![]() |
| |||||||
| Serbest Kürsü Diğer Kategorilere Uymayan Başlıklar Buraya |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 501
Thanks: 2
Thanked 3 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | KANDİL - Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan henüz 20’li yaşlarındayken Türk devletine başkaldırdıkları için idam edilmeleri üzerinden 37 yıl geçti. Ali Haydar Kaytan, PKK’nin Denizlerin, Mahirlerin hayallerini gerçekleştirmekte olduğunu belirterek, demokratikleşme için birlikteliğe çağırdı. Kaytan, “Orhan Yılmazkaya’nın Deniz’in idam sehpasındaki sözlerini adeta yeniden haykırması, Türkiye halkının özgürlük çığlığı olarak görülmek durumundadır” dedi. Ali Haydar Kaytan ile “PKK Denizlerin hayallerini gerçekleştiriyor” başlığı altında dün yayınladığımız söyleşiye bugün devam ediyoruz: Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1970’in başlarında daha çocukluğundan başlayan çelişkilerini, yine ait olduğu Kürt toplumsallığının trajedisini anlama çabasında ve buna çözüm bulma arayışı içinde olduğunu belirten PKK Meclis Üyesi Ali Haydar Kaytan, Kürt Halk Önderi’nin değişik gençlik gruplarını, siyasal yapılanmaları ve kişileri izlemekte olduğunu söyledi. Kaytan, şunları söyledi; “Ancak hiçbirinde doyurucu bir yanıt ve yaklaşım bulamamıştır. Bunun yakıcı biçimde peşindedir. Deniz ve Mahir’in, yine İbrahim Kaypakkaya’nın başını çektiği gençlik hareketlerini, bunların ortaya koydukları strateji ve taktikleri dikkatle takip etmektedir. Yaklaşımı kesinlikle çok ciddidir, işin yakıcılığının farkındadır ve neyle karşı karşıya gelebileceğini derinden hissetmektedir. Dolayısıyla içinde yer almadan önce tüm bu grupları dikkatle takip etmektedir.” Öcalan 2001 yılında yazdığı AHİM savunmalarında “Musa Anter ve Hikmet Kıvılcımlı gibi şahsiyetleri İstanbul’da tanıdım. Musa Anter DDKO’nun ruhu gibiydi. Tecrübelerini aktarıyordu. “Oyuna gelmeyin” diyordu. Hikmet Kıvılcımlı’dan bizzat “Mezopotamya’nın çocukları, mücadelenizde başarılar dilerim” sözünü duymuştum. Fakat bende en köklü tercihe yol açan yılın son günlerinde, illegaliteye çekilmesine çok az kala, Mahir Çayan’ın İTÜ’de kürsüye tek başına çıkıp, gür ve oldukça inanç, kararlılık ve bilinç arz eden sesiyle “Revizyonizm bir gerçektir, karşı çıkılmalıdır. Kürt sorunu örtbas edilemez, kabul edilmelidir. Oportünizm tavırlarında ısrar ederse, bağlar kesilmelidir” anlamındaki konuşması, sol sempatizanlığımı derinleştiriyordu.”satırlarıyla o dönemdeki devrimci önderlerin kendi arayışlarını ve çelişkilerini bu şekilde cesurca dile getirmelerinin kendisinde yarattığı etkiyi anlatmaktadır. THKP-C SEMPATİZANLIĞI Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 1971-1972 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesini burslu olarak kazanır. 12 Mart darbesi gerçekleşmiş ve devlet Türkiye sol hareketlerinin önde gelen liderlerini tutuklamaya ve tasfiye etmeye girişmiştir. Bu yıllarda Türkiye Devrimci Önderleri ise mücadelelerini daha gizli yürütmekte ve gerillaya açılım yapmaya çalışmaktadırlar. Öcalan o süreçte bir Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) sempatizanı gibi hareket etmekte, fakat üniversitelerde ve kalan sempatizanlarda devrimci Önderlerin yaklaşımlarını görememektedir. Kürt Halk Önderi bu süreçte yavaş yavaş kendi yolunu çizmeye başladığını AHİM savunmalarında “Uzun süre gerçek THKP-C’lileri bekledim. Umduğum çıkışları görmeyince, yavaş yavaş kendi yolumun üzerinde yoğunlaşıyordum. Kürt ulusal sorununa dayalı hazırlıklara başlamıştım. Türk solu ile birlikte yürümek, şoven yaklaşımlardan dolayı zorlaşıyordu.” satırlarıyla dile getiriyor. 