![]() |
|
|||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 2.137
Thanks: 28
Thanked 14 Times in 12 Posts
Tecrübe Puanı: 4 ![]() |
15-16 Haziran direnişi yol gösteriyor!
15-16 Haziran, Türkiye’de sınıf hareketi tarihinin bugüne ışık tutan tarihin en parlak sayfalarından biridir. Sendikal örgütlenme hakkı için sınıfın görkemli bir başkaldırısıdır. İşçilerin sermaye sınıfı ile karşı karşıya geldiği birleşik, militan bir patlama olmuştur. 1950’li yıllardan itibaren Türkiye’de kapitalist gelişme hız kazandı. Burjuvazi hızla güçlenirken, kendi mezar kazıcısı olacak işçi sınıfı da gelişmekte ve bir güç haline gelmekteydi. Sermaye sınıfı yükselecek bir işçi hareketinin önünü baştan kesmek ve sınıfı denetim altına için 1952’de Türk-İş’i kurdurdu. Ancak Türk-İş’in kurulması sınıfın arayışlarını engelleyemedi. ‘60’lı yıllarda mevzi eylemler, salon toplantıları, mitingler birbirini izledi. 1961 Saraçhane mitingi sürecin en kitlesel eylemi oldu. Grev ve toplu sözleşme hakkı için sokağa dökülen 100 bin işçinin Saraçhane mitingi ile güçlerinin farkına varması, bir dizi eylem ve direnişin nünü açtı. 1963 Kavel Direnişi, sendikal arayışla birlikte gelişen Paşabahçe ve Kozlu Grevi 1967 yılında DİSK’in kurulmasının zeminini güçlendirdi. DİSK’in kurulması sendikalı işçi sayısında muazzam bir artış sağladı. İşçi sınıfı militan grev ve işgaller örgütledi. İşçiler nezdinde DİSK düzen sendikacılığının reddi anlamına geliyordu. Sermaye sınıfı işçi hareketinin bu gelişmesine göz yumamazdı. Hükümet ve kapitalist patronlar hızla hareketi dizginlemek için kollarını sıvadılar. 1970 yılında sendikalar kanunu ve toplu iş sözleşmesi grev ve lokavt kanununda değişiklik öngören yasa meclise sunuldu. Yasa değişikliği DİSK’in tasfiyesi, kazanılan hakların kırpılması ve tek alternatifin Türk-İş haline getirilmesini hedefliyordu. Yasanın gündeme gelmesiyle işçi sınıfının yıllardır biriken öfkesi bir volkan gibi patladı. 5-16 Haziran ‘60’lı yıllar boyunca yaşanan bir birikimin ürünü, sonucu ve 1970’deki doruğu, Türkiye işçi hareketi tarihinde bir dönüm noktası oldu. Başlangıçta eylemler hükümet ve yasaya karşı başlamış olsa da 2 gün boyunca gerçekleştirilen her eylemde öfke sermaye iktidarına yöneldi. Sokağa dökülen işçi kitlelerinin bilincinde olup olmamasından bağımsız olarak, sermaye diktatörlüğünün tüm kurumları ile militan bir karşı karşıya geliş olarak yaşandı. 15 Haziran sabahı ilk olarak Ankara asfaltı üzerindeki Otosan fabrikasındaki işçiler yürüyüşe geçtiler. 2700 işçi “Savaş başladı!”, “Yaşasın işçi sınıfı!”, “Tüm gericiler ve faşizm kahrolsun!” sloganlarını hep bir ağızdan haykırdılar. Birkaç saat içinde İstanbul- İzmit karayolu ve İstanbul’un sanayi bölgeleri işçi eylemlerine sahne oldu. DİSK üyesi işçilerin yanı sıra Türk- İş’e bağlı işçiler de fabrikalarından akın akın yürüyüşe katıldılar. Kocaeli’nden gelen işçilerin de katılımı ile direniş ateşi tüm kenti sarmıştı. Avrupa yakasının Aksaray, Sultanahmet, Eminönü ve birçok yerinde görkemli eylemler düzenlendi. Yürüyüş boyunca kolluk güçlerinin saldırılarına militanca bir karşı duruş sergilendi. 