Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset

Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz.

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 02-06-2009, 22:08   #1 (permalink)
 
BABİL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.664
Thanks: 66
Thanked 97 Times in 71 Posts
Tecrübe Puanı: 7
BABİL Seçkin bir yolda.
Standart Bir halkın dramı:Malakanlar

Kars ve çevresinde değişen tarihsel siyasal koşulların değişiminden en fazla etkilenenler yöre halkı olmuştur. Bunların başında Rumlar, Ermeniler, Kara papaklılar, Kürtler ve Malakanlar gelmektedir.
Ancak Malakanlar savaş ortamında değil; savaş sonrasında anti- Bolşevizm saplantısının kurbanı olmuşlardır. Bulundukları coğrafyanın hızla Bolşevikleşen bir sisteme komşu olması bu büyük bedelin en önemli nedenlerinden biridir diye düşünüyorum.
Malakan halkı; yazışmalarda geçen şekliyle Molokanlar Kars ülkesinin Ruslara savaş tazminatı olarak verilmesinden sonra yörede iskân edilen halklardan biri. Çarın, gerici saldırgan Ortodoks kilisesinin siyasal iktidarın baskısından bunalarak çıkış yolu olarak Kafkas ardına; Orta-Asya’ya, Sibirya’ya gitmede bulmuş; bunların içerisinde gittikleri yerde belki de en fazla ezilen, baskılara maruz kalanları Kars ve çevresine göç etmeyi tercih edenler olmuştur.
Ermeni çetecilerinin ve Hıristiyan gericilerinin zulüm ve baskısına karşı direnmeye karşı koymaya çalışan Molokan halkı 1917 Ekim devriminden sonra bu kez de yörede siyasal erkini kurmaya çalışan kurucu Türkiye iktidarının özellikle bu iktidarı yönlendirmeye çalışan bir takım gerici şüpheci ve despot düşünceli insanların yönlendirilmesi sonucu yeniden acılara çekmeye zulüm ve baskı görmeye başlamışlardı. Anadolu’nun içlerinden getirilen göçmenler Malakan köylerine yerleştirilmeye mallarının mülklerinin yağmalanmasına göz yumulmaya çalışılmış, askere alma uygulamasının muhatabı olmaya başlamışlardır.

Bolşevizm’i ciddi bir tehlike olarak gören siyasal çevrelerde Bolşeviklik konusunda cadı kazanları kaynatılmaya başlanmış; anlayan anlamayan herkes çoğu zaman siyasal iktidarın yanında yer almak dürtüsüyle insanları Bolşevik olmakla suçlamış, ülkeyi Bolşeviklerin ele geçireceği yolunda senaryolar üretmişlerdir. Bunlardan biri olan ve Moskova da Sovyetlerle görüşmelere katılan heyette yer alan Dr. Rıza NUR, Rusya’dan kovulduğunu ve halen Kars yöresinde doktorluk yaptığını belirttiği kişinin Bolşevik ajanı olduğunu, Ani kentinde incelemeler yapma bahanesiyle dolaştığını jurnallemiştir. Jurnallemekle de kalmayan Rıza NUR, hükümete Ani kentinin taş üstünde taş kalmamacasına imha ettirilmesini öneriyor !. Ankara’daki Meclis Hükümeti ise bir taraftan Bolşeviklerle iyi geçinmeye dikkat ederken bir taraftan da Meclis Hükümeti sınırları içerisinde şu veya bu şekilde Bolşevizmin, sosyalist düşüncenin yaygınlaşmaması için her türlü önlemi almayı sürdürüyordu.
İşe Mustafa Suphi’yi ortadan kaldırtmakla başlayan siyasal güçler, Kars ve çevresindeki Bolşevizmin yerel unsurları olan Malakanları ciddi bir tehlike kabul etmişlerdi.
Molokanların Yunan saldırısına karşı yapılan seferberlikte askere alınmalarına başlanır. İlginçtir ki Adana ve çevresindeki Hıristiyanlar ve hatta Kars’taki diğer Hıristiyan unsurlar askere alınmazken Molokanlar askere alınmaya başlıyor. Elbette ki Molokanlar iyi bir savaşçı olduklarından değil bu(!). Onları en kolay yıldırıp kaçırtacak yoldur bu. Malakanların askere alınmaya başlaması Malakanlara yönelik sindirme hareketleri evlerini tarlalarını işgal etme, mallarını yağmalama gibi olaylar giderek hızlanır. Ali Fuat (Cebesoy)la Çiçerin arasında bu konuda birçok yazışma yapılır.
Yerleşik Malakan toplumunun siyasallaşması ve önemli bir siyasal güç haline gelmesi konusunda Özellikle Kâzım KARABEKİR in uyarıları ve yönlendirmeleri Meclis Hükümeti için yol gösterici olmuştur.

