![]() |
| |||||||
| Serbest Başlık ( Siyaset ) Diğer başlıklara uymayan konuları burda açınız. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 947
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | Kadın Gizil Güçtür En devrimci bilinç patlamasını yapmaya aday birey, haklılandırdığı kendi edilgen, köle konumunu parçalamaya azmetmiş, bunu karar altına almış bireydir. Kadın kendi cins kimliğini sorgulamaya başladığında, hemen o andan başlamak üzere alacağı vaziyet, nesnel olarak budur. Kadını ‘’gizil güç’’ yapan, nesnel olarak en devrimci bilinç patlaması yapabilecek potansiyele sahip olmasıdır.. Bunun maddi-iktisadi ve daha da ötesinde tarihi ve sosyolojik dayanakları epey güçlüdür. Bu potansiyelin açığa çıkması, erkek cinsinin de kurtuluşu olacaktır. Çünkü kadın tüm tarihsel ezilmişliğiyle kendi cins kimliğinde erkeğin de bozulmuşluğunu yansıtmaktadır. Kadın kendi ‘’ölüm çukurunda’’ yalnız değil!.. Yitik kadın kendi ‘’ölüm çukurunda’’ yalnız değil!.. Yitik kadın, aynı zamanda yitik erkeği de temsil ediyor. Erkeğin kendi yitirilmişliğini nesnel olarak kendisinin temsil etmesi çok zordur, neredeyse olanaksızdır. Çünkü o, ailedeki konumu itibariyle bir burjuva, daha da ötesi bir sömürgecidir. Kadın kendi bedeninde ve ruhunda, erkeğin ezen cins olmaktan kaynaklı yarattığı tüm tahribatları yansıtmaktadır. Erkek kadına baktığında aslında kendisini görmelidir. Ama o bunu görmüyor, kaçıyor bundan. Kadın erkeğin kurbanıdır. Kurban kadın, erkeği, kendi yara ve zincirlerinden tanıyor ve kanıtı çürütülemez yapan gerçek de bu! Erkek kendisini ne hale soktuğunu kavramak için kadınları ne hale soktuğunu görmek durumundadır. Bir cins olarak erkeklik günümüzde, nesnel olarak artık çırılçıplak, gizlisiz-saklısız tek başına bir hegomonyadır. Mevcut erkeklik kadın ile antogonistik bir ilişki içindedir. Ve mevcut kutsal aile de aşk ile, sevgi ile, beğeni ile antogonistiktir. Kadın hapsedilmiş varlıktır. Onu hapseden parmaklıkların paslı demirden ya da altından olması gibi bir farklılık söz konusu olabilir elbet ve aslına bakılırsa bu pek önemsiz bir farklılık da değildir. Ama özgürlük söz konusu olduğunda bu farklılık özünde neyi değiştirir ki? Altın kafeste olan kendi cinselliği üzerine siyaset bina ederken, yani kendisini oldukça pahalıya ve çoğu zaman sadece kendisi istediği zaman sunarken, paslı demir kafeste olana her zaman ve istemese de zorla sahip olunmaktadır. Peki böylesi bir farklılık özgürlüğün kıstası olabilir mi? Elbette hayır! Cinselliğini erkeği düşürme aracı olarak kullanan kadın, gericiliği de, mazlum ve masum kadın çaresizliği de son tahlilde parmaklıklar arkasındadır. Özgürlük söz konusu olduğunda sırça köşkte yaşayanın izbelerde yaşayana göre bir üstünlüğü yoktur. Ancak mazlum ve masum olanın kurtuluş umudu çok daha fazladır. Çünkü içinde taşıdığı ve an an büyüttüğü kini, öfkesi vardır. Diğeri verili pratiği ile kendisini kinsizleştirmiştir. Konformizm onun gözüne çok kalın bir perde çekmiştir. Onun için özgürlük, düzenin kurumlarından alınacak güçle sağlanacak, kazanılacak bir şeydir. Bu sadece burjuvaca değil, sahte bir özgürlük anlayışıdır. Mesleki başarıda, parada, toplumsal statüde ya da fiziksel güzellikte bir diğer hemcinsinden üstün olmak, özgürlük açısından hiçbir şekilde belirleyici değildir. Zagroslar’da bir Kürt kadın gerilla, TC’nin bir kadın bakanından da, İkitellide’ki köşe yazarı kadından da ya da holding yönetim kurulu üyesi herhangi bir kadın patrondan da çok daha özgürdür. Sayılanların hepsi altın kafeste kendini özgür zanneden ruh yoksulu bir