![]() |
|
|||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.493
Thanks: 13
Thanked 33 Times in 22 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() |
APO MARKSİST YA DA ANTİ – MARKSİST MİDİR?
Teslim TÖRE Konuya girmeden önce, bu özel denebilecek sorunu neden ele aldığımı kısaca belirtmem gerekir. Her şeyden önce APO ve PKK’nin savunmanı değilim. PKK’li hiç olmadım. APO’cu asla değilim. Hatta APO ile ideolojik birliğimiz hiç bir zaman olmadı. Bugünde yoktur. Ama APO ve PKK ile çok farklı ideolojik kulvarlardan hareket etsek de, Kürt sorununun çözümü konusunda temel politik perspektiflerde buluşuyoruz. Özerk demokratik yönetim dahil, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı, Kürt sorununun barışçıl yollarla çözümü, eşit haklar ve eşit koşullarda bir arada yaşamak gibi temel politikalarda görüşlerimiz çakışıyor. Ama bu yazıyı yazmamın nedeni bu politik çakışma değil. Bütün görüşlerim PKK ile taban tabana zıt olsaydı bile bu yazıyı yazardım. Çünkü Kürt sorunu, hayati önem taşıyan bir dönemece gelip dayanmış durumda. Beğensek de beğenmesek de, sevsek sevmesek de yada nefret etsek de gelinen bu dönemeçte Kürt halkının tek dayanağı PKK dır. Kürt halkını sevenlerden talebim: Kürt halkının geleceğinin mutlulukla taçlanmasını, onun çekmiş olduğu acıların dinmesini isteyenler ama, buna rağmen PKK ve APO’yu sevmeyenler ve hatta düşman olanların düşmanlıklarını Kürt halkının çıkarı için hiç olmazsa bir süreliğine de olsa ertelemeleridir. Kürt halkından yana olanların, Kürt sorununun çözümünde PKK’dan başka bir muhatabın olmadığı, ya da bu güne kadar yaratılamadığı, bu nedenle de PKK’siz bir çözümün olamayacağının açıkça bilmesi gerekiyor. Çünkü mevcut ortamda çözüm süreci artık kendini dayatmıştır. Çözüm konjonktürel olarak da kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu konjonktürde PKK’nin eli güçlü olursa Kürt halkının, zayıf olursa Kürt halkının düşmanlarının kazanacağının bilinmesi gerekiyor. O nedenle Kürt halkını seven ondan yana olanların PKK ve APO’ya ne kadar düşman olurlarsa olsunlar PKK’nin elini zayıflatıcı değil güçlendirici politikalar izlemelidirler. Bu yazıyı yazmamın nedenini kısaca açıkladıktan sonra artık konuya girebilirim. Yazının başlığında APO Marksist ya da anti-Marksist mi dir sorusuna ek olarak da APO işbirlikçimi? PKK’yi Ergenekoncular mı kurdurdu? APO önceleri işbirlikçi değildi yakalandıktan sonra mı işbirlikçi oldu? Gibi doğru olmayan, doğru olmadığı için de doğru yanıtı bulunamayacak bir çok soru sorulup tartışılıyor. Bir sorunun doğru yanıtını bulabilmek, ya da bir soruya doğru yanıt verebilmek için önce sorunun doğru bir soru olup olmadığına, ve ya doğru sorulup sorulmadığına bakmak gerekir. Aksi halde doğru sorulamamış bir soruya doğru yanıt bulmak mümkün değildir. Peki sorunun doğru soru olup olmadığı, yada doğru sorulup sorulmadığı nasıl anlaşılır? Soru, bir örgüt ya da kişi ile ilgili ise; o kişi ya da örgütün varlık nedeniyle, ya da onun var ettiği, var olanın da ona tüzel ve özel bir kişilik kazandırıp