tayin etme hakkının öngördüğü ayrılma, özerklik, federasyon vs. çözüm yollarının hangi şartlar altında ve ne zaman geçerli olabileceğini açikça ortaya koyar. metnin bu bölümü mahir e marksist-leninist değilde ulusalcı,milliyetçi diyenlere iyi bir cevap oludğunu düşünüyorum
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 179
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
bana ilginç gelen, herkesin kendi görüşlerinin mutlak doğruymuş gibi bir refleks içinde dişa vurması, ve imalı bir şekilde bir yerlere göndermelerde bulunmasıdir.. bu biraz ilginç geldi.. bana göre devrimci ahlak bu tür tutumlardan uzak durmalıdır ki terstirde aynı zamanda.. herkes birilerine-biryerlere alkış tutmakta.. 'Filistin halkına selam olsun'< son derece anlamlı, ve devrimci ahlaktan beslenmiş oln her bireyin; bu cümlenin altına imzasını atması gerektiğini düşünüyorum.. fakat burada bana manidar gelen, 80 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca aynı zülme maruz kalan kürt halkının neden bu selamdan muaf tutulduğudur. senin komşun. evet senin komşun, filistin halkı ile aynı kaderi paylaşıyorken onları es geçip filistin halkını selamlamanız pek anlamlı gelmiyor açikçası.. filistin halkı da kürt halkı da mazlum halklardır.
. 'HER ULUS KENDİ KADERİNİ TAYİN ETME HAKKINA SAHİPTİR'! Lenin.. şayet bu gün, kürt halkı, hür ve bağımsız iradesiyle bu hakkını kullanmak isterse, biz 'devrimciyiz' iddasında olan insanlara düşen tutum, bu halkın yanında yer olmasıdır.. onları desteklemeklemesidir..bu açık ve nettir.. yok şöyledir, yok böyledir demek opartinüstlükten başka bir şey değildir .. evet, devrimci Önder Mahir Çayan'ın mektubunda ifade ettiği gibi.. çokta teferruta girmeden, aslı olan devrimci-emekçi (kürt, türk, laz, çerkez) güçlerin topyekün bir mucadele yürütmeleridir..çünkü komünizm, komün yaşam demektir.. ve bu düzen içerisinde bir ortaklaşmanın emekçi halkların çıkarına olaçağını açiktir.. öte yandan, ulusal sorun diyalektizmin ön gördüğü koşullarla cözülecektir.. buda açıktır.. PKK'ye gelince.. PKK'nin hangi kadrosuyla konuşursanız konuşun en az sizin kadar komünizmi bilmektedir.. ve en az siz kadar komünist ideolojiyi taşımaktadır.. ulusal kurtuluş mücadeleleri birazcıkta milliyetcilik unsuru üzerinden şekillenir.. bütün kurtuluş savaşlarına bakın aynı şeyi göreceksiniz.. şimdi hakim sınıf ile ezilen sınıf milliyetciliği bir tutulabilinir mi?? olailir mi? hangi mantık ile?? dtp=mhp olabilr mi? bu söylem hangi devrimci anlayışa sığıyor? herkes söyleminden önce kendisini sorgulamalıdır.. ben ne durumdayım?.. örgütüm ne durumda?.. benim savaşımımın düzeyi nedir? önce bir öz eleştiri yaparak eleştiri geliştirmelidir.. yanlışlar, eksiklikler her örgütte olduğu gibi pkk'de de, dtp'de de vardır.. faşizan yaklaşımlar için bunlar yeterli sebepler değildir.. türkiye'deki solun haline bakın, liseli gencler gibi atışıyoruz sürekli.. devrimcilik ciddiyet ister.. analiz ister..bir duruş ister.. bir arkadaş; türkiye'deki sosyalist yapıya en büyük darbeyi PKK vurmaktadır, demiş.. oysa bu gün oligarşinin tek derdi vardır o da PKK dir.. neden? çünkü sistemde en büyük gediği PKK açmıştır..bunu bilmiyor olamazsınız.. yani burada bir tartışma yürütülürken biraz daha ciddiyetle yürütülmelidir diye düşünüyorum.. çok uykum var.. sevgiler..
__________________
Ya uge ne veru ne kavu.. potamuçta vse wiroş.. Vot-Tak.. Konu HirOSimA tarafından (02-08-2009 Saat 03:18 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
| HirOSimA, bu paylaşımıyla yan tarafta belirtilen kişilerden teşekkür almıştır. |
|
|
#4 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.493
Thanks: 13
Thanked 33 Times in 22 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() |
Mahir Çayanın Kürt sorununda net olmamasının ve ertelemesinin dönemle ilgili nedenlerinde aramak gerek," sorunu daha sonra detaylandıracağım çünkü sorun misak-i milli yi aşar" demesindeki nedende "zaman ve sürecinin"kısıtlı olmasından kaynaklanıyor olabilir.Ama compango yoldaşın dediği kadar da değil,mahir ardılları yani onun çizgisinin devamı olduğunu iddia edenler hala Mahiri aşıp o Misak-ı Milli yi aşan ve Kürt gerçeğini kendi özgül koşulları içinde değerlendirme cesareteini gösterememişlerdir.
