![]() |
| |||||||
| Serbest Kürsü Diğer Kategorilere Uymayan Başlıklar Buraya |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 501
Thanks: 2
Thanked 3 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | HABER MERKEZİ - PKK’nin çatışmasızlık kararına rağmen ordunun operasyonları ve gerilla cenazeleri karşısında sessiz kalan ve hatta alkış çalan Türk medyası, gerillanın defalarca yaptığı uyarı ardından savunma amaçlı eylemini “barış düşmanlığı” olarak tanıtmaktan geri durmadı. Başta Taraf olmak üzere Türk medyasının barış adına yapması gereken Kürtlere “akıl ve basiret” dersi vermek değil, kendi toplumları, hükümet ve ordularını barışa hazır hale getirmektir. Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, 29 Mart’a kadar ilan edilen çatışmasızlık ortamını 13 Nisan’da aldığı yeni bir kararla 1 Haziran’a kadar uzattı. KCK’nin çatışmasızlık kararının sona ereceği 1 Haziran’da yeni bir açıklama yapması bekleniyor. Bir yandan Kürt sorunu etrafından tartışmalar giderek daha geniş bir çevre kazanırken, diğer yandan Türk ordusunun operasyonlarını aralıksız hem karadan hem de havadan sürdürdüğü bir dönemde KCK’nin açıklaması büyük önem kazanıyor. KCK çatışmasızlık kararı alırken, ilk defa Kürt sorununun çatışmasızlık ortamında çözüm sürecine girebileceği düşüncesinden hareket ediyordu ve çözüm teşvik edilmesi için ön açıcı olmayı umuyorlardı. Ancak 13 Haziran’dan bu yana 30’a yakın kara operasyonu, en az 8 hava saldırısı ve 15 dolayında topçu saldırısı gerçekleşti. Gerillanın 29 Mart yerel seçimlerinden bu yana kaybı 30’a yaklaştı. Gerilla ölümleri yaşanırken, Türk medyasında “durdurun bu ölümleri” diyen olmadı. Hürriyet ve Zaman gibi medya gruplarından Kürtlerin herhangi bir umudu yok. İslamiyet, Türkçülük ya da laiklik, hangi sıfatla yayın yapıyorlarsa yapsınlar, birbirine zıt gibi görünse de ikisi de aynı zehri kusuyorlar: savaş, provokasyon, şiddet, kan ve ölüm, başkalarının acıları üzerinden gazetecilik adına alkış çalmak ve yandaşlık yapma… SİZ ÖNCE DEVLETİNİZİN SİLAHINI SUSTURUN Peki demokrasi, özgürlük ve barış yanlısı olarak kendini tanıtanlara ne demeli. “Demokrat”, “özgürlükçü”, “barış yanlısı” gibi sıfatlar, sorumluluk gerektirir. Bu yüzden Taraf’ın yöneticilerine sormak gerekiyor, “koşulsuz bir şekilde devletinize de silahları sustur, artık insan öldürmekten vazgeç” diyebilecek misiniz? Nitekim, Kürt sorununun kaynağını nereden aldığı bilinmeyen bir gerçek değil, bu bilinmesine ve dile getirilmesine rağmen, PKK’nin koşulsuz silah bırakmasını, üstelik de geçmişi bunca lekeli olan bir devlet karşısında, istemek ne kadar gerçekçi? Taraf yöneticileri Yasemin Congar ve Ahmet Altan, DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk’ün Çukurca’daki 6 askerin ölümüne ilişkin açılmasının “önemli” olduğu konusunda ortaklaşıyor. Congar, 29 Mayıs tarihli Taraf gazetesindeki yazısında, “Ahmet Türk, açıklamasının daha sonraki, bence tarihî nitelik taşıyan bölümünde ise PKK’nın da benimsediği ‘demokratik çözüm’ sloganını kullanarak, doğrudan örgüte ‘tetikten elini çek’ dedi, diyebildi” diyor. Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor, Ahmet Türk’ün bu açıklaması Kürt siyasetinin çözüm konusundaki hassasiyetleri ve ısrarını açık bir şekilde ifade diyor. Peki Congar’a sormak gerekiyor, “Siz de hükümetinize ve ordunuza ‘tetikten elinizi çekin’ dediniz mi, diyebildiniz mi?” Ya da şöyle sormak gerekiyor: Hangi Türk partisi, ordusuna "elini tetikten çek" diyebildi? Oysa Ahmet Türk’ün açıklamasında da açık bir ifadeyle, ordunun operasyonlarına son vermesi gerektiği kaydediliyor ve bunun defalarca dile getirildiği belirtiliyor. Defalarca dile getirilmesine rağmen devam eden ordunun “öldürme” amaçlı operasyonlarına karşı neden sessiz kalınıyor. Dünyadaki hiçbir örgütün PKK kadar “tek taraflı” ateşkes ilan etmediğini de kaydetmek gerekiyor ve yine dünyadaki hiçbir devletin de her ateşkese bu kadar “kanlı” bir şekilde yönelmediğini vurgulamak gerekiyor. EVET KÜRTLER AKIL VE BASİRET VAR, YA SİZDE? Yasemin Congar, Öcalan'ın avukatlarından da bir şey istiyor: “Bugün İmralı’ya görüşmeye gittiklerinde lütfen Öcalan’a sorsunlar. Ahmet Türk’ün çağrısı hakkında ne düşünüyor? Çukurca’daki mayınlı tuzağın yanlış olduğunu söyleyebilecek basirete sahip mi? Örgütüne dönüp ‘Demokratik çözüm için elinizi tetikten çekin” diyebilecek aklı ve cesareti var mı?” Açıkça ifade etmek gerekirse “evet var”. PKK, 1999’da güçlerini sınır dışına çekti. Uzun süren bir ateşkes ilan etti. Bugüne kadar tek taraflı en az 5 kez ateşkes ilan etti ve defalarca çatışmasızlık kararı aldı. Bu çatışmasızlık ve ateşkes kararlarının hemen tümü Öcalan’ın çağrısı ardından gerçekleşti. “Akıl ve basiretten” bahsetmişken, şunu da sormak gerekiyor Yasemin Congar’a. Bir yandan Öcalan’ın bu savaşı durdurabilecek güçte olduğuna kanaat getirmenize rağmen, bu “akıl ve basiret” sahibi olduğunu kabul etmenize rağmen, neden bir halkın Öcalan gibi bir hassasiyetine karşı bu denli tahrik edici bir tutum sergiliyorsunuz? Bu hangi “akıl ve basirete” sığıyor? AKIL VE BASİRET YOKSUNLUĞU KİMDE Kürtlerden bir şeyler istemek gibi kolay yolu seçmeniz, acaba ordunuz ve hükümetiniz karşısındaki “akıl ve basiret” yoksunluğundan mı kaynaklı? Kürtler on yıllardır, bu savaşın mağduru durumundalar, katliamlardan geçti, 4 bin dolayında köy boşaltıldı, en az 17 bin faili meçhulden bahsediliyor. Ergenekon operasyonlarında da Taraf’ın kendisi yaşanan vahşetleri, komploları birçok kez sayfalarına taşıdı, o halde olacaksa bir barış bunun en büyük sorumluluğu bu suçları işleyenler değil mi? Sadece Kürtlerden hep ilk ve büyük adımları beklemek, Türk’ün bütün hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak, Kürdün hak taleplerini minimize etmeye çalışmak “beyaz adam” psikolojisinden başka bir şey değil. Kürtlerin somut adımlarına rağmen açık bir şekilde “silahları sustur” diyemedikleri devletin silahlı güçleri ne yaptı peki? Süreci provoke etmek için her tarafta operasyon yaptı, sadece bununla mı sınırlı? Hayır, Congar’ın DTP için ‘elinin tetikten çek’ diyebildiğini söylediği Kürt siyasetinin bırakalım tetiğe basmak, ağızlarını açması bile soruşturma konusu oldu. 14 Nisan’dan bu yana bini aşkın Kürt gözaltına alındı, aralarında DTP eşbaşkanlarının da olduğu yüzlerce kişi tutuklandı. Daha 28 Mayıs