![]() |
|
|||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 24
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
HAKETMENİN GURURU 2007, 2008 ve 2009 1 Mayıs’ıyla, devrimci olan herkes gurur duyabilir şüphesiz; artık Taksim kazanılmıştır. Taksim üzerinde devrimle karşı-devrim arasında yaşanan irade savaşımından zaferle çıkan devrim olmuştur. On yılları bulan, birçok bedel gerektiren bir savaşım sonunda kazanılan bu zafer, devrim mücadelemizde önemli kilometre taşlarından biridir. Evet, devrimci olan, emekten yana olan herkes bununla gurur duyabilir; ama bu gururu en fazla yaşayan, bu gururu en fazla hak eden Mücadele Birliği olmuştur. 1 Mayıs 2009 tarihinde Taksim Anıtı önünde açılan Mücadele Birliği pankartı ve dalgalandırılan Deniz bayrakları, tüm Leninistlere hak etmenin gururunu bir kez daha yaşatmıştır. Yıllarca süren, ağır bedeller gerektiren bir mücadelenin sonucu elde edilen bir zaferin haklı gururudur bu. Herkesin Taksim’e sırtını döndüğü bir süreçte “Taksim’de Israr Devrimde Isrardır” diyen Leninistler, bu devrimci politikayla ve ona uygun pratikle tek başlarına devrimi temsil etmişlerdir. Herkesin “sınıfın yanında olmak lazım” demagojisiyle burjuva sendikacıların peşine takıldığı bir dönemde sınıfa, doğru, devrimci politikalar götürmede ısrarcı olan Leninistler, tek kalmayı göze alarak işçi sınıfının bağımsız, devrimci çizgisini korumuşlardır. Bu ısrar sayesindedir ki Taksim unutulmamış, unutturulmamıştır. Herkesin farkında olduğu ama dile getiremediği gerçek budur. Herkesin kendi kendine itiraf ettiği ama kendi tabanına, çevresine itiraf edemediği budur. “Sezar’ın hakkı Sezar’a” diyerek teslim edemedikleri tarihsel hak budur. Ama bu yıl Taksim Anıtı'nın önünde açılan pankart bir kez daha göstermiştir ki, bu mücadelenin gerçek sahibi Leninistlerdir ve bunun haklı gururu da doğal olarak onlara aittir. 2009 1 Mayıs’ı bir kez daha herkese devrimin gücünü göstermiştir. Onbinlerce insanın tek bir yürek halinde nasıl 1 Mayıs Alanı'na aktığını tüm dünya bir kez daha görmüştür. Bu o kadar büyük bir özlemdir ki, milyonlarca insanın devrime duyduğu özlemden hiçbir farkı yoktur. Ne valinin, emniyet müdürünün tehditleri, ne başkalarının aba altından sopa gösteren açıklamaları, ne 1 Mayıs’ın resmi tatil ilan edilmesiyle yapmaya çalıştıkları göz boyamalar sökmemiştir. Binlerce insan her şeyi göze alarak sabahın erken saatlerinde büyük buluşma için Taksim’e doğru harekete geçmiştir. Adeta insanlar nasıl ayakların baş olacağını göstermek istercesine yürümüş, polis şiddetiyle gazlarla karşılanmış ama yollarından dönmemiş, yürekleri ve bilinçleriyle kilitlendikleri Taksim’e barikatları aşa aşa gelmişlerdir. O gün her şey Taksim olmuş, 1 Mayıs olmuştur. İnsanlar adeta “Ya Taksim Ya Ölüm!” diyerek yürümüşlerdir. Burjuva sarı sendikaların ikircikli tavırlarına devrimcileri dışarıda bırakma tavırlarına inat tüm güçleriyle Taksim’e yönelmişlerdir. “Makul sayıda insan” safsatasını ellerinin tersiyle bir kenara itmişlerdir. Bu tür zımni uzlaşmalara prim vermeyeceklerini göstermişlerdir. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin “makul sayıda insandan daha önemli olanın makul insanlar olmak” şeklindeki sözleri sınıflar mücadelesinin ateşi içinde eriyip gitmiştir. İşçi sınıfı ve emekçilerin iradesi her şeyin üzerine çıkmış ve sokağın dili kendince konuşmuştur. Kitlelerde görülen militanlık ve savaşçı ruh hali bu seneki 1 Mayıs’a da damgasını vurmuştur. Onbinlerce insanın öfkesi, alana çıkıldığında büyük bir sevince ve coşkuya dönüşmüştür. Taksim Meydanı'na, Kızıl Meydan'a ilk giren işçilerin sevinci zafer kazanan bir ordunun sevincini andırmaktadır. Yıllar süren bir savaş sonunda kazanılan zaferin sevinci… Bundan sonraki tüm gelişmelere itki verecek olan bir zaferin coşkusu ve sevinci. Mücadele ettiğinde kazanılabileceğine olan inancın yeniden boy atması, başarmanın mutluluğu. Karşısındaki güce diz çöktürmenin ve başarmanın yarattığı özgüven duygusu. Bunun yanı sıra, insanları Taksim’den vazgeçirebilmek için yoğun mesai harcayan reformistlerin ipliği iyice pazara çıkmıştır. Dümeni 1 Mayıs öncesi Çağlayan Meydanı'na kırmış olan fason TKP, işçi sınıfı ve emekçiler Taksim’de ısrar edince, salya sümük Taksim’e gelmek zorunda kalmıştır. EMEP ise reformistliğinde tutarlı olduğunu göstermiş ve Türk-İş, Hak-İş gibi burjuva sendikaları ve İşçi Partisi gibi karşı-devrimcilerle birlikte Kadıköy’e gitmiştir. Bu tescillenmiş reformistler, işçi sınıfını burjuvazinin peşine takmak için epeyce çaba harcamışlar, ancak başarılı olamamışlardır. Türkiye işçi sınıfı ve emekçileri, devrimde ısrarlı olduklarını bir kez daha göstermişlerdir. Bir kez daha üzerinde yaşadığımız topraklarda devrimin gücüne inanmayanlar hayal kırıklığına uğramışlardır. 2009 1 Mayıs’ı, bir kez daha doğru politikaların nasıl kitlelerle buluşup ete kemiğe büründüğünü göstermiştir. Tek başına kalma pahasına, doğru politikalarda ısrar etmenin bir gün gelip, o politikayı savunanları kitlelerin gözünde önder konumuna yükselteceğini yaşayarak görmüş olduk. 2009 1 Mayıs’ı kitlelere nasıl önderlik edileceğinin en canlı örneğidir. Bizi “alan fetişizmi” yapmakla suçlayanlara en iyi yanıtı kitleler vermiştir. On binlerce insan, Leninistlerin politikasının zafer kazanması için mücadele etmişlerdir. 2007 yılında başlayan bu süreç, 2009 yılında daha da belirgin bir hal almıştır ve bundan sonra daha güçlenerek, sıçramalarla devam edecektir. Devrim şimdi daha çok ete kemiğe bürünmüştür. İşçi sınıfı ve emekçiler bu noktanın daha ilerisine gideceklerdir. Güçler dengesi proletarya ve devrimin lehine değişmiştir. Bundan sonra devrim mücadelesi yeni bir evreye girmiştir. 2009 bir sıçrama noktası olacaktır. 2007 yılında kazanılan politik zafer, şimdi burjuvazi üzerinde proletaryanın pratik zaferine doğru evriliyor. Bunun için artık sınıfla daha iç içe olmak, işçi sınıfını devrim için örgütlemek gerekiyor. Şiarlarımızı işçi sınıfına ve emekçilere ulaştırmalıyız. Bunun için onların içinde, yanlarında olmak gerekiyor. Pratikte politik yönlendiriciliğe ulaşılırsa bir eşik daha aşılmış olacaktır. Bunun için tüm ağırlığı işçi sınıfı içinde çalışmaya onlarla sıcak canlı bağlar kurmaya vermek zorundayız. Şimdi herkesin birer Babuşkin, Sverdlov olmasının tam zamanı. 1 Mayıs politikalarımızın gücü ile gidelim işçilerin arasına, bizi hemen tanıyacaklardır. İşçilerin emekçilerin mücadele birliği şimdi daha da öne çıkmıştır. Denizlerin partisinin kitlelerle fiili buluşması bundan sonra devrimin gelişmesinin ve zafere ulaşmasının yegâne koşulu halini almıştır. “Taksim’de Israr, Devrimde Isrardır” diyen ve bunu pratikte kanıtlayan irade, devrime önderlik iradesini de ortaya koyacaktır. Ve bugün yaşanan hak etmenin gururu, o gün daha büyük bir coşkuyla yaşanacaktır. Bu makale [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] web sitesinden alınmıştır.. |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: devrim, leninist |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:08 .