Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset

Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 12-06-2009, 18:09   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 160
Thanks: 29
Thanked 31 Times in 18 Posts
Tecrübe Puanı: 1
marsel Seçkin bir yolda.
Standart keynes ve keynescilik nedir?(ÖZGÜRLÜK DÜNYASI)

keynes ve keynescilik nedir?

Hatırlanacağı gibi,1990'lı yılların başında ''küreselleşmeci'' burjuva düşünürlerin ağızlarından düşürmedikleri savların başında, ''küresel refah'' veya ''adaletin'' var olabilmesi için neo-liberal ekonomi politikalarının kayıtsız ve şartsız tüm kapitalist ülkelerde uygulanması gereğini belirten savı geliyordu.Burjuvazi ve sermayenin önündeki tüm sınır ve kısıtların ortadan kalkması kaçınılmaz görülüyordu.Bunu başarmanın formülü, ''küçük ve pasif devletler'' ve ''büyük ve aktif piyasalar'' yaratmaktı.Başka bir deyişle, piyasaların ''sihirli eli''nin her şeyi düzene sokacağı savunuluyordu!


Batı Avrupa ve ABD'de konut kredisi(mortgage)krizinin tetiklediği mali krizler veya durgunluk,bu argümanın cilasını döktü.Serbest piyasa ekonomisinin temelleri ve içeriği tekrar masaya yatırıldı.Daha düne kadar ekonomiye devlet müdahalesini horlayan ve her derde deva neo-liberalizmi göklere çıkaran burjuva düşünürleri,bugün devleti imdada çağırmaktadır.Dolayısıyla,serbest piyasa ekonomisi yerine ''Keynesci ekonomi politikalarının uygulanması'' veya ''Keynesci önlemlerin alınması'' gerektiği sıkça dile getiriliyor.

Burada orjinal veya yeni bir durum söz konusu değil.Her emperyalist kapitalist kriz döneminde,burjuva iktisatçı ve siyasetçileri,Keynesciliği öne sürerek,krizlerin kapitalist ekonomi politikaların kaçınılmaz bir sonucu olmadığını; bir planlama ve ''onarma'' sorunu olduğunu dile getirmeye çalışır.Zaten İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes'in ekonomi politikası,tarih sahnesine 1929 yılında,iktisadi krizle boğuşan kapitalist ekonomileri ''onarma'' göreviyle çıkmıştı.Başka bir deyişle,Keynesciliğin sosyal temeli,tekelci kapitalizmin çürümüşlüğünde yatıyor.Bugün dünyayı saran iktisadi krizle de görüldüğü gibi,tekelci kapitalizmin başı dara girdiğinde,serbest piyasa karşıtlığıyla Marksizm karşıtlığının sentezi olan Keynesciliğe sarılır.Dolayısıyla,bugün Keynesciliği anlamak ve irdelemek akademik,güncel ve siyasal bir ihtiyaç haline gelmiştir.Keynesciliğe giriş işlevi taşıyan bu makaleye bundan dolayı yer vermekteyiz.


GİRİŞ

Bir tarafta tarihe 1929 Ekonomik Buhranı olarak geçen ve kapitalizmin en büyük ve en uzun süreli krizi ve diğer tarafta Sovyetler Birliği'nin planlı ekonomi deneyi sayesinde Sovyet halklarının bu kapitalist bunalımdan etkilenmemesi,kapitalist ekonominin sürdürülebilirliğini imkansız hale getirmiştir.Bu durumu aşmak için sermayenin organik iktisatçıları hummalı bir araştırma ve çalışma içerisine girerler.Bunlardan biri ve en önemlisi de İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes'tir.Klasik liberal görüşe bir karşı çıkış gibi gösterilmek istenen Keynes'in görüşleri,aslında kapitalist sistemin devamı için yeniden yeniden teorize edilmesinden başka bir şey değildir.Bu noktada,John Maynard Keynes,1936 yılında yayımladığı ''İstihdam,Faiz ve Paranın Genel Teorisi'' isimli eserinde,talep yanlı politikalarla kapitalist işleyişin devamı için çıkış yolları önermiştir.Devletin toplam talebi arttırıcı yönde para ve maliye politikası uygulaması gerektiğini ifade eden Keynes,bu şekilde kapitalist sistemin aksayan yanlarının onarılabileceğini öngörmüştür.Ekonomik buhranın 2. paylaşım savaşıyla beraber kronikleşmesi sonucu,başta ABD ve İngiltere olmak üzere,hemen hemen bütün kapitalist ülkelerde Keynesçi sosyo-liberal(!) politikalar uygulamaya konuşmuştur.Bu süreç aynı zamanda, -Sovyetler Birliği'ne yakınlaşmayı engellemek için- işçi sınıfına bazı sosyal ve ekonomik hakların verildiği bir dönem olmuştur.

