Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset

Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 05-24-2009, 23:14   #1 (permalink)
 
İŞÇİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2008
Mesajlar: 82
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2
İŞÇİ Seçkin bir yolda.
Standart Doyum ve oyun

DOYUM VE OYUN

Teslim TÖRE


Toplumsal olaylar canlı varlıklar gibi doğarlar yaşarlar biter ya da bir sürecin sonuna gelirler. Kesin bir sonuca yani toplumu tatmin edici bir çözüme ulaşıncaya kadar gelişir ve bir doyum sürecine girerler. Doyum sürecinde, tam bir çözüme ulaşırsa biter. Bastırma, aldatma, oyalama vb. gibi yöntemlerle geçiştirilirse ara verir, koşullar olgunlaşınca yeniden ve başka bir boyutta tekrardan kendini güncelleştirir. Söz konusu toplumsal sorunu yaratan nesnel nedenler ortadan kakmadığı sürece çeşitli gel gitler yaşanır ama sorun bitmez. Üzeninde ne kadar zaman geçerse geçsin zemin bulduğu an yeniden patlak verir.

Başta Lenin olmak üzere, Sovyet yöneticileri, ülkelerinin bir ulusal sorununun olmadığını, ulusal sorunun köklü bir şekilde çözülmüş olduğunu dünya aleme defalarca ilan ettiler. Ama yaşayarak da gördüğümüz gibi, Sovyetler Birliği yıkım sürecine girer girmez ilk patlak ulusal sorunda verdi ve hala devam ediyor. Köklü bir çözüme ulaşmadığı sürece aynı ülkede defalarca sönüp ortamını buldukça tekrardan alevlenen bir çok ulusal sorunda olmuştur.

Bunun en somut örneği Kürt sorunudur. Şu durumdu 29 ya da otuzuncusu yaşanıyor. Onlarca yıldır, çeşitli boyutlarda yaşanan ayaklanmalarla gündeme gelmiş, bazen talepleri geçici ödünlerle karşılanmış, bazen oyalanmış bazen de zorla bastırılarak bekleme sürecine sokulmuştur. O nedenle de bu güne kadar defalarca bittiği ilan edilmiş, hatta bir çoğu bittiğine inanmış ama bitmemiştir. Doyum ortamı doğunca sonlanma sürecine girmiş, koşullar olgunlaşınca yeniden, kendine özgü yöntemlerle güncelleşmiştir.

Bu sonuncunun bir öncekisi, 1939 da isyan , ayaklanma biçiminde ortaya çıkmış ve devlet tarafından katliamlarla bastırılmıştı. 1939 ve öncekilerinin öncülüğünü şeyh ya da ağa gibi geleneksel toplum önderleri yapmışlardı. Ama bu sonuncunun öncülüğünü modern güçler yaptı. O nedenle sınıf bileşenleri, ideolojik yapılanması, mücadele yöntemleri, enternasyonal bağlantıları, propaganda yöntemleri, mücadele araçları vb. gibi bütün konularda kendinden öncekilerden çok farklı bir konum arz etmektedir.

TİP’in kuruluş sürecinde ve sonrasında, kadro düzleminde çok sayıda Kürt vardı. Söz konusu Kürt varlığı TİP’i örgütlerken kendileri de örgütleniyordu. Bu kadroların da etkisiyle, TİP’in 1967’de başlatmış olduğu “doğu mitingleri” 1939 bastırmasından sonra yeniden bir birikim sağlamış olan Kürt sorununu tetikledi. TİP Kürt halkının talepleri karşısında yetersiz kalıp, sorunları kucaklama iradesi gösteremeyince birleşik mücadele içindeki Kürt dinamiği ayrılarak kendini organize etmeye başladı.

Türkiye solunun bir dağılma parçalanma sürecine girmesi sonucu, Kürtler de hem Türk solundan koptu hem de kendi içinde de fraksiyonlara bölündü. Bütün Kürt fraksiyonları tıpkı Türk solunun fraksiyonları gibi kendilerini “Marksist, Leninist, Maoist” vb. ilan ediyorlardı. Türk ve Kürt sol örgütlenmeleri ideolojik,politik, örgütsel vb. bakımından çok benzeşiyorlardı. Zaten daha önceleri tek dinamiği oluşturuyorlardı. Ayrılık, birleşik tek dinamizmi de böldü. Buna rağmen benzeşme devam ediyordu. Dış dinamizmden etkilenme bazında da Batı Avrupa da doğmuş, Türkiye’yi de etkilemiş, 68 Kuşağı olarak bilinen akım Kürdistana da yansımış, Kürt kadroları da etkilemiştir.

TİP’in bir çok devrimci tarafından terk edilmesi, farklı örgütlenmelerin oluşması sonucu Türkiye de silahlı mücadele başlatıldı. Önce silahlı mücadeleyi, THKO, THKP/C, TİKKO gibi örgütler denedi. Ama başarılı olamadılar. Ağır yenilgiler aldılar, önemli kayıplar verdiler. İleriki bir süreçte Kürt devrimcileri de silahlı mücadeleyi denedi.

