Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Teorik Eğitim

Teorik Eğitim Teorik Anlamda Bilinçlenme Ve Kavram Kargaşasına Son Vereceğiniz Ortam

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 05-31-2009, 21:26   #1 (permalink)
aze
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0
aze Seçkin bir yolda.
Standart Sol, kendi tarihine yabancılaştı...

Fikret Başkaya: Sol, kendi tarihine yabancılaştı
Demokrasi, sosyalist toplum projesinin öteki yarısıdır. Bir tarafta sosyal eşitliği, diğer tarafta da demokrasiyi gözetecek ve bunlar arasında diyalektik bütünlüğü oluşturacaksın. Eşitlikçi, özgürlükçü ilişkileri kendi örgütün içerisinde gerçekleştiremediğin zaman, emekçi kitlelerin gözünde seçilme şansın olmaz. Bugün 'büyük insanlık' kapitalizmin tarihinde görülmemiş kapsamlı bir saldırı ile karşı karşıya ve kapitalizmin insanlığa önereceği artık hiçbir şey yok. Ama insanlığı ve uygarlığı yok edecek bir sürece soktuğu da bir vakıa. Onun için vakitlice durumun bilincine varıp, karşı bir çıkış yaratmamız gerekiyor...
* * *
Fikret Başkaya ile Türkiye'de solun tıkandığı noktaları konuştuk. Özellikle ulusalcı sola karşı eleştirel yaklaşan Başkaya, neo-liberalizmden etkilenen ve AKP'yi demokrasi sözcüğüyle birlikte kullanan sola da ağır eleştiriler getiriyor.
» Solun yaşadığı sorunlardan başlarsak, 'yenilenme' sorunu konusunda neler söyleyebiliriz?
Sadece solda değil sağda da olan bir şey var, benzer partilerin birleşmesinden bir şey çıkacağı zannediliyor, doğru değil bu. Çünkü üç boş kap bir araya gelince dolu bir kap çıkmaz; geride yine üç boş kap vardır... Solun tarihsel temellerini tartışmak gerekiyor. Mevcut olanları bir araya getirerek bir yere gitme şansımız yok. Tamamıyla yenilenmiş bir sol harekete ihtiyaç var ve böyle bir yenilenme sürecinde ideolojik yenilenme kritik önem taşıyor.
Tarihsel solun en önemli handikaplarından veya zaaflarından biri, eninde sonunda kalkınmacı olmasıydı. Tarihsel solun, Türkiye'deki solun da genel olarak kalkınmacı bir perspektife sahip olduğunu söyleyebiliriz. Halbuki o konuda iki problem var; birincisi, kalkınma mümkün değildir; ikincisi, arzulanır bir şey de olmamalıdır. O nedenle solun kendisini tamamen yeni bir temel üzerinden kurgulaması gerekiyor. Radikal bir ideolojik yenilenmeye ihtiyaç var. Aksi halde mevcut paradigma içerisindeki sol yapıları [partileri, fraksiyonları, grupları, şahsiyetleri] bir çatı altında toplamak, bunlar arasında bir eylem birliği oluşturmak yeterli görünmüyor.
Solun en büyük açmazlarından biri de kendi yakın tarihine yabancılaşmış olması. Sol kendi tarihini bilmiyor, kendi tarihini resmi tarihin öğrettiği kadar biliyor. Bence kritik soru 'kimler hangi temel üzerinde, nasıl bir araya gelecek' sorusudur. Kalkınmacı sol, sorunu bir gelir bölüşümü sorunu olarak ele aldı ve alıyor. Oysa sorun sadece gelir bölüşümünden ibaret değil. Bir kere ekolojik boyutun paradigmaya içerilmesi gerekiyor. İkincisi de; sol demokrasiyi hafife aldı. Tabii burada demokrasiden ne anlaşıldığı da önemli. Demokrasi bence sosyalist hareket ve sosyalizm projesi için olmazsa olmazdır. Esasen demokrasi, sosyalist toplum projesinin öteki yarısıdır.
