![]() |
| |||||||
| Serbest Kürsü Diğer Kategorilere Uymayan Başlıklar Buraya |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2007 Bulunduğu yer: sokaklardan
Mesajlar: 1.756
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Haftalardır Kürt sorunuyla ilgili barış yazıları yazılıyor, politikacılar demeçler veriyor, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül birincilik rolünü kaptı, kimselere bırakacak gibi değil, CHP olumlu bakmaya başladı, dıdının da dıdısı uzatabilirim konuyu… Gül için birincilik rolünü kaptı dememe tepki göstereceklerin çıkacağından eminim zaten, ama sonuna kadar haklıyım. Politik insanın yapısına ters Gül’ün tavrı, bugüne kadar bu konuda olumlu adım atmamış birisinin birdenbire öncü olması yada olmaya çalışması bisürü soruyu da beraberinde getiriyor. Ama yazmak istediğim konu bunların çok dışında bir konu, zaten bu oyunları politikacılar kendi aralarında oynuyorlar. Türkan Saylan’ın ölümüyle beraber Hayrinüsa Gül’ün 81 ilden bir kız seçerek eğitimini üstlenmesi gibi komik oyunlar bunlar, bu işler öyle yukardan vahiy inmesiyle rol çalmakla olmuyor. En azından Erdoğan, Gül’ün eski genel başkanı ve çocuklarını nasıl okuttuğu belli olan bir trilyoner… Barışı büyük bir çoğunluk istiyor artık Türkiye’de, bu barışın nasıl oluşturulacağı çok uzun bir tartışma. Ama barış olmadan da yapılması gereken bir konu var. Bu konuyu bana bir okur kardeşimin gönderdiği e-maille anlatmak istiyorum. Bu sorunu yaşayan insanların daha duru anlatabileceklerine inanıyorum çünkü: “Sayın Ahmet Nesin, yazılarınızı olabildiğince takip eden bir insanım. Sizler gibi, toplumsal konularda serzenişlerde bulunan insanlardan, Toplumsal bir konuda yardım istemekteyiz. Biz Şanlıurfa'da olan yaklaşık 50 Kişilik bir gençlik grubuyuz. Şanlıurfa'nın jeopolitik konum bakımından ülke çapında önemli bir yeri olmasına karşın, muhafazakar ve aşiretsel sistemlerce siyaset devam etmektedir. Bu söz konusu yıkmak adına, Gençliğin bilinçlenmesi ve okuması üstüne çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmalarımızdan bir tanesi, Gençlik İçin Barış Evi Projesidir. Bu proje'de amaç, Devlet Terörü (Kontgerilla) nedeniyle yaşadıkları topraklardan zorunlu göçe maruz kalmış ve Urfa'ya yerleşmiş maddi durumu düşük ailelerin çocuklarına ulaşmayı hedef kılmaktadır. Mevcut durumda; hedef kitlemizden 80 Genç Bireye ulaşmış bulunmaktayız. Ve yaptığımız araştırmalar sonucunda, bu genç arkadaşlarımız maalesef sokaklarda sürünmekte ve bunun harici Devlet'e bir kin büyüterek Barışı değil Savaşı istemektedirler. Bu arkadaşlarımız ve daha ulaşacağımız arkadaşlara Barış'ı anlatmak ve şiddet gören şiddet uygular psikolojisinden kurtarmak için, Gençlik İçin Barış Evi Projesi kapsamında, bu genç arkadaşlarımıza okul hayatlarını kazandırmak, okul eğitimlerine yardımcı olmak; edebiyat, tiyatro, müzik gibi alanlarda geliştirerek kendilerini kültürel ve sanatsal anlamda ifade etmelerini amaçlamaktayız. Bu tür bir Barış birliğine bu anlamda destek vermenizi sizlerden beklemekteyiz. Yapmayı planladığımız etkinlikler kapsamında sizler gibi Aydınlara ulaşarak, Barış üstünde sempozyumlar vermenizi rica etmekteyiz. Sizler gibi, Ufuk Uras, Pınar Selek gibi insanlara da ulaşmış durumdayız ve olumlu yanıt almaktayız. Bunun haricinde, Barış Sever Sanatçılara ulaşmayı istemekteyiz. Fakat yazdığımız maillerden sadece bir kaçında cevap alabildik ne yazık ki; Cevdet Bağca, Tunay Bozyiğit, Serhad Raşa ve Kahraman Tazeoğlu bu tür barış etkinliğine ücret talep etmeden geleceklerini bildirdiler. Fakat maalesef bazı Sosyalist ve Barışçıl geçinen sanatçılarımız maddiyat olmadan katılmayacaklarını bildirdiler. Bu anlamda sizlerin bir yazı kaleme almanızı sizden istirham ederiz. Bizlere destek olacağınızı ümit ederek. Saygılarımızı sunarız Şanlıurfa Genç Dayanışma ” ********* Ben yurtdışında yaşadığımdan şimdilik ancak yazı yazabilirim. Genç arkadaşların sorunları gerçekten çok büyük bir sorun. Esasında bu sorun bütün Türkiye’yi