köleyken, gerilla kadın dağda en zor ve yoksun koşullarında özgürdür. Altın kafeste evcilleştirilmiş bir muhabbet kuşu olarak da kalınabilir dağda özgürce kanat çırpan bir şahin de olunabilir. Muhabbet kuşu sadece öğretileni yapar ve sahipsiz olamaz. Altın kafesinden ve sahibinden ayrılması onun için ölümle eşdeğerdir. Şahin ise kendisinin sahibidir. Kendin olmak istiyorsan şahinleşeceksin!.. Yok eğer, sahipsiz olamam, bunu başaramam ya da ‘’işime gelmez’’ diyorsan bu da bir tercih elbette. Ama yanlış tercih! Egemen anlayışta, kadın fiziki olarak ne kadar güzelse özgürlüğü yakalama şansı artar denilir. Ya da kadın ne kadar başarılı bir işkadını, meslek sahibiyse-ki ‘’ekonomik özgürlüğü kazanma(!)’’ edebiyatı da buradan çıkıyor- o kadar özgürdür denilir. Tüm bunlar yanlış. Doğru olan, kadın ne kadar özgürse, özgürlük için ne kadar savaşıyorsa o kadar güzeldir anlayışıdır. Kadın güzelliğinin en gerçek ölçüsü, özgürlüğü için savaşıyor olmaktır. Şimdi bu düşünceler ışığında, bizim birincil olarak yöneleceğimiz elbette altın, gümüş ya da bronz kafeslerin parmaklıkları olmayacaktır. Mazlum ve masum olana, kin ve öfke ile paslı demir parmaklıkları sarsan ellere, nemli taş duvarlara ağıt yakanın gözyaşlarına yöneleceğiz. Altın kafestekinin dünyası, demir kafesteki mazlum ve masum olan için düşman bir dünyadır ama aynı zamanda da imrendiği bir dünyadır bu. Demir kafesteki kendisini altın kafestekinin yerine geçirme hayalinden bir türlü kurtaramaz, kendini bundan alıkoyamaz. Bu noktada öncülük çok önemli. Öncülüğün mazlum ve masum olana anlatması gereken şey, imrendiği bu altın kafesin korkunç bekçi köpekleriyle korunan bir cennet olduğudur. Ona asıl kavratılması gereken şey demir kafes cehenneminden nasıl kurtulacağı olmalıdır. Ne kadar dramatiktir ki, cehennem azabı içinde bile en olmadık cennet düşleri kurmak hep en diptekilerin, en alttakilerin gerçeği olmuştur. Kendisine göre olanı değil de, hep ulaşılmaz ve kendi gerçeğine ters olanı düşler ama öte yandan ona ulaşmaktan da alabildiğine korkar. Bu durum, en yoksullara ait temel bir özelliktir.. Devrimci öncünün en yoksul kadın ve erkekler için söylediği şudur: Onların cennetini cehenneme çevirirken, kendi cehennemimizi cennete çevireceğiz! Başka türlüsü olamaz. Kendi cehennemini onların cenneti için terk edip gidenler, bilmelidirler ki, artık en büyük düşman onlardır. Peki ya kadının kendi türsel varlığının proleteri olması şu altın kafes meselesi ile çelişmiyor mu? Meseleyi özgürlük ekseninde ele aldığımız için çelişmiyor. Ama yine de belirtilmesi gereken şeyler var. Kendi türsel varlığının proleteri olmak, her ne kadar tüm kadınları istisnasız kapsayan ‘’nesnel’’ bir durum olsa da, aynen işçi sınıfı içinde olduğu gibi kadınlar için de karşıtlarıyla işbirliği halinde olan gönüllü bir ‘’aristokrasi’’ vardır. Ama bu öznel ve politik bir durumdur. Altın, gümüş ve bronz kafestekiler bir tür ‘’kadın aristokrasisi’’ni oluştururlar. Peki bu aristokrasi kendi bilincinden bağımsız mı oluşmuştur? Bu da doğru değil elbette. Kadın kendisine karşı yeniktir ama kadının başına getirtilenlerden, kadının kendi yaptığı yanlışları ondan azade ederek de ele alamayız. Mevcut erkeklik tabi ki çok daha çirkin ve suçludur. Ama bu böyledir diye de kadın tümüyle, sonuna kadar suçsuzlaştırılamaz. Kadın aristokrasisi gerçeği, kadının bir melek saflığında olmadığının kanıtıdır.. Ama bir de ezilen, emekçi kadın gerçeği var. Bu kadın da melek değildir ama melekleştirilebilir, melek saflığına ulaşabilmenin gizil potansiyeline sahiptir o. Kadın gizil güçtür. İçinden