kazandırmadığıyla ilgili olup olmadığına bakılarak anlaşılır. Örneğin, Darwin Marksist mi dir? Bu soruya olumlu ya da olumsuz yanıt verilse de soru yanlış bir sorudur. Darwin bir bilim adamı ya da bilim insanımı dır? Sorusuna olumlu yanıt verilse ve ya verilmese de soru doğru bir sorudur. Çünkü Darwin’i Darwin yapan Marksist ya da anti-Marksist olması değil. Onun evrim teorisinin buluşçusu olmasıdır. Nasıl ki, Marks, Marksizm bilim dünyasının bir öğesi ise, Darwin ve Darwinizm de bilim dünyasının bir öğesidir. Ama Darwin Marksist değildir. Darwin için geçerli olan bu soru APO için de geçerlidir. Bu sıralar, APO’yu ve PKK’yi eleştirmek, elini zayıflatmak için bir çok insan, bir çok konuda çıkış yaparken, kendine Marksist diyen, kendini Marksizm in hamisi olarak gören, bazı çevrelerde APO’nun Marksist ya da anti- Marksist olup olmadığını gündeme getirdiler. Sınıfla fazlaca ilgilenmemiş, sınıf zeminli politikalardan uzak kalmış olan bazıları da “ kimlik temelinde politika yapılmaz” diyerek sınıf bakış açısını dayatarak Kürt direniş hareketini başka bir cephede sıkıştırmaya çalışıyorlar. Her şeyden önce, APO’nun Marksist ya da anti-Marksist olmasının hiçbir önemi yoktur. PKK’nin sınıf zemininde politika yapıp yapmaması da fazla bir anlam taşımıyor. Çünkü APO’yu APO yapan fenomen APO’nun Marksist olup olmaması, PKK’yi PKK yapanda sınıf zemini değildir. APO’yu APO yapan , PKK’yi de PKK yapan fenomen, Kürt sorunudur. PKK ve APO’nun Kürt sorununu nereden alıp nereye taşımış olması olgusudur. APO ve PKK yokken de Kürtler ve dolaysıyla Kürt sorunu vardı. Ne Kürtleri ne de Kürt sorununu APO ve PKK yarattı. Anadolu da Türkmenler yokken ve henüz Ortasya dan Anadolu ya gelmemişken Anadolu da Kürtler vardı. Bizans imparatorluğunun egemenliği altında yaşıyorlardı. Türkmenler, Ortasyada ki yurtlarında barınamayıp, kendilerine yeni bir yurt edinmek için yola çıkıp Anadolu ya gelince Kürtler, Egemen Bizans İmparatorluğuna karşı Türkmenlerle ittifak yaptılar. Bu ittifak 1071’de Alpaslan’ın komutasında Malazgirt’te Bizans’a karşı yapılan savaşta zafer kazandı ve Kürtler kendi toprakları üzerinde kendi egemenliklerinde yaşama olanaklarını yarattılar. Türkmenlerde kendilerine yeni bir yurt yaratmanın temel adımını atmış oldular. Osmanlı imparatorluğu döneminde de, Türkmenlerle Kürtler birlikte yaşamaya devam ettiler. Osmanlıya karşı bir çok ayaklanma, başkaldırı vb. gibi uyuşmazlıkları olsa da Kürtlerin yüzlerce yıllık Osmanlı birlikteliği devam etti. Emperyalist işgale karşı Türklerle birlikte mücadele ettiler. Emperyalizme karşı mücadele sonucu kurulan Cumhuriyetin harcı kanla karıldıysa bu harçta Türkler kadar Kürtlerin de kanı vardı. Kurulurken Kürtlerin ve Türklerin ortak Cumhuriyeti olarak kurulmuş olmasına rağmen sonraları Kürtler dışlanmaya çalışıldı. Kürtlerin tarihi, kültürü, toplumsal fonksiyonları, Türkmenlerin Anadolu’yu yurt edinmelerinde ki katkıları, Osmanlı ve Cumhuriyetin tarihine değer biçilmez katılımları tümden inkar edilerek misli görülmemiş asimilasyon politikasına