![]() |
| |||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 64
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | DTP'li adaylara demokratik talepleri ve demokratik ruhu ön plana çıkarma önerisi yapan Öcalan, 'İsrail'de Araplar nasıl KADİMA'a oy vermiyorlarsa Kürtler de AKP'ye oy vermesinler. AKP Kürtlerin KADİMA'sı durumundadır. Bunu iyi görmek gerekiyor. AKP'nin politikaları iyi teşhir edilmelidir' dedi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan avukatlarıyla görüştü. Edinilen bilgiye göre görüşmede cezaevi koşullarına değinen Öcalan, "Geçen hafta bana verilen radyo da bir anda ses kesildi, bozuldu. Tekrar eski radyoyu idareden aldım. Onu da ayakta dolaşarak ancak haber özetlerini dinleyebiliyorum. Hücre cezası kararına itiraz ettim. Bu hücre cezaları barışa hizmet etmez dedim. Önümüzdeki hafta sonuç gelir. Bir hafta da Ağır cezaya itiraz ederim. Muhtemelen on, onbeş gün sonra başlar" dedi. Kendisine verilen disiplin cezalarını da değlendi Öcalan, "AİHM, disiplin soruşturmasının adil yargılanma ilkesini ihlal ettiğine karar vermiş. Disiplin soruşturmaları hukuka uygun değil. Yargılamalar esnasında yapamadıklarını disiplin soruşturmaları adı altında yaparak baskı oluşturuyorlar. Hukukla yapamadıklarını disiplin soruşturmalarıyla yapıyorlar. Bana verilen 11. Hücre cezası. Bu konuda geri adım atacaklarını düşünmüyorum. Bu cezayı uygulayacaklar, geri çekmeyecekler." diye konuştu. DİYARBAKIR, HEWLER VE LOZAN’DA ULUSAL KONFERANS Hewlerde düzenlenecek Ulusal Kürt Konferansı ile ilgili gelişmelere bu hafta da değinen Öcalan, şöyle devam etti: "Kürt ulusal kongresi için bir hazırlık komisyonu oluşturulmuş. Daha önce bu konuda ortaya koyduğum beş ilke şartı vardı. Bu temelde Kongre değil, Kürt Ulusal Konferansı diyorum. Bu konferans üç merkezde yapılabilir. Diyarbakır, Hewler, Avrupa-Lozan ya da başka bir yerde olabilir. Bu Konferansta Kürtler barış ilkelerini ortaya koyarlar. Bugün yaşananlar yeni planlar değil. Bunlar 1920'lere dayanıyor. Bunun siyasal teolojisi 1926'da oluşturuldu. Bu dönemde yapılan gizli anlaşmalar var. Sykes-Picot anlaşması var. Ben böyle gizli anlaşmalara karşıyım. Bu gizli anlaşmalar 1946'da da yapıldı. Aslında ondan önce de yapılan anlaşmalar var. 1926'da Türkiye ile yapılan gizli anlaşma var ancak bunu hiç kimse bilmiyor, şu anki devlet yetkilileri de bilmiyor. Mahir Kaynak kısmen bunları biliyor. MİT biraz biliyor." KEMALİZM 1926'DA ÖLDÜ "Asıl Kemalizm 1926'da öldü. İşte görüyorsunuz Silivri cezaevinde kendilerine Kemalist diyenler orada tutuklu, orada kalacaklar veya çıkacaklar bu önemli değil. Bunlar zerre kadar Kemalizm'den anlamıyorlar. Bugün kendilerine Kemalist diyenler ve Kemalizm için mücadele edenler Silivri de yargılanıyor. Bunlar acınacak haldeler. Aslında yargılanan bunlar değil, Kemalizm'in kendisidir. Bunlar Mustafa Kemal'in karikatürünün karikatürü bile olamazlar. Abdulkadir Aygan benim uzaktan akrabam. Marifetmiş gibi basına bunlarla birlikte yaptıklarını anlatıyor. Benim için de Kemalist diyorlar ama ben Kemalist değilim. Mustafa Kemal pozitivistti. İngilizlerin asıl planı Türkiye'yi ön-İsrail yapmaktı. Türkiye'deki sermayenin büyük bir bölümü Yahudilerin elindedir. Üzeyir Garih cinayeti de bununla bağlantılıdır. Anadolu yeşil sermayesi daha fazla pay almak istiyor. Ancak Yahudilerin buna izin verebileceğini zannetmiyorum. İkinci Dünya Savaşı'yla birlikte de İsrail'i kurdular. Ama İngiltere bu ön-İsrail, proto-İsrail planını şimdi hayata geçirmeye çalışıyor. Bununla Türkiye üzerinden Ortadoğu'yu denetim altında tutmaya çalışıyor. HERKESE BÜYÜK DEVLET SÖZÜ VERDİLER, DEVLETÇİKLER KURDULAR "Ortadoğu'da küçük devletlerle bir denge yaratmaya çalışıyorlar. 