günü KESK’e yönelik operasyonda 30’u aşkın kişi gözaltına alındı. Öncelikle “barıştan” bahsettiğini ileri sürdükleri bu hükümetin DTP’ye, ordunun PKK’ye karşı silahlarını susturması gerekmiyor mu? KARADAN VE HAVADAN FETHULLAH GÜLEN’E SUİKAST İDDİASI Vurgulanması gereken bir nokta daha var. O da Taraf’ın Fethullah Gülen hassasiyeti. Taraf’ın yöneticilerinden Ahmet Altan, 28 Mayıs tarihli yazısında, DTP’ye ilişkin iddianamede ‘PKK’nin havadan veya karadan Amerika’da yaşayan Fethullah Gülen’e suikast’ yapılacağı iddiasına herhangi bir dayanak bulamadıklarını yazdı. Ancak Zaman gazetesinin bile ciddiye almadığı bu iddiayı gazetesi manşetten verdi. PKK’nin Amerikan hava sahasına girerek böyle bir suikasti yapmasının imkansızlığı bir tarafa Taraf gazetesi kendisiyle çelişiyor. Dayanak bulamıyorsanız, neden bu saçma sapan iddiayı bu kadar önemsiyorsunuz? Eğer bir dayanağı yoksa, habercilik açısından, bu hukuksal boşluğu öncelikle eleştirmeniz gerekmiyor mu? Amaç PKK’yi karalamak ve kriminalize etmek mi, yoksa dayanaksız metinler hazırlayabilecek kadar hukuk dışına çıkmış bir adaleti savunmak mı? Bunca hukuksuzluğun yaşandığı bir ülkede halen hukuk kurumlarının ciddi habercilik yaptığını iddia eden kurumlarda şüphe uyandırmaması doğal bir durum mu? Ergenekonla birlikte de ortaya çıktığı gibi, hukuksuzluklar, dayanaksız suçlamalar, hukuksuz infazlar, ölüm kuyuları, hep bu hukuk mekanizmalarının gölgesinden gerçekleşmedi mi? Soruları çoğaltmak mümkün, ancak bunun için sadece Kürtlerin her gün maruz kaldıklarına bakmak yeterli. KÜRTLER HAZIR YA SİZ Sonuç olarak, Türk demokrasi ve barış yanlılarının her şeyden önce kendi devletinin Kürtlere karşı kullandığı silahı susturma görevi bulunuyor. Kürtler bu savaşın bir tarafı olarak, kendi kamuoylarını barış için yıllardır örgütlüyor, Kürt kentlerinde bir gün linç edilen bir Türk olmadı. Irkçılık mağduru bir Türk’ten bahseden olmadı. O halde Türk aydın ve yazarlarının öncelikli görevi kendi toplumlarındaki ırkçılığa yönelmeleri, Kürt sivil siyasetini hedef alan hükümetlerine ve gerillaya karşı her gün operasyonda olan ordularına dur demeleri gerekiyor. Kürtler her zaman barışa hazır oldular, siz ne kadar hazırsınız? ANF NEWS AGENCY
__________________ istersen çeliği batır kanıma istersen her gün kurşuna dizbeni yüreğimi kopar al istersen ama gözlerimi bana bırak yürümek istiyorum çünkü ay ışığında yüremek ister gerilla... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| avaş, barış, çelişkisi, taraf’ın, tarafand#8217ın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Genelkurmay’ın Kürtçe çelişkisi | EWİNDARE | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 02-27-2009 20:15 |
| Savaş sürekliyken bir yanılsamadır barış... | Rozerin | Serbest Başlık ( Siyaset ) | 0 | 09-06-2008 19:56 |
| Dünyaya barış Türkiyeye savaş | BABİL | İç Politika Haberleri | 2 | 09-03-2008 07:19 |
| Dünyaya Barış, Kapitalizme Savaş | 3 fidan | İç Politika Haberleri | 2 | 09-02-2008 05:01 |
| Savaş, barış, diplomasi ve kamuoyu yönetimi | Haber-Ahmet | Güncel Haberler | 0 | 03-03-2008 05:09 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 11:29 .