![]() |
|
|||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 24
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
GERÇEKLERİ ÇARPITANLAR Tarihi yaratanlarla tarihi yorumlayanlar arasındaki paradoks, Taksim'deki 1 Mayıs eylemleri etrafında bir kere daha kendini gösterdi. Taksim'de 1 Mayıs’ı yorumlayanlar, 1 Mayıs Alanı’nda 15 yıl boyunca yapılan devrimci eylemleri ya yok sayarak ya da çarpıtarak yeniden yazmaya kalkışıyorlar. 91’den sonra her 1 Mayıs’ta eylemleriyle polis-asker işgalindeki Taksim’i ele geçirenler Leninistlerdir, ama bu süre içerisindeki 1 Mayıs eylemlerini çarpıtarak yorumlayanlar 15 yıl boyunca Taksim’e hiç uğramayanlardır. Şimdi aynı çevreler, güneşi balçıkla sıvamaya kalkışıyor. Gerçeklerin üstü örtülerek, gerçeklerin kendisi yok sayılamaz. Gerçekleri, kendi gerçekliğini, kendisine karşı çıkan ya da onu görmezlikten gelenlere bile kabul ettirir. Bu çevreler Taksim’de 1 Mayıs söz konusu olduğunda tarihi neden çarpıtmak isterler? Bunun temel nedeni, en güç koşullar altında, polis saldırıları, faşist devlet terörü altında her 1 Mayıs’ta büyük bir kararlılık, cesaret ve sınıf bilinciyle Taksim’i ele geçiren Leninistlerin işçi sınıfı ve geniş emekçi kitleler üzerinde yarattığı devrimci, dönüştürücü etkiyi kırmaktır. Burjuvazi, etkimizi kırmak için saldırı ve karalama kampanyalarına başvururken, oportünist ve reformist çevreler ise önce onu yok sayarak, şimdi de tarihi gerçekleri alt-üst ederek, bu etkinin kitleler üzerinde yarattığı derin izleri silmeye çalışıyorlar. Tarihi gerçekleri çarpıtmak için, bütün uzlaşmacı çevreler bir koro halinde hareket ediyor. Toplumsal olguları bulanık göstermek, burjuvazinin olduğu gibi küçük burjuvazinin de işine geliyor. Çünkü sınıflar mücadelesi gerçeği ve toplumsal olgular, yaşamın tüm gerçekleri onlara karşı sürüyor. Devrimci proletarya hareketi toplumsal gerçekleri bütün somutluğu içinde ele alır. Gerçekler bizden yanadır. Uzun yıllar boyunca Taksim’de 1 Mayıs eylemlerini eleştirenler ya da onu görmezlikten gelenler şimdi Taksim’de 1 Mayıs gerçeğiyle yüzyüze geliyorlar. Madem ki Taksim’de 1 Mayıs’ın neden önemli olduğu açıklanacak, bunu yapanlardan dürüstlük beklenirdi. Kendi hatalarını açık yüreklilikle ortaya koymaları gerekirdi. Bizdeki 1 Mayıs tarihinin tutarlı bir açıklamasının yapılması yoluna gidilmesi beklenirdi. Fakat böyle bir şey yapılmadı, kendi ilkesizliklerinin, tutarsızlıklarının, uzlaşmacılıklarının üstünü örtmek için, tarihi gerçeklerin üstüne çizgi çekilmesi yoluna gidildi. Bu duruma düşenler, yaptıkları çarpıtmalarla kendilerini kitlelerin gözünde zor duruma düşürmüştür, güvensizlik yaratmıştır. Bu öznelci çevrelerin tarihi gerçekleri açıklama yöntemleri hiçbir şekilde güven vermemektedir. Peki, 15 yıl boyunca Taksim’de 1 Mayıs eylemini yapanların, Leninistlerin emekçi halk kitlelerinin üzerinde yarattığı devrimci etkiyi kendi öznelliklerinizle, çarpık tarihi yorumlarınızla silebilir misiniz? Tarihi gerçekleri istediğiniz gibi gösteremezsiniz. Halk kitleleri bu konudaki bütün