Esasında Kürt özgürlük mücadelesinin başlangıcı Türkiye toplumsal ilerleme süreciyle birlikte tümüyle demokratik yöntemlerle başlamıştı. Devlet bütün bunların yolunu kesti. O da yetmedi 12 Eylül faşizmi Kürtçe konuşmayı yasaklayacak kadar insanlık dışı bir uygulama başlattı. Türkiye de Kürt yoktur, dağda karda yürürken kart kurt eden Türkler vardır diyerek inkarı derinleştirdi. Kürtçe konuşmalarını ve Kürtlerin çocuklarına Kürtçe isim takılmasına yasakladı. Bu faşist uygulamalar, tümüyle demokratik yöntemlerle devam eden Kürt özgürlük mücadelesini yeni yöntemler aramak zorunda bıraktı. Devletin gelmiş olduğu bu tümüyle inkar ve yasak noktasında PKK buna karşın silahlı mücadeleyi geliştirdi.

PKK, geçmişten önemli dersler çıkartarak, zorlu bir eğitim ve hazırlık sonucu silahlı mücadeleyi başlattı. PKK sadece silahlı mücadeleyle yetinmedi. Silahlı mücadele ile birlikte kitle örgütlenmeleri, örgütün ekonomik sorununun çözümü, yerel ve genel seçimlere katılma yöntemlerini geliştirme, uluslar arası örgüt ve politik organizasyonları oluşturma vb. gibi bütün yapısal olguları toplumsal mücadelenin bütünlüğü içerisinde hayata uyarladı. Benzetmek yerindeyse, bütün organların bir uyum içinde çalıştığı komplike bir siyasal, sosyal, ideolojik, askersel bir mekanizma yarattı.

Öyleki, bir vücudun organlarından birsinin zayıflaması durumunda, diğer organın güçlenmesi gibi organik ve komplike bir yapılanma oluşturuldu. Parlamentoda ki Kürt milletvekilleri cezaevine atımlınca sokaklar ve dağ alabildiğine güçlendi. Sonraki parlamentoya eskisinden güçlü, nicel ve nitel bakımdan daha gelişkin kadrolarla girildi. Tek bir mücadele biçimi değil, mücadele biçimlerinin toplamı belirleyici bir mekanizmaya dönüştü, onlarca yıl devam etti. Ama artık bir doyum sürecine girdi.

Devletin inkarcılığıyla başlayan mücadele, Kürtlerin ve Kürt sorununun varlığının kabulü ve çözüme yönel inmesiyle birlikte doyum süreci başladı. Bu süreç aynı zamanda devletin de PKK’yi bitiremeyeceğini gördüğü bir süreç oldu. Subaylık generallik sürelerini ve Genel Kurmay başkanlığını PKK’ya karşı “ düşük yoğunluklu savaş” içinde geçirmiş olan Eski genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın “ bütün Türk ordusunu Kandile götürseniz PKK yine bitmez” demesiyle doruğa ulaştı. Devlet böyle doyuma ulaşırken, PKK’da otuz yıl daha savaşsa bu geldiği yerden daha ileriye gidemeyeceğini net bir şekilde anlayarak doyum sürecine girdi. O nedenle de doyum sürecinin verileri tek tek ortaya çıkmaya başladı

Ancak Doyumla Birlikte Yeni Oyunlar da Gün Işığına Çıkıyor.

Toplumsal mücadelelerde, her doyum süreci, eski sürecin bitmesi yeni bir sürecin başlaması anlamına gelir. Sorun çözülse de çözülmese de doyum sürecinde mücadelenin bütün yöntem, araç, gereç, politika, strateji, taktik vb. gibilerin baştan dibe gözden geçirilmesi ve yeni baştan düzenlenmesi zorunlu hale gelir. Çünkü doyumu üreten, doyum sürecini etkin hale getiren mücadelenin yöntem araç, gereç, strateji, taktik vb. gibi fenomenlerdir. O nedenle de yenilenmesi kaçınılmazdır.

Devlet bunu açıkça yapıyor , yaparken de yeni oyunlar tezgahlıyor. Yeni oyunu Kürt sorunu konusunda hiçbir muhatabı yokmuş gibi davranarak tezgahlamaya çalışıyor. Kürtlerin onur mücadelesi karşısında “alt kimlik üst kimlik” söylemi üretti. Hiç bir şey olmamış gibi, Kürtçeye özgürlük, üniversitelerde Kürt akademileri, APO’nun cezaevi durumunun iyileştirilmesi, sürgünde yaşayanların ülkeye dönmesine izin verilmesi, cezaevindekilerin serbest bırakılması, Değiştirilmiş olan yer isimlerinin yeniden iade edilmesi, Kürt illerinde yazılmış olan “ne mutlu Türküm diyene” gibi yazıların silinmesi vb. gibi “çözüm” düzenlemelerini hiçbir muhatap tanımadan hayata geçirme taktiği izliyor.