tabi tutuldu. Kürtlerin tarihi inkar edilerek, dağ Türkleri olduğu, karın üzerinde yürürken, ayaklarının çıkartmış oldukları “kart kurt” seslerinden dolayı kendilerine Kürt denildiği gibi sahte tarihler yazılarak, Kürtler tarihleri ve toplumsal doku ve değerleriyle inkar edilmeye çalışıldı. Bu aşağılık asimilasyon politikalarını çıkartmış oldukları en üst nokta Kürtçe konuşmanın ve çocuklarına Kürt ismi koymalarının yasaklanması olmuştu. Tam bu noktada, “biz Kürtüz taşınıza taş, sopanıza sopa, silahınıza silah” diyen bir örgüt ve onun lideri çıktı ortaya ve meydan okudu. Bu örgüt PKK onun lideri ise APO idi. PKK’den önce de biz Kürtüz diyen bir çok Kürt örgütü ve bu örgütlerin liderleri vardı. PKK en son kurulan Kürt örgütü, APO ise en son lanse olan Kürt liderdi. PKK’den önce var olan Kürt örgütleri ve onların liderleri de “biz Kürtüz, dağ Türkleri değiliz, bizim kendi tarihimiz, kültürümüz, toplumsal dokumuz vardır” diyor mücadele ediyorlardı. Bu örgüt ve liderlerinin çığlık ve mücadele seslerini ne Kürt halkı yeterince algılayıp destekledi, ne de T.C. Devleti bu çıkışları fazlaca kale aldı.Başka bir anlatımla, ne devlet bu dilden anladı, ne de bu dil Kürt halkının ezberini bozabildi. PKK ve lideri APO’ nun kullanmış olduğu dili hem devlet anladı hem devletin “kimyasını” ve hem de Kürt halkının ezberini bozdu. Kürt halkı, inkarın eşiğinden döndü, kendine geldi, kendisi oldu, Kürtlüğü ile gurur duydu, Kendi Kürt kimliği için ölüm kalım kavgasına girdi ve bu onurlu mücadelesini hala sürdürmeye devam ediyor. Bu mücadele sonucu, Kürtlerin, onların örgütlerinin ve liderinin olduğunu sadece T.C. Devleti değil, AB önce destekleyerek, sonra APO’nun teorik tespitlerini beğenmediği için “terörist” ilan ederek, ABD ha keza önce destek verip, kolay yutacağı bir lokma olmadığını fark edip, “düşman” ilan ederek PKK’yi ve Lideri APO’yu tanımak zorunda kaldılar. Sonuç olarak, Kürtler her halk gibi onurlu bir halk, Kürt sorunu ise sadece Türkiye ve bölge sorunu değil bir dünya sorunu olarak kabul edildi. İşte PKK’yi PKK Abdullah Öcalan’ı da APO yapan süreç kısaca böyledir. Kürt halkı ve Kürt sorununun gelmiş olduğu bu noktada biraz durup soralım? Kürt Halkının varlık gücü ve Kürt sorununun çıktığı düzey bundan daha ileriye götürülebilinir miydi? Böyle bir yeteneği gösteren bir örgüt ve lider çıktıda PKK ve lideri tarafından engellendi mi? Ben APO’yu Başkan APO (Serok) olmadan önce de olduktan sonra da çok yakinen tanıdım. Ha keza Kürt ulusal mücadelesini de çok yakından bilen, takip eden ve zaten içinde de olan birisiyim. Bütün Kürt Örgütlerini, Liderlerini, mücadelelerini, mücadele yöntemlerini, hatta hal ve gidişlerini de çok iyi biliyorum. 