gerçekleri gayet iyi biliyor. Her yıl 1 Mayıs’ta kimin ne yaptığını, kimin Taksim’e gittiğini, kimin oradan kaçtığını gördü, yaşadı, biliyor. Leninistler, hangi kente gitseler, hangi sınıf bilinçli işçi, sendikacı, aydınla karşılaşsalar kimin 1 Mayıs’ta Taksim’e gittiğini, kimin oradan uzak kaldığını bütün dürüstlükleriyle açık ve net olarak söylediklerine tanık oluyor. İnsanları aldatamazsınız. Onların olayları, süreçleri, durumları değerlendirme kapasiteleri ve süzgeçten geçirme yetenekleri vardır. Her toplumsal sorunu kendi kolektif düşünce süzgecinden geçirecek durumdalar. Onlar 1 Mayıs’la ilgili yaptığınız değerlendirmeleri ciddiye almayacak kadar deneyime, politik olgunluğa sahiptir. 80 sonlarından bugüne kadar 1 Mayıs Taksim gerçeği doğru bir şekilde nasıl açıklanabilir? 80 sonlarında önce kapalı salon toplantılarıyla yapılmaya çalışılan 1 Mayıs etkinliği, devrimci kitlelerin müdahalesi ve çabasıyla salonlara sıkıştırılmaktan kurtarılmış ve sokaklara taşınmıştır. Daha sonraki 1 Mayıs eylemleri devrimci kitlelerin büyük kararlılığıyla Taksim’de sürmüştür. 1988’den başlayarak faşist devletin bütün saldırılarına, yasaklamalarına, baskılarına, soruşturmalarına ve katliamlara rağmen, 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmıştır. 91’den sonra ise tam bir yol ayrımı yaşandı. O günden, tekrar birlikte çıkıldığı 2007’ye kadar, yalnızca Leninistler Taksim’e çıkmışlardır. Bu tartışma götürmez tarihi bir gerçektir. Ama 1 Mayıs’ta başka bir tutum takınanlar da vardı. Onların tutumunu da ortaya koymak gerekiyor. Leninistler ısrarlı bir şekilde her yıl Taksim’i ele geçirirken, bütün oportünist hareketler, reformistler, burjuva sendikalar hep birlikte, tam bir blok halinde davranarak yalnızca devletin gösterdiği yere gittiler. Bugün, Taksim’deki 1 Mayıs’ın büyük önemi üzerinde duran, uzlaşmacı küçük burjuva çevreler 15 yıl boyunca icazetli 1 Mayıs’ı tercih ettiler. Bugün Taksim’i savunmakla, Taksim’e yönelmekle, yıllarca bu konuda savundukları görüşlerin iflasını ilan etmiş oldular. Bugün DİSK Başkanı’nın Türk-İş’in Taksim dışında 1 Mayıs kutlaması karşısında söylediği “Taksim dışında 1 Mayıs katlamasının hiçbir anlamı yoktur” sözleri, 15 yıllık bir gerçeğin de itirafıdır. Bu demektir ki, o güne kadar yalnızca Taksim’de 1 Mayıs eylemleri yapanların eylemleri 1 Mayıs’ın proleter sınıfsal anlamına uygun yapılmıştır. O yıllar boyunca İstanbul’da iki tane 1 Mayıs vardı: Biri Taksim’deki devrimci kızıl 1 Mayıs, yani anlamlı 1 Mayıs; diğeri ise devletle, burjuvaziyle uzlaşma içinde yapılan reformist ve sarı 1 Mayıs. Gerçekte ise işçi sınıfının özlemlerini, hedeflerini, sınıf bilincini ve sınıf öfkesini temsil eden 1 Mayıs, Taksim’deki 1 Mayıs’tır. 1 Mayıs’ı Taksim dışında kutlayanlar, kendilerinin sistemle yapmış olduğu uzlaşmaya geniş kitleleri dahil etmeye çalıştılar. Tüm bu uzlaşmanın hedefleri açıktır: Devrimci kitleleri düzen sınırları içerisine hapsetmek, onların sömürü ve baskı toplumunun çerçevesini kırmalarının önüne geçmek ve sonuçta sömürücü