KEYNES KİMDİR?

1883'te doğan Keynes,Cambridge Üniversitesi ekonomistlerinden bir baba ile başbakan kızı bir annenin oğluydu.10 yaşına geldiğinde,cebir ve geometri dalında uzmanlaştı,14 yaşında Eton'da burs kazandı.1902'de Cambridge King's College'ta matematik eğitimi yapması için açık burs kazandı.Aynı zamanda gizli bir topluluk olan Apostles'in de üyesiydi.Bu grup içinde Bertrand Russel ve E.M.Forster gibi öğrencilerde bulunuyordu.

O yıllarda,Cambridge'te profesörlük yapan AlfredMarshall,Keynes'le özel olarak ilgileniyordu.Marshall,1903 yılında İngiltere'deki akademik ekonomi kürsüsünün kuruculuğunu üstlendi.Bu kürsü,iktisadi konularda çeşitli seminerler veriyor,yeni çalışmalar yürütüyordu.

Keynes doktorasını iktisat üzerine yapmaya karar verdi ve ekonomi teorisinin temellerini oluşturmaya başladı.Ancak,Marshall'dan aldığı dersler,iktisat dalındaki tek eğitimdi.Asistanlık sınavında başarısız olunca,devlet memurluğuna başladı.O dönemde İngiliz Krallığı'nın sömürgelerinden biri olan Hindistan'da, ''Hindistan Bürosu''nda geçen 2 yılın ardından tekrar sınavına girdiği Cambridge'e geri döndü.1. Paylaşım Savaşı sırasında Hazine'ye çağrıldı.

1919 yılının Aralık ayında ''Başarının İktisadi Sonuçları'' aslı kitabını yayımladı.Kitap, Keynes'in radikal bir iktisatçi olarak tanınmasına yol açtı.Bu arada borsa simsarlığı ve spekülatörlük de yapan Keynes, kısa sürede önemli bir servet birikimine kavuştu.Liberal Parti'nin üyesi olan Keynes, savaş,kıtlık ve yoksulluk yıllarında ekonomik konulardaki bilgisini bireysel zenginleşmesi ve liberalizmin yayılması için kullandı.

Keynes, 1936'da krizin nedenlerini ve liberalizmin devamı için çözüm önerilerini sunduğu ünlü kitabı ''İstihdam,Faiz ve Paranın Genel Teorisi''ni yazdı.Keynes, piyasaların dokunulmazlığı ilkesinin kriz dönemlerinde işlemeyeceğini savunuyordu.Çünkü gelir ve istihdam bir kere düşmeye başlayınca,insanlar paralarını kurtarmanın yollarını arayacaklar,bunu durdurmak için de bankalar faiz oranlarını yükseltecekti.Sonuç olarak, işini genişletmek isteyen yatırımcının ihtiyacı olan kredi artacak,bu da iş hacmini düşürecekti.Bu, gelir artışının ve istihdam düzeyinin sıkıntıya girmesi anlamına geliyordu.

Bu kilit,sadece doğrudan hükümet müdahilesiyle kırılabilirdi.Ona göre, iş dünyasını yeniden hareketlendirmek için vergi ve faiz oranlarında indirimler yapılmalıydı ve istihdamı teşvik eden maliye politikaları benimsenmeliydi.Keynes'in yaklaşımları,yeni seçilen ABD başkanı Franklin Roosevelt'ten büyük destek aldı.Roosevelt, ABD'nin krizden çıkabilmesi için,müdahaleci politikanın benimsenmesi gerektiğini ilan etti.