Bu yaptıkları ile PKK siz Kürt Kürtsüz bir PKK yaratmaya çalışıyor. Otuz sene önce yapılması gerekeni otuz sene sonra ve bir sürü acı yaşandıktan sonra yapıyor. Buraya nasıl gelindiği konusuyla da ilgilenmiyor. Kürt halkının kendince makul gördükleri, belli taleplerini karşılayıp, bütün dünya ya propagandasını yaparak, Kürtlerin taleplerini karşıladıklarını ama PKK’nin hala “terör estirmeye” devam ettiğini lanse ederek, PKK’yi insanlık nezdinde tecrit etmeye çalışıyor. Bu yöntemi çatışmadan, savaştan, göz yaşından bıkarak doyum surecini büyük bir hasretle izleyen Türk ve Kürt halkına da lanse etmek istiyor. Dolaysıyla PKK’yi Kürt halkından da soyutlama politikası izliyor.

Kuşkusuz doyum sürecinde oyun yapmaya çalışan devlet kadar PKK’nin de oyun yapma yeteneği ve manevra alanı vardır. Silahlı mücadelenin tarihsel ve toplumsal sürecini doldurduğu, yapabileceği kadarını yaptığı, bundan sonra daha fazlasını yapamayacağı PKK yönetimi tarafından artık biliniyor. Ama silahın bölge ve Türkiye için hala büyük bir tehdit teşkil ettiği de bir sır değil. Türkiye bölgedeki bütün doğal gaz yataklarını tüketim alanlarına taşıma merkezi haline geldi. Doğal gazı, tüketim alanlarına taşıma merkezi haline gelmiş olan Türkiye için, silahla doğal gaz ateşle barut gibidir. Ancak, PKK hala bu silahı kullanmaya devam ederse, dünyanın bütün gazabını üzerine çekmiş olur. Ama geriye çekip, zımni bir tehdit unsuru olarak değerlendirme yöntemini uygularsa karşı taraf daha derinlemesine düşünmek zorunda kalır.

Beynin arkasında bekleyen korku her zaman fiiliyattakinden daha etkilidir. PKK bu yöntemi geliştirme güç ve yeteneğine sahiptir. Silahlı güçlerini geri plana, Kandilin derinliklerine çekebilir. Yukarda sözünü etmiş olduğum organik yapının diğer mekanizmalarını mücadelenin belirleyici araçları konumuna getirebilir. Devlete, ya köklü bir çözüm üretmesi ya da kendilerinin yöntem değiştirerek otuz yıl daha devam edebileceklerini ifade edebilir. Devletin Kürt sorununun çözümü konusunda yapmış olduğu açılımlara ek olarak, hiçbir ön şart koşmaksızın, dağdakiler, cezaevindekiler ve sürgünde yaşamak zorunda bırakılmış herkese can güvenliğini sağlayarak, bütün vatandaşlık hakkını tanıyarak sorunun çözümü önerilebilir. Aksi halde dağda kalındığı sürece, silahlı kalınabileceği, ama silahların tamamen savunmaya yönelik olacağı, Kandile kadar çıkılmadığı sürece kullanılmayacağı netçe vurgulanabilir.

Doyuma ulaşılmış olduğu bir anda, kazanılmış olan hakları kaybetmemek, yeni oyunlara kurban gitmemek için çok uyanık olmak gerekiyor. Esasında devlet davayı kaybetmiştir. “Hem tanrıya hem şeytana kulluk yapılamaz” halk deyiminde olduğu gibi, hem iç savaşı körükleyip hem de doğal gaz boru hattının dağıtım şebekesinin üzerine oturulamaz. Devlet bütün bunları göğüsleyebilecekse, gerçek çözüm yerine oyun oynamaya devam edebilir.

Teslim TÖRE





__________________
Eğer buraya bana yardım etmeye geldiyseniz
Zamanınızı boşa harcıyorsunuz,
Yok eğer kurtuluşunuz benimkine bağlı olduğu için geldiyseniz,
O zaman birlikte çalışalım.
Yerli Kadın (chıapas)
İŞÇİ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Anahtar Kelimeler: ,


Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Football Manager 2009 - FM 2009 - Full - Oyun indir - Oyun Download Mesaj-Mehmet Oyun 4 10-31-2009 22:17
oyun Mesaj-Mehmet Oyun 0 05-19-2009 02:44
oyun Sair_Baba Kendi Şiirleriniz 0 03-17-2009 01:55
Bir oyun var! ibrahimo TKP 0 07-22-2007 00:33
turkupload.com ve oyun.tv IMMANUEL ASP Scriptler 0 04-29-2007 02:45


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:32 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309