![]() |
|
|||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 336
Thanks: 0
Thanked 3 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
Geçtiğimiz günlerde Barrack Obama, ABD başkanı olarak ilk ziyaretini Türkiye'ye yaptı. Duyurulduğu günden bitimine kadar türlü analiz ve tartışmaları beraberinde getiren ziyaretin amacını ortaya koymak önümüzdeki süreçte şekillenecek gelişmeleri anlamak açısından önem taşıyor.
1929'dan sonraki en büyük ekonomik krizle sallanan ABD'de hem ülke içinde ekonomik çöküş nedeniyle hoşnutsuzluk ve tepkilerin giderek artması hem de uluslararası alanda emperyalist savaşlar dolayısıyla nefretleri üzerine çeken ABD'nin giderek meşruiyetini kaybetmesi ve tepkilerin düzen sınırlarının dışına taşma potansiyeli nedeniyle egemenlerin çıkarları için tehlike çanları çalmaya başladığında “değişim”in sembolü olarak Obama öne çıkarılmaya başlanmıştı. Emperyalist savaşların, ekonomik krizin ve kapitalist sistemin pisliklerinin sorumluluğu sırtlarına yıkılmış, yıpranmış Bush yönetiminin yerini Obama'nın almasıyla kapitalist sistem aklanmaya çalışılmıştır. Warren Buffet gibi ABD'nin en zenginlerinin desteklediği Obama, sallanan kapitalist küresel sistemin yeniden toparlanmasının aracı olarak piyasaya sürülmüştür. Makyajlanarak yeniden piyasa sürülen malzeme aynıdır. Söylemler, tarzlardaki değişikliğin altında, Obama yönetimi, en az Bush kadar, ABD finansal oligarşisinin ekonomik ve jeopolitik çıkarlarının peşinde koşmaktadır. Obama'nın Türkiye'ye ziyareti de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Türkiye ziyaretine damgasını vuran gaye ABD'nin pazar ve stratejik kaynaklar-özellikle de enerji- üzerindeki hegemonyasını devam ettirme çabasıdır. Obama'nın Türkiye Ziyaretinden Kalanlar ABD, Irak'ı işgal ederken Türkiye topraklarını kullanmak istemiş, ancak Türkiye egemen sınıflarının kuzey Irak'ta şekillenen Kürt devletini kendi bütünlüklerine tehdit görmesi sonucunda parlamentoda yapılan bir oylamayla bu istek reddedilmişti. O tarihten bugüne ABD ile Türkiye arasında bir gerilim sürüp gitmekteydi. Obama'nın ilk ziyaretini Türkiye'ye yapması ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri yeniden sıcaklaşacağının işaretlerini verdi. Obama, ziyareti süresince bir yandan ABD'nin aynı emperyalist çıkarlarının peşinden koşarken diğer yandan da bunu Bush yönetiminin Ortadoğu politikasından farklı gibi lanse etmeye gayret gösterdi. Bush yönetiminin Türkiye'ye biçtiği “ılımlı İslam” modelini reddederek “laik cumhuriyet” vurgusunu öne çıkardı. Irak'ın toprak bütünlüğü vurgusu yaparak Türkiye'deki Kürt devleti korkularını rahatlatmaya çalıştı. Erdoğan'ı da öven Obama, Türkiye'de farklı çevrelere göz kırptı. Obama, genel olarak Ortadoğu'ya yönelik mesajlar da verdi. Evangelizmin Hristiyan köktendinciliği soslu Bush yönetiminin terörizme karşı savaş doktrini bölgede ABD düşmanlığını had safhaya taşımıştı. Obama yönetimi bu nedenle söylem değiştirerek ABD'nin İslamla savaşı olmayacağının altını çizmeyi gerekli gördü. İran konusunda ise ılımlı bir görüntü çizmeye uğraşan Obama, “İran'a biz el uzattık, eli tutmak ya da itmek onlara bağlı” imajı vermeye çalıştı. Böylece denklemlerin dayatması sonucunda ortaya çıkabilecek