![]() |
|
|||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 82
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
DOYUM VE OYUN
Teslim TÖRE Toplumsal olaylar canlı varlıklar gibi doğarlar yaşarlar biter ya da bir sürecin sonuna gelirler. Kesin bir sonuca yani toplumu tatmin edici bir çözüme ulaşıncaya kadar gelişir ve bir doyum sürecine girerler. Doyum sürecinde, tam bir çözüme ulaşırsa biter. Bastırma, aldatma, oyalama vb. gibi yöntemlerle geçiştirilirse ara verir, koşullar olgunlaşınca yeniden ve başka bir boyutta tekrardan kendini güncelleştirir. Söz konusu toplumsal sorunu yaratan nesnel nedenler ortadan kakmadığı sürece çeşitli gel gitler yaşanır ama sorun bitmez. Üzeninde ne kadar zaman geçerse geçsin zemin bulduğu an yeniden patlak verir. Başta Lenin olmak üzere, Sovyet yöneticileri, ülkelerinin bir ulusal sorununun olmadığını, ulusal sorunun köklü bir şekilde çözülmüş olduğunu dünya aleme defalarca ilan ettiler. Ama yaşayarak da gördüğümüz gibi, Sovyetler Birliği yıkım sürecine girer girmez ilk patlak ulusal sorunda verdi ve hala devam ediyor. Köklü bir çözüme ulaşmadığı sürece aynı ülkede defalarca sönüp ortamını buldukça tekrardan alevlenen bir çok ulusal sorunda olmuştur. Bunun en somut örneği Kürt sorunudur. Şu durumdu 29 ya da otuzuncusu yaşanıyor. Onlarca yıldır, çeşitli boyutlarda yaşanan ayaklanmalarla gündeme gelmiş, bazen talepleri geçici ödünlerle karşılanmış, bazen oyalanmış bazen de zorla bastırılarak bekleme sürecine sokulmuştur. O nedenle de bu güne kadar defalarca bittiği ilan edilmiş, hatta bir çoğu bittiğine inanmış ama bitmemiştir. Doyum ortamı doğunca sonlanma sürecine girmiş, koşullar olgunlaşınca yeniden, kendine özgü yöntemlerle güncelleşmiştir. Bu sonuncunun bir öncekisi, 1939 da isyan , ayaklanma biçiminde ortaya çıkmış ve devlet tarafından katliamlarla bastırılmıştı. 1939 ve öncekilerinin öncülüğünü şeyh ya da ağa gibi geleneksel toplum önderleri yapmışlardı. Ama bu sonuncunun öncülüğünü modern güçler yaptı. O nedenle sınıf bileşenleri, ideolojik yapılanması, mücadele yöntemleri, enternasyonal bağlantıları, propaganda yöntemleri, mücadele araçları vb. gibi bütün konularda kendinden öncekilerden çok farklı bir konum arz etmektedir. TİP’in kuruluş sürecinde ve sonrasında, kadro düzleminde çok sayıda Kürt vardı. Söz konusu Kürt varlığı TİP’i örgütlerken kendileri de örgütleniyordu. Bu kadroların da etkisiyle, TİP’in 1967’de başlatmış olduğu “doğu mitingleri” 1939 bastırmasından sonra yeniden bir birikim sağlamış olan Kürt sorununu tetikledi. TİP Kürt halkının talepleri karşısında yetersiz kalıp, sorunları kucaklama iradesi gösteremeyince birleşik mücadele içindeki Kürt dinamiği ayrılarak kendini organize etmeye başladı. Türkiye solunun bir dağılma parçalanma sürecine girmesi sonucu, Kürtler de hem Türk solundan koptu hem de kendi içinde de fraksiyonlara bölündü. Bütün Kürt fraksiyonları tıpkı Türk solunun fraksiyonları gibi kendilerini “Marksist, Leninist, Maoist” vb. ilan ediyorlardı. Türk ve Kürt sol örgütlenmeleri ideolojik,politik, örgütsel vb. bakımından çok benzeşiyorlardı. Zaten daha önceleri tek dinamiği oluşturuyorlardı. Ayrılık, birleşik tek dinamizmi de böldü. Buna rağmen benzeşme devam ediyordu. Dış dinamizmden etkilenme bazında da Batı Avrupa da doğmuş, Türkiye’yi de etkilemiş, 68 Kuşağı olarak bilinen akım Kürdistana da yansımış, Kürt kadroları da etkilemiştir. TİP’in bir çok devrimci tarafından terk edilmesi, farklı örgütlenmelerin oluşması sonucu Türkiye de silahlı mücadele başlatıldı. Önce silahlı mücadeleyi, THKO, THKP/C, TİKKO gibi örgütler denedi. Ama başarılı olamadılar. Ağır yenilgiler aldılar, önemli kayıplar verdiler. İleriki bir süreçte Kürt