12 Eylül faşizmi hepimizi Şam’da buluşturduğu zaman, herkesin ne yaptığını da görerek yaşadım. Şam’da buluştuğumuz süreçte, PKK’nin orda ki gücü, orda bulunan her hangi bir Kürt örgütünün gücünden daha fazla olmadığını da görüyor, biliyordum. PKK’ liler , Filistin kamplarında eğitim görürlerken, İran KDP’ sinde eğitim görmüş, KDP’ nin örgütsel faaliyetlerinde görev yapmış olanlar ve haklı olarak da bununla öğünenlerde vardı. Buna rağmen orda bulunan Kürt örgütleri bütün elemanlarını Avrupa ya taşırken , APO orda bulunan bütün PKK lileri Kuzey ve Güney Kürdistan’a konumlandırdı. Bu konumlanma sürecinde çok büyük kayıplarda verdi. Ama yılmadı, geri adım atmadı. Kürdistan’ a konumlanmaya devam etti. Kadrolarını Avrupa’ya taşıyan Kürt örgütlerinin tümü mücadele alanından silinirken PKK bütün Kürtleri ve Kürdistan’ı kucaklayan bir örgüt konumuna yükseldi. Bütün bunlar yaşanarak da görülmüş şeyler. İsmini, mücadele yöntemlerini, kuruluş ve mücadele tarihlerini, liderlerinin gerçek ve takma isimlerini bildiğim ama buraya yazmadığım söz konusu örgütlerin hiç olmazsa bir kısmı, “biz ne T. C. Devletinin anlayabileceği bir dille konuşabildik, nede Kürt halkının ezberini bozabilecek bir yöntem yaratabildik, bunları ancak PKK yarattı o nedenle de o başarılı oldu” diyerek gerçeği dile getirmek yerine APO’ya ve PKK’ya “işbirlikçi” deyip işin içinden çıkıyorlar. Böyle davranmak yerine, turnusol işlevi görecek olan bu seçimlerde DTP’yi koşulsuz desteklemeleri Kürt halkının çıkarına olacaktır. Komplo teorilerinin hiç birisine değer vermem. Ama, ABD’nin Irak’ı işgal edip, Güney Kürtlerine kazandırmış olduğu konumu göz önünde bulundurarak, soracak olursak, Kürtlerin bütün parçalardaki durumu ortadayken, PKK’nin yerine hangi örgüt, APO’nun yerine hangi Kürt lider olsaydı bugün Kuzey Kürtlerinin gelmiş ya da getirilmiş oldukları özel ve tüzel konum bugünkünden daha ileri bir düzeyde olurdu? Olsa olsa ancak bu kadar olurdu. Hiç kimse fazlasının komplo teorisini bile yapamaz. Soralım şimdi APO işbirlikçi mi? PKK’yi Ergenekon mu kurdurdu? Şeklindeki sorular doğru sorulmuş sorular mı dır? Ya da bu türden sorular aklı selim insanlar nezdinde bir anlam taşıyor mu? Hem bu kadar somut gerçeklik karşısında sorulan bu türden sorular doğru sorular değil hem de bu sorular iyi niyetli insanların soracağı sorular değildir. O nedenle doğru sorulamayan sorunun asla doğru yanıtı da olmaz. Ergenekon savcısı, milliyetçi Türklerin “aa bunlar bize daha neler yapmışlar” dedirtmek ve Ergenekoncuları desteklemekten vazgeçmelerini sağlamak için iddianameye “PKK’yi Ergenekoncular kurdular” diye yazıyor. Ergenekon davasının hukuki bir yanının olduğu gibi, emperyalizmin işbirlikçilerinden bir değişime gitmesi dolaysıyla politik bir yanının da bulunduğu ve sistem içi bir hesaplaşma olduğu da açık bir gerçekliktir. Böylesi bir davada tarafların birbirine çamur atması da kaçınmazdır. Kürt halkının düşmanları için, APO ve PKK en iyi karalama malzemesidir. Normal düşünebilen, kasıtlı olmayan her insan, bu gerçeği kolayca görebilir. Buna rağmen, böylesi iddiaları kale almak, buna dayanarak suçlamalara girmek, Kürt halkına asla yarar sağlamaz. Tersine çok büyük zarar getirir. Kaldı ki, aksi düşünülse bile, Ergenekon’un kurdurmuş olmasına rağmen, PKK ve APO, Kürt sorununu bu boyutlara yükseltebilmişlerse, bunun kınanacak bir olay değil, APO’nun ve PKK’nin