Hirosimanın düşüncelerine katılıyorum.
__________________
Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 140
Thanks: 1
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() |
Alıntı:
TİP'in kuruluş yıllarında işçiler ve sosyalist aydınlar yönetimde idi. Bu yönetim, hizipçiliği bilinen eski tüfekleri ne partiye çağırmış, ne de onlara danışma gereği duymuştu. İşte Mihri Belli'nin rolü, burada başladı. Belli, 1950 TKP'sinde de net olmayan ve savruk düşünceleriyle biliiyordu. Dev-Genç'in TİP'e yönelimiyle birlikte -fikir tartışmaları sürse de- tek vücut bir hareket vardı. İşte Belli, ünlü Milli Demokratik Devrim (MDD) tezini birleşik devrimcimücadelenin ortasına bir bomba gibi attı. Bombanın düşmesiyle birlikte o zamana dek öne çıkmış olan Demokratik Halk Devrimi tezi karşısında, Dev-Genç içindeki Doğu Perinçek ve grubu hemen bu oltanın üzerine atlayıverdiler. Perinçekçilerin karşıdevrimci çabaları bu tarihten sonra ivme kazanır. Mihri Belli kendine özgü tezleriyle 12 Eylül öncesinde Türkiye Emekçi Partisi oluşumunda hizipçi çabalarını sürdürdü. 12 Eylül sonrası bir süre PKK ile ilişki kurdu. PKK, onun yapısını çözünce ilişkiyi kestiler. En son SDP ile ilişkileri vardı. SDP'deki ayrışmada onda yolunu ayırmıştı. Şimdilerde kendi çarpık tespitlerini dinleyecek kulaklar arıyor.
__________________
Devrimciler yalnız kalmazlar, devrimciler yalnızlıklarını büyütürler, irileştirirler, çoğaltırlar. Ondan yalnız değildirler. Birey de olmazlar, çoğul olurlar. |
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 365
Thanks: 16
Thanked 36 Times in 25 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() |
öncelikle şunu belirtmeliyim..
mahir çayanın asd içinde mihri belli ve mdd cilerle olan teorik tartışmaları ve ayrışmaları.. bir süreci kapsar.. 1968 in en temel özelliği nedir diye sorulduğunda herkes hamasi ve romantizm yanını öne çıkarıyor.. oysa 1968 türkiye solunun.; kendini.., resmi ideolojinin kanallarında yaşatan tkp ile ayrıştığı dönemdir.. bu duruş tkp nin de suçu değildir.. 3. enternasyonalin.. 1918 den itibaren ulusal meselelere ve buralardaki gelişmelere pragmatik yaklaşımları sonucu yarattığı çarpık tezlerin suçudur.. bunu en iyi çin devrimi sürecinde görebiliriz.. kısaca değinmek istiyorum.............................; 1917-19 arası iç-savaşın karmaşıklığı ve batının bolşevik devrimi boğma sürecidir.. 1920-22 arasında.., batı.., özellikle gnr. harbour ve kıng-krane (1919-20) heyetleri anadoluyu kafkasyayı ve orta doğuyu gezmiş rapor hazırlamışlardır. bu heyet aynı zamanda milletler cemiyeti ve paris konferansı kararları ile yetkili idiler.. 1- anadoluda günvenilir bir devletin oluşturulması gerekir.. iranda da, bu anlamda ermenistan ve benzeri mandater devletler hem pahalıya malolur hemde yeni sorunları yaratır.. 2- sscb nin varlığı kabul edilmeli sınırları bu anlamda belirlenmelidir.. (wilson prensiplerinde de bu madde vardır..) sınırlar ise.., anadolu, iran, polonya, finlandiya olarak gayrı resmi belirlenmiştir.. batum-artvin, tiflis-bakü-erivan sorunları iç-savaş içinde yaşanan sorunlardır ve terhis kararı olmasına karşın karabekir kuvvetleri hazırda tutulmuştur.. bu anlamda.., ermenistanda, taşnakyutsan azerbaycanda musavat tifliste menşevik hükümetlere saldırmıştır.. kızıl orduya destek olmuştur.. çünkü bu milli hükümetleri ingiltere de istemiyordu.. aynı zamanda kızıl orduyu da sıkıştırmıştır.. sonuçda.., 1921 e gelindiğinde sscb ingiltere ile ticaret anlaşması adı altında siyasi-diplomatik bir anlaşma yapmıştır.. bu aynı zamanda.., sscb nin varlığının kabulü ama devrimin yayılmasının da durdurulması anlamına geliyordu.. bir not düşeyim.. 