Başka türlü söylersek bir tarafta sosyal eşitliği, diğer tarafta da demokrasiyi gözetecek ve bunlar arasında diyalektik bütünlüğü oluşturacaksın. Bu da tarihsel solun eleştirisi üzerinden yürüyebilir. Mesela solda hemen hemen burjuva partilerindeki örgütlenme ve işleyiş pratikleri geçerli. Sen eşitlikçi, özgürlükçü ilişkileri kendi örgütün içerisinde gerçekleştiremediğin zaman, kendi farklılığını ortaya koyamadığın zaman emekçi kitlelerin gözünde bir seçim merkezi olma şansını kaybedersin.
Özetle tarihsel solun ciddi, ikirciksiz bir eleştirisi gerekiyor. Tabii bir de enternasyonalizme haket-tiği yeri vermek önemli... Solun profesyonellik anlayışı da ciddi bir biçimde sorgulanmalı. Bence profesyenelliğin girdiği yerden sosyalizme dair ne varsa kovuluyor. Profesyonelliği hem işçi örgütlerine, hem sol siyasi örgütlere, hem de 'lerici' sayılan başka örgütlere bulaştırmamak gerekiyor... Fakat içinde bulunduğumuz aşamada, bilhassa neo-liberalizmin ideolojik egemenliğini dayattığı koşullarda, Sovyet sisteminin çöküşüyle yaralanan sosyalizm/komünizm ütopyası ve idealinin de onarılmaya ihtiyacı var.
» Sol bu yenilenmeyi hangi politik temelde yapmalı sizce?
Kalkınmacı ve muasır medeniyet söyleminin dışında bir sol olması lazım, demokrasiyi içselleştirmesi gerekir, kapitalizmin evrensel karakterini ciddi bir şekilde kavramak gerekiyor, sosyalizmin ondan daha evrenselci bir karaktere sahip olması gerektiğini gören bir anlayış lazım. Bu arada milliyetçi-ulusalcı virüsten ve saplantılardan kesinlikle kurtulması gerekir. Ancak o zaman böyle bir tema üzerinden yeni bir yapılanma ve buna uygun bir örgütlenme olursa sol hareketin önü açılabilir...
Tarih bilinci çok önemli. Bugün 'büyük insanlık' kapitalizmin tarihinde görülmemiş kapsamlı bir saldırı ile karşı karşıya ve kapitalizmin insanlığa önereceği artık hiçbir şey yok. Ama insanlığı ve uygarlığı yok edecek bir sürece soktuğu da bir vakıa. Onun için vakitlice durumun bilincine varıp, karşı bir çıkış yaratmamız gerekiyor. Bu konuda umutlu olmamız için de bir neden var: Tarihe baktığımızda ne zaman böyle kapsamlı bir saldırı olsa aynı şekilde büyük bir karşı saldırı ile karşılaşıyor.
» Ömer Laçiner BirGün'deki söyleşinde AKP'nin seçim zaferini ve gelinen noktayı burjuva demokratik devrimin tamamlandığı şeklinde yorumladı. Sizce AKP'nin seçimlerde aldığı pozisyon böyle değerlendirmek mümkün mü?
Emperyalist Avrupa'dan demokrasi ve özgürlük bekleyenlerin bu tür kuruntulara kapılmaları şaşırtıcı değil. Bu adamlar bir kere Türkiye'deki rejimin niteliğinden habersiz. AKP de diğerleri gibi benim 'asıl devlet partisi' dediğim ve ülkenin kaderini 1908'den beri elinde tutan gerçek iktidar odağının bir taşeronudur. Benzer bir durum daha önce 1983'te de yaşanmıştı. Anavatan Partisi militer bürokrasiye rağmen hükümet kuracak çoğunluğu elde etmişti. O zaman da bir bujrvuva devrimi mi tamamlanmıştı? Orduyla AKP arasındaki 'sürtüşme' kitleleleri oyalamaya yarayan bir manipülasyondan ibaretti ve manipülasyon başarılı oldu...
» Seçim sonuçlarını milliyetçilik açısından değerlendirirsek, 'yükselen milliyetçilik' değerlendirmelerine uygun bir sonuç mu oldu?