biçok anlamda kapsayan ve bugüne kadar tedavisi hemen hemen hiç yapılmamış bir sorun. Amerika’da hâlâ Vietnam sendromu geçmiş değil. Ben Kıbrıs Savaşı’na Silah komutanı olarak giden bir komutan tanıdım askerliğimde. Yaşamımda onun kadar iyi çok az insan tanıdım. Ama sonuçta bir savaşta başkalarının öldürülmesi için dağıtılacak silahların komutanı olarak gitmişti ve dengesi bozulmuştu. Hep merak etmişimdir 27 Mayıs darbesi öncesi darbeye destek veren solcu gençler başbakan Adnan Menderes ve iki arkadaşının idam edilebileceğini hesaplamışlar mıydı, diye. O dönemde yaşamış olsam milyonda bir de olsa sorumlu tutabilirdim kendimi sanıyorum… 12 Mart dönemini yaşayan 68 kuşağı, 68 kuşağı hareketini canlandırmaya çalışan ara kuşak ve sonraki 78 kuşağı. Türkiye’nin yaşadığı neredeyse 50 küsur yıllık bir travma var ve bu travmalardan dolayı hemen hemen tedavi gören yok gibi. Sadece benim kaybettiğim insan sayısı 20’yi geçiyor ve ben tedavi görmedim. Bu 20 rakamı ailecek tanıdıklarımın dışında kişiler. Doğal olarak sadece kendi yaşadığım çevreyi anlatabiliyorum, ama o dönemi yaşayan Akıncılar yada Ülkücüler için de aynı sorun olduğuna inanıyorum… Yukarıda anlattıklarım dışında 25 yıldır yaşanan ve binlerce ölüme neden olan bir savaş var. Bu savaşın meydana getirdiği zorunlu göçten dolayı sahipsiz kalmış belki de binlerce çocuk var. Bu çocukların gerçekten uzman psikloglar tarafından tedaviye alınmaları gerekiyor. Birileri ne kadar bu yaklaşıma “Bu bir PKK’lileri tedavi çağrısıdır.” diyecek olsalar da, olay o kadar basit değil. Ve sadece yaşadıkları yerden kovulan küçük yada genç çocuklar için de değil, bu savaşın içinde 18 aylık askerlik dönemini oralarda geçirmiş olan eratlar için de geçerli, oralarda komutanlık görevi yapanlar yada emniyetteki görevliler için de geçerli bir olay… Devlet böyle bişeye el atar mı bilmiyorum, ayrıca sanmıyorum da… Ordu oraya giden komutanlarını ne kadar tedavi ettiriyor, onu da bilmiyorum, çok olduğunu sanmıyorum… Ama bildiğim şeyin insanın normal kalma şansının olmayacağıdır. Kürtleri ister sevin, ister sevmeyin yaşadığınız her saniye ölümü düşünüyorsanız eğer normal kalma şansınız yok demektir. Ve bu iki taraf için de çok büyük bir tehlike doğuruyor, gittikçe daha büyük düşmanlığa doğru gidiyor, aynı devlet yada derin devlet tarafından evlerinden edilen çocuklarda ve gençlerde olduğu gibi. Türkiye yaşadığı darbeler ve 25 yıllık savaşla birlikte gerçekten açık tımarhane noktasına gelmek üzere. Ve her nesil yeni bir nesil doğurarak gelişiyor, tedavi görmeyen ana ve babalar çocuklar yetiştiriyor. Darbe sendromu yaşayanlar, memleketlerinden ve evlerinden atılanların sendromu, her kesimden bu savaşın içinde olanların durumu, onların yakınları neyim diye baktığımızda nüfus olarak ciddi bir sayı çıkıyor ortaya… Birileri bu işe Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi el atabilir mi acaba, bu işin partisi olmamalı, Şanlıurfa Genç Dayanışma Derneği gibi kaç tane dernek vardır, bu gençlere nasıl el verebiliriz, bu sorun mutlaka çözülmelidir. 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri, e-kolay darbe, başarılamayan darbeler, Ergenekon davasındaki darbe girişimleri ve 25 yıllık bir savaş. Ben sağlıklıyım diyen kaç kişi var, gerçekten çok merak ediyorum, neden geriliyoruz, gericileşiyoruz bir düşünün isterseniz… Yakında T.C. yerine T.T.C. olacak adımız. Türkiye Travmalılar Cumhuriyeti… |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| ahmet, nesin, nesİn, yazısı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Büyük İnsan AZİZ NESİN | aziznesin | Ölümsüzler | 4 | 04-13-2009 20:16 |
| Bir Newroz yazısı | SİTARE | TKP | 0 | 03-20-2008 22:32 |
| Azİz Nesİn’İn Savunmasi | enteresan_22 | Türkiye Devrim Tarihi | 4 | 08-28-2007 10:06 |
| Bir Köşe Yazısı | cceemm62 | Edebi eleştiri - Makale - Denemeler | 0 | 08-21-2007 16:59 |
| Aziz NESİN | korkuluruya | Biyografi | 5 | 05-04-2007 15:47 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 06:48 .