![]() |
| |||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| |
#1 (permalink)
|
| Üyelik tarihi: Jun 2009 Bulunduğu yer: Turuncu Gemi
Mesajlar: 4.523
Thanks: 40
Thanked 62 Times in 51 Posts
Tecrübe Puanı: 5 ![]() | KÜRT ULUSUNA KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI “Kürt sorunu” Türkiye'nin burjuva güçleri arasında hararetli bir şekilde tartışılıyor. Bu tartışmaya katılmayan burjuva çevre kalmadı. “Kürt sorunu” üzerine burjuva tartışmalar, genel değerlendirme aşamasından çıkıp “çözüm” aşamasına gelmiştir. “Çözüm” gündeme gelince, her burjuva çevre kendi önerilerini ortaya koymaya başladı. Çeşitli burjuva kesimler, kendi aralarında “çözüm” konusunda henüz ortak bir sonuca ulaşmış değil. Aralarındaki gürültü bundan kopuyor. Burjuvazi “Kürt sorunu”nu çözebilir mi? Türkiye burjuvazisinin amacı Kürt ulusal sorununu çözmek değil Kürdistan'ın devrimci hareketini tasfiye etmektir. Birleşik devrimin baskısından kurtulmaktır. Ulusal sorunun özü, ezilen ulusun ayrılıp bağımsız devlet kurma hakkını kapsar. Türkiye'nin egemen güçleri, ulusal sorunun tam da bu politik özünü yadsıyorlar. Onlar sadece, devrimin sonuca doğru ilerlemesini önlemek için sınırlı, güdük ve denetimli ödünler vermekle yetiniyorlar. Daha sonra güçler dengesi kendi lehlerine değişir değişmez, verdikleri ödünleri geri almak üzere. Böylelikle, verecekleri tavizlerin kendi egemenliklerini güven altına almaya yönelik olduğu açığa çıkıyor. Türkiye burjuvazisi, Kürt ulusal sorununu çözemeyeceğine göre, yapılan tüm tartışmalar, aslında, Kürt halkı üzerinde egemenliklerini sürdürme yöntemlerine yöneliktir. “Kürt sorunu”nun “çözümü”nde en ileri şeyi söyleyenlerin bile gerçek amacı, ezilen Kürt halkı üzerinde egemenliğin en iyi nasıl devam ettirileceğine dairdir. Bu, çok önemli noktadır ve tüm burjuva tartışmaların politik özüdür. Daha genel bir hedefi ise Türkiye ve Kürdistan halklarının birleşik devrim tehdidinden kurtulmaktır. Bunun dışında burjuvaziden başka birşey bekleyenler sadece kendilerini aldatmış olurlar. Burjuva çevrelerin bir kesimi klasik yöntemde ısrar ederken, daha geniş bir kesimiyse Kürt halkına çok sınırlı ödünler vererek ezilen halkın kendi isteğiyle, Türkiye'nin ulusal egemenliğini kabul etmesinin daha doğru olacağı görüşünde. Onlar bunu, “demokrasi” ve “insan hakları” adına ileri sürseler de, bunun sınıfsal özü, Türkiye burjuvazisinin egemenliğini korumaktır. Onlar, Kürt halkı üzerinde, eskisi gibi egemenlik sürdüremeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Sınıfsal Mücadele Öne Çıkıyor Kuzey Kürdistan'da egemen üretim biçimi, kapitalizmdir. Kürt ulusu, ulusal oluşumunu ve gelişimini kapitalizmin zeminleri üzerinde gerçekleştirmiştir. Modern burjuva gelişmeye bağlı olarak, modern bir ulus ortaya çıkmıştır. Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin ilk çıkışında kendisini, önceki kurtuluş mücadelelerinden ayırmak için modern kurtuluş hareketi olarak tanımlaması, Kürdistan'ın bu burjuva gelişiminden ileri gelmektedir. Emekle sermaye arasındaki uzlaşmaz karşıtlık kapitalizmin doğasında var. burjuva üretim ilişkileri geliştikçe temelindeki bu karşıtlık da gelişir ve olgunlaşır. Modern burjuva toplumun sınıf savaşları, bu temelde ortaya çıkar ve ilerler. Kürdistan ulusal devrimci hareketinde de sınıfsal yön vardır ve bu yön şimdi daha bir öne çıkıyor. Kürdistan'da kapitalizmin egemen olması ve bunun sonuçlarının yarattığı nesnel maddi koşullar nedeniyle, ulusal-sınıfsal kurtuluş mücadelesi iç içe geçmiştir. Hareketin ulusal yönü belli bir dönem öne çıksa da , asıl gelişen ve tayin edici olan yön, sınıfsal mücadele yönüdür. Bugün hareketin sınıfsal yönü daha baskın gelmektedir. Dolayısıyla, işçi sınıfının hareketteki devrimci rolü ve önderliği bariz olarak kendini gösteriyor. Kürt özgürlük