Temmuz 1944'te,ABD'de, New Hampshire'da uluslararası mali konuları liberalize etmek için gerçekleştirilen tarihi Bretton Woods Konferansı'na İngiliz delegasyonunun başkanı olarak katıldı.Bu konferanste, IMF(Dünya Para Fonu) ve Dünya Bankası'nın kurulmasına öncülük etti.

Keynes,62 yaşında,kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.Ancak, Keynes'in ekonomik görüşleri esas olarak ölümünden sonra tanındı ve birçok ülke tarafından 1970'lerin ortasına kadar uygulandı.Keynes kadar Keynes sonrası Keynesçilerin görüşleri de hala rağbet görmektedir.

2.Dünya Savaşı sonrasında,Keynes'in ekonomi felsefesi,kapitalist hükümetleri için çok daha önemli bir hal aldı.Kapitalist ülkeler,ekonomilerini güçlendirmek için piyasa müdahaleci/düzenleyici politikaları benimsediler.Ancak, 1970'li yıllarla birlikte,Keynesçi ekonomi politikaları gözden düşmeye başladı.Sağ kanat politikacıları ile eleştirmenler,bu yöntemin Marksizm'in bir uzantısı olduğunu ve özgür girişimi engellediğini ileri sürdüler.Ama bu eleştiriler,Keynes'in devlet müdahalesini kabul ederek,kapitalizmin yaşayabileceğini savunan yeni bir liberalizm modeli kurduğunu gözden kaçırıyorlardı.

Bu eleştirilerden daha da önemlisi,1970'lerde Keynesçi ekonomi politikalarının yaygınlaştığı dönemde ''stagflasyon'' yaşanmaya başladı.Stagflasyon, büyüme hızının düşmesine ve önemli düzeydeki işsizliğe karşın,fiyat ve ücretlerin arttığı bir ülkenin durumunu tanımlıyordu.İşsizlik sorununu düzeltmek ve iktisadi talebi canlandırmak için, hükümetler Keynesçi ekonomiyi kullanmayı denediler.Ancak, bu enflasyonun daha da kötüye gitmesine yol açtı.

1970'lerle birlikte,para politikası teorisyenleri,paranın kontrolünün piyasanın düzeltilmesi için kilit kavram olduğu fikrini terk etmeye başladılar.1980'lerin ortalarına doğru da, paraya dayalı politikalar yok olmaya başladı.

KEYNES'İN TEORİSİ

Yirminci yüzyılın iki paylaşım savaşı arasında kalan dönemi,hem Avrupa hem de Amerika için bir buhran dönemi olmuştur.1921'de İngiltere'de başlayan kriz,1930'lu yıllardan itibaren bütün dünyayı sarmıştır.İşsizlik ve durgunluk gibi iki büyük meseleyle karşı karşıya kalmış olan piyasa ekonomilerinin önü tıkanmıştır.

Neoklasik teori etrafında dolanan çeşitli fikir akımları tartışılırken,1930'lu yıllarda, ''Keynesyen Devrim'' adı verilen teorik gelişme ile tartışmalar yeni bir boyut kazandı.John Maynard Keynes'in 1936 yılında yayımladığı ''İstihdam,Faiz ve Paranın Genel Teorisi'' adlı kitabı, iktisatçıların dikkatını Neoklasik iktisadın dışında makro ekonomiye ağırlık veren bir yöne kaydırmıştır.Aslında makro teoriye duyulan ilgi 1920'li yıllarda başlamış, Keynes bu akımın bir devamı olarak ortaya çıkmıştır.Özellikle İsveçli iktisatçi Knut Wikcell'in ekonomik dalgalanmalarla ilgili görüşleri, 1920'li yıllarda birçok iktisatçının dikkatini çekmiş ve ekonomik dalgalanmaların nedenleri ve bu dalgalanmaların kontrolünde para ve kredi politikalarının etkin olup olmayacağı konularında yoğun bir tartışma alanı oluşmuştu.Ancak bu iktisatçılar,Neoklasik teorinin genel yapısı içinde kalarak,ekonomide kendi kendini düzenliyen bir mekanizmanın olduğuna ve ekonominin,bir durgunluk döneminden sonra,yeniden tam istihdam dengesine döneceğine inanmışlardır.Ancak bu dönemde meydana gelen ve ''Büyük Dünya Bunalımı'' adı verilen durgunluk dönemi yaşanmış ve ABD,İngiltere ve Batı Avrupa ülkelerinde yaygın ve devamlı bir işsizlik ortaya çıkmıştır.Bu durum,ekonominin kendi kendine düzeleceğini öne süren görüşlere güveni zayıflatmıştır.Keynes, işte böyle bir ekonomik bunalım döneminde ortaya çıkmış ve ücretlerle fiyatların esnek olduğu bir ekonomide tam istihdamın kendiliğinden sağlanacağını öne süren Neoklasik teoriyi reddetmiştir.Keynes'e göre toplam talebin ana unsuru yatırım harcamaları idi ve belirsizliklerle dolu bir dünyada,düşün faiz uygulamak suretiyle tam istihdama ulaşmayı amaçlayan bir politikaya güvenilmezdi.Keynes'in bu görüşleri iktisatçıları derinden etkilemiş ve bu teorinin Neoklasik teoriden tümüyle ayrı bir teori olduğu ve yeni bir entelektüel devrimi başlattığı düşünülmüştür.