Kâzım Karabekir anılarında belirttiği üzere ;

“21 de Rus sefiri Medivani veda ziyaretine geldi. Yarın trenle Erzurum ’a hareket edecek, oradan otomobil ile Ankara’ya.Medivani Kars ’ta bulunduğu 24 gün kadar misafirliğinde boş durmadı. Civar Malakan köylerinde gizli Bolşevik teşkilatı yaptı, Mustafa Suphi’nin heyetini idare etti, yola çıkardı. Bir sefirin Kars ’ta bu kadar müddet oturması ve civar köylerde dolaşması pek ayıp ve pek kaba bir hareketti. Kendi hallerinde çalışkan bir kavim olan Malakanları ifsad etmesi onların felaketine sebep oldu. Bu hakiki müstahsil sınıfın , zeriyat ve hayvancılıkta en ileri gitmiş bu cemaatin yerlerinde kalmasında ve daha iyisi Anadolu dâhiline olmak üzere alınmasında fayda vardı, fakat Medivani’nin ifadesile köylerde kızıl bayraklar, nümayişler daha Medivani varken başladı. Ben Medivani’nin nazarı dikkatini celbederek Türk milletinin istiklalini kurtarmak için bütün emperyalist kuvvetlerle boğuşurken içimizden bizi devirmek isteyenleri de düşman addile tedbirler almaktan çekinmeyeceğini anlatmıştım. Vaziyeti Ankara Hükümetine lazımı gibi bildirdim ve artık memleketimizde Bolşevik nüfuz ve unsuru olan Malakanların bir müddet sonra hudut haricine çıkarılması ve yerlerine Türk muhacirleri alınması takarrür etti “(72) diyerek, yeni düzen için tehlikeli bulduğu Malakan topluluğunun sınırlar ötesine çıkartılması için harekete geçildiğini vurgulamıştır. Sonraki gelişmeler göstermiştir ki bu sorunun çözümü Malakanların can damarı olan askerlik sorununa yüklenmekte bulunulmuştur.

Sınırlar içerisinde kalan tüm Malakanların 20 Ocak 1921 tarihine değin Türkiye yi terk etmediği taktirde askere alınacağını mecliste karar altına aldırmış; bunun üzerine Malakanlar kitleler halinde anayurtları Sovyet Rusya topraklarına dönmeye zorlanmışlardır.
Bu konuda Rusya Sovyet federatif sosyalist cumhuriyeti yetkililerince Türkiye’ye sert notalar verilmiştir.
Stefanos Yerasimos’un Türk-Sovyet ilişkileri adlı yapıtında tümüne yer verilen bu notaların Malakanlarla ilgili önemli kısımlarını buraya almakla yetiniyorum.
18 Mayıs 1921 de Çiçerin tarafından Ali Fuat'a gönderilen bir notayla Malakanların sürgün edilmesi kınanır…. Çiçerin nota da Malakanların köylerinden kovulduğunu yerlerine Anadolu’dan özellikle getirilen Müslümanların yerleştirildiğini Rusların ahırlarda yaşamaya mahkûm edildiklerini belirterek bu durumun derhal düzeltilmesini aksi takdirde bu davranışların Rus emekçi kitlelerinin tepkilerine neden olacağını belirtir.