1920 bakü de yapılan.., 1. doğu halkları kurultayının ikincisi yapılmamıştır.. kısaca.. sscb türkiye ile dostane ilişkilerle bağ kurmayı ve ankarayı desteklemeyi yeğlerken ya bunları millici sanıyordu yada bu ilişkilenme ile kalmayı yeğliyordu.. bence ikincisidir.. tkp bu anlamda geldi katledildi ve sonrası ardılları da bu politikalarla sürüklendi durdu.. yani "burjuva devrimi"!!ni destekledi.. 1968 bu çizgiden bir çıkıştır.. tkp ye muhalif gibi duran tip aslında iç tkp idi.. hatta daha da geri idi.. kıvılcımlı, m. belli gibi "eski tüfekler" tkp ve tip karşısındaydılar ama t.p. in seçim başarısından dolayı sosyalistler ve özellikle gençlik muhalif olarak buradaydı.. tip-tkp çizgisinden çıkış arayan bu genç sosyalist dinamikler.. önce mddd saflarına geçtiler ama aralarında bir farkın olmadığını çabuk gördüler.. aynı dönemde.., çin ve vietnam ve özellikle latin amerika devrimci süreçleri yani küba çok etkiliydi.. küba ve che nin latin(bolivya)süreci ile vietnam direnişi asıl belirleyendi.. ulusal kurtuluş savaşlarının doruğa çıktığı bu aşamalarda elbette kendilerininde bir ulusal kurtuluş süreci olacaktı ve bir tarihde gerekliydi yani bir geçmiş.. tkp buna uygun olmadığından.. kendilerine sunulana sahip çıktılar.. önlerine de emperyalizmin günah keçisi dp-ap menderes demirel de atılmıştı.. bu gerçekliklerle kendilerine bir çıkış arayan teoriler-pratikler yaratan bu değerleri anlamak taktir etmek ile o sürecin gerçekliğini karıştırmak büyük hatadır.. mahirin yazıları iki ayrı basılmış aynı kitap ile yani toplu yazılar, bütün yazılar başlığında derlenmiştir. arşivim depremde gitti.. hangisindeydi tam bilemiyorum.. bir tanesinde şu not vardı.. ulusal mesele ve kemalizm irdelenecektir.. yine h. cevahirin. bu noktada çalışması vardı.. dökümanları kayıptır!!! kısaca.., mahirin ulusal mesele konusunda ayrıntılı net yazısı yoktur.. koşullardan dolayı daha çok mdd ciler ve diğerleri ile yaşanan polemiklere ve örgütlenmeye ağırlık vermiştir.. kürdistan ve kürtlerle ilgili çözümlemeleri yoktur.. thkko yazarı asıl olarak hüseyin inandır.. tdy(türkiye devriminin yolu) onundur ama orada da bu noktalarda net yazılar yoktur.. kem-alist ve ulusalcı argümanlara karşın.., deniz.., sehpada.., yaşasın kürt ve türk halklarının kurtuluşu demeyi bilmiştir.. tüm bunlar birer eksikliktir ama sapma değildir.. araştıran-sorgulayan bir süreç yaratmışlardır.. zaman ve koşullar onları aşmıştır.. onlarda zamanı ve koşulları aşan bir destan yazmıştır.. bu anlamda hamasi ve kalıpçı yaklaşarak bu süreci boğmaya kimsenin hakkı yoktur.. yada şimdiki çarpık duruşlarına bu değerleri malzeme etme hakları da yoktur.. şimdilik bunları diyeceğim.. ve rica edeceğim.. değerlerimizi doğru anlayalım..
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: ayann, aydnlk, blmnn, dergiye, mahir, mektubun, metni, sosyalist, tam, ukkth, yollad |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Aydınlık Sosyalist Dergi | IMMANUEL | Kitap ve Dergi Tanıtımı | 1 | 12-19-2009 01:43 |
| İşte Mahir Çayan’ın Aydınlık Sosyalist Dergiye gönderdiği mektup | ruya | UKKTH | 4 | 08-08-2009 01:09 |
| Bir kazanın anatomisi Metni büyültün Metni küçültün | yksel | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 12-07-2007 23:03 |
| Gül, hükümetin bir dediğini iki etmiyor Metni büyültün Metni küçültün | yksel | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 12-05-2007 13:41 |
| Güle güle Orhan Metni büyültün Metni küçültün | yksel | Türkiye'den Haberler | 0 | 07-01-2007 13:51 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:14 .