Ekonominin talep yönüne ağırlık veren politikaların düzenlenmesindeki amaç, ekonomik gelişmede kısa dönemli istikrarsızlıkların giderilerek doğrudan doğruya kamu harcamaları ve vergiler yoluyla istihdam ve üretim seviyesinin temel belirleyicisi olan efektif toplam talebin,tam istihdam seviyesine uygun olarak etkilenmesidir.

''Genel Teori''nin ortaya çıkmasıyla birlikte,Neoklasik teorinin unutturduğu makro analiz, yeniden iktisatçıların gündemine geldi.Böylelikle ilgilenilen temel konu, kaynakların alternatif kullanımlar arasında nasıl dağıtılacağı değil,kaynakların tümünün kullanımının mümkün olup olmadığı konusu olmuştur.''Genel Teori''nin temel amacı, Keynes'in kitabının ön sözünde belirttiği gibi ''bir bütün olarak üretim ve istihdam düzeyinde meydana gelen değişimleri belirleyen güçlerin incelenmesidir.''

Keynesyen İktisadın varsayımlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

***Keynesyen Makro Teori, ekonomik yaşamda meydana gelecek dengesizliklerin(enflasyon,işsizlik,deflasyon,durg unluk gibi) toplam talep ayarlamaları ile giderilebileceğini savunur.Bu görüşü ileri sürerken Keynesyen makro teori,arz koşullarının kısa dönemde sabit olduğunu ve uzun dönemde de iktisat politikalarına karşı duyarsız olduğunu varsayar.Bir başka deyişle,Keynesyen teori, arz koşullarının önemini ret veya ihmal etmez,fakat bu koşulların iktisat politikalarının etki alanının dışında kaldığını kabul eder.

***Keynesyen ekonomi,ilke olarak özel sektörün dengesiz olduğunu kabul eder.Bu dengesizliği ortadan kaldırmak amacıyla ekonomiye devlet müdahalesinin gerekli olduğunu öngörür.Para ve amaliye politikalarıyla toplam talebin birleşimini ve miktarını değiştirmek suretiyle ekonomideki dengelerin arzulanan yönde gerçekleşmesi sağlanacaktır.Keynes'e göre,maliye politikası araçları olan harcama ve vergi politikası,toplam talebi etkileme açısından, para politikasına göre daha etkilidir.

***Keynesyen iktisatta,üretimde kullanılan sabit sermaye(değişmeyen sermaye) miktarı ile üretim tekniğinin değişmediği düşünülmektedir.Yani ekonomik olaylar kısa dönemli olarak gerçekleşir.Keynes ''uzun dönemde hepimiz ölmüş olacağız'' diyerek bu varsayımı özetlemiştir.

***Keynes, ''Genel Teori''de, baştan sona kadar tam rekabetin geçerli olduğu yolunda bir varsayımda bulunmuştur.Bu nedenle,değişen derecelerde tekel veya ücret-fiyat politikası tamamen ihmal edilmiştir.''Genel Teori''de dış ekonomiye ilişkin sorunlar üzerinde fazla durulmayarak,kapalı bir ekonomi varsayımından hareket edilmiştir.''Genel Teori'' ''statik'' bir karakter taşımakta olup,zaman unsurunu dikkate almamıştır.Bu nedenle de dinamik sayılabilecek analizlerden yoksun kalmıştır.