Çok geçemeden 21 Mayısta bir başka nota ile de Malakanlara karşı yürütülen keyfi tutuklamalar zorbalıklar ve hırsızlıkların sistematik bir hale geldiği bildirilerek Rus halkının tepkisinin giderek arttığını belirtirse de yapılan yazışmalardan anlaşıldığı kadarıyla pek bir sonuç alınamaz. Ali Fuat Cebesoy bu konuda kendisine değil Ankara hükümetine sorunun iletilmesi gerektiğini söyler.
Haziran 1921 de Çiçerin’in büyükelçi Ali Fuat’a vermiş olduğu yeni nota daha serttir.
“…bu toprakları terk edip göç etmek isteyen Molokanlar, malını mülkünü beraberlerinde alıp götürebilirler, ne yazık ki buna Türk makamları engel olmaya çalıştılar; bu da yetmedi, Molokanlar soyuldu ve her türlü baskı altında bırakıldı, ellerinden toprakları alındı. Bu göçmenler evlerinden kovuldu, açlıktan yarı ölmüş Molokanlar ahırlara ve tavlalara kapatıldı… Kars bölgesinde yaşayan Rus halkının zorla askere alınması da XII maddeyi ihlal edici keyfi bir harekettir ve bunu da şiddetle protesto ederiz.
Kars topraklarında sözüm ona bir takım devrimcilerin bulunması ile ilgili haberlerinize gelince, bunlar, kanımca… Bazı işsiz güçsüz unsurların uydurdukları yalandan başka bir şey değildir…
...Hal ne olursa olsun bu meşum devrimciler hakkındaki haberler dinsel bir mezhep olan Molokanlara karşı alınan önlemlerin nedenini açıklamıyor. Kaldı ki bu mezhebin müridleri hiç bir şekilde Bolşevik Devrimci fikirleri ne benimsemiş ne de onlarla ilgilenmiştir. Müslüman devletlerinde olduğu gibi kimse gerici ulemayı bir takım komünist hareketlere girişmeleri ile suçlayamayacağı gibi dünyevi işlerden kat kat uzakta kendi halinde yaşayan bir Hıristiyan mezhep müritlerini böylesine uydurma entrikalarla suçlandırmak en hafif deyimle şaşırtıcıdır. Molokanların Orta Anadolu’ya sürülmesi ve orada yerleştirilmesi fikri ise bizlerde yalnız gerçek bir isyan uyandırmaktan başka bir işe yaramaz. “

Bunu 13 haziranda verilen notada bu konunun bir kez daha dile getirilmesi izler. Karsta imzalanan 13 Ekim 1921 tarihli dostluk anlaşmasının 13 maddesinde Molokanlara ilişkin şu düzenlemeye de yer verilir.
“Madde 13
1918 yılına kadar Rusya’nın bir bölümünü oluşturan ve bu gün Türkiye egemenliğine geçmiş olan topraklarda yaşayan herkes dilediği zaman Türk vatandaşlığından çıkıp Türkiye’yi serbestçe terk ederek, eşyasını malını mülkünü veya bunların değerini beraberinde götürebilir …”
Denmesine karşın yine bir şey değişmez.