Esasen milliyetçiliğin sadece yükseltilmek istendiği bir dönem söz konusuydu. Zorlamayla da belirli bir seviyenin üzerine çıkılamadı. Milliyetçi olan CHP ve MHP gibi partilerin ve onların yanında DYP, GP ve BBP'nin hiçbirinin ciddi varlık gösterememesi, milliyetçilik yükseliyor sözünün bir yuvarlama olduğunu gösteriyor. Zaten milliyetçiliğin kapsamlı bir yükselişi de mümkün değil. Bu ülkede Kürtler var, Müslüman kesim var, Aleviler var ve az çok bir sol kesim var ki, bir başına bu durum bile öyle kapsamlı bir milliyetçi dalgayı kıracak temeli oluşturuyor. Ancak milliyetçiliği yükseltmek için yoğun bir çaba içerisine girildiğini söyleyebiliriz.
» AKP ile siyasal İslam ilişkisi de oldukça tartışıldı. AKP'yi siyasal İslam ile kurduğu bağlan görmeden tanımlamak mümkün mü?
Siyasal İslam'ın zaten bir sosyal projesi yoktur. Yani sosyal projeden yoksun bir teokrasi söz konusudur. Ama her bulunduğu yerde kendini farklı biçimler ve görüntüler altında var ediyor. İslam'ın ister radikali, ister ılımlısı olsun, ki ben aradaki farkı ciddiye almıyorum, bunların kapitalizm karşısında bir alternatif oluşturmaları zinhar mümkün değil. Bana göre politik İslam demek, 'İslami elbise giymiş kapitalizm' demektir. Esas itibariyle de milliyetçiyle kapitalizm arasındaki ilişkinin bir versiyonu söz konusu. Dolayısıyla onun sanki farklı bir projesi varmış gibi görmek saçma.
Ne yapıyorlar? Her şeyi özelleştiriyorlar, satıyorlar. Metalaşmayı, şeyleşmeyi, paralılaşmayı, çürümeyi hızlandırıyorlar. Gelir bölüşümünü daha da bozuyorlar, dolar milyarderlerinin sayısıyla birlikte yoksulların, çaresizlerin sayısını artırıyorlar. Sanıyorum teorik bir hata yapılıyor. Din de diğerleri gibi bir ideolojiden başka bir şey değildir. Kaldı ki, kapitalizmle İslamiyet uyuşmazlığı sanıldığı kadar önemli değil. Diğer ideolojik meşrulaştırma araçları işe yaramayınca Müslümanlığın devreye sokulması söz konusu.
* * *
Sosyal eşitliği içermeyen demokrasi mümkün değil
» Demokrasinin sol açısından önemli olduğunu ifade ettiniz. Buradan devam edersek, AKP/demokrasi tartışmalarında solun bir bölümünde, demokrasi başlığı etrafında AKP'yi olumlayan bir tutum gelişiyor. AKP, demokrasi ve sol başlığını bir arada nasıl değerlendirirsiniz?
Bu söylemlerin hepsi bence safsatadan ibaret. Bunlar yaşanan gerçekliğe denk düşen şeyler değil. 2000'Ierin başından itibaren Türkiye'de bir restorasyon süreci var. Bu restorasyon aslında 12 Eylül ile başlayanın ikinci aşaması; yani ikinci hamle diyebiliriz. 12 Eylül'de işin altyapısı oluşturulmuştu, şimdi o altyapı üzerinden geri kalanı tamamlanıyor. AKP'nin yaptıklarını ve yapmak istediklerini demokratikleşmeyle ilişkilendirmenin bir kıymet-i harbiyesi yoktur ve olamaz. Neden olamaz, çünkü bunların demokrasiye ihtiyacı yok. Demokrasi kimin ihtiyacı varsa onun işidir ve onun içindir. Demokrasiye ihtiyacı olanlar bellidir, ezilen, sömürülen, aşağılanan, baskı altında tutulan emekçi insanlar... Temel bir kuralı hatırlamak gerekirse, sınıflı toplumda her zaman iki kesim vardır: Demokrasinin ve özgürlüklerin gerçekleşmesinden çıkarı olanlar, ona ihtiyacı olanlar ve bunların gerçekleşmesinden zarar görecek olanlar. Zira ikisi arasında uzlaşmaz çelişki vardır. İşte demokrasiyi her zaman bu çerçevede tartışmak gerekir. Bunun dışındaki tartışmalar sadece ahmakları aldatmaya yarar. Dünyanın neresinde ve ne zaman egemenlerin demokrasi diye bir sorunu olmuştur? Böyle bir şey eşyanın tabi-atine aykırıdır.