politik dehasını gösteren bir olay olarak değerlendirmek gerekir. Çünkü Ergenekonun, halk düşmanı özellikle de Kürt düşmanı ırkçı, karşı devrimci bir yapılanma olduğu açık bir gerçektir. Böyle bir yapılanmanın kurdurmuş olduğu bir örgütle Kürt sorununu bu düzeye çıkartmak ancak politik dehaların becerebileceği bir mucizedir. .Gelelim “APO önceleri işbirlikçi değildi yakalandıktan sonra mı işbirlikçi oldu” sorusuna. Bu soruya doğru yanıt arayanlar, “APO önceleri işbirlikçi değildi ama yakalandıktan sonra ölüm korkusuyla işbirlikçiliğini kabul etti” iddiasını dillendiriyorlar. Bu kanıya, APO’nun mahkeme savunmasında vermiş olduğu ifadelerden varıyorlar. APO ilk dönemlerde, PKK içinde “arkadaş” olarak ifade ediliyordu. Daha sora PKK’nin dışında birileri ona “Başkan APO” diye hitap etti. Bu hitap tarzı o dönemde, PKK dışında belli tartışmalara da neden oldu. Ama sonunda PKK bu hitabı benimsedi. Türkçe hitaplarda, “Başkan” , Kürtçe hitaplarda da “Serok” olarak dillendirildi. APO “arkadaş”kende, “Serok” olduktan sonra da yakalanmadan öncede sonra da birbirinden farklı hiçbir şey söylemedi. Kürt sorununu devletle çözeceğini, o nedenle de devletle işbirliği yapmak istediğini, devletin göndereceği bir memurla bile görüşebileceğini defalarca tekrarlamıştı. Ve hatta Doğu Perinçek le yapmış olduğu mülakatta (Yüz yıl dergisinde) Genel Kurmayda bile görev alabileceğini söylemişti. Bunların hepsini yakalanmadan önce söyledi. Sohbet konuşmalarında, annesinin Türk olduğunu da gizlemiyordu. Bana “ikimizde meleziz” diyerek takılıyordu. Ama bunu mahkemede de tekrarlayınca kıyamet kopartıldı. Bütün bunları söylerken birileri ona “Başkan Apo” diye hitap etmişti. Yakalandıktan sonra, bu konularda eski söylediklerinden fazla hiçbir şey söylememiş olmasına rağmen aynı kişiler, “işbirlikçi” olduğunu söylemeye ve hakaretler yağdırmaya başladılar. Kuşkusuz APO da herkes gibi tartışılmaz. Eleştirilmez birisi değildir. APO’da PKK’da eleştirilebilir. Ama politik davranmakta gerekir. Şeytanla pazarlığın gelip dayandığı şu günlerde bu türden eleştirileri yoğunlaştırarak, Kürt düşmanları karşısında PKK’yi zora sokmamak gerekir. Konuya nereden ve nasıl bakılırsa bakılsın, dünya, bölge konjonktürü ve ülke dinamikleri Kürt sorununu çözüm noktasına getirip dayandırdı. Şöyle ya da böyle çözüm kaçınılmazlaştı. Marksın dediği gibi: şeytanla bile pazarlığa oturma zamanı gelip çattı. Bundan kaçınmak olanaksız ama önemli olan kimin kazanacağıdır. PKK’nin eli güçlü olursa Kürtler, PKK’nin eli zayıf olunca Kürt düşmanları karlı çıkacaktır. Bu çok açık. Söz konusu pazarlıkta, herkes kendini, APO yada PKK düşmanlığı duygusuyla değil Kürt halkının dostu ve düşmanlığı olup olmamakla konumlandırmalıdır. Teslim TÖRE
__________________
Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.493
Thanks: 13
Thanked 33 Times in 22 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() |
Arkadaşlar aşağıdaki yazı HİROŞİMA yoldaşa aittir.Başka bir başlık altından buraya daha uygun olduğu için taşıdım iyi okumalar......
