02-04-2009, 12:39
|
#1 (permalink)
|
Üyelik tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 197
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 | Devrimci38 yoldaşa.. Devrimci38 yoldaş özel mesajda karakter sayısını aştığı için ordan yollayamıyorum. Parça parça yollamak ta istemedim. Buradan bu yazının üstğnden devam edebiliriz.. Merhabalar gözüm. Benim de teorik bilgimin üst düzey olduğu söylenemez elbette ki. Fakat elimden geldiğince sana yardımcı olmaya çalışırım. Bu mesajından ötürü de çok memnun olduğumu belirtmek isterim. Stalin ve Troçki ve daha niceleri yıllardır tartışma konusu olmuşlardır. Sovyetlerin büyük lideri Stalin ve en büyük muhaliflerinden Troçki! Açıkçası Troçki'nin kendi yazdığı bir kitabını tamamen okumuşluğum yok. Fakat hiç bir zaman için de "bak bazıları bu adam için olumsuz düşünüyorlar; demek ki ben de öyle düşüneyim" diyerek baştan Troçki'ye ve düşüncelerine karşı tavır almadım. Yaptığım şey onun kitabı olmasa da Troçki'yi veya benzer bir karakteri eleştirel gözle inceleyen kitaplardaki troçki'nin yazılarından alıntıları okumam ve bunların nasıl çürütüldüğünü görmemdi. Bahsettiğimiz konu öyle sıradan bir konu değildir. Burada dünya halklarının biricik güvencesi olan Sovyetler Birliğinin kuruluş ve sosyalist kuruluşun temellerinin atıldığı dönemden bahsetmekteyiz. Şüphesiz iki şahısta Ekim Devrimi'ni yaratan kadroların içindedir ve o anlık önemli kişilikler olarak vardılar.( Ve Stalin hala böyledir) Fakat şu kesindir ki bolşevik parti içindeki saflaşmaları(hizipleri) Lenin engellemekteydi ve onun liderliğinde bütün kadrolar ona uyuyorlardı. 1924'te Lenin'in ölümsüzlüğünden sonra Parti elbette ki çeşitli görüşlerin ortaya atıldığı, Leninist merkeziyetçilikten kaydırılmak istenen bir yapıya kayabilirdi. Lenin'in ısrarla üzerinde durduğu parti içi hizipleşmelerin kesinlikle olmaması ilkesi Troçki tarafından ihanete uğramıştır. Onun istediği hiziplere bölünmüş bir Parti idi. Kendisinin "eleştiri özgürlüğü" burada devreye girmekteydi. Oysa Lenin "Ne Yapmalı?" sında eleştir özgürlikçülerini ve demokrasicilik oyunucularını acımasızca eleştirmiştir. Bir diğer mesele proletarya diktatörlüğü konusundaydı.( Şüphesiz bu da "demokrasicilikle" bağdaşmadığından) Bugün şunu çok açık ve net bir şekilde söyleyebilirz ki proletarya diktatörlüğünü kabul etmeyen biri ne lenininst ne de marksist olabilir. Bunları ben ya da bir başkası "kafasına" göre iddia etmiyoruz ve edemeyiz de. Proletarya Diktatörlüğü konusunda Lenin'in görüşleri son derece açıktır. "Devlet ve Devrim" ve "Proleter Devrim ve Dönek Kautsky" adlı yapıtlarında son derece net bir şekilde ortaya koymuştur. Proletarya Diktatörlüğünün kesinlikle bir zümrenin bir şahsın veya oligarşinin diktatörlüğü olmadığı, bütün Sovyet emekçilerinin burjuva ve feodal kalıntıları bastırmak adına bir diktatörlük olduğunu Lenin her daim belirtmiştir. Fakat Lenini'in ölümünden önce Kautsky ve ölümünden sonra Troçki bu ilkeye ihanet etmiş onu başka bir şeymiş, sanki halkın üzerinde bir diktatörlükmüş gibi göstermeye çalışmışlardır. Troçki'nin Stalin karşıtlığı vardı fakat kendisinin "stalinist devlet bürokrasisi" olarak adlandırdığı yapılanma hiç bir zaman olmamıştır. Kararların tek bir hamlede uygulanması ve Partinin tek vücut hareket etmesi böyle bir sonuç doğuramaz dahası Troçkistlerin iddia ettiklerinin tersine doğurmamıştır da! Fakat Troçki kafasına koymuştu bir kere ne olursa olsun Stalin ve "adamları" iktidardan düşürülmeliydi. Hatta öyle hainleşmişti ki Ekim Devriminin 10. Yıl kutlamalarında Stalinin'de bulunduğu alanda protesto gösterileri organize etmişlerdi. Tabiki bunun sonuçları da ağır oldu. Bir diğer konu NEP dönemiydi. Bu konuyu bir çırpıda anlatmak olanaksız ve yazması da. Sana NEP döneminde ait belgeleri, denk gelirse internet üzerinden yazıları veyahut ta SSCB tarihini anlatan bir kitab okumanı tavsiye edebilirim. E.H. Carr'ın "Sovyetler Birliği Tarihi- Bolşevik Devrimi 1" adlı eserini ya da Kemal Okuyan'ın "Stalin'i Anlamak" adlı eserini okumanı da tavsiye ederim. NEP dönemi daha Lenin zamanında 1921'de uygulanmaya başlamıştı. Bu politika kapitalist içerik taşıyan ögeler içermekteydi. Bazı işletmelere ekonominin biraz olsun kalkınması için kapitalist kar mantığı üretimine izin veriyordu. NEP'in 1921'de uygulamaya konulması