devrimcileri de silahlı mücadeleyi denedi. Esasında Kürt özgürlük mücadelesinin başlangıcı Türkiye toplumsal ilerleme süreciyle birlikte tümüyle demokratik yöntemlerle başlamıştı. Devlet bütün bunların yolunu kesti. O da yetmedi 12 Eylül faşizmi Kürtçe konuşmayı yasaklayacak kadar insanlık dışı bir uygulama başlattı. Türkiye de Kürt yoktur, dağda karda yürürken kart kurt eden Türkler vardır diyerek inkarı derinleştirdi. Kürtçe konuşmalarını ve Kürtlerin çocuklarına Kürtçe isim takılmasına yasakladı. Bu faşist uygulamalar, tümüyle demokratik yöntemlerle devam eden Kürt özgürlük mücadelesini yeni yöntemler aramak zorunda bıraktı. Devletin gelmiş olduğu bu tümüyle inkar ve yasak noktasında PKK buna karşın silahlı mücadeleyi geliştirdi. PKK, geçmişten önemli dersler çıkartarak, zorlu bir eğitim ve hazırlık sonucu silahlı mücadeleyi başlattı. PKK sadece silahlı mücadeleyle yetinmedi. Silahlı mücadele ile birlikte kitle örgütlenmeleri, örgütün ekonomik sorununun çözümü, yerel ve genel seçimlere katılma yöntemlerini geliştirme, uluslar arası örgüt ve politik organizasyonları oluşturma vb. gibi bütün yapısal olguları toplumsal mücadelenin bütünlüğü içerisinde hayata uyarladı. Benzetmek yerindeyse, bütün organların bir uyum içinde çalıştığı komplike bir siyasal, sosyal, ideolojik, askersel bir mekanizma yarattı. Öyleki, bir vücudun organlarından birsinin zayıflaması durumunda, diğer organın güçlenmesi gibi organik ve komplike bir yapılanma oluşturuldu. Parlamentoda ki Kürt milletvekilleri cezaevine atımlınca sokaklar ve dağ alabildiğine güçlendi. Sonraki parlamentoya eskisinden güçlü, nicel ve nitel bakımdan daha gelişkin kadrolarla girildi. Tek bir mücadele biçimi değil, mücadele biçimlerinin toplamı belirleyici bir mekanizmaya dönüştü, onlarca yıl devam etti. Ama artık bir doyum sürecine girdi. Devletin inkarcılığıyla başlayan mücadele, Kürtlerin ve Kürt sorununun varlığının kabulü ve çözüme yönel inmesiyle birlikte doyum süreci başladı. Bu süreç aynı zamanda devletin de PKK’yi bitiremeyeceğini gördüğü bir süreç oldu. Subaylık generallik sürelerini ve Genel Kurmay başkanlığını PKK’ya karşı “ düşük yoğunluklu savaş” içinde geçirmiş olan Eski genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın “ bütün Türk ordusunu Kandile götürseniz PKK yine bitmez” demesiyle doruğa ulaştı. Devlet böyle doyuma ulaşırken, PKK’da otuz yıl daha savaşsa bu geldiği yerden daha ileriye gidemeyeceğini net bir şekilde anlayarak doyum sürecine girdi. O nedenle de doyum sürecinin verileri tek tek ortaya çıkmaya başladı Ancak Doyumla Birlikte Yeni Oyunlar da Gün Işığına Çıkıyor. Toplumsal mücadelelerde, her doyum süreci, eski sürecin bitmesi yeni bir sürecin başlaması anlamına gelir. Sorun çözülse de çözülmese de doyum sürecinde mücadelenin bütün yöntem, araç, gereç, politika, strateji, taktik vb. gibilerin baştan dibe gözden geçirilmesi ve yeni baştan düzenlenmesi zorunlu hale gelir. Çünkü doyumu üreten, doyum sürecini etkin hale getiren mücadelenin yöntem araç, gereç, strateji, taktik vb. gibi fenomenlerdir. O nedenle de yenilenmesi kaçınılmazdır. Devlet bunu açıkça yapıyor , yaparken de yeni oyunlar tezgahlıyor. Yeni oyunu Kürt sorunu konusunda hiçbir muhatabı yokmuş gibi davranarak tezgahlamaya çalışıyor. Kürtlerin onur mücadelesi karşısında “alt kimlik üst kimlik” söylemi üretti. Hiç bir şey olmamış gibi, Kürtçeye özgürlük, üniversitelerde Kürt akademileri, APO’nun cezaevi durumunun iyileştirilmesi, sürgünde yaşayanların ülkeye dönmesine izin verilmesi, cezaevindekilerin serbest bırakılması, Değiştirilmiş olan yer isimlerinin yeniden iade edilmesi, Kürt illerinde yazılmış olan “ne mutlu Türküm diyene” gibi yazıların silinmesi vb. gibi “çözüm” düzenlemelerini hiçbir muhatap tanımadan hayata geçirme taktiği izliyor. Bu yaptıkları ile PKK siz Kürt Kürtsüz bir PKK yaratmaya çalışıyor. Otuz sene önce yapılması gerekeni otuz sene sonra ve bir sürü acı yaşandıktan sonra yapıyor. Buraya nasıl gelindiği konusuyla da ilgilenmiyor. Kürt halkının kendince makul gördükleri, belli taleplerini karşılayıp, bütün dünya ya propagandasını yaparak, Kürtlerin taleplerini karşıladıklarını ama PKK’nin hala “terör estirmeye” devam ettiğini lanse ederek, PKK’yi insanlık nezdinde tecrit etmeye çalışıyor. Bu yöntemi çatışmadan, savaştan, göz yaşından bıkarak doyum surecini büyük bir hasretle izleyen Türk ve Kürt halkına da lanse etmek istiyor. Dolaysıyla PKK’yi Kürt halkından da soyutlama politikası izliyor. Kuşkusuz doyum sürecinde oyun yapmaya çalışan devlet kadar PKK’nin de oyun yapma yeteneği ve manevra alanı vardır. Silahlı mücadelenin tarihsel ve toplumsal sürecini doldurduğu, yapabileceği kadarını yaptığı, bundan sonra daha fazlasını yapamayacağı PKK yönetimi tarafından artık biliniyor. Ama silahın bölge ve Türkiye için hala büyük bir tehdit teşkil ettiği de bir sır değil. Türkiye bölgedeki bütün doğal gaz yataklarını tüketim alanlarına taşıma merkezi haline geldi. Doğal gazı, tüketim alanlarına taşıma merkezi haline gelmiş olan Türkiye için, silahla doğal gaz ateşle barut gibidir. Ancak, PKK hala bu silahı kullanmaya devam ederse, dünyanın bütün gazabını üzerine çekmiş olur. Ama geriye çekip, zımni bir tehdit unsuru olarak değerlendirme yöntemini uygularsa karşı taraf daha derinlemesine düşünmek zorunda kalır. Beynin arkasında bekleyen korku her zaman fiiliyattakinden daha etkilidir. PKK bu yöntemi geliştirme güç ve yeteneğine sahiptir. Silahlı güçlerini geri plana, Kandilin derinliklerine çekebilir. Yukarda sözünü etmiş olduğum organik yapının diğer mekanizmalarını mücadelenin belirleyici araçları konumuna getirebilir. Devlete, ya köklü bir çözüm üretmesi ya da kendilerinin yöntem değiştirerek otuz yıl daha devam edebileceklerini ifade edebilir. Devletin Kürt sorununun çözümü konusunda yapmış olduğu açılımlara ek olarak, hiçbir ön şart koşmaksızın, dağdakiler, cezaevindekiler ve sürgünde yaşamak zorunda bırakılmış herkese can güvenliğini sağlayarak, bütün vatandaşlık hakkını tanıyarak sorunun çözümü önerilebilir. Aksi halde dağda kalındığı sürece, silahlı kalınabileceği, ama silahların tamamen savunmaya yönelik olacağı, Kandile kadar çıkılmadığı sürece kullanılmayacağı netçe vurgulanabilir. Doyuma ulaşılmış olduğu bir anda, kazanılmış olan hakları kaybetmemek, yeni oyunlara kurban gitmemek için çok uyanık olmak gerekiyor. Esasında devlet davayı kaybetmiştir. “Hem tanrıya hem şeytana kulluk yapılamaz” halk deyiminde olduğu gibi, hem iç savaşı körükleyip hem de doğal gaz boru hattının dağıtım şebekesinin üzerine oturulamaz. Devlet bütün bunları göğüsleyebilecekse, gerçek çözüm yerine oyun oynamaya devam edebilir. Teslim TÖRE
__________________
Eğer buraya bana yardım etmeye geldiyseniz Zamanınızı boşa harcıyorsunuz, Yok eğer kurtuluşunuz benimkine bağlı olduğu için geldiyseniz, O zaman birlikte çalışalım. Yerli Kadın (chıapas) |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: doyum, oyun |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Football Manager 2009 - FM 2009 - Full - Oyun indir - Oyun Download | Mesaj-Mehmet | Oyun | 4 | 10-31-2009 22:17 |
| oyun | Mesaj-Mehmet | Oyun | 0 | 05-19-2009 02:44 |
| oyun | Sair_Baba | Kendi Şiirleriniz | 0 | 03-17-2009 01:55 |
| Bir oyun var! | ibrahimo | TKP | 0 | 07-22-2007 00:33 |
| turkupload.com ve oyun.tv | IMMANUEL | ASP Scriptler | 0 | 04-29-2007 02:45 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:32 .