Öcalan ve pkk'nin yarattığı değerleri hiç bir namuslu, şerefli hasityetli Kürt görmemezlikten gelemez. geliyorsa Öcalan ve pkk kadar değer yaratmalıdır. kendi içerisinde hangi ideolojik katmandan olursa olsun. ister marxsit, ister milliyetçi. yada Alevi-dinci.. yaratılan bu değerleri gözadı edemez. ediyorsada işbirlikçidir. ajandır, haindir. bu bukadar nettir. madem kemal burkay pkk'nin devlet güdümünde, öcalan'da ajan olduğunu biliyordu, sormazlar mı on'ca sene neden hareketin içinde kaldın? kim ajan ve ihanetci durumuna düştü? Bizim kemal burkay'larımız da olacak, şemdin sakık'larımız da.. Bü tür bir tartışma yaratmak bütü ile halkın zihinlerini bulandırmaya yöneliktir. Özünde bir milliyetçi refleks söz konusudur. Konu Kürtler ounca tabi. Türkiye'de ki bir çok sol yapı içerisinde bolca ihanetçi-ajan mevcuttur. şimdi, denilebilir mi yapının kendiside devlet güdümündedir? ergenekon yapılanmasının temel nedenlerinden biri kürt realitesidir. Kürt relitesini ortadan kaldırmaya yöneliktir. yaratılmak istenen sünni ergenekon-pkk ilişkisi Kürt özgürlük hareketinin kazanımlarını boşa çıkartmaya yöneliktir. bir ilişki var ve bu şu temeldedir. ergenekon satın aldığı hain kürtleri Pkk içerisine sokarak örgütü dağıtmaya çalışmıştır. ama bunu başaramamıştır. nitekim Pkk içinde bir çok kez bu tür kişilikler deşifre edilmişlerdir. Diyarbakır kırsalında Pkk saflarında bulunan bir Kürt ajanın dinlenme sırasında 13 kendisi ile birlikte bulunan 13 kişilik bir gerilla gurbunu mağrada tarayıp öldürdükten sonra jitem'e gelip görevi tamamladım raporu vermesi. sonrasında ailesi ile birlikte kaybolması. devlet tarafından kemufle edilmesi için başke şehirlere yerleştirilmesi falan. Her halkın özgürlük mucadelesinde bolca ajanın-ihanetcinin olduğu gibi, Kürt halkınında olmuştur. alacaktır. Sosyalizme inancı olan bir Kürt genci olarak, ulusal realitem noktasında elbette Öcalan irademdir. Bunu akli salim hiç bir devrimci-sosyalist yadsıyamaz. yadsıyanda sosyalist-devrimci değildir. Bizim birlikte sınıf mucadelesi verebilmemizin koşulu eşit yurttaşlıktır. ve biz bu noktaya gelmeden enerjimizi salt sınıf mucadelsi için harcayamayız. bunu kimse bizden beklemesin. bizler, her anlamda eşit yurttaşlar olduğumuzda, o zaman Türkiyelilik anlayışı içerisinde bütün enerjimizi kapital düzene karşı sınıf mucadelesine aktarırız. bunun dişinde kimse ne hamiliğimeze soyunsun. nede bizden birşey beklesin. aslı olan bu haklı mucadelemizde, devrimci-demokrat unsurların bize destek sunmalarıdır. ama görülüyor ki, bazı kişilikler bu anlamda gelen yada gelebincek desteği boşa cıkartmak adına ellerinden geleni yapmaktadırlar. Öcalan ajanmış, Pkk Devlet güdümündeimiş, bu tür yaklaşımların bizce hiç bir değeri yoktur. ve boştur. Kürt hareketinin eriştiği bilinç düzeyi ve hareket pratiği bu tür yaklaşımları yıllardır boşa çıkartmıştır. ve çokartmayada devam edecektir. bundan kimsenin şüphesi olmasın. öncelikle herkes kendi yapısını ve duruşunu gözden gecirmeldir. Kime ve neye hizmet ettiğini bilince çıkartmalıdır. ve şunuda iyi bilmelidir ki, bu gün bir çok yapı ve hareket mevcut oligarşik düzen içerisinde bir hareket kabilyeti kazanmışise, bu büyük oranda Pkk'nin geliştirdiği mucadele sayesindedir. 80 yıllık cumhuriyet tarihi boyunca, hangi rasyonel yapı, oligarşik düzenin hareket kabilyetini bu denli daraltabilmiştir? ve hangi akli mantık, kendi hareket kabilyetini bu denli daraltan bir örgüt ve kişilik yaratır? bunları izaah edebilirmisiniz? bol keseden uydurmak kolay. devrimci selamlar. __________________ HİROŞİMA
__________________
Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL
Konu maVii aDa tarafından (03-14-2009 Saat 19:40 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2009
Mesajlar: 36
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
başarılı bir yazı olmuş .
emeğine sağlık .
