![]() |
| |||||||
| Siyaset Siyasi konuları okuyabilir ve fikirlerinizi beyan edebilirsiniz. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 63
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Yurtta barış istemeyen cihan barışına katılamaz ![]() Bu ülkenin en büyük talihsizliği kendisini yönetenlerdir. Yönetenlerin kendi yurttaşından esirgediğini dışarısı için istemesidir. Başkasının yarasını sağaltma hümanizmini kendisinden sakınmasıdır, dışarda başka ülkelerin barışı için, içerde ise kendi savaşı için paralanmasıdır. Ve en büyük becerisi dış ekranında gösterdiği ile iç ekranında sunduklarının taban tabana zıtlığındaki ortaklığı gizleyebilmesidir. Anlaşılan o ki en büyük talihini de ancak ve ancak içinin de dışının da bir olması ile sağlayacak olmasıdır. Umutlanmak için ise henüz bir nedenimiz yok. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın İsrail'in Filistinde gerçekleştirdiği katliama gösterdiği tepki bu söylediğimiz talihsizliği özetliyor. İsrail saldırısına karşı duran sert üslubu ile dikkatleri üzerinde toplayan Erdoğan'ın belagatı bu ikiyüzlü talihsizliğin karakterini taşıyor. En çok da barışa, savaşa, yaşama dair sözleri ile kuşku yaratıyor. Erdoğan'ın İsrail'i lanetlerken, niçin İsrail- Türkiye ilişkilerini gözden geçirmediği tartışılıyor. İsrail'in Türkiye'den sağladığı paraların Gazze bombardımanına katkısının ne olduğu sorusu akıllarda kalıyor. Tüm bu tepkiler içerisinde bir yandan Ortadoğu barışından bahsetmesi diğer yandan hükümetin İsrail'den askeri malzeme almaya devam etmesi sistemin iflah olmaz çelişkisine ya da politikanın 'söylediğim değil yaptığımdır hakikatim' ilkesine denk düşüyor. Hakikatin en çıplak ifadesini ise bizzatihi İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin 'Bizim Gazze'de yaptığımız şey Türkiye'nin Kandil'de yaptığı ile aynı' sözleri oluşturuyor. Evet, Erdoğan dışardaki barış ve içerdeki savaş için paralanıyor. Ama esasında her iki davranışın ana hedefi savaş rantında buluşmak oluyor. Bunu görmemek ya da sorgulamamak artık pek mümkün değil. İsrail'den aldığı silahı Kürt bölgesinde kullanan AKP hükümeti, o bombaları yiyen yurttaşlarının parasını İsrail'e vererek Gazze'deki katliama katkı sunuyor. Birbirinin olmazsa olmazı haline getirilen bir çark dönüyor. Tüm bunlar yokmuş gibi savaşın acısından, mazlum Filistin halkının yanında olmaktan, çocukların acısından bahsediliyor. Diğer yandan işbirliğini bitirmiyor, silah anlaşmalarını sürdürüyor, ilişkileri belli bir süre için bile olsa askıya almıyor. Ama habire İsrail'in zalimliğinden dem vuruyor. Ola ki Erdoğan, destekleyen ilişkilerin lanetleyen söylemlerden daha fazla hakikat içerdiğini kimsenin bilmediğini düşünüyor. Oysa artık pek çok kimse hakikatin söylenen de değil yapılan da olduğunu biliyor. Kurulan çark Kürt sorununda barış yatırımı yapmayan bir hükümetin Filistin için barış istemesini mümkün kılmıyor. Yani Kürt halkının yanında olmayan bir Başbakan'ın, Filistin halkının yanında olması da gerçekçi görünmüyor. Bu bir domino oyununu hatırlatıyor. Birindeki savaş tüm diğerlerindeki savaş olanaklarını tetikliyor. Barışın tetiklenmesi için bağımlı olunanın çözümlenmesi gerekiyor. Ne yazık ki henüz böyle bir niyet yansımıyor. Erdoğan'ın Kürt sorununda barış politikalarına geçiş yapmadığı için 'Filistin barışında öncülük' söylemi hayali mülahaza olmanın ötesine geçmiyor. 'Çatışmadan, şiddetten medet umanlara karşı hep barışın sesi olduk', 'Çocukların ölmesi masumiyetin ölmesidir. Masumiyetin ölmesi ise insanlığın tükenmesidir!' gibi söylemleri karşısında insan hayrete düşüyor. 'Kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır' buyruğunun malolduğu onlarca çocuk yaşamı karşısında masumiyetini yitiren bir Başbakan'ın Filistin'de masumiyet araması garip geliyor. Erdoğan unutmasın ki Kürt çocuklarını sevmeyen bir Başbakan'ın Filistin çocuklarını sevmesi mümkün olmuyor... Bu nedenle AKP hükümetinin Filistin-İsrail ateşkesi sürecinde kullanılıp dışlanmış bir aktör gibi kendisini hissetmesi bizi pek şaşırtmıyor. Yüksel GENÇ Bu yazı aynı zamanda Günlük Gazetesi'nde yayınlanmıştır
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| barış, barışına, cihan, istemeyen, katılamaz, yurtta |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Grip olmanızı istemeyen telefon: G1 | Haber-Ahmet | Teknoloji Haberler | 0 | 12-05-2008 14:57 |
| Cihan ihbar hattı | SİTARE | İç Politika Haberleri | 1 | 05-06-2008 00:16 |
| cihan | nu-pelda | Fotoğraflar | 0 | 05-03-2008 14:49 |
| Manisa'dan İzmir'e özel otomobiliyle giden, isminin açıklanmasını istemeyen bir kişi | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-18-2007 03:10 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 12:38 .