hareketinin, sosyalizme yönelerek hedefine ulaşacağı biçimde bir bilinç, halk kitleleri arasında giderek egemenlik kazanıyor. Sınıfsal (toplumsal) kurtuluş, yani sosyalizm hedefi önümüzdeki süreçte hareketi daha fazla etkisi altına alacaktır. Kürdistan'da kapitalizmin ve sınıf savaşımının gelişimiyle birlikte, proletaryanın sınıf savaşımının yanında, sosyalizm bilinci ve sosyalizm mücadelesi de gelişme gösterdi. Sosyalizmin bir düşünce, bir politik hareket olarak Kürdistanda gelişmesi uzun bir zaman öncesine dayanıyor. Türkiye'deki sınıf savaşımı ve sosyalist mücadeleye paralel, onunla etkileşim içinde, sosyalizm fikirleri Kürdistan'da belli bir etkinlik kazandı. Öyle ki Kürdistan'da ortaya çıkan tüm ulusal hareketler, şu veya bu biçimde sosyalizmden etkilendiler. Bu etki UKH içinde gitgide derin bir kök saldı. Ezilen Ulus Değil Ezen Ulus Güven Vermelidir Ezen-ezilen ulus ilişkisi ele alınırken, her şey tersine çevriliyor. Egemen ulus olan Türk ulusunun ezilen bir ulus olan Kürt ulusuyla ve onun politik hareketiyle bir “anlaşma”ya varabilmesi için, ezilen ulusun, egemen ulusa güven vermesi gerektiği ileri sürülüyor. Egemen ulus, egemenlik altındaki ulusa bu yönde bir baskı uyguluyor. Eğer egemen ve ezen ulusla, ezilen ulus arasında “birlik” sorunu yeniden ele alınacaksa, burada güven vermesi gereken ezilen ulus değil, ezen ulustur. Ezilen halklar için zindandan başka birşey olmayan bir yerde, halklar arasında bir güven oluşmasının ilk koşulu ezilen halkların bu zindandan kurtulmalarıdır. Ezilen bir halk ancak eşit ve özgür koşullarda o güne dek kendisini ezmiş olan bir halka güven duyabilir. Bu koşullar sağlanmadıkça iki halk arasında herhangi bir güven oluşması sözkonusu olmaz. İki halkın yeni bir birlik oluşturması için öncelikle, bu birliğin, zoraki bir birlik değil, eşit ve gönüllü bir birlik olması gerekiyor. Gönüllü ve eşit bir birliğin oluşması için ön koşul ezilen ulusun -burada sözü edilen Kürt ulusunun- ayrılıp kendi bağımsız devletini kurma hakkını tanımasıdır. Halklar arasındaki birleşmenin gönüllü ve özgür olabilmesi için, birliğin ayrılma özgürlüğünü de içermesi gerekiyor. Ezen ve egemen ulus olan Türk ulusu tüm bu koşulları yerine getirebilir mi? Böyle birşeyi kesinlikle kabul etmeyeceği açıktır. Bu durumda ezen ve ezilen ulus ilişkisi değişmeyeceğinden varılacak herhangi bir “anlaşma” bugünkü ilişki biçimini ve varolan durumu temelde değiştirmeyecektir. Halklar arasındaki bir birliğin gönüllü, eşit ve özgür bir birlik olması için sermaye egemenliğinin devrilmesi gerekiyor. Bununla birlikte Marksist-Leninistler, ne kadar zayıf bir olasılık olsa da, ezilen ulusun sermaye egemenliğinin devrilmesinden önce ayrılma olasılığını kabul ederler. Böyle bir olasılığı kabul ederler,, UKKTH (Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı) ilkesini koşulsuz olarak tanırlar ve her iki ülkeyi kapsayan birleşik devrimin zaferi için mücadele verirler. Ezilen halkları baskı altına alan ve onların özgürlüğünü engelleyen aynı egemen güç, ezen ulus halkını da baskı altına alıyor ve özgürlüğünü engelliyor. Halkları ezen ve sömüren düşman aynı ve ortaktır. Kürt halkının ve Türkiye halklarının ortak düşmanı, egemen burjuva güçlerdir ve onların devletidir. Bundan dolayı bu topraklarda yaşayan bütün halkların kurtuluşlarının koşulu, aynı ve ortak düşmana karşı ortak mücadele vermektir, birleşik devrimi zafere götürmektir. Uluslara Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı Öne Çıkarılmalı Kürdistan Ulusal Hareketi, Türkiye halklarıyla birlik yapma yönünde bir eğilim, görüş ve yönelim ortaya koydu. Bu, ezilen ulus sosyalistlerinin ortaya koyması gereken bir yaklaşımdır. Eğer ezen ulusun sosyalistleri de Kürt ulusunun ayrılıp kendi bağımsız devletini kurma hakkının tanınması yönünde bir ajitasyon