RSFSC Dışişleri Halk Komiseri Çiçerin bir kez daha nota vermek durumunda kalmıştır.
13 kasım 1921 tarihli notada özetle şunlar yer almaktadır.
“Rus hükümeti üzüntü duyarak defalarca yaptığı uyarı, protesto ve istemlerine rağmen, Kars bölgesinde yaşayan Rus halkının her türlü yasa dışı kovuşturmaya ve baskıya hedef olduğunu belirtmek zorundadır. Daha önceleri de belirtmiş olduğum gibi Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerde özellikle bu soruna büyük önem vermekteyiz. Ancak bu günlerde Kars bölgesinden almış olduğumuz haberler; Türk makamlarınca Rus halkına karşı baskı hareketlerine son verilmediği gibi tersine, daha da artırdığını göstermektedir. Bütün haklar ve Moskova anlaşması hükümleri çiğnenerek, Sovyet topraklarına geçmek isteyen Molokanlara Türk uyruklu kimseler gibi kabul edilerek üstelik silah altına alınıyor. Bu ise eşine zor rastlanır bir keyfi davranıştan başka bir şey değildir
Bu dayanılmaz eylemleri şiddetle protesto edip isyan duygularımı açıklarken özellikle Türk temsilcisi Kâzım Karabekir’in Rus temsilcisi yoldaş Ganetski ile yaptığı görüşmelerde, Kars ilini terk etmek arzusunu bildirmiş olan Molokanların Türk uyrukluğunda kalmasını ve silah altına çağrılmasına kabul ettiğimi iddia etmesi karşısında duyduğum şaşkınlığı ifade etmek isterim. Hiçbir aslı ve dayanağı olmayan bu iddia beni son derece hayrete düşürüyor ve resmen şunlara bildirmeme zorluyor: bu asılsız iddialardan çıkacak bütün sonuçlar ve bu sonuçlara kanan ve şaşıran Rus temsilcilerinin yapacakları herhangi bir açıklamanın hiçbir hükmü yoktur. Rusya hükümeti Kars bölgesinden çıkmak isteyen ve bu isteklerini resmen bildiren bütün Molokanların Rus vatandaşı olarak sayılmasını, Molokanların Türkiye'de askeri göreve alınma girişiminin yasa dişi kabul edileceğini ve şimdiye kadar bu üzücü olaylara meydan veren Türk sorumlularının cezalandırılmasını resmen ve kesinlikle talep eder. Şunu da ekleyeyim ki vaktiyle Rusya'ya göç etmek olanağına sahip olmayan Molokanların bugün bulundukları yerde 1 yıl daha kalma hakları bulunduğuna ilişkin resmi bir mutabakat bulunmaktadır.
Özellikle, Kars ilinden ayrılmak isteyen Molokanların Rusya'ya dönmelerinden vazgeçmeleri için son derece kaba, vahşi uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını ve hatta kendilerine dayak atıldığını ve her türlü ağır baskıların yapıldığını kesinlikle öğrendiğimden bütün bunlara karşı çıktığımı en kesin bir şekilde bildiririm. Bu gibi eylemleri Rusya'ya karşı açık bir düşmanlık olarak kabul etmekteyiz ve Türk makamlarının bu tür davranışı, Türkiye’nin bugünkü politik çizgisindeki genel konumu hakkında da bizi şüpheye düşürmektedir.
Rus konsolosluğuyla temas kurmak isteyen Molokanların tutuklanmaları ile ilgili olarak yukarıdaki açıklamamı bir kez daha tekrarlarım.
Türkiye’de kalma kararını alan Molokanlara gelince, bizce bu Molokanlara, milli azınlıkların haklarına karşı saygı gösterileceğini belirten misakı milli'nin Moskova antlaşması ile kabul etiğimiz ilkelerin uygulanması doğru olacaktır. Biz misakı milli yi bütünüyle kabul ettikten sonra bu paktın Rus milli azınlığa karşı tanınmaması ve dini haklarına saygı gösterilmemesi yersiz ve yakışıksız bir hareket olacaktır. Çarlık rejimi bile Molokanların dini inançlarına göz dikmiş değildir ve Molokanlar bu rejim sıralarında bile askerlikten muaf tutulmuşlardır. Kaldı ki misak i milli de ifade olunan özgürlük ilkelerini ihlal eden bir hükümetin, bu konuda Çarlığın zulmünü bile gölgede bırakan hareketlerde bulunmaması ve böyle hareketleri hakli olarak kabul etmemesi gerekir…’’

Bunu 2 Aralık 1921 tarihli başka bir nota takip eder.

“Kars anlaşması Türkiye ve Kafkas cumhuriyetleriyle ilgilidir; bu anlaşma hükümlerini Türkiye'ye bırakılan topraklarda öteden beri yaşamakta olan Ruslara da uygulama girişimi, Türk hükümetini Rus vatandaşlara karşı hiçbir şekilde nitelendirilemeyen bu eyleminin geçerli olacak herhangi bir kanıttan yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Yoldaş Ganetski'nin Türkiye'de bulunduğu sıralarda Türk hükümeti Rusya'ya dönmek isteyen Ruslara 1 yıl daha kalmalarına izin verdikten sonra, şimdi, Fransa’yla anlaşma imzalar imzalamaz bu sözünü geri alıyorsa bizde kendiliğinden ortaya çıkan sonucu gereğince değerlendireceğiz. Türkiye’ye bırakılan topraklarda kalmış Ruslar, saptanan süre içinde ülkesine iade edilmek konusunda gerekli dilekçe vermedikleri taktirde Türk uyruğuna geçecektir. Kilikya bütün Hıristiyanlar askerlik görevinden muaf tutulurken, Kars’ta bütün Hıristiyanlar askerlik görevinden muaf tutulurken karsta Çarlık zamanında bile askere alınmayan Molokanlar bugünlerde silah altına alınıyorsa bunun ne anlama çeldiğini çok iyi anlamaktayız.
“Rusya’daki Türklerin ülkelerine iade edilmeleri ile ilgili işlem durdurulmuştur. Bu ağır durumlarından dolayı kimin ve neden sorumlu olduğu kendilerine bütün açıklığıyla anlatılacaktır. Sovyet hükümeti, temsilcisi olduğu Rus işçi kitlelerinin küçük düşürülmesine asla izin veremez.”(S.Yerasimos Türk-Sovyet İlişkileri)