''Genel Teori''de sadece talep yetersizliğinden ortaya çıkan işsizlik üzerinde durulmuş,sermaye kapasitesi yetersizliği,döviz dar boğazı gibi ekonominin toplam arz cephesindeki yetersizliklerden doğan işsizlik üzerinde durulmamıştır.

***Keynes,geliştirdiği teoride, fiyatlar genel seviyesini veri(sabit) olarak almıştır.

***Klasik teori belirlilik içinde bir ekonomiyle ilgilendiği halde, ''Genel Teori'' de Keynes, belirsizlik ve ileriye dönük bekleyişleri önemli bir nokta olarak göz önüne almıştır.Keynes'in teorisinin önemli bir parçasını oluşturan özel yatırım harcamaları,belirsizlik ve bekleyişlerden büyük ölçüde etkilenmektedir.

***Keynes'in istihdam teorisinin hareket noktası, efektif taleptir.Keynes,efektif talebi,'' toplam talebin toplam arz ile kesiştiğin noktdaki değeri'' olarak tanımlamaktadır.Bir başka tanımlama ile efektif talep,kullanılabilecek bir satın alma gücüyle desteklenmiş taleptir ve belirli bir dönemdeki tüm harcamalara eşdeğerdir.

***Keynes'e göre,bir ekonomide,üretim faktörlerinin kullanıldığı sınıra kadar toplam arz elastikiyeti sonsuz var sayılabilir.Bir başka deyişle,tam istihdam denge düzeyine kadar toplam talepteki her artış arzı da peşinde sürükler.Bu bakımdan denge,gelir düzeyini belirleyen efektif taleptir.Keynes,efektif talebi,bir toplumda müteşebbislerin mevcut istihdam seviyesinde sahip oldukları üretim faktörlerinden elde etmeyi umdukları gelirlerin toplamı olarak ele almaktadır.

***Keynes,makro dengenin,toplam arz ile toplam talebin veya toplam tasarruflarla toplam yatırımların eşitlendiği noktda sağladığını belirtmektedir.Bu denge sağlanmadığında,ekonomide ''enflasyonist açık'' ya da ''deflasyonist açık'' ortaya çıkar.Keynes'e göre,bu istikrarsızlıkların giderilmesi içim,devletin efektif talebi yönlendirmesi gereklidir.

Keynes'in en büyük mirası,kapitalist ülkelerde ekonomi yönteminin hükümetin zorunlu ve doğal bir faaliyet alanı olduğunu anlayışını yerleştirmesidir.Bu,devleti,ekonomik sistemn içersinde hareket edeceği genel ilkeler ve kuralları düzenleme biçimindeki eski rolünün oldukça ilerisine taşır.Bu fonksiyona,ekonomi içi güçlerin kapitalist kurallar içindeki hareketinden olumsuz yönde etkilenenlerin veya ekonomik aktiviteye katılamayacak derecede güçsüz olanların korunması ve destek verilmesi de dahildir.Bütün bunlar,kapitalist ekonomik düzenin sürdürülebilmesi içindir.

Keynesyen iktisatçılar,ekonomik istikrarın sağlanabilmesi için devletin ekonomideki rolü ve fonksiyonlarının genişletilmesini savunmuşlardır.Keynesyen iktisatçılar, ''Fonksiyonel Devlet Teorisi'' çerçevesinde,kaynak kullanımında ve kaynak dağıtımında etkinlik sağlanması, adil gelir ve servet dağılımının sağlanması,iktisadi istikrarın sağlanması,iktisadi büyüme ve kalkınmanın sağlanması,ödemeler bilançosunda denklik sağlanması gib devletin bazı fonksiyonları sağlamak üzere ekonomiye aktif olarak müdahale etmesi gerektiği görüşünü savunmuşlardır.