Egemenlerin çıkarı her zaman ve her koşulda demokrasiyi engellemekten yanadır. Kaldı ki, 'demokrasi' değil de 'demokratikleşme' kavramını kullanmak gerekir; zira demokrasi dediğinizde olmuş bir şeyden söz ediyorsunuzdur, oysa söz konusu olan önü açık, sürekli yenilenip-zenginleşen dinamik bir süreçtir... Toplumun kaderine hükmeden egemenler cephesi kitleyi oyalamak üzere bu kavramları ve benzerlerini kullanır. Demokrasi sadece biçimsel eşitlikle gerçekleşebilir birşey değil. Mesela mülkiyet sorununu dışlayarak 'herkes kanunlar karşısında eşittir' demek insanlarla alay etmektir. Sosyal eşitliği içermeyen hiçbir demokratikleşme mümkün değil. Burjuva yasaları son tahlilde burjuva egemenliğini sürdürmek için değil mi? Neo-liberal saldırı ile birlikte, toplumsal yaşamın sınırlı sosyal eşitliğin asgari temellerini bile aşındıran bir süreç söz konusu. Yani emekçilere yönelik kapsamlı bir saldırı pupa-yelken yol alırken demokratikleşmeden söz edenler kimin şarkısını söylüyorlar?
Adamlar/kadınlar biz sosyalist bir toplum hedefinden çoktan istifa ettik demiyorlar, diyemiyorlar; biz neo-liberalizme teslim olduk diyemiyorlar, peki o zaman ne diyebilirler? Tabii AKP Türkiye'ye demokrasi getiriyor diyecekler... Aksi halde yapılan yasal düzenlememelerin rejimi tahkim etmek gibi bir amaç taşıdığını söylemek gerekirdi... Demokratikleşme söyleminin nasıl bir ideolojik manipülasyon olduğunu görmek için uzağa gitmeye gerek yok. Son iki yılda olup-bitenlere bakmak yeter.
Bu rejimin misyonu demokrasinin asgari koşullarını dahi tahrip etmektir. Ülkenin nesi var nesi yoksa özelleştiriyor, ormanlardan, limanlara, koylardan, belediye hizmetlerine, kamu hizmetlerine, sağlığa, eğitime, iletişime, velhasıl nefes aldığın havaya kadar ne varsa özelleştiriyor... Demokrasi bunun neresinde? Unutmamak gerekir ki, kamusal alanın genişliğiyle, özgürlükler ve demokrasi arasında doğru yönde bir ilişki vardır. Yapılanların bir tek amacı var: Ülkeyi emperyalizmin ihtiyaçlarıyla uyumlandırmak... Adamlar sana zehir içiriyorum demezler, kızılcık şurubu içiriyorum diyeceklerdir tabii...
* * *
Ulusalcıların anti-emperyalist olması imkânsız
» Seçim sonuçlarını sol açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
Seçimler sol açısından tam bir başarısızlık. Bu da gayet normal, kendini kanıtlayan bir sol hareket ortada yok. Son derece cılız ve etkisiz sol hareket ortadayken, bu açıdan bu seçimler solsuz yapılmış seçimlerdir denilebilir. Seçimler öncesinde ben ortak adaylığa dayalı girişimi desteklemiştim. Dedim ki, 'bürokratik örgütleri işe karıştırmayın'. Bunun mantığı, örgütsel yapıların dışında insanları harekete geçirecek bir etki yaratması idi. Ama ortak adaylık böyle algılanmadı yine var olan örgütsel, bürokratik yapıların inisiyatifinde gelişti. Dolayısıyla bu bağımsız adaylık baştan başarısız olmaya mahkûmdu, sonuç itibariyle de öyle oldu. Ankada'dan izleyebildiğim kadar, bir sürü tutarsızlık söz konusuydu ama burada detaylandırmak istemem.
Solun var olan örgütsel yapılarına dair genel bir eleştiri, bürokratik olmaları...