bir savaşın sorumluluğu da İran'a yükleyerek meşruiyeti elde tutmaya çalıştı. Gelelim Türkiye ABD arasında sıcaklaşan ilişkiye. ABD egemenlerinin Türkiye'ye yönelik değişen söyleminin altında yatan kaygılar nelerdir? ABD, Irak'ta direnişi kırıp belli bir düzeni oturduktan sonra Irak'tan asker çekilmesinin planları yapılmaya başlanmıştı. Obama'nın da seçim döneminde üzerine sözler verdiği bu geri çekilme planı Ağustos 2010'a kadar muharip birliklerin çekilmesi ve ABD'nin çıkarlarını korumak için 35.000'le 50.000 arası askerin bırakılması şeklinde geçtiğimiz günlerde başkanlık koltuğuna oturan Obama tarafından açıklandı. 50 bine yakın asker yeterince büyük bir işgalci güç olması bir yana, ortada olan emperyalist stratejinin konjonktüre uygun şekilde yeniden çizilmesinden başka bir şey değildir. Irak'tan çekilen birliklerin istikrarın hala sağlanamadığı Afganistan'a getirilmesi planlanmaktadır. Afganistan'a 17.000 asker gönderileceği açıklanmıştır. Afganistan ve Pakistan çemberinde sahip olacağı hegemonya, Orta Asya'nın zengin enerji yataklarına kontrol altında tutmak için ABD açısından hayati önemdedir. Irak'ta statükoyu kendi lehine sağlayan ABD, gözlerini Afganistan'a çevirmiştir ve bu planda Türkiye'yi stratejik ortak olarak yanına almak istemektedir. 1200 askeriyle Afganistan'da Türkiye, NATO üyesi ülkelerden en büyük ikinci askeri güçtür. İncirlik hava üssü gerek Irak gerek Afganistan için ABD birlikleri için anahtar önemde bir lojistik merkezdir. Obama'nın Türkiye ziyaretinin temel gayesi olan askeri ortaklığı korumak ve geliştirmek isteği Afganistan'la sınırlı değil. Enerji kaynaklarıyla ilgili işbirliği isteğinin bir diğer ayağı da Orta Asya'nın zengin enerji yataklarını Rusya'ya uğramadan geçerek Batı'ya bağlayacak boru hattı projesi oluşturuyor. Orta Asya'dan başlayacak enerji koridoru için Kafkasya coğrafyasındaki ABD'nin ve AB'nin stratejik ortakları olan Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan biraraya gelmişlerdi. Bu enerji koridoru için Ermenistan da kritik önemde. Rusya ve İran olmadan en güvenilir yol Ermenistan'ı kapsıyor. Bu nedenle Türkiye ile Ermenistan arasındaki sorunların çözülmesi gerekiyordu, emperyalist politikalar çerçevesinde bu adım da atıldı. Ermenistan Rusya'nın hegemonya alanına bırakılmadan Türkiye ile ilişkiler iyileştirildi. Yakın zamanda iki ülke arasındaki sınır kapıları da açılacak. İşte Obama yönetimi de yükselen ikinci bir odak olan Rusya-İran bloğuna ihtiyaç duymadan Orta Asya enerji havzasını Batı'ya bağlayacak bu çok değerli enerji koridoru için stratejik önemdeki Türkiye ile ortaklığını geliştirmek istemektedir. Obama, ABD Egemenlerinin İşine Yaradı mı? Emperyalist savaşlara hız veren Bush yönetimindeki ABD'nin dünya çapında nefretleri üzerine topladığını söylemiştik. Sayısal verilerle de bu gerçeği desteklersek. Bush döneminde yapılan, 25 ülkeden 26 binin üzerinde kişinin katıldığı araştırmada ABD'nin dünya üzerinde olumlu bir etkide bulunduğunu düşünenlerin oranı yüzde 29'da kaldı. Araştırma, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığının çatışmaları önlemek bir yana, artırdığını düşünenlerin oranının yüzde 66'dan fazla olduğunu da ortaya koydu. ABD'nin Irak savaşındaki