çok önemli bir zamandaydı. Çünkü 3 yıllık "Savaş Komünizmi" denen dönem bazı Sovyet yurttaşlarının isyanlarına neden olmuştu. Bunu önlemek için yeni bir politika izlenmesi gerekişyordu ve bu da NEP'ti. Fakat NEP'te özellikle köylerde kulakların oluşmasına neden oluyordu ve sosyalist kuruluş için yararlarının yanın da bu gibi zararları da mevcuttu. İşte Lenin'in ölümünden sonra (aslında 22-23 ten sonra Lenin aktif olarak siyasetten çekildiği için bu tarihten sonra da diyebiliriz) bütün bu yük Stalin'e kalmıştı. Stalin NEP'in tüm olumlu ve olumsuz yönlerini görmekteydi. Bundan dolayı da ne hain Troçki gibi sırf Stalin'e ve özünde Lenin'e karşı olmasından dolayı NEP'i tamamen reddeden bir tutum takındı; ne de Buharin gibi NEP'in devamlı savunucusu oldu. O (Stalin) 1929'a kadar NEP'in olumlu yönlerini kullandıklarını ve artık bu dönemi kapatmak gerektiğini ileri sürdü. Ve işte onun Sovyet yurttaşlarına yaptığı katkı ve liderlik vasıfları burada kendini göstermekteydi. NEP'ten sonra gerçekleştirilen kolektivizasyon hamlesi sosyalist inşa için çok önemliydi. NEP döneminde ortaya çıkan "vurguncu tefeciler" bu hamleyle tekrar tarihe gömülmüşlerdir. İşte Stalin tüm ekonomik sıkıntılar yetmezmiş gibi bir yandan da hain, karşı-devrimcilerle uğraşıyordu. Onların kabesi bujuvaziydi. Troçki artık tamamen bir dönek olmuş Sovyet yurttaşlarına düşman bir pozisyona gelmişti. Kimse kusura bakmasın ama ortada tüm bir proletaryanın çıkarları, sorunları, gereksinimleri dururken Troçki'nin burjuva düşünceleri ancak ve ancak kendini kandırmaktan başka bir şey ifade etmezdi ve etmedi de. Biraz kısa kemek amacında olduğum için NEP dönemini geçmem gerekiyor. Dediğim gibi söylediğim kitapları veya yayınları okursan eminim ki bu konu hakkında daha fazla bilgi sahibi olacaksın. Bir diğer mesele 2. Dünya Savaşı öncesi ve yılları. Bilindiği gibi Stalin'in faşist köpek Hitler'le yaptığı "saldırmazlık paktı" meşhurdur. Karşı-devrimci, dönek, hain takımı Troçkistler yine boş durmamıştır.( Malum Troçki 1940'a kadar boş durmamıştır ) Hani Proletarya Diktatörlüğünü "demokrasicilik, hümanistlik" ayağına yatıp reddediyorlardı ya şimdi burjuvazinin isteğine göre başka türlü düşünmeye başlayıp "vay efendim nasıl faşistlerle anlaşma yaparsın" diyerek savaş çığırtkanlığına soyunmuşlardı. Sanki Stalin faşist köpeklere "bayılıyormuş" ta anlaşıyormuş gibi. Hatırlatmakta tekrar yarar var ki o köpekleri eşek cennetine gönderen Stalin Kumandasındaki Kızıl Ordulu yoldaşlar olmuştur. Ayrıca Stalin o anlaşmanın savaşı engellemiyeceğini sadece bir süre geciktireceğini zaten hem söylüyordu hem yazıyordu. Çünkü emperyalist güçler halkların umudu bir sosyalist devleti görmek istemiyorlardı ve onu parçalamak yıkmak hedefindeydiler. Ama gel gör ki Troçkistler Stalin karşıtlıklarını yine göstermişlerdi. ( Stalin karşıtlığının doğrudan doğruya emperyalist katillere yaradığını söylemeye gerek yoktur. Troçki tarafını seçmişti) Ama Stalin önderliğindeki Sovyet emekçi yurttaşları ve yurtsever halkı faşistlere dersini verdiler ve bütün dünyaya umudu daha fazla yaydılar. Artık Sovyetler dünyanın en büyük güçlerinden biriydi( bu şüphesiz emperyalist abd tarzı bir "güç" söylemi değildi. Komünistlerin güç söylemi proletaryanın güç söylemiydi) Stalin'in önemini ve değerini anlamak için bütün bu yazdıklarım yetmiyorsa üstüne bir de Stalin'den sonraki dönemi düşünelim ve 38 yıl içinde revizyonist karşı-devrimcilerin milyonlarca sovyet emekçisinin kanıyla kurulan ve büyütülen bir sosyalist ülkeyi ne hale getirdiklerine bakalım. Stalin tarihin görüp görebileceği en büyük liderlerden biridir. Ve dünya proletaryasının gönlüne "taht" kurmuş bir önderdir. Yazımı demin bahsettiğim "Stalin'i Anlamak" adlı kitabın sonuyla bitiriyorum: "bu büyük ihtilalciyi ( Stalin'i) Sovyet toplumunu 1920'lerden 1953'e kadar bütün önemli dönemeçlerden başarıyla çıkaran bir partinin lideri olarak anacağız.1953'te öldüğünde, Sovyetler Birliği 36 yıllık muzaffer tarihi arkasına alan, uluslararası devrimci hareketin güçlü bir kazanımı olarak yeni görevlere açılması gereken büyük bir ülkeydi. Ve Stalin'li Sovyetler Birliği, kaderi yıkılmak olan bir ülke değildi. Bu nedenle Yosif Visaryonoviç (Stalin) , hala 'son kadehlerin şerefine kalktığı bir lider' olmayı beceriyor... Sevgilerimle genç yoldaşım..
|
| |