16 Haziran’da eylemler kitleselleşerek devam etti. Türk-İş ve DİSK’li işçiler barikatları aşarak, polisleri geri püskürterek yürüyüşlerine devam ettiler. Gebze’den başlayıp Kadıköy’e kadar uzanan yürüyüş, yılların birktirdiği öfke ile fabrikalarından şartelleri indirip sokaklara çıkan sınıfın militan ve sarsılmaz gücünün göstergesiydi. İki yakanın birleşmesi ile İstanbul 150 bin işçinin işgali altındaydı. DİSK’i zayıflatmayı hedef alan yasal değişiklikler sermayenin işçi hareketine bir diş göstermeydi. Arkası 12 Mart’la gelecek bir sistemli saldırının ilk halkasıydı. İşçiler o dönem bunu açıklıkla anlayacak bir bilinçten yoksun olsalar da, somut deneyimlerinin katkısı ve sınıf sezgileriyle tehlikeyi algıladılar ve direndiler. Direnişin DİSK tabanıyla sınırlı kalmaması, Türk-İş’te örgütlü fabrikaların geniş katılımı bunu gösterir. Direnişin çapı ve şiddeti, yasal bir değişikliğe gösterilen bir kızgınlığın çok ötesindedir. 15-16 Haziran ‘60’lı yıllar boyunca süren irili ufaklı çatışmaların uzantısı, devamı, yoğunlaşmış biçimi ve doruğu olmuştur. Direnişçi işçilerin inanç ve kararlılıkla polis barikatlarını bir bir aşması, direnişin militan karakteri sermaye ile birlikte sendika ağalarına da büyük bir korku saldı. İşçilerin umulmadık boyutta ve şiddetteki görkemli direnişi karşısında paniğe kapıldılar. İşçiler sokaklarda polis ve asker barikatlarını yiğitçe göğüslerken, onlar bu barikatları örenlerle direnişi kıracak önlemleri görüştüler. 16 Haziran’da, işçilerin sokakta direndiği ve üç şehit verdiği bu görkemli günde, valilikte yapılan toplantıda yaşanan ihaneti, dönemin DİSK Genel Sekreteri Kemal Sülker şöyle dile getiriyordu: “Girişilen tahripkar eylemle bir ilgimiz olmadığını İçişleri Bakanına söyledik. Ve kesinlikle de bu tahripkar olayları tasvip etmediğimizi bildirdik. Ayrıca da işçilere de radyoda bir uyarma yaparak kötü cereyanlara alet olmamalarını istedik.” Radyo konuşmasını ise DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler yaptı. Görkemli işçi direnişini karaladı; sokakta işçilere kurşun sıkan sermayenin kanlı ordusunu, “gözbebeğimiz şerefli Türk Ordusu” ilan etti ve Anayasa’ya bağlılığını bildirdi. DİSK yöneticilerinin ikinci büyük ihaneti, direniş sonrasındaki toplu tensikat sırasında yaşandı. Binlerce işçinin (toplam 6000) işten çıkarılmasına sessiz kaldılar. ‘60’lı yılları kapsayan mücadelenin eğittiği, öne çıkardığı bu işçiler, 15-16 Haziran Direnişi’ni de sürüklemiş ve yönetmişlerdi. Direnişin verdiği korkuyla DİSK’i kapatmayı öngören yasa, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. Sendika bürokratlarının ihanetine ve sıkıyönetime rağmen işçiler hemen teslim olmadılar. Türk Demir-Döküm, Sungurlar, Derby, Otosan, Rabak gibi büyük işyerlerinde işi durdurarak ya da yavaşlatarak günlerce direndiler. 15-16 Haziran direnişi sınıfın devrimci önderlikten yoksun, hazırlıksız ve sendikal bürokrasinin uzlaşmacı-ihanetçi kıskacında gerçekleşmesine rağmen görkemli bir direniş olarak tarihin sayfalarında yerini aldı. Kitlesel-militan bir işçi başkaldırısı olarak hala da aşılamadı. Ekim Gençliği 118 / Yaz sayısı 2009
__________________
İsyan kölenin soyluluğudur ! Behey kurre kere, bu millet dilini istemiyorsa, dağa futbol oynamaya mı çıkıyor ! MoRDaĞLaR..
|
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: 1516, direnisi, gosteriyor, haziran, yol |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İsrail’de ibre şahinleri gösteriyor | EWİNDARE | Dış Politika | 0 | 02-10-2009 20:56 |
| Japon İnternet sitesi kokunun yerini gösteriyor | Haber-Ahmet | Teknoloji Haberler | 0 | 01-15-2009 01:08 |
| Kaypakkaya:15-16 Haziran Büyük Işçi Direnişi | Rozerin | Ölümsüzler | 0 | 09-20-2008 02:09 |
| 38. Yıldönümünde 15-16 Haziran İşçi Direnişi ve Dev-Genç | reyhan | Makaleler | 0 | 06-17-2008 17:28 |
| Mücadeleleri yol gösteriyor | Victoria | EMEK PARTİSİ | 0 | 06-05-2008 20:36 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 00:15 .