en güçlü müttefiki İngiltere'de, ABD'nin dünyaya olumsuz etkisi olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 57 olurken katılımcıların yüzde 81'i, ABD'nin Irak'taki varlığını onaylamadığını dile getirdi. ABD'nin İsrail ve Lübnan arasında yaşanan savaşa yönelik politikasını onaylamayanların oranı yüzde 65 iken İran konusunda destek vermeyenlerin oranı da yüzde 60. İspanya halkının yüzde 76'sı, Almanların yüzde 65'i ve Fransızların yüzde 63'ü Amerikan karşıtlığının temel nedeninin, Bush olduğunu düşünmekte. Türkiye'de ise ABD'ye olumlu bakanların oranı sadece yüzde 9 çıktı. Bu veriler ABD karşıtlığının dünya üzerindeki boyutlarını gözler önüne seriyor. Amerikan karşıtlığının yükselmesinin sorumlusu olarak Bush'un görülmesi de ABD egemen sınıflarının Obama'nın değişim söylemiyle kendilerini aklayabileceklerini göstermektedir. Pompalanan Obama ve değişim imgelemiyle bu konuda ABD'de ve uluslararası alanda yol alındığı açıktır. Obama'nın başkan olmasıyla birlikte Türkiye'de ABD'ye yönelik olumlu bakışların yüzde 9 artması da bunun bir kanıtıdır. “Obama ve illüzyonlar” konulu yazımızda Obama'nın ABD egemen sınıflarının çıkarları doğrultusunda en az Bush kadar canı gönülden çalıştığını ortaya koymuştuk. Egemen sınıfların küresel kapitalist sistemi aklamak, ekonomik çöküş ve emperyalist savaşlar denkleminde artan tepkileri sistem içinde tutmak için Obama gibi hamlelerini teşhir etmek ve boşa çıkarmakta devrimci Marksistlerin görevidir. Emperyalist sistemin imajını Obama'nın değişim söylemi makyajıyla yenilemesine izin vermemek için bulunduğumuz her alanda anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmeliyiz. Kapitalist sistemin ekonomik krizin yarattığı kavurucu denklemlerde kanlı savaşlara yol vererek bizim işimizi kolaylaştırmaktan başka yolu yoktur. marksist bakış |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: May 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 137
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
amerikanın politikasına tabiki karsıyım ama obmayı sewiyorum ya tatlı adam=)
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Aug 2008
Mesajlar: 1.027
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Duyduğum en saçma başlıklardan biri ''ABD-Türkiye'' yakınlaşması
Zaten her iki ülke biririne çok zaten çok yakındır. Örnek verecek olursak: Türkiye bir kukla ABD'de kuklayı oynatan adam olarak benzetilebilir yani bu derece bir yakınlık vardır
|
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: abd, marksist bak, obama |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şener Eruygur'un tahliyesinin perde arkası | EWİNDARE | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 02-10-2009 20:34 |
| Hasan Celal Güzel - Kapatma dâvâsının perde arkası | Haber-Ahmet | Türkiye'den Haberler | 0 | 03-20-2008 14:50 |
| Hasan Celal Güzel - Kapatma dâvâsının perde arkası | Haber-Ahmet | Türkiye'den Haberler | 0 | 03-20-2008 14:49 |
| Gates'ten 'perde arkası': Henüz açıklanamayan sivil girişimler var | Haber-Ahmet | Türkiye'den Haberler | 0 | 02-29-2008 05:01 |
| Kamyon Arkası Yazılar | eylülde_isyan | Genel Mizah | 2 | 11-01-2007 18:47 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 22:54 .