30 MART’I PROTESTO EYLEMİ Kürt Halk Önderi’nin kendisinden etkilendiği THKP-C lideri Mahir Çayan 30 Mart 1972 tarihinde, Tokat'ın Niksar ilçesine bağlı Kızıldere Köyü'nde güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada dokuz arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirdi. Bu olayı protesto etmek için düzenlenen bir gösteride Öcalan tutuklandı. Kürt Halk Önderi daha sonraki yılarda yaptığı bir değerlendirmesinde bu süreci şöyle anlatıyor: “‘Bu gençlerin kanı yerde kalmamalı’ diye düşünüyorduk. Bazı sempatizanlar vardı. Onlarla ilişki kurduk, gençliğin arkadaş bağlılığıyla bir kaç slogan attık. Mart’ın son günlerinde bir gösteri de yaptık. Siyasal’da gücümüz ona yetiyordu, onu iyi yaptık. Bizi o zaman tutuklamışlardı, ama ben tutuklanmaktan da büyük ders çıkardım. Yedi aylık tutukluluk süreciydi. 7 Nisan 1972’de başlayan tutukluluktan büyük ders çıkarıldı. Örgüt sürekliliğini, özgürlük kıymetini iyice gördüm, “bir dışarı çıkarsam nasıl bir örgüt temeli atarım, bu örgütü nasıl yaşarım” diyordum. Beni etkilemişti o zindan süreci. İdamlar vardı, Deniz Gezmişlerin şahadetine vereceğimiz karşılık, iyi bir örgütlenme olabilirdi diye düşünüyordum. En azından sorumlu bir kişilik, kolay kaybetmeyen bir kişilik. Buna benzer duygularla çıktım.” 30 MART VE 6 MAYIS KARARLAŞMASI Ali Haydar Kaytan, Mahir Çayan’ların, 6 Mayıs’ta idam edilen Deniz Gezmişlerin Kürt ve Türk halklarının toplumsal özgürlük ve eşitlik sorununu yaşamlarının merkezine koymaları, halkların özgürlük ve eşitlik arayışına büyük bağlılıkları ve bunu son nefeslerinde dillendirmeleri, büyük cesaretleri, özgürlüğe ölümüne ve tutkulu yaklaşımlarının Kürt Halk Önderini oldukça etkilediğini ifade ederek Kürt Halk Önderinin onların anılarına bağlılığın gereği çıkış yaptığını dile getirdi. Ali Haydar Kaytan, “Şehitler ölümüne bağlı kalınması gereken değerlerdir. Şehit anısına bağlı olmayanlar ve bunun pratik ifadesi olarak onların bıraktıkları bayrağı devralıp özlemlerini gerçekleştirme çabası içine girmeyenler hiçbir değere bağlı olamazlar. Kaldı ki ‘şehitler ölümsüzdür’ sözü anlamsız bir ibare değildir. Önderliğimizin deyişiyle şehit yaşamın en diri gücüdür. Hayırlı bir işe başlamanın en büyük emredici gücünün şehitler gerçeği olması da bu anlama gelir. Onlar halklarımızın mücadele tarihinin en seçkin önder kişilikleri olarak her zaman manevi komuta merkezinde yer alıyorlar ve hep öyle kalacaklardır. Bu anlamda Önderliğimizin çıkışı bir şehit kararlaşmasıdır; 30 Mart ve 6 Mayıs kararlaşmasıdır” dedi. ‘ÖCALAN DENİZLERİN, MAHİRLERİN PRATİĞİNDEN DERS ÇIKARDI Öcalan’ın cezaevinde Mahir’lerin katledilmesiyle ortaya çıkan boşluğu gördüğünü ve mevcut kadroların yaşadığı sığlığa ve cılızlığa tanık olduğunu anlatan Kaytan şunları belirtiyor: “Daha sonrası pratiği