yaparsa, o zaman, halkların enternasyonal ve eşit birliği için bir zeminin oluşması sağlanmış olur. Kürdistan ulusal hareketinin burada eleştirileceği yön egemen ulusla yapılması düşünülen bir anlaşmanın, Kürdistan'ın ilhakına son vermemesi, tam hak eşitliğine dayanmaması, Kürt ulusunun ayrılma hakkını içermemesidir. Kendini bazı kültürel haklar ve sınırlı politik haklarla bağlamasıdır. Bu UKKTH değildir ve olamaz. Böyle bir sonuç Kürt halkına özgürlük getirmez. Bu durumda UKH'nin yapması gereken şey özgürlük mücadelesini sonuna dek götürmek ve birleşik devrimi öne çıkarmaktır. Kürdistan ulusal hareketi Türkiye halklarıyla birlik yapma yönünde bir eğilim ortaya koymuşken, eğer Türkiye sosyalist hareketi tam da enternasyonal bir tavır anlamına gelen Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkı yönünde bir ajitasyon yapmazsa, sosyal-şoven bir konuma düşer. Asıl eleştirilmesi gereken UKKTH ilkesine bağlı kalmayan Türkiye sosyalist hareketi içindeki sosyal-şoven eğilimlerdir. Çünkü sosyal-şoven eğilimde olanlar Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkına çeşitli şartlar getiriyorlar. Enternasyonalist sosyalistler ise UKKTH'yi koşulsuz olarak benimsiyorlar ve UKKTH'nin özü olan ayrılma , bağımsız devlet kurma hakkını sonuna dek savunuyorlar. Enternasyonalist sosyalistler yalnızca leninist UKKTH ilkesini genel düzeyde savunmakla kalmıyor, bütün günlük mücadelesi içerisinde, bu yönde bir ajitasyonda bulunuyorlar. Bir Çözümlemeye Dayanmadan Türkiye sosyal-reformist ve oportünist hareketlerinin, ulusal sorun üzerine görüş ve önerileri, Kürdistan'ın tarihinin ciddi bir araştırmasına, ciddi bir teorik çözümlemeye dayanmıyor. Bu yüzden temelsizdir, bilimsel değildir. Sorun Marx'ın ve Lenin'in UKKTH konusunda ortaya koydukları enternasyonalist sosyalist ilkeleri ezberlemek değil; bu ilkeleri bir ülkenin somut şartlarına uygulamaktır. Bu ise sözkonusu ilkelerin uygulanacağı ülkenin şartlarını bilmeyi gerektirir. Ciddi, bilimsel bir araştırma yapılmadan da bir ülkenin somut koşulları hakkında bir fikir ortaya konulamaz. Bu açıdan bakıldığında reformist ve oportünist hareketlerin Kürdistan üzerine hiçbir ciddi ve bilimsel incelemelerinin olmadığı ve bir tahlillerinin bulunmadığı görülebilir. Kürdistan hakkında ortaya konulan görüşler ise şurdan burdan alınmış eklektik görüşlerdir. Eklektik görüşlerle ve sığ değerlendirmelerle ulusal sorun hakkında sağlıklı sonuçlara ulaşılamaz. Kürdistan üzerine belli bir araştırması olanlar Kürt ulusal hareketleridir. Ulusal hareketler ise önceden vardıkları “sömürge Kürdistan” tezine bir dayanak bulmak yönünde bir araştırmaya giriştiler. Bu ise bilimsel bir yöntem değildir. Olgulara kendi teorik anlamını vermek yerine, olguları kendi görüşlerine uydurmuşlardır. Türkiye'deki reformist ve oportünist hareketler hiçbir ciddi araştırma yapmadan Kürdistan ulusal hareketlerinin “sömürge Kürdistan” tezlerini ve aynı tezlere sahip sosyalist Türk aydınlarının görüşlerini alıp kendilerine dayanak yaptılar. Bazıları bu konuda bir tahlile dayanmadan çeşitli öneriler ileri sürdüler. Kürt ulusal sorununda diyalektik ve tarihsel materyalizm temelinde somut çözümlemeye dayanan görüşler Leninist Parti tarafından ortaya konuldu. Leninist Parti'nin dayandığı ve geliştirdiği bu konudaki görüşleri uzun araştırmalara ve ciddi çözümlemelere dayanıyor. Kürdistan'ın ilhak edilmiş bir ülke olduğu, Kürt ulusunun ezilen ulus durumuna getirildiği biçimindeki görüşleri Türkiye ve Kürdistan'ın ekonomik ve tarihsel teorik çözümlemelerine dayandırılarak belirlenmiştir. Leninist Parti'nin, ulusal sorundaki bakış açısı, Leninist UKKTH ilkesine ve bu ilkenin somut koşula uyarlanmasına dayanan devrimci enternasyonalist sosyalist bakış açısıdır. Bu Makale Mücadele Birliği web sitesinden alınmıştır.