'Küçük Kürdistan' devleti de bunun bir parçasıdır. Daha önceleri Ermenilere Büyük Ermenistan sözü, Araplara Büyük Arabistan sözü, Yunanlılara büyük Helenistan sözü verildi. Türklere de Büyük Turan sözü verildi. Ancak iki yüz yıllık Ermenistan sorunu küçücük bir Ermenistan devletiyle kapatıldı. Rumlar Anadolu'dan atılarak küçük Kıbrıs'a sığdırıldı. Yunanlılar küçük bir coğrafyaya sığdırılarak büyük Helenist kültür yok edildi, Ege'den de onları atan İngilizlerdir. Asurîler, Süryaniler ise katledildi. Bu devletçiklerle milliyetçiliği Ortadoğu'ya hâkim kılmaya çalıştılar. Arapları küçük devletlere bölerek bir araya gelmelerine izin vermediler. Arap milliyetçiliği çok tehlikeli bir milliyetçiliktir, çok yakın bir zamanda tekrar hortlatılacaktır. Kerkük'te Hewler'de bombalar patlatıyorlar, her bir bombalamada yüzlerce sivil insanın hayatına mal oluyor. Ama İsrail'e bunu yapamazlar. Arap milliyetçiliği İsrail ile savaşamaz, İsrail'in silahları, gücü var ama Kürtlerin böyle bir gücü yok. NEDEN KÜÇÜK KÜRDİSTAN Bu nedenle Arap milliyetçiliği hortlarsa Kürtler büyük bir tehlike altındadır. Bu tehlikelere, milliyetçiliklere karşı Diyala, Telafer, Kerkük sınır hattında halklar arasında demokratik uzlaşı komisyonları oluşturulmalıdır. Burada silahlar kullanılmadan, kan dökülmeden, sorunlar konuşulup çözülebilir. Böylece insanlar öldürülmeden, savaş olmadan da biz konuşabiliriz, sorunları çözebiliriz düşüncesi oluşur. Geçmişte Türkler zaten büyük bir toplumdu, büyük bir alana hükmediyordu, yönetiyordu. Ama Türkiye'ye büyük Turan sözü verdiler, sonuç ortada. Bahçeli'nin milliyetçiliği de bununla ilgilidir, hala fetih milliyetçiliğinden bahsediyor." "Bahçeli Bursa'yı yeniden fethedeceğiz diyor. Bu düşünce kaybettirdi. Kürtlere de Büyük Kürdistan sözü verildi ama şimdi Küçük bir Kürt devleti diyorlar. Barzani bunu iyi biliyordu, bana yirmi yıl önce 'gel küçük Kürdistan'ı kuralım daha sonra büyük Kürdistan'ı alırız' demişti. Ben o zaman çok anlamadım. Önce büyük Kürdistan dururken neden küçük Kürdistan'a razı geliyordu diye düşünüyordum. Bu teklifini kabul etmedim. Ancak yirmi yıl sonra, bugün her şey net biçimde ortaya çıktı. Bizi bu plana dâhil edemediler, ben bu planlara dâhil olmayı kabul etmedim. Burada olmamın nedeni de bu. Kendilerine müttefik arıyorlardı. Türkler mi önemli, Kürtler mi önemli hesabını yapıyorlardı. Ama Türklerden vazgeçemedikleri gibi Kürtlerden de vazgeçemiyorlar. Ne olacağını zaman gösterecek." KÜRTLERİN İHTİYACI LOZAN’IN GÜNCELLENMESİ "Bütün her şey bizim demokratik oluşumlarımızın önüne geçmek için yapılıyor. Böylece demokrasiye müdahale ediyorlar. Demokratik taleplerin gelişmesini engelliyorlar. Bütün bunlarla Sevr'i güncellemeye çalışıyorlar. Kürtler hem Sevr'de hem de Lozan'da varlar. Ama Kürtlerin bugün ihtiyacı olan Lozan'ın güncellenmesidir. Benim söylediğim Kürt Ulusal Konferansı beş demokratik ilke etrafında yapılmalıdır. Tekli bir Kongre veya Konferans istiyorlarsa demokratik talepleri