Malakanlara; onların Bolşevik etkisinde kalmalarına ve Türkiye’den uzaklaştırılmalarına ilişkin olarak Kâzım Karabekir anılarında şunları söyler;
“Malakanlar Ruslar zamanında dahi askerliğe gitmezlermiş, erkekleri hep sakallı. Umumiyetle iri vücutlu, canlı kanlı, sıhhat numunesi insanlar. Elbise ve vücutları temiz. Hayvanları kadana, arabaları çok eşya alır, dört tekerlekli, büyük ve sağlam. Ziraat, ekme, biçme aletleri hep son sistem, yalnız kuvvei ceriye beygirdir. Kan dökmek en büyük günah imiş, harpte dahi olsa. Ben onları yalnız nakliyede kullanıyordum. Buna dahi itiraz ediyorlardı. Kars’ın her tarafında şoseler boyunca uzanan bu köylüler teşvikatla Bolşevik teşkilatına başlayarak bugün gösterdikleri samimi hayatlarını bozmaya da başlamışlardı.” (73)diye yakınan Karabekir yine, Malakanların da yer aldığı Elvile-i Selase bölgesinin yoğun bir Bolşevizm propagandasına maruz kaldığını belirtip;

“...Henüz hiç bir teşkilatı bulunmayan ve mütemadi Bolşevik propagandasına maruz elvilei selase, Kürtlük mıntıka, garbe nazaran pek geri olan sair mıntıkalarla üç muhtelif gurup.(74)tan söz ederek özellikle vurgulamaktadır.

Kâzım Karabekir’in , “Ruslar (ın) bizi... Kars ve havalisindeki Malakanlara bazı ufak tefek harekât yaptırarak bu harekâtı Bolşevik cereyanı şeklinde göstererek himaye etmek... Suretiyle izaleye çalışacakları...”(75), yolundaki düşüncesine paralel düşünen Meclis Hükümeti temsil heyeti ile Sovyet heyeti arasında yapılan görüşmelerde Malakan sorununun çok önemli tartışmalara yol açtığını da yine Karabekir’in anılarından öğrenmekteyiz:
“Kars konferansı esnasında Ganyeski(Ganetski E.K.) pek haşin ve kabalık gösteriyordu. Hatta bir gün 10 teşrinievvel’de basit bir meselede(Türk köylerinden isteyenlerin gelmesine mukabil Malakan köylüleri göndereceğimizi) söylediğim zaman: Bu hakarettir, umuru dâhiliyemize müdahaledir, bu teklif geri alınmalıdır, gibi kavgaya kalktı.”(76)
Ve son nokta:
“Malakanların en nihayet 20 kânunusaniye kadar memleketimizden çıkmadıkları halde katiyen askere alınacakları hakkında Ankara’dan emir geldi. Kars Rus Sovyet konsolosu Norman ziyaretime geldi. Malakanların askere alınması halinde Rusya’daki Türk tebaasının da askere alınacağını söyledi. Cevaben hükümetimiz 20 kânunusaniye kadar müddet temdid etmiştir, bundan sonra gitmezlerse askere alınacaklardır, artık bence yapılacak bir şey olmadığını söyledim.”(77)

Başka bir çalışmamda Malakanlar hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştim. Bu nedenle burada özellikle konunun fazla sarkmaması için Malakanların sadece askerlik yapmama geleneğine ilişkin bir şeyler söylemekle yetiniyorum.