__________________ Kim Öğretiyor? PARTİ! Kim vuruyor? CEPHE! Kimin için? HALK İÇİN! |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 55
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Ben halkların eşitlik,adalet ve özgürce yaşadığı bir ülke hayal ediyorum ayrılan bir halk deil Zaten bir çoğu aynısını diyor adalet ve eşitlik içinde yaşarsak neden ayrılma olsun aynı sınırlar içinde barış içinde yaşayabiliriz yeter ki herkes elini taşın altına koysun.. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Ulus ile Halk'ın ayrımını hala yapamamışsınız, Kürtler bir halktır, aynı Zazalar,Araplar,Çerkezler,Arnavutlar gibi ve halklar ,ulusu oluşturan temel öğelerdir,bugün Anadoluda yaşayan tüm Halktar tek bir Ulustur, bunun adını koymak size kalmış ,ister Kemalist tezlere dayanarak Türk ulusu dersiniz, ister Türkiye,ister Anadolu ulusu... ama bir Halkı, ulus olarak niteleyip ayrılıkçı bir yapıda bulunmak Leninistlik değildir.Lenin'in bu tezindeki uluslar Orta asya ve Kafkas uluslarıdır, ve unutmayın SSCB bir Uluslar federasyonu idi,Türkiye ise bir Halklar bileşkesi-Ulus devlettir.
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #7 (permalink) | ||
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.036 Times in 972 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Alıntı:
Bir kere daha okumanızı tavsiye ederim.Ama dikkatlice. Alıntı:
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks | ||
| | |
| | #8 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 64
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Alıntı:
Sen acaba muhacir halklarla ,teritoryal halkları birbirine karıştırıyor olmuyormusun? Yada sen Kürdistan diye jeopolitik,sosyolojik bir kavram duymadın mı ? Bu her iki kavram halkların ulusal kimliğini belirler. Bu kimlikte siyasi,dil,toprak,kültür ve ekonomik birliğin bilimsel açıklamasıdır.Tüm bu bilimsel verilere sahip bir halkı sen hala ulus tanımının dışında tutuyorsan. Sende arayacağımız tek niyet ,artniyettir.
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL Konu BABİL tarafından (11-04-2009 Saat 22:17 ) değiştirilmiştir. | |
| | |
| | #9 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Alıntı:
İlk madde dışındaki maddeler ise tamam, bunlar Ulus'u oluşturan şartlardır,peki o zaman İstanbulda kapitalist düzenin arasına sıkışan Kürt işçisiyle,Türk işçisinin farkı nedir, bunların ortak amacı kendisini ve ailesini yaşatmaya çalışmak değilmidir? Türk ve Kürt halkı beraber yaşamak istememektemidir?...
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... | |
| | |
| | #10 (permalink) | ||
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.036 Times in 972 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Alıntı:
Keyifli okumalar dilerim size... Ayırca vereceğim linki de okursanız eğer, bilgilerinizi yenileme fırsatı bulabilirsiniz... [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] Alıntı:
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks | ||
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| hakkı, kaderini, kendi, kürt, tayin, ulusuna |
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://komunistforum.net/siyaset/55728-kurt-ulusuna-kendi-kaderini-tayin-hakki.html | ||||
| Konuyu Başlatan | For | Type | Tarih | |
| Komunist Forum - vBulletin | This thread | Refback | 10-21-2009 19:59 | |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakkı | Rozerin | UKKTH | 2 | 04-08-2009 21:33 |
| Ulusların kendi kaderini tayin hakkı (UKKTH) nedir? | BABİL | Teorik Eğitim | 0 | 01-05-2009 18:28 |
| Halkımız kendi işini kendi görmelidir! | ecemm | TKP | 5 | 03-18-2008 09:16 |
| Halkımız kendi işini kendi görmelidir! | SİTARE | TKP | 0 | 03-14-2008 22:39 |
| Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı | IMMANUEL | Kitap ve Dergi Tanıtımı | 0 | 05-25-2007 01:25 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:54 .