öne çıkarmalılar. Bütün bu söylediklerimi iyi tartışıp iyi anlamalılar. Aksi halde ikili bir Kongre veya Konferans durumu ortaya çıkar. Demokratik taleplerin öne çıkmadığı bir Kongre veya Konferans'ta bizden destek alamazlar. Biz bu oyunlara, bu plana dâhil olmayız. Bu planlarıyla PKK'yi, DTP'yi dâhil ederek kontrol altına almaya çalışıyorlar. PKK de DTP de bu oyuna gelmez, kontrol altına alamazlar. Milliyetçilik çözüm değil çatışma getirir. HEWLER’DE DEMOKRATİK MEDENİYETLER AYGITI Benim buna alternatifim Hewler'de demokratik medeniyetler aygıtıdır. Bununla Konfederal sistem hayata geçirilir. Bütün kesimler bir arada yaşayarak kendi sorunlarını kendi aralarında çözerler, Her kesim, Arabı, Kürdü, Türkü, Sünni'si, Alevisi, Ezidisi, kısaca tüm kültür ve inançlar kendini bu aygıt içinde temsil ederler, temsiliyet imkânı bulurlar." ASIL DEMOKRASİ MÜHİM "Asıl önemli olan demokrasidir. Demokrasi zenginliktir. Gerçek bir demokrasi beraberinde zenginliği getirir, barışı getirir, sağlıklı bir çevreyi getirir. Kadın için de böyledir. Türk ve Kürt halkı birlikte yaşayabilir, doğru olan da, tarihsel olan da budur, adil olan da budur. Bu demokrasidir. İngiltere'yi bu kadar zengin ve güçlü yapan demokrasisinin güçlü olmasıdır. Ancak başka yerlerde bunu yapmıyorlar, tekelciliği uyguluyorlar. Para ve milliyetçiliği kullanıyorlar. Diyarbakır'da, Bitlis'te, Van'da kurdukları birkaç holding üzerinden Kürtleri kendi etrafında toplamaya çalışarak, Kürtleri denetim ve baskı altında tutuyorlar, demokratik taleplerin önüne geçiyorlar. Ben bu konuda Kürtleri uyarıyorum, bu oyunlara gelmesinler. Halka da bunlar iyi anlatılmalıdır. DTP seçim çalışmalarında bu oyunları anlatarak, demokratik talepleri, demokratik ruhu ön plana çıkartmalıdır." TRT ŞEŞ'LE DEMOKRASİYE MÜDAHALE ETTİLER "TRT Şeş ile demokrasiye müdahale ettiler, demokratik taleplerin gelişmesini engellediler. Benim burada iki kelime konuşmama izin vermiyorlar ama televizyon açıyorlar. Bu kanal ile demokratik gelişmenin önüne geçme, denetimlerine alma ve engellemeyi amaçlıyorlar. Bu dönemde bu oyunlar, planlar halkımıza çok daha iyi anlatılmalıdır. Ben bu konuda çok kafa patlattım, daha iyisi olsaydı halkımıza söylerdim. Ben onlar için en iyisini bulmaya, onları uyanık kılmaya çalışıyorum. Bu konuları savunmalarımda da işliyorum. Kapitalist sistemi, milliyetçiliği, ulus-devleti değerlendiriyorum. Marks, kapitalist sistemi çözdüğünü söylüyordu ama çözemedi. Marks, Hegel'den yararlanmış ama onu aşamamıştır, Hegel'i tekrarlamıştır. Ben de Hegel'den yararlanıyorum ancak Hegel'i taklit etmiyorum, onun sistemini aştım, derinliğine çözdüm. Marks'ın düşünceleri İngiltere ve kapitalist sistemin dışına çıkamadı, bu sisteme hizmet etti. Hatta kapitalizmi kapitalizm yapan bunlardır. Biliniyor Marks, İngiltere'de büyümüş biri. İngiliz ekonomi-politiğinin dışına çıkamadı. Yine Lenin iktidarı çözemedi, ulus-devleti aşamadı. Kropotkin Lenin'e "sen devlet diyerek sosyalizme ihanet ettin" demiştir. Tarih Kropotkin'i haklı çıkardı. Aslında Lenin bunu istemiyordu, demokratik bir oluşum kurmak istiyordu ama ulus-devleti çözemedi, aşamadı." ULUS-DEVLET FAŞİZM DEMEKTİR "Almanlar, ulus-devlet için iki dünya savaşına girip milyonlarca insanın ölümüne yol açtı. Ulus-devlet faşizm demektir. Lenin ve Marks kapitalist sistemin dışına çıkamadılar, yaptıklarıyla