ise, görülen bütün bu eksiklikler temelinde örgütsel, kadrosal, eğitsel ve önderliksel sürekliliği sağlayacak bir yaşam ve mücadele tarzı geliştirmek olmuştur. Elbette ezilenlerin kurtuluşu ve özgürlüğü için mücadele alanına atılan her devrimci, deyim yerindeyse İsa gibi kendi çarmıhını sırtında taşır. Ancak bu durum mücadelede sürekliliği sağlamayı güvence altına alma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Düşmanın denetimine girmemek, mücadelenin sürekliliğini sağlamak, bunun için gereken disiplin, derin gizlilik, dikkat ve hassasiyeti asla eksik etmemek ve düşman gerçekliği ile halk gerçekliğini derinlikli çözümlemek, Önderliğimizin Mahir’ler ve Deniz’lerin pratiğinden çıkardığı dersler olmuştur.” ‘TÜRKİYE SOLU MİRASLARINI SAHİPLENEMEDİ’ Denizlerin, Mahirlerin, yine Kaypakkayaların sosyalist literatürünü, devrimci mücadele ve örgüt tarzını Türkiye zemininde ilk geliştiren önder kişilikler olduklarını vurgulayan Kaytan devamla şöyle konuştu: “Onlar Türkiye’de devrimci demokrasiyi ilk savunan, bu temelde program, örgüt strateji ve taktik geliştiren kişiliklerdir. Devrimci dayanışmayı, enternasyonalizmi ve halkların kardeşliğini, yine her yönden dayatılan teslimiyete ve ihanete karşı devrimci direnişi en önde tutan yaklaşımlarıyla onlar gerçekten de bu toprakların en yiğit çocuklarıydılar. Çabaları ve kahraman çıkışlarıyla Türkiye ve Kürdistan’da binlerce insanda umut ve inanç yarattılar. Ancak gerek Türk devlet sistemini gerekse dayandığı tarihsel ve güncel gerçekliği ve geleneği çok fazla çözümleyebilmiş değillerdi. Yine halklar gerçeğimizi derinliğine anlamaktan ve tanımaktan uzaklardı. Bir bakıma eylem içinde öğrenen ve bilinç oluşturan bir yaklaşım içindeydiler. Ancak sistem karşısında uzun soluklu bir direniş gerçeğini örebilecek hazırlıktan yoksundular. Bir nevi hazır olmadıkları bir kavgaya giriştiler diyebiliriz. Devrimci mücadelede süreklilik zihinsel derinlik kadar örgütsel ve önderliksel süreklilikle de yakından ilgilidir. Direnişe kalkılan sistemi tanımak kadar ona karşı yürütülecek direnişi güçlü tarihsel ve güncel temellere dayandırmak, örgütsel, kadrosal ve eğitsel sürekliliğe kavuşturmak şarttır. Daha oluşum aşamasındayken binlerce yıllık geleneğe ve son derece deneyimli ve güçlü ittifaklara sahip olan Türk devletine karşı kavgaya girişmek, Deniz’ler ve Mahir’lerin kahramanca şahadetleri ve başlattıkları hareketlerin kadükleşmesiyle sonuçlanmıştır. Onların örgütsel ve önderliksel süreklilik sağlayamadan şehit düşmeleri, miraslarına sahip çıkar görünen hareketlerin bölünmeleri ve iç çatışmaları, ideolojik ve politik gelişme sağlayamayan cüce kişilikleri doğurmuştur. Yine onların direnişleri ve şahadetleriyle açığa çıkardıkları muazzam potansiyel cüce kişiliklerin ellerinde adeta heba edilmiştir. Acı da olsa gerçek budur.” PKK DENİZLERİN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRİYOR Kürt Halk Önderi 72 yılında cezaevinden çıktıktan sonra bir süreç daha Türkiye sol hareketleri ile birlikte hareket eder. Daha sonra yeni gruplaşma süreci başlatılır. Apocular ismindeki grupla Kürdistan’a yönelir. Burada kendi halkının çıkarlarını Kürt sorununun çözülmesinden geçtiğine inanan ve bu temelde Apocular’a katılım gösteren Haki Karer’in 18 Mayıs 1977’deki şahadetinin ardından anısına bağlılığın da bir gereği olarak PKK kurulur. 