Keynesyen iktisatçılar,denk bütçe yerine ''telafi edici bütçe'' prensibini kabul ederek, politikacılara, ''vergilemeden harcama yapma'' imkanı sağlamıştır.Kamo harcamalarının vergileme ile birlikte emisyon ve borçlanma ile finansmanı,Keynesyen iktisadın bıraktığı bir mirastır.

Keynes'in önerileri,İkinci Paylaşım Savaşı sonrasından başlayarak,kapitalist aşırı üretim krizinin yaşandığı 1960'lı yılların sonlarına kadar hem erken kapitalistleşen ülkelerde hem de geç kapitalistleşen ekonomilerde uygulanmıştır.Ancak kapitalizmin içine girdiği krizi aşacak politika önermeleri Keynes'te mevcut olmadığından ve dahası bu krizin sorumlusu Keynesyen makroekonomi politikaları olarak görüldüğünden,arz yönlü yaklaşımlar tekrar güçlenmiştir.

Arz yçnlü iktisatçılar,Keynesyen maliye politikasını şiddetle eleştirmiştir.Onlara göre,Keynesyen iktisadi düşünce,ekonominin arz cephesini ihmal etmektedir.Keynesyen amliye politikasını,nisbi fiyat değişmelerinin verimlilik üzerinde meydana getirdiği etkileri göz önüne alınmaması nedeniyle,yetersiz bulmaktadırlar.Çünkü Keynes, nisbi fiyat değişmelerinin fazla önem taşımadığı kısa dönemdeki gelişmelere dikkatleri yoğunlaştırmıştır.

KEYNES SONRASI KEYNESYENLER

1960'lara kadar Keynesciliği ''Neoklasik Sentez'' temsil ederken,1960'lardan itibaren,Neoklasik iktisatla Keynesci iktisadı bağdaştırmaya çalışan Neoklasik senteze alternatif sayılan ''Post-Keynesci'' akım güçlenmiştir.Fakat post-Keynesci akım da kendi başına bir bütün değildir,farklı ekolleri vardır.

Keynesyen doktrin içindeki akım ve ekollerin ortak özellikleri vardır;bu da,piyasa aksaklığında devlet müdahalesinin gerekliliğine ve ekonominin talep yönünün belirleyiciliğine inanmalarıdır.Onlara göre,piyasa mekanizmasının ve özel mülkiyetin hakim olduğu ekonomilerde,devletin ekonomiye müdahalesi yoluyla iktisadi ve toplumsal sorunların üstesinden gelinebilir,ekonominin büyümesi ve istikrar sağlanabilir.Neoklasik doktrinden farklı olarak,iktisadi sistemin denge durumuna oldukça hızlı ve otomatik olarak ulaşma eğiliminin güçlü olduğuna inanmazlar.

Çok sayıda ve gittikçe birbirinden farklılaşan Keynesyen akımlar ve bu akımlara bağlı farklı ekoller olmakla birlikte,bu yazıda,Keynesyen akımlardan belli başlı dördünün temel amaçlarına değineceğiz.

1)Neoklasik Keynesyenler

Neoklasik Keynescilik,İkinci Paylaşım Savaşı'nda 1970'lere kadar ders kitaplarına ve gelişmiş kapitalist ülkelerdeki politika uygulamalarına hakim olan Keynesyen akımıdır.

Neoklasik Keynesyenler,Keynes'in üretim ve istihdam düzeyinin ve dalgalanmalarının toplam talep tarafından belirlendiğini,dolayısıyla tam istihdamın-gerçek ücretlerin düzeyinden çok,toplam talep düzeyine bağlı olduğu görüşünü kabul ederler.

Bu yaklaşımın kabul ettiği genel görüşe göre,işsizlik sorunu makro düzeyde ortaya çıkar ve kaynakların dağılımı sorunundan farklıdır,nispi fiyatlardan,talebin ya da üretimin birleşiminden,yani mikroekonomik işleyişten bağımsızdır,dolayısıyla ''makro müdahale'' yeterlidir.

Öte yandan,bu akım içersinde de en az iki ekolün varlığından söz edilebilir.Bunlardan biri ''Devrimci Tutuculuk'',diğeri ''Neoklasik Başkaldırı'' adlarıyla anılmıştır.Her iki ekol de,standart Neoklasik sentez modelini uygulamakla birlikte,sistemin çeşitli esneklikleri ve uyarlama hızları bakımından farklı bakışa sahip olmuşlardır.