__________________
insanlar için ölebileceksin . hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için , hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde . . . |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.493
Thanks: 13
Thanked 33 Times in 22 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() |
Özellikle son dönemlerde ,Kürtlere karşı geliştirilmesi gündemde olan yeni ihanet konseptine karşı Türkiyeli aydın ve sosyalistlerinin tavrı geçmiş dönem tavırlarıyla karşılaştırıldığında çok daha olumlu bir seyir göstermeketedir.Giderek seslerini yükseltmeleri,bulundukları her platformda bunu artık açıktan dillendirmeleri hem Kürt halkının ileri özgürlük mucadelesinin sekteye uğramasına karşı bir engel, hemde Türkiye proleteryasına önemli mesajlar vermesi açısından çok değerlidir. Bu değerin toplum içindede karşılık bulacağını,artık canından dahi illallah etmiş yoksulluğun ve çaresizliğin pençesinde tanınmaz hale getirlmiş Türk halkının da bu gidişe dur deme arzusunu geliştireceği ona cesaret vereceği, umudunu taşıyorum.Çünkü tutarlı ve kararlı aydınlar, her zaman karanlığa gömülmüşlerin ışığıdır.
Bu nedenle Sayın Teslim Töre ve onun gibi bir çok aydının söylemleri ve değerlendirmeleri büyük önem taşımaktadır.
__________________
Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL
|
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.613
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() |
paylaşımın için teşekkürler maviiada.
Hiroşima yazı geçekten çok başarılı durumumuzu iyi bir şekilde ifade ediyor teşekkürler...
__________________
Selam olsun apaydınlık günlere
Kazma ile kürekle yürüyenlere Selam olsun halk için ölenlere Silah elde toprağa düşenlere bin selam! |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2009
Bulunduğu yer: van
Mesajlar: 95
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() |
çok gzl bir yazı tşkler emeğine sağlık
__________________
arkadaşlar! dışarda bir şeyler oluyor farkında mısınız? uykuda olanları sarsın, uyandırın. herkese söyleyin, yakında ışıklar kesilebilir. karanlıkta ne yapacaksınız?
|
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 179
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
Yani her defasında konu dönüp-dolaşıp, Öcalan Marxist mi,? Pkk Sosyalis bir hereket mi ,? gibi PKK'nin gerçekliği ile ilgili uzaktan-yakından ilgisi olmayan söylemler kullanılıyor. Bir ulusal kurtuluşu hareketi Marxist olmak zorunda mıdır? elbette hayır. Cünkü; Marx bu felsefeyi emek-sermaye çelişkisi üzerine geliştirmiştir. Temeli sınıf mucadelesidir. Ayrıca Bu felsefe ,Lenin'in real Sosyalizme gidiş pratiği ile birlikte ulusların kendi kaderini tayin etme hakkı (ukkth) gibi bir anlam kazanmıştır. Kimileri bunun bir taktik olduğunu söylerler. Buda gerçeklik ile uzaktan yakından ilişkili değildir. Evet her ulus gibi Kürt halkıda kendi kaderini tayin etme hakkınsa sahiptir. Yada bir çok halk ile birlikte yaşamak istemesi hakkıda kendi ellerindedir. ve bunu desteklemekte Devrimci kişilik, Devrimci ahlakın gereğidir.
aksi taktirde, Filistin'e, Vietnam'a, kamboçya'ya selamlar gönderip mucadeleniz mucadelemizdir gibi argumanlar kallanarak, diğer taraftan Kürt özgürlük hareketine milliyetçilik safsataları yakıştırmak ne kadar anlamlıdır? taktirinize bırakıyorum. birlikte mucadele koşulumuz her anlamda eşit yurttaşlıktır.