1980 yılında Türkiye’de 12 Eylül darbesi gerçekleştirilir. Darbenin temel amaçlarından biri de PKK’yi, Türk ve Kürt halklarının devrimci dinamiklerini kırmaktır. Darbe Türkiye Devrimci Hareketlerini büyük ölçüde sindirir. Fakat PKK’ye karşı istediği sonucu elde edemez. Kürt Halk Önderi önceden darbeyi sezmiş ve 1979 yılında bir kısım kadrolarla birlikte o da Denizler gibi Ortadoğu sahasına yönelir. Faşist darbe cezaevlerinde yakaladığı PKK militanlarına amansızca yönelmiştir. PKK’nin öncü kadroları ise cezaevlerinde bitirilmeye çalışılan mücadeleyi canlarını ortaya koyarak temsil etmişlerdir. Bu süreçte Ş. Mazlum Doğan, Ş. Kemal Pir, Ş Hayri Durmuş, Ş Ali Çiçek öncülüğünde darbe boşa çıkarılmıştır. Kürt Halk Önderi ise hem bu yoldaşlarının hem de Deniz ve Mahirlerin anılarına bağlılıkları gereği Ortadoğu sahasında gerillacılığın hazırlıklarını başlatılır. 84 yılına gelindiğinde artık hazırlıklar tamamlanmış ve gerilla güçleri Kuzey Kürdistan alanında mevzilenmiştir. 84 yılında gerçekleştirilen 15 Ağustos atılımı ile gerilla ilk eylemini gerçekleştirir. Bu binlerce insanın canına kıyan faşist rejimine vurulan en büyük darbedir. Ardından geçen yıllarda gerilla Kürdistan ve Türkiye’de ki mevzilenmesini geliştirmiştir. Kürt halk Önderinin bizzat eğittiği ve hazırladığı on binlerce gerilla dağlarda Denizlerin, Mahirlerin hayalleri olan gerillacılık yapmakta yine onların en büyük istemi olan Türk ve Kürt Halklarının birliğini gerçekleştirmek amacıyla TC’nin vahşi yönelimlerine karşılık vermektedir. Fakat Kürt Halk Önderinin Kürt ve Türk halklarının birliği ve özgürlüğü için verdiği bu mücadele Türkiye sol hareketleri tarafından dar, sekter, milliyetçi yaklaşımlarla karşılanmış ve destek görmemiştir. Kürt Halk Önderi 1996 yılında gazeteci Mahir Sayın ile yaptığı söyleşi de bu durumu şöyle değerlendiriyor: “İdam sehpasında Deniz Gezmiş’in ‘Türk ve Kürt halklarının kardeşliği ve özgürlüğü için haykırıyorum” demesi. Mahir Çayanlar’ın “en temel sorun Kürt sorunudur. Bu çözümlenmeden Türkiye Devrimi gelişme kaydedemez’ ve bunun yanında sosyalizm, onun irade gücü olması için söyledikleri sanki yokmuş gibi, İbrahim Kaypakkaya ulusal sorun üzerine sanki o kadar kapsamlı çalışmayı ve de eylemini bu temelde gerçekleştirmemiş gibi bir yadsıma var. Ve ben bunları, bu büyük devrimcilerin anısına her zaman -ihanet demesem de- layıkıyla karşılık vermeme gibi değerlendirdim. Ve bunu da hiçbir zaman içime sindiremedim.” KÜRT HALKI PKK ÖNCÜLÜĞÜNDE EMPERYALİST KUŞATMAYI KIRDI Ali Haydar Kaytan İkinci Dünya Savaşı sonrası Kürt ve Türk halklarına onların demokratik ve özgürlükçü istemlerine karşı bir emperyalist kuşatmanın ve özel savaşın geliştirildiğini ifade ederek bu savaşla toplumun demokratik direnişinin her türlü yol ve yöntemle kırılmaya, zayıflatılmaya ve zehirlenmeye çalışıldığını belirtti. Kaytan devamla şunları söyledi; “Bu kuşatma ve özel savaş ekseninde Provokasyon, komplo, birbirine kırdırma, toplumsal farklılıkları ve ayrımları körükleme, toplumsal değer yargılarını toplumsal çatışmanın aracı haline getirme, bu