Bu gruba dahil iktisatçılara göre,piyasa mekanizmasının işleyişine saygı gösterilmeden,nispi fiyatların kaynak dağıtıcı ve gelir dağıtıcı işlevini gerçekleştirmesi mümkün değildir.Diğer yandan,özellikle sendikaların ve tekellerin varlığının yarattığı piyasa aksaklıkları ve rijitlikleri(katılıkları) nedeniyle,ekonominin kendi kendine dengeye gelmesi siyasi bakımdan kabul edilebileceğinden çok daha uzun zaman alabilir ve denge,geçici bir süre için,eksik istihdam düzeyinde kurulabilir.

Neoklasik Keynesyenler,1970'lerde yaşanan stagflasyon krizinde politika başarısızlıklarının nedenini,politikaların kötü uygulanmasında,yeteri kadar ''ince ayar'' tutturulamamasında bulurlar.Yani uygulananan politikalarda enflasyon sınırına dikkat edilmemiştir.Onlara göre,ekonomiler,Keynesyen genişlemeci politikalar sayesinde tam istihdama yaklaşırken,işgücü rezervleri azalmaya başlamış,bir yandan da temel hammadde ve girdileri ''arz şokları'' ortaya çıkmıştır.Arz şokları fiyatları artırırken,sendikal mücadelenin yarattığı ücret artışları,bu fiyat artışlarını benimsetmiştir.Bu yaklaşıma göre,ücret artışları maliyetleri,maliyetler fiyatları,fiyatlar ücret artışlarını beslemiş ve bir fiyat-ücret sarmalı başlamıştır.

Yukarıdaki çözümleme,Neoklasik Keynesyenleri,Keynesyen canlandırma politikalarının enflasyonist olmaması için ''gelirler politikası'' uygulanması gerektiği görüşüne götürür.

2)Dengesizlik Keynesciliği

Dengesizlik ekolü,istihdam ve gelir düzeyindeki dalgalanmaları, ''dengesizlik'' fiyatlarıyla birbirini izleyerek yapılan mübadelelerim süreci olarak inceler.Buna göre,eğer çeşitli nedenlerle nispi fiyatlar denge fiyatları değilse,yapılan mübadelelerin hacmi de dengede olmayacaktır.Fiyatların dengesizlik fiyatlarına dönüşmesinin nedeni,piyasaların yeteri kadar koordineli çalışamamalarıdır.

Dengesizlik ekolü,Neoklasik sentez akımından farklı olarak,farklı konjonktür dalgalanmalarını içeren daha genel bir çerçeve kurmaya çalışmıştır.Bu çerçeve içinde Neoklasik Keynesyenlerin ağırlık verdiği eksik kapasite işsizlik koşulları,iktisadi dengesizlik konjonktürlerinden sadece bir tanesidir.Bu ekol,farklı konjonktür türlerinde krizlerin ve dengesizliklerin niteliklerine bağlı olarak ayrıntılı politika önerileri geliştirmeye çalışmıştır.

3)Yeni Cambridge Keynesciliği

Bu ekol,geleneksel Keynesciliğin önermelerini,mali varlıkların kullanılabilir gelir ve harcamalar üzerindeki etkilerini,ücretlerin ve fiyatların oluşumunu ve uluslararası rekabet gücünü çözümlemeye dahil ederek,genişletmeye ve iyileştirmeye çalışmıştır.

4)Keynesci Temeller Akımı

Bu akımın en önemli özelliği,savunucularının,Keynes'i Klasiklerden ve Neoklasiklerden ayıran temelleri araştırmış olmalarıdır.

Bu nedenle de, ''fundamentalist'' olarak isimlendirilirler.Günümüzde bu akım içinde en önemli kol, Post-Keynesyenlerdir.

Bu akımın en önemli ve karakteristik tezlerinden biri,istihdam ve gelirdeki dalgalanmaların,ekonominin gelecekteki durumunun belirsizliği altında oluşmuş ''beklentilerin dalgalanması''ndan kaynaklandığıdır.Akımın kurumsal çerçevesi içindeki en önemli tezleri şu konular etrafında toplanır: belirsizlik,piyasa aksaklığı,parasal ve mali istikrarsızlık,gelir bölüşümü.Bütün bu tezlerin asıl hareket noktası,sistemin istikrarı açısından yatırımların en önemli belirleyici olması,fakat yatırım istikrarının da en zor sağlanan iktisadi işleyiş olmasıdır.