__________________
Ya uge ne veru ne kavu.. potamuçta vse wiroş.. Vot-Tak.. Konu HirOSimA tarafından (03-25-2009 Saat 14:43 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) | |
|
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 326
Thanks: 3
Thanked 17 Times in 15 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
Alıntı:
burda kürtlerin kafasını yere eğende pkkdır.sürekli kendi kendilerine yaptıkları ateşkeslerle ve bu ateşkeslerin kimse haberi olmadan pkknın üstüne yıkılan onca suçlarla.ve akabinde bu olayların bütün kürt halklarına mal edilmesinin önüne geçemedi.o ateşkesler yüzünden kimse ne yaptığını ne ettiğini anlamadan bir sürü köy basılması,oranın buranın bombalanması boyunduruğu altına girdiler.ve hiçbirine tepki göstermeden öylece kendi kendilerine ateşkes yaptıklarını söylediler.hiçbir zaman kürt halkının kanayan yaralarına derman olamadılar hep engel oldular.sözde onlar için oldular ama onları asimilasyondan kurtaramadılar.apo hiçbir zaman bir kürt önderi değildir bunu her kürtün kabul etmediği sürece.apo sadece kürtlerin hakları savunduğunu söyleyen bunu sadece ağzıyla onaylayan 78deki havayla başlayan sonradan bir siyaset maşasından ileriye gidememiş biridir.engels'in dediği gibi:'ayaklanmayla oynamaya gelmez,bir kere başladınmı sonuna kadar gidilmelidir ve hergün zafer kazanılmaksızında sürdürülemez!!!
__________________
Omnia sunt communia OMNİA SUNT COMMUNİA! |
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 179
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
Ne yani, Bir Komünist ulusal kurtuluş mucadelesinde yer alamaz diye bir kaide mi var? Pkk Kürt'lerin kafasını eğmişse, geçmişten bu güne değin halkın kafasını kaldırması için kim ve kimler mucadele etmiştir?
Kürdistan sömürgeden öte alt sömürge durumundadır. Kürdistan halkı daha işçi bile olamamıştır. Batıya doğru Sürgün edilmiş halkın bir kesimi işçi durumuna gelmişse de, büyük bir bölümü hala köylüdür-varoştur. Sen bunu kavrayamazsın. 80 yıllık bir var olma mucadelen olmuş olsaydı, belki.. Marxistim evet.. ama önceliğim ulusal mucadelemdir. ülkede sizinle aynı haklara sahip eşit yuttaşlar haline geldiğimizde, işte o zaman bir Komünist gibi bu ülkedeki ezilenler ile birlikte mucadale vermeye calişirim. Bunda kavranmayacak ne var? yada bunu anlamak işinize mi gelmiyor? ''Apo hiç bir zaman kürt önderi değildir:'' nerden biliyorsun? benim önderimdir. bunu açıkca kabul ediyorken sen kim oluyorsun benim yerime karar veriyorsun? Bu hakkı kim veriyor sana? Newrozları görmedin sanırım.. Nerede yaşıyorsun sen?
__________________
Ya uge ne veru ne kavu.. potamuçta vse wiroş.. Vot-Tak.. Konu HirOSimA tarafından (03-25-2009 Saat 09:44 ) değiştirilmiştir. |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: birlik, siyaset |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Müslüman Sol Hareket Anti-Emperyalist Mücadelede gerekli midir? | IMMANUEL | Anketler | 24 | 04-22-2009 00:28 |
| Marksist Bakış | komünizm | Diğer Hareketler | 0 | 01-02-2009 18:28 |
| Latin Amerika’da Anti-Emperyalist Direniş ve Kolombiya Marksist Hareketi Paneli’nden | Rozerin | Teorik Eğitim | 0 | 11-25-2008 12:42 |
| Marksist Düşüncede Din | yksel | Serbest Başlık ( Siyaset ) | 2 | 03-22-2008 04:47 |
| Marksist Klasikler | Dr_Asfur | Kitap ve Dergi Tanıtımı | 19 | 09-22-2007 21:26 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:37 .