Malakanların askerlik yapmamaları, savaşmayı kabul etmemeleri; bırakınız savaşmayı; eline silah almayı reddetme geleneği tamamen dinsel inanışlarından kaynaklanmaktadır. Bu kavrayış ve algılama Hıristiyanlık kadar eski bir geçmişe sahiptir.
Tertullien’e göre ki kendisi ilkçağlar Hıristiyanlığının en önemli din âlimlerinden biridir; Hazreti İsa’nın yakalanması sırasında Pierre’in elindeki kılıcının düşmesi tanrının isteğidir ve tanrı bununla silahı “bütün askerlerin“ elinden düşürmek istemiştir. Bu inanışa sahip bir topluluğa askerliği dayatmak ve kabul ettirmek olanaksızdır.
Malakanizmin en temel ilkelerinden olan bu anlayışı yok sayılarak Malakan halkını askere almak, imkânsızdan öte bir şeydi. Köylerine, tarlalarına, mallarına el koyma eziyet, baskı ve dayak gibi canice yaptırımların yanında konsolosluğa girip çıkmalarının bile engellenmeye çalışılması (bkz sf 91.dipnot) gibi ağırlaştırılan koşulları çok azı kabullenebilmiş; Yirmi bin’i aşkın Malakan nüfus anayurtlarına geri dönmüş; çok küçük bir azınlık değiştirilmeye zorlanan yeni koşullara uyarak Türkiye’de kalmayı kabullenmiştir. Bu kalan ailelerin bireylerinden oluşan son 500 kişi ise 1962 li yıllarda anayurda, Sovyetler birliğine geri dönmek zorunda kalmışlardır.


‘Kars ve Çevresinde Aydinlanma Hareketleri’ adlı kitaptan alınmıştır.
Erkan Karagöz



__________________
Dün gece

Babil’e iki melek

indi sessizce.........

Ruhum !..

sus ve seyret..........

Başladı t e k e r r ü r !..

Yâ, taham m ü ü l !..

Yâ, taham m ü ü l!

V.B.BAYRIL
BABİL isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02-06-2009, 22:38   #2 (permalink)
 
BABİL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.664
Thanks: 66
Thanked 97 Times in 71 Posts
Tecrübe Puanı: 7
BABİL Seçkin bir yolda.
Standart

"Mustafa" Kemal Atatürk o kadar demokrat o kadar demokrattı ki! 2

Molokanlar ya da Kazım Karabekir'in adlandırmasıyla Malakanlar Rus kökenli bir tarikattı. "Rus Ortodoks öğretisi, Büyük Perhiz'de süt içmeyi günah sayarken, her gün süt içilebileceğini ileri süren Molokan öğretisi, 17. yüzyılda Rusya'da ortaya çıkmıştı. Peygamberleri Maksim adını taşıyan, inançları Tevrat, İncil ve zebur'un öğretilerinin bir karışımı olan bu grupların özünde, Hıristiyanlığın en sade, en törensiz ilk dönemlerine dönüşü özledikleri anlaşılıyordu. Çünkü Molokanlar haçı, ikonları, teslis inancını (baba-oğul-kutsal ruh üçlemesini), vaftizi, günah çıkarmayı, istavrozu, silah taşımayı, hatta tanrının otoritesine meydan okuduğu için devlet otoritesini bile reddediyordu. Erkekleri sakallarını kesmeyen, sigara içmeyen, kadınları başlarını örten, topluluk dışından evlenmeyen ancak, sekizinci göbeğe kadar akraba evliliklerini ensest sayan Molokan tarikatının kurucularından Ukle-İn, daha sonra ünlü Rus yazarı Leon Tolstoy'un da mensubu olacağı Dukhobor (Manevi Güreşçiler) tarikatının liderinin kızıyla evlendiği için Molokanlar ile Dukhoborlar akraba tarikatlar sayılıyordu.