sonuçta kapitalist sisteme hizmet etmiş oldular. Bu gün kapitalist sistemi ayakta tutan Rusya ve Çin'dir. Kapitalist sistem sadece kâr demek değildir. Kârdan önce iki ilkeye dayanıyor; Ulus-devlet ve Endüstriyalizm. Ben savunmalarımda kapitalist sistemi, ulus-devleti ve Endüstriyalizmi çözdüm ve aştım. Kim ne derse desin ben Bakunin'in görüşlerini önemsiyorum. Nietzche'yi de okudum. Ama ne Nietzcheciyim ne de Bakuninciyim. Onlardan yararlanıyorum. Bugün ulus-devleti ayakta tutan ABD ve İngiltere'dir. Abdulhamit'i tahttan indirenler de bunlardır. Türkiye'de de bunu yarattıkları sahte iktidar-muhalefetlerle sürdürüyorlar. 2002'de Erdoğan'a iktidarcılık Baykal'a da muhalefetçilik rolünü verdiler. İki partili bir sistem yarattılar, böylece demokrasinin önüne geçtiler. Çarşaf örneğinde olduğu gibi nerde boşluk olursa o tarafa kayıyorlar, bir oraya bir buraya kullandırtıyorlar. Demokratik taleplerin önüne geçmek için tüm alanları kullanıyorlar, bu bir komplodur. Daha önce de 1982'de bunu yaptılar." AKP KÜRTLERİN KADİMA’SIDIR "DTP adaylarının demokratik felsefeyi iyi bilmesi gerekiyor. Benim yazdıklarımı, savunmalarımı iyi takip etmeliler. Okuyup tartışıp, anlamalılar. Ancak böyle sonuç alabilirler. Ben demokratik siyasetin nasıl gelişeceğini çok iyi ifade ediyorum. Bunu hayata geçirirlerse başarılı olurlar. Adaylar, Demokratik talepleri ve demokratik ruhu ön plana çıkararak bir çalışma yürütmelidirler. Böylece başarılı olabilirler. Tüm adaylara başarılar diliyorum. Buradan halkımızı uyarıyorum. İsrail'de Araplar nasıl KADİMA'a oy vermiyorlarsa Kürtler de AKP'ye oy vermesinler. AKP Kürtlerin KADİMA'sı durumundadır. BENİ AŞAN ŞEYLER OLABİLİR Bunu iyi görmek gerekiyor. AKP'nin politikaları iyi teşhir edilmelidir. AKP içerisinde de demokrat olanlar var. AKP'nin politikalarını teşhir edebilirler. Ben daha önce de Cumhurbaşkanı'na 16 sayfalık bir mektup yazmıştım. Demokratik talepleri içeriyordu ama bir cevap verilmedi. Bana Başbakan'ı ve Cumhurbaşkanı'nı tehdit ettiğim söyleniyor. Ben Başbakanı, Cumhurbaşkanı'nı tehdit etmiyorum. Ben burada bu koşullarda Cumhurbaşkanı'nı ve Başbakan'ı nasıl tehdit edebilirim ki? Sosyolojik çözümleme yapıyorum. Böyle giderse, bu politikalarına devam ederlerse çatışma ve savaş ortamına yol açar diyorum. Bu sosyolojik bir çözümlemedir, tehdit değildir. Ben burada çatışmalı ortamın gelişmemesi için elimden gelen en makul ve tutarlı şekilde davranmaya çalışıyorum. Ancak beni de aşan şeyler olabilir. Ben bir bütün olarak devlet, demokrasi karşıtıdır demiyorum. Bu iyi anlaşılmalı. Devlet içerisinde bile demokrasinin gelişmesini isteyen bazı kesimler var. Bu dönemde Demokratik Kongre Partisi demokrasinin gelişmesine katkı sunabilir." KİTAPLAR VERİLMİYOR "Bana yakın tarihle ilgili kitaplar, haklarında toplatılma kararı olmadığı halde verilmiyor. Doğu Batı Dergisinin İkinci Meşrutiyeti anlatan sayısı verilmedi, içeriğini merak ettim, niye vermiyorlar? Yine milliyetçilikle, Kürt milliyetçiliğiyle ilgili kitaplar verilmiyor. Aslında bununla benim etkili bir savunma yapmam engelleniyor. Bunu artık bir yasaya dayandırıyorlar. Bazı gazeteleri veriyorlar, bazı gazeteleri ise tümden sansürleyerek, keserek gazete olmaktan çıkararak veriyorlar. Bunun bir sınırı yok. Tam olarak neye göre yaptıkları bilinmiyor. Cezaevlerinden gelen mektupları da