güçlere bir nefes aldırtmak olmuştur. Halbuki tüm bu dönem boyunca sınıf mücadelesi, en yüksek biçim olan iç savaş biçimini almıştır. Devrimci durum bütün belirtileriyle sürekli olgunlaşmaktaydı. Burjuvazi ve faşist devlet, kent merkezlerinde ve Kürdistan’da saldırılarını, baskılarını en üst düzeye çıkarmış ve yaygın bir şekilde katliamlara yönelmiştir. Çatışmalar günbe gün daha şiddetlenmiş ve boyutlanmıştır. Böylesine devrimci bir ortamda işçi sınıfının ve halk kitlelerinin öncülerinin yapması gereken, devrimci mücadeleyi her alanda en yüksek biçimlerine, ayaklanmaya ve devrime vardırmaktır. Fakat uzlaşmacı küçük-burjuva önderlik daha ileri gitmeleri için kitleleri yüreklendireceğine, tam tersine ileri giden kitleleri geri çekmeye çalışmıştır. Bütün bu süreç boyunca küçük-burjuva hareketin koşulların ve kitlelerin gerisinde kaldığı gün gibi ortadadır. Bu koşullarda 1 Mayıs’a nasıl hazırlanmak gerekiyordu? 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmanın devrimci anlamı, halk kitlelerini bulundukları noktadan daha ileri götürmek, onları sermayeye ve faşizme boyun eğmeden büyük bir kararlılık ve cesaretle devrime hazırlamaktır. Leninistlerin uzun yıllar boyunca “Taksim’de 1 Mayıs İsyandır, Ayaklanmadır, Devrimdir” biçiminde ortaya koydukları sloganlar, tam da kitleleri devrime hazırlamaya yöneliktir. Ve yalnızca 1 Mayıs’ın Taksim’de yapılması, egemen güçlerin kitlelere yönelik saldırılarına ve insanın tüylerini diken diken eden katliamlarına verilecek en devrimci yanıt olabilirdi. Faşist devlet katliamlarına verilmiş en devrimci yanıtı, 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkarak Leninistler vermişlerdir. Leninistlerin eylemleri devrimci niteliğe sahip olduğu için, geniş kitleler içerisinde yankı bulmuştur. 1 Mayıs’ta Taksim dışında devletin uygun gördüğü yerde gösteri yapanlar ise, kitle üzerinde hiçbir etki yaratmamıştır. Bugün, ilk bakışta, oportünist ve reformist çevreler hararetli bir şekilde 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması gerektiğini savunmaktalar, gerçekte ise, sendikalar Taksim’e yöneldiği için onların ardına takılarak Taksim yolunu tutmuşlardır. Onlar sendikalara öncülük edeceğine sendikalar onlara öncülük etmiştir. Gerçekte durumları bu, ama lafla bunun üstünü örtmeye kalkıyorlar. Yayınlarında ve gittikleri yerlerde Taksim’e çıkışı kendilerine maletmeleri karşısında devrimci halk kitleleri onların gerçek durumlarını yüzlerine vurmaya devam edecektir. Taksim, işçi sınıfı ve öncüsü Leninistler tarafından kazanılmıştır. Bu makale [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] web sitesinden alınmıştır. |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: gerek, leninist |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bir Mevsimin Acı Gerçekleri | deniz_gibi_olmalı | Yılmaz Erdoğan | 1 | 05-11-2008 14:21 |
| Mersin Üniversitesi'nde "Gerçekleri Türbanla Örtemezsiniz" Eylemi | ecemm | Gençlik Haberleri | 0 | 03-09-2008 19:52 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 00:43 .