1805'te 1. Aleksandır tarafından çıkarılan bir fermanla, Rusya'daki diğer azınlıklar gibi koruma altına alınan Molokanlar'ın kaderi, 1830'da 1. Nikola tarafından çıkarılan bir diğer fermanla kökten değişti ve Molokanlar önce Kırım, Orta Asya, Sibirya ve Transkafkasya'ya, sonra da Rus ordularının ilerleme hattında yerleşim yerleri oluşturma politikası uyarınca, Tiflis, Erivan, Gence, Şamahı gibi sınır eyaletlerine sürüldüler. Serfliği kaldıran ve azınlıklara bazı haklar tanıyan 2. Aleksandır döneminin (1855/1881) başlarında Molokanlar'ın ve Dukhoborlar'ın durumu biraz iyileştiyse de balayı, zorunlu askerlik uygulamasıyla sona erdi. Askerliği insanların zalimliği olarak tanımlayan Molokanlar'ın askerlik yapmayı reddetmesi üzerine bir kısım Molokan ABD, Kanada hatta Avustralya gibi uzak ülkelere göç ederken, bir kısmı da 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Rusya'ya savaş tazminatı olarak verilen Kars yöresine iskan edildi. Amaç, Ermenistan bölgesinin Slavlaştırılmasıydı.

Ancak, asıl şehrin hemen yanına bir garnizon şehir inşa eden Ruslar'ın Kars'taki misafirliği 1917 Ekim Devrimi'ne kadar sürdü. Çarlığı yıkan Bölşevikler, Kars bölgesindeki egemenliklerini daha fazla sürdürmek istemedi. Molokanlar da Bolşevik Rusya'ya göçmek yerine Kars'ta kalmayı tercih etti ama Molokanlar arasında Bolşevik düşüncelere ve Türkiye Komünist Partisi'ne sempati duyanların ortaya çıkması ve Sovyet Rusya Sefiri Midavini'nin Molokanlar'a sahip çıkması, Milli Mücadele kadrolarında alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Bir yandan Rusya'dan silah ve altın yardımı alan, bir yandan da komünist akımları kontrol altına almaya çalışan kemalist kadrolar, Molokanlar'ı bölgeden çıkarmanın yollarını aramaya başladı. İşte sol fikirlere gayet mesafeli olan General Kazım karabekir'in rolü burada ortaya çıktı.
Kazım Karabekir Molokanlar'ı şöyle anlatıyordu: 'Malakanlar Ruslar zamanında dahi askerliğe gitmezlermiş, erkekleri hep sakallı. Umumiyetle iri vücutlu, canlı kanlı, sıhhat numunesi insanlar. Elbise ve vücutları temiz. Hyavnları kanada, arabaları çok eşya alır, dört tekerlekli, büyük ve sağlam. Ziraat, ekme, biçme aletleri hep son sistem, yalnız kuvvei ceriye beygirdir. Kan dökmek en büyük günah imiş, harpte dahi olsa. Ben onları yalnız nakliyede kullanıyordum. Buna dahi itiraz ediyorlardı. Kars'ın her tarafında şoseler boyunca uzanan bu köylüler teşvikatla Bolşevik taşkilatına başlayarak bugün gösterdikleri samimi hayatlarını bozmaya da başlamışlardı.'
karabekir çözümü bulmuştu. Madem Molokanlar askerlik yapmaya karşıydı, o halde onları kaçırmak için askere alınmaları yoluna gidilecekti. Yine Karabekir'den dinleyelim: 'Malakanlar7ın en nihayet 20 Kanunusaniye (20 Ocak 1921) kadar memkeletimizden çıkmadıkları halde katiyen askere alınacakları hakkında ANKARA'DAN EMİR GELDİ. (Burada Ankara demek Mustafa Kemal demektir, b.n.)
Kars Rus Sovyet Konsolosu Norman ziyaretime geldi. Malakanlar'ın askere alınması halinde Rusya'daki Türk tebaasının da askere alınacağını söyledi. Cevaben hükümetimiz 20 Kanunusaniye kadar müddet temdit etmiştir, bundan sonra gitmezlerse askere alınacaklardır, artık bence yapılacak bir şey olmadığını söyledim.'

Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyet (RSFSC) Dışişleri Komiseri Çiçerin, 18 Mayıs 1921'de baskı ile köylerinden uzaklaştırılan Molokanlar7ın boşalan yerlere Anadolu'dan getirilen Müslümanların yerleştirildiğini belirterek bu durumun derha düzeltilmesini aksi takdirde bu davranışların Rus emekçi kitlelerinin tepkilerine neden olacağını ihtar etmişti ancak Kazım karabekir buna kulak asmadı. RSFSC 13 Haziran'da yeni bir nota ile 'bu toprakları terk edip göç etmek isteyen Molokanlar, malını, mülkünü beraberlerinde alıp götürebilir, ne yazık ki buna Türk makamları engel olmaya çalıştı, bu da yetmedi, Molokanlar soyuldu ve her türlü baskı altında bırakıldı, ellerinden toprakları alındı. bu göçmenler evlerinden kovuldu, açlıktan yarı olmüş Molokanlar ahırlara ve tavlalara kapatıldı' diye şikayet ediyordu ama tacizler sürdü.

Nihayet 13 Ekim 1921'de Kars'ta Türkiye ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyet Sosyalist cumhuriyetleri arasında imzalanan Dostluk Anlaşması'na Molokanlarla ilgili bir madde kondu. Buna göre, Molokanlar istedikleri zaman Türk vatandaşlığından çıkıp ülkeyi serbestçe terk edebilecek, eşyalarını mal ve mülklerini veya bunların değeri kadar parayı yanlarında götürebileceklerdi.
RSFSC'nin13 kasım 1921'de verdiği notaya bakılırsa anlaşmanın bu maddesi de havada kalmıştı. '... Biz Misak-ı Milli'yi bütünüyle kabul ettikten sonra bu paktın Rus milli azınlığa karşı tanınmaması ve dini haklarına saygı gösterilmemesi yersiz ve yakışıksız bir hareket olacaktır. Çarlık rejimi bile Molokanlar'ın dini inançlarına göz dikmiş değildir ve Molokanlar bu rejim sırasında bile askerlikten muaf tutulmuştur. Kaldı ki, Misak-ı Milli'de ifade olunan özgürlük ilkelerini ihlal eden bir hükümetin, bu konuda çarlığın zulmünü bile gölge bırakan hareketlerde bulunmaması ve böyle hareketleri halkı olarak kabul etmemesi gerekir.'

Rus tarafının birbiri ardına gelen notaları durumu değiştirmeyince, yirmi bin nüfuslu Molokan cemaati yollara düştü. Askerlik yapmayı kabul ederek Türkiye'de kalan küçük grup ise, zaman içinde 1600 kişiye ulaştı ama onlar da 1962'de soylarını devam ettirecek eş adayları bulabilecekleri Ermenistan, ABD, Kanada ve Avustralya'ya doru yola çıkmak zorunda kaldı. Kars'taki son molokan Vasili Dölemenci 2007 yılının Aralık ayında hayatını kaybedince tarihin bir sayfası daha kapandı."*

Mustafa Kemal'e tanrı kimliği veren "cemaat" dönemin gerçeklerini saklama, örtbas etme, inkar etme yolunu seçiyor. Oysa tarih siz istemeseniz de kendi gerçeklerini tarihçilere sunmaya devam ediyor ve Türkler'in kendilerininki de dahil tarihi bilmemesi tarihin akışını ne yazık ki ve ne iyi ki asla değiştiremiyor.

* Ayşe Hür, Taraf Gazetesi, Sf.12, 30 Kasım 2008




__________________
Dün gece

Babil’e iki melek

indi sessizce.........

Ruhum !..

sus ve seyret..........

Başladı t e k e r r ü r !..

Yâ, taham m ü ü l !..

Yâ, taham m ü ü l!

V.B.BAYRIL
BABİL isimli Üye şuanda  online konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
bir, dramımalakanlar, halkın


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anılardaki Sarıkamış dramı Haber-Ahmet Kültür Sanat Haberler 0 12-28-2008 04:18
Yine mülteci dramı SİTARE İç Politika Haberleri 0 08-06-2008 12:41
Yine mülteci dramı 3 fidan İç Politika Haberleri 0 08-06-2008 02:54
Yemen'de kaçak göçmen dramı: 56 ölü Haber-Ahmet Dünya'dan Haberler 0 12-18-2007 12:51
Bodrum'un köpek dramı Haber-Ahmet Türkiye'den Haberler 0 12-17-2007 05:10


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 14:04 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447