bana tebliğ edilen mektuplarla ilgili bir karar var. Altmışa yakın mektuptan yarısını yasaklamışlar ancak bunların otuzunu alabildim. Mektupların verilmeme nedeni olarak övücü sözler ve içerikler olduğu söyleniyor. Benim övülmeye ihtiyacım yok. Başkan, Önder gibi kelimeler kullanmalarına gerek yok. Sadece arkadaş demeleri yeterlidir. Benim için önemli olan düşüncelerini ve yoğunluklarını yansıtmalarıdır. Kendilerinden ricam, bana yazacaklarsa en azından bir yaprağı doldursunlar. Yani en azından yazılan mektuplar bir sayfayı önünü ve arkasını dolduracak şekilde olsun. Verilen mektupların çoğu üç dört satırlık bir şeydir. Örneğin "yeni yılınızı kutluyorum, sevgiler" gibi. Kızların mektuplarını genelde vermiyorlar. Sivas'tan gelen kızların yazdığı mektuplar verilmemiş. Cezaevindekilere selamlarımı iletiyorum. Avrupa ve Türkiye'deki aydınlara ve dostlara selamlarımı iletiyorum. Alevilere ve Ezidilere çok selam söylüyorum. Ezidileri önemsiyorum, Güney'de, Avrupa'da Ezidi komünleri geliştirebilirler. Bu komünler etrafında örgütlenerek kendi kültürlerini yaşatabilirler, kendilerini koruyabilirler." ANF NEWS AGENCY
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
| | #3 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 64
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Alıntı:
arkadaşlar sorun marksizmin aşılıp yada aşılması değildir,marks aşılır,marksizm aşılmaz. gerçeketen bende merak ediyorum sayın öcalanın nerde duracağını Robespierden, lamartin ordan blanki,bakunin ci değilim diyor ama bakunin, prudhon ordan kropotin e varan karmaşık muğlak yarı anarşist yarı sosyalist yarı reformist düşünceler bulanıklığı yaşadığı kesin hegelde durup marksı tokatlamak düşünce anaformizasındaki nitşeyi gizlemek korkarım gerillanın tasfiyesine kadar gidecek umarım böyle vahim bir sonuçla karşı karşıya bırakmaz kürt halkını, her ne kadar PKK nin önder kadroları (Duran Kalkan dışında) bu bulanıklığa temkinli bir yaklaşım gösteriyorsada Kalkanın bu günkü parti içindeki en iyi teorisiyen olduğunu ve düşüncelerini öcalanın önermeleri doğrultusunda geliştirmesi de gözardı edilmemsi gerektiğini düşünüyorum. Sayın Öcalanın Ulus devlet reddi "bütün iktidar sovyetlere" mantığıyla bir red ediliş değil,ulus devlet tasfiyesini gerçekleştirmek isteyen finans kapitalizmin global ve küresel tezlerinin nasıl bir çöküntüye uğradığını artık dillendirilmediğinide yaşanılan ekonomik çöküşün bu tezlerin sonucu olduğunuda bu gün bütün dünya pratiğine yaşatılan bir gerçektir.bu gerçeği doğru okumadan aynı mantık sislsilisei içinde ulus devlet reddine gitmek hem Kurdistan hemde Kürt halkıyla pek bağdaşır bir durum olmasa gerek.
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| akp, kadİmadır, vermeyin, öcalan |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| ÖCALAN tanınsaydı ne oLuRdu ? | Daglar | Serbest Başlık ( Siyaset ) | 2 | 01-29-2009 06:26 |
| Abdullah Öcalan: Öcalan: Penceremden görünen iki ağacı da kestiler | Rozerin | Serbest Başlık ( Siyaset ) | 0 | 11-21-2008 18:44 |
| Öcalan ve sol | Rozerin | Teorik Eğitim | 0 | 11-13-2008 23:39 |
| Abdullah Öcalan | yavas | Forum Çöplüğü | 18 | 04-22-2008 23:23 |
| Cizreli eski başkan: AKP'ye selam vermeyin | Haber-Ahmet | Türkiye'den Haberler | 0 | 12-18-2007 05:43 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 12:29 .