temelde mezhep, din ve milliyet ayrımlarını gündemleştirme yaşanan olgular olmuştur. Peş pese on yılda bir gerçekleştirilen darbelerle halklarımızın devlet karşısında adeta başını kaldıramaz, düşünemez, konuşamaz ve özgürlüğü için eylemde bulunamaz hale getirilmesi amaçlanmıştır. Mahir’ler ve Deniz’lerin direnişi temelde buna karşı bir direniştir. Bunu gördükleri kesindir. Ancak bunun önüne geçecek bir mücadele geleneğini ve gücünü ortaya çıkaramamışlardır. Büyük direnmişler, fakat bu direnişi toplumsal bir direniş haline dönüştürememişlerdir. Kürt halkı Önder Apo ve PKK öncülüğünde geliştirdiği direnişle bu kuşatmayı kırar ve yeni bir toplumsallaşma sürecine girerken, Türk halkı aynı tarzda bir çıkış yapma gücünü gösterememiştir.” DEMOKRATİK TÜRKİYE İÇİN BİRLEŞELİM Kürt Halk Önderi ve Hareketinin çıkışından bu yana Mahirlerin Denizlerin anılarına bağlılığı ve onların bıraktığı bayrağı dikilmesi gereken yere yerleştirmeyi en kutsal görevlerden biri olarak ele aldığını ifade eden Ali Haydar Kaytan şöyle konuştu: “Halklarımızın özgürlük eğiliminin bu değerli öncüleri, temel değerler ve ilkeler söz konusu olduğunda, partisel ve örgütsel çıkarların bir kenara konulmasında ve devrimci dayanışmada örnek bir duruşu temsil etmişlerdir. Yol ve yöntemlerde yaşanan farklılıkları, demokratik Türkiye ve halklarımızın demokratik geleceği söz konusu olduğunda bir kenara koyarak birleşmede ve buluşmada, ölümün üzerine bile bu temelde kol kola yürümede hiçbir tereddüt göstermemişlerdir. Onları Türk ve Kürt halklarının belleğinde ölümsüz kılan özelliklerinden biri olan hayati konular gündeme geldiğinde ayrılıkları bir kenara koyma ve birleşme yaklaşımı, inanıyorum ki, içinden geçtiğimiz bu süreçte esas alınması gereken en temel özellikleridir. Türkiye devrimci demokratik güçleri her zaman hareketimiz tarafından temel müttefik güç olarak ele alınmış ve ona göre bir yaklaşım sergilenmiştir. Yaşadığımız strateji ve paradigma değişiminde diyebiliriz ki değişmeyen temel konulardan biri de budur. Halkımızın özgürlük ve eşitlik mücadelesi hiçbir şüpheye yer vermeyecek kadar Türk halkı ve diğer halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesidir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü demek, Türk halkının 1946’lardan başlayan, darbelerle güçlenen, Mahir’ler ve Deniz’lerin şahadetiyle hız kazanan ve Kürt halkına karşı geliştirilen savaşla zirveleştirilen gerici kuşatmanın kırılması demektir. Kaybedilen değerlerin yeniden kazanılması, dökülen kanlar ve çekilen acıların hesabının sorulması demektir. Bu anlamda Kürt Özgürlük Hareketinin açtığı mücadele zemininde ortaklaşmak ve buluşmak tarihsel önemdedir. Şu veya bu gerekçeye sığınmadan, basit ve yersiz kaygılara düşmeden, küçük ve tali konuları engel yapmadan, halklarımızın özgür eşit birlikteliğini ve geleceğini yaratma temelinde ortak mücadele zemininde artık buluşabilmeliyiz. Bunun imkânları her zamankinden daha fazladır, bunun gerekliliği her zamankinden daha fazla ortaya çıkarılmıştır.” ORTAK YAŞAMA İRADESİ HALEN DİPDİRİ Ali Haydar Kaytan Halkların ortak yaşama iradesini demokratik temellerde gerçekleştirmenin ve devletin müdahalesi dışına çıkarmanın, halkların yeni ve özgürlükçü