Bugün sol yapılar burjuva partilerin örgütlenmelerinden farklı durumda değil. Profesyonellik anlayışının radikal bir eleştirisi yapılarak sol bu anlayıştan kurtulmalı. Profesyonellik bürokratik bir anlayışı, yapıyı örer. Ben burada eğer parayla çalışıyorsam, yaptığım işi öyle ya da böyle para ile ilişkilendirerek yapıyorsam bu iş biter. Bunun en güzel örneği sendikalar, profesyonellik anlayışı oturduktan sonra eylem yapamaz hale geldiler. Rosa Lüksemburg diyor ki, 'bürokrasinin olduğu yerde her türlü canlı yaşam son bulur'. Bu son derece önemlidir. Bakın şimdi Türkiye'de memurların sendika aidatını devlet ödüyor. Bu Guinnes Rekorlar kitabına girecek bir durum. Devlet senin aidatını verecek sen de buna razı olacaksın, sendikacıyım diye gezeceksin, böyle bir şey olmaz.
» Solun anti-emperyalizm konusuna yaklaşımında da farklı tutumlar var. Bir yandan anti-emperyalizm üzerinden gelişen bir ulusalcılık diğer yandan da bundan neredeyse tamamen kopan bir sol...
Ulusalcıların anti-emperyalist olmaları imkânsız. Ulusalcılar, kendi burjuvazisini başka burjuvazilere karşı koruyarak solcu olunacağını sanıyorlar. Aynı şekilde siyasal İslam'ın bütün versiyonlarının kapitalizmle bir sorunları yok, olamaz da. Firari 'eski solculara' gelince, onlar da firari oldukları için, kapitalizm/emperyalizm gibi kavramları kullanmıyorlar, Avrupa'nın emperyalist olduğunu düşünmüyorlar. Orasını tam 'maddi refah, demokrasi ve özgürlük cenneti' olarak görüyorlar... Bence kapitalizm emperyalizmdir. AB bugün ABD ve Japonya ile birlikte başlıca üç emperyalist odaktan biridir. AB bugünün 'kolektif emperyalizminin' en önemli bileşenidir...
Eğer mutlaka bir değişiklik aranacaksa, değişen emperyalist Avrupa değil, Avrupa'dan aldıkları paralarla demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdiğini sanan 'eski solcu-yeni neo-liberaller' ve avanesidir... Avrupa'dan projeler alıp, o projelerle beslenenlerin Avrupa emperyalisttir' demelerini elbette bekliyor değilim. Kim bilir belki Irak'a, Afganistan'a vb saldırıp milyonlarca insanı öldürmeseydi belki ABD'yi de demokrasi ihracatçısı sayarlardı...
BU KONUDA ŞÖYLE DÜŞÜNÜYORUM:
AB
Emperyalist bir birlik.
NATO
Emperyalizmin silahlı gücü.
KAMULAŞTIRMA
Esas itibarıyla emekçilere ait olması gerekeni onlara tevdi etmek.
BORSA
Büyük hırsızların kumar oynadıkları mekân.
NÜKLEER
Şimdiki durumda olumsuz çağrışımları var.
KUDÜS
Filistin.
IMF
Emperyalizmin finansal saldırı aracı veya merkez bankası.
İNCİRLİK ÜSSÜ
İşgal edilmiş bir mekân.
KIBRIS
Zorla yaratılmış bir sorun.
DEVRİM
Mevcut kepazelikten çıkılmaya başlandığı an, kurtuluşun başlangıcı...
* * *
Fikret Başkaya: Özgür Üniversite kurucusu



aze isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
kendi, sol, tarihine, yabancılaştı

Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kürdoloji Tarihine Bakış Rozerin Kürdoloji 0 05-24-2009 16:14
MASAK: Adı var kendi yok Rozerin İç Politika Haberleri 0 09-20-2008 22:19
Halkımız kendi işini kendi görmelidir! ecemm TKP 5 03-18-2008 09:16
Halkımız kendi işini kendi görmelidir! SİTARE TKP 0 03-14-2008 22:39
Dünya tarihine ait eşsiz eserler Topkapı sarayında sergileniyor. Kutsal Emanetler böl burjuva-haberci Güncel Haberler 0 05-31-2007 16:13


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 10:13 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447