SONUÇ

John Maynard Keynes, ünlü eseriyle,iktisadı istikrarsızlığın kapitalizme içkin olduğunu,kapitalizmin kendiliğinden tam istihdam dengesini sağlayamayacağını ortaya koyarken,Klasik ve Neoklasik iktisat okullarının teorik temellerini ve buna paralel olarak bazı temel ilkelerini alt üst etmiş,iktisat teorisinde yeni bir dönemin başlamasına yol açmıştır.Ancak bununla birlikte,ne Keynes,ne de kendisini izleyen iktisatçılar kapitalizme karşıdır.Aksine,tam istihdamı sağlamak konusunda yetersiz kalan kapitalizmin bu aksaklığını gidererek,yaşamasını sağlamak amacındadırlar.Keynes'in kendi çağdaşı olan iktisatçılardan farkı; onun,periyodik olarak ortaya çıkan ekonomik krizlerin, kapitalist sistemin varlığına yönelik büyük bir tehlike oluşturduğunun bilincinde olmasıydı.

''Dünya bana göre kapitalist bireyciliğin bir sonucu olarak ortaya çıkan bugünkü işsizliğe daha uzun süre tahammül edemeyecektir'' derken, Keynes, bu konudaki kaygısını dile getiriyordu.

İçinde yaşadığı ekonomik sistemin en önemli iki yanlışından birinin,tam istihdamı sağlama konusunda gösterdiği başarısızlık,diğerinin ise gelir ve servet dağılımındaki büyük eşitsizlik olduğunu belirtmekle birlikte,Keynes, bölüşüm sorunlarına çok az değinmiş,ağırlığı içinde yaşadığı çağın ezici işsizlik sorunlarına vermiştir.Keynes,özel girişime dayalı kapitalist sistemin işleyişinden kaynaklanan aksaklıklara,yine kapitalist sistem içinde çözüm aramıştır.

Keynes, ''Genel Teori'' kitabında pek değinmemekle beraber,başka yayınlarında Marksizm konusundaki görüşlerini ortaya koymuştur: ''...kaba saba proletaryayı,bütün hatalarına rağmen,yaşamın değerini oluşturan ve bütün insani başarıların tohumunu taşıyan burjuvazi ve aydınların üzerine çıkartan bir inancı nasıl benimseyebilirim?...''.Başka bir yayında ise, ''Eğer bir bölüğün çıkarlarını savunmak durumunda kalırsam,kendiminkini savunurum.Sınıf mücadelesine gelince,benim yerel ve kişisel patriotizmim,bağlılıklarım beni kendi çevreme bağlıyor.Ben,bana göre adalet ve sağduyu olarak görünen olgulardan etkilenebilirim,fakat,sınıf savaşı beni eğitim görmüş burjuvazinin safında bulacaktır'' ifadesiyle sınıfsal konumunu tanımlamakta,kendisini işçi ve emekçilerin karşı safında bir savaşçı olarak görmektedir.


ÖZGÜRLÜK DÜNYASI

(Sayı:197, Sinan Alçın)



__________________
Kalkan her yumrukta sen varsın yüreklerde
Hücremin adı sen oldun İmran!

Selam söyle Denizlere
Erdal,Elif,Hüseyinlere...
marsel isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
dÜnyasi, keynes, keynescilik, nedirÖzgÜrlÜk


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özgürlük Nedir? by_deli xxx Nedir ? 10 11-23-2009 21:04
Keynes’in kemikleri sızlıyordur! Katre Makaleler 0 08-31-2009 14:00
ÖzGüRLüK... Katre Makaleler 1 08-04-2009 12:09
Özgürlük Katre Siyaset Felsefesi 0 07-28-2009 16:31
Özgürlük Orucu ya da İnsan Nedir? Rozerin Serbest Başlık ( Siyaset ) 1 08-07-2008 21:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 11:39 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447