toplumsallaşmasını geliştirmenin içinden geçtiğimiz bu tarihsel kesitte en mümkün ve gerçekleşebilir durumunda olduğunu dile getirerek bu anlamda Özgürlük Hareketi olarak içinden geçilen süreci çözüm süreci olarak adlandıklarını belirtti. Kaytan şöyle konuştu: “Tüm çelişki ve çatışmalara, devletin tüm ayak diremelerine rağmen gerçekleşecek olan halklarımızın demokratik çözümü olacaktır. Yaşanan son sürecin de gösterdiği gibi, hareketimiz ve halkımız bunun için gereken her türlü imkan ve fırsata sahiptir. Kararlılık, cesaret, fedakârlık ve adanmışlık içindedir. Türk halkının ilerici, devrimci, demokrat, gerçek anlamda Kemalist kesimleri, AKP ve ordu ittifakının sürüklediği Türkiye gerçeğini görerek üzerlerine düşen sorumluluğu göstereceklerine inanıyor, bu vesileyle Deniz’ler ve Mahir’lerin şahsında halklarımızın demokrasi ve özgürlük mücadelesinde şehit düşenleri bir kez daha saygıyla anıyorum. Deniz’ler ve Mahir’lerin direniş mirası asla sahipsiz değildir. Onlar her şeyden önce Kürdistan Devriminde yaşıyorlar. Son olarak can almayı meslek edinmiş cinayet şebekelerine karşı İstanbul’da destansı bir direniş sergileyerek şehit düşen Orhan Yılmazkaya’nın Deniz’in idam sehpasındaki sözlerini adeta yeniden haykırması, Türkiye halkının özgürlük çığlığı olarak görülmek durumundadır. Mahir’ler ve Deniz’lerin şahadetiyle Türkiye’de toprağın derinliklerinde akışını sürdüren özgürlük ırmağı bu direnişle kendisini dışa vurmuştur. Bu yüzden anlamı büyük ve derindir.” ANF NEWS AGENCY
__________________ istersen çeliği batır kanıma istersen her gün kurşuna dizbeni yüreğimi kopar al istersen ama gözlerimi bana bırak yürümek istiyorum çünkü ay ışığında yüremek ister gerilla... Konu ziba21 tarafından (05-07-2009 Saat 19:20 ) değiştirilmiştir. |
| |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 804
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() | paylaşım için sağol ziba...
__________________ biz yaşamı gülüş tadında yaşadık yani yaşam bir gülüşse, biz onun en iyi kahkaha atanlarıydık. biz böyle sevdik birbirimizi, böyle paylaştık varlık ve yokluğu... bu yüzden en sevdiklerimizi toprağa gömerken bile, yaşama ve ayakta kalabilme gücü gösterdik...ROJ sürgün... |
| |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Denizler hayatta olsaydı, bu yazıya ne cevap verirlerdi acaba..Ne yapsak ruh mu çağırsak ... elimizi vicdanımıza koyup bari onların kemiklerini sızlatmayalım..Onlar son nefeslerine kadar halkların kardeşliği türküsünü söylediler..pekaka ile isimlerini yanyana görünce yüreğim dayanmadı..Kapkara bir umutsızluk kapladı dört yanımı.............. |
| |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 804
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() | bende katılıyorum sana ewindare..yazdıkların kabul etmiyorum aze kusura bakma....eğer onların yolunda olmasalardı 1996 6 mayısında şamda abdullah öcalana komplo hazırlanmazdı...unutmaki onlarda halkların kardeşliğini istediler ama kabul etmediler böyle bir halk yok dediler...ama ne olursa olsun yenilmedik yılmadık...ve varlığımızı gittikçe dahada kabullendirmeye çalışıyoruz....denizin yusufun.hüseyinin,mahirin ve daha nicelerinin yolunda iz sürmeye devam ediyoruz....
__________________ biz yaşamı gülüş tadında yaşadık yani yaşam bir gülüşse, biz onun en iyi kahkaha atanlarıydık. biz böyle sevdik birbirimizi, böyle paylaştık varlık ve yokluğu... bu yüzden en sevdiklerimizi toprağa gömerken bile, yaşama ve ayakta kalabilme gücü gösterdik...ROJ sürgün... |
| |
| | #7 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Mar 2008 Bulunduğu yer: orda
Mesajlar: 1.187
Thanks: 0
Thanked 4 Times in 4 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Alıntı:
herkes kendine göre bir deniz profili yaratmış zihninde kemalistler solcular koministler yeter artık o insanların kanlarını emdiğininiz denizleri kulanarak haklılığınızı sağlamlaştırmaya çalışıyosunuz bu ne yav bu nasıl bir anlayış kimin etrafınının içinin karardığını bilmem ama benim midemi bulandırdığınız kesin bırakın o insanlar rahat yatsın eylem ve davranışlarınızla onurlandırın o insanları o irenç eylemlerineze alet etmeyin ve alet etmesine izn vermeyin her komunist solcu ve denizciyim diyenin boyunlarını borcu olmalı dışardan bakan biri olarak bu beni rahatsız ediyo | |
| |
| | #9 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 26
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Kürt meselesi üzerinse şu satırlar benim bütün görüşümü açıklıyor: ....Biz, ulusların kendi kaderini tayin hakkının ışıği altında diyoruz ki: "Her şart altında, her zaman meseleyi misak-ı milli sınırları içinde ele almak gerekir veya kürt emekçi halkının çıkarlarıyla bağdaşan tek çözüm yolu ayrılma hakkının kullanılmasıdır" diyen görüşler yanlıştır.Bu görüşlerin sahipleri, her iki tarafın burjuva ve küçük-burjuva milliyetçi unsurlarıdır.Oysa, devrimci proletarya, meseleyi diyalektik bir tarzda ele alır. Yani, ulusların kendi kaderini tayin etme hakkının öngördüğü ayrılma, özerklik, federasyon vs. çözüm yollarının hangi şartlar altında ve ne zaman geçerli olabileceğini açıkça ortaya koyar. -Mahir Çayan Konuyla ilgili yorum yapacak olursak da; Artık o insanların, o kahramanların üzerinden bu kadar siyaset yapılması benim midemi bulandırıyor, Kemalist,Apocu,Komünist,Muhafazakar kim olursak olalım artık onları rahat bırakalım! Onlar, onları tartışalım diye değil onlardan ilham alıp ona göre davranalım diye canlarını verdiler!
__________________ "Yaşasın Marksizm-Leninizm Yüce İdeolojisi!" |
| |
| | #10 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 2.927
Thanks: 8
Thanked 53 Times in 28 Posts
Tecrübe Puanı: 10 ![]() | bu önderler dar ağacında bile kürt ve türk halklarını ayırmamışken gelip burda aze nin yazdığı şey tamamen saçmalık olmuş. pkk kürt halkının ulusal kurtuluş mücadelesini veren silahlı sosyalizm ordusudur. PE KE KE ye pekaka diyerek sistemin dayattığı bir kafa olmuşsun sende aynen devam et devletin ön gördüğü solcuk oyunları oynamaya. bu memlekette kürt meselesi çözülmeden hiç bir mesele çözülemez ne kadın ne işçi ne öğrenci. artık sınırlar çekmeye haritalar değiştirmeye gerek yok böyle bir espri de yok. benim şahsi fikrim 20 yıldır süren bu savaş kürdistan ı kurmuştur. bırakın onların bildiği bir sınır onların bildiği bir isim olmasın bu topraklara benim dilimde kürdistan denilmekte.
__________________ bitaraf ol, bertaraf et |
| |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| denizlerin, gerçekleştiriyor, hayallerini, pkk |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Denizlerin İdamına Oy Verenler | özlem | Makaleler | 6 | 08-22-2008 00:19 |
| Grup Yol - Denizlerin Turkusu | 3 fidan | Forum Çöplüğü | 0 | 07-17-2008 02:08 |
| Grup Yol-Denizlerin Türküsü | dewrimkizi | Devrimci Marşların Sözleri | 13 | 06-11-2008 13:31 |
| Denizlerin yürüyüşü sürüyor | SİTARE | Eylem ve Mitingler | 2 | 05-05-2008 23:56 |
| Denizlerin Türküsü | agnostik_hsn | Şiirler | 0 | 05-26-2007 15:59 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:09 .