çıkardığı ‘’aristokrasi’’ bile bu teorik gerçeği değiştiremez. Onun gizilliği, emeğinin fabrikada erkekten daha fazla sömürülüyor olmasından ya da cins olarak metalaştırılmasından gelmiyor. Bunlar onun gizil güç potansiyelini açıklayamaz. *Tüm tarihsel ezilmişliğiyle kendi cins kimliğinde erkeğin de harabeliğini, çürümüşlüğünü yansıttığı için ve bunu ondan başka yansıtacak hiçbir şey olmadığı ve olamayacağı için. *Kadın gizil bir güçtür çünkü sürekli kaybedendir o!.. eğer bir kadının, kendi ölüm çukurunu seçmekten başka hiçbir özgürlüğü kalmadıysa, eğer ezenlerden ve erkeklerden aldığı tek armağan özel ev (kutsal aile), genel ev ya da kaldırımlar, sokaklar ise o kadının kaybedecek neyi olabilir ki? *Kadın gizil güçtür çünkü kendisine sürekli kaybettireni de bu dünyaya yeniden kazandıracak olandır o!.. Kadın sorunu aynı zamanda erkek sorunudur. *Kadın gizil güçtür çünkü kadın kendi türsel varlığının ‘’de facto’’ proleter olanıdır. *Kadın gizil güçtür çünkü en devrimci bilinç patlaması potansiyeline sahip olandır. Sömürge birey gibi kadın da en yoğun çelişkileri yaşadığı olguları kendi içinde haklılandırmıştır. Bir kişinin en yoğun çelişkiyi yaşadığı doğma, aynı zamanda onun kendisi için en fazla haklılandırdığı şey ise, gerçekleşen bu somut durumun kendisi kurtuluş için olağanüstü kişilikler ister ya da kişilerin kendilerini olağanüstü kılmalarını ister. Somut durumun kendisi devrimden önce devrim ister. Gizillik burada. *Kadın gizil güçtür çünkü o da proleterya gibi acılarının evrenselliğiyle evrensel bir niteliğe sahip olandır ve yine proleterya gibi kendisine özel bir haksızlık gösterilmeyip haksızlığın bizzat kendisi gösterildiği için özel hak istemeyendir. *Kadın gizil güçtür çünkü cinsel alanda ilk karşı devrime uğrayandır. İlk karşı devrime uğrayan, son devrimi yapmaya hak kazanmıştır. Sosyalist toplumun üst aşamasında sınıfsız topluma yönelinirken kadının çok özgün bir ebelik rolü olacaktır. *Kadın gizil güçtür çünkü sulh uğruna en büyük savaşı verecek, bunun için kendi bedenini bile ikirciksiz dinamitleyecek yürek, erkekten fazla onda vardır. *Kadın gizil güçtür çünkü ‘’Allah önce kadındı’’ (H.Kıvılcımlı) İştar’dan Artemis’e, Meryem Ana’dan Kadıncık ana’ya tanrıçalaştırılan ve azizeleştirilen önce kadındı. İnsanlık tarihinde, özellikle ilk dönemlerinde tanrıça ve azize kadınlar hep bereketi, Zenginliği simgeleştiren, kültürü taşıyan oldular. *Kadın gizil güçtür çünkü ‘’insanlığın kurtuluşunun ölçüsü kadının kurtuluşudur’’ (Marx) ya da kadının kurtuluşu insanal kurtuluşun ölçüsüdür. İşte en bilimsel ifadeyle onun ‘’gizilliğini’’ kanıtlayan da bu gerçekliktir. Kadın insanal kurtuluşun ölçüsünü kendinde merkezileştirdiğine göre, bu ölçü tarihin en büyük son devriminin nişanesi olacağına göre ve dahası cinsler arası çelişki denen olayın, böylesi zirve bir ölçünün ebesi olduğu en ufak bir tartışmaya yer vermeyecek açıklıkla ortadayken, kadın da böylece neden mücadele etmesi gerektiğinin, mücadelesinin ne denli değerli bir devrimsellik içerdiğinin en bilimsel nedenini de öğrenecektir. Kadın, ‘’insanlığın kurtuluşu ile benim özgürleşmem arasındaki bağ!.. İşte beni verili köle durumuna isyana çağıran, beni tarihin gördüğü en muhteşem savaşçı kılacak olan bilimsel gerçek bu!.. demeli. Kadın ‘’ölçü benim’’ demeli.
__________________ ☭☭☭☭☭☭☭☭☭ GERÇEKLER DEVRİMCİDİR!!!☭☭☭☭☭☭☭☭☭ |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 63
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | İnsanlığın ilk evresinden günümüze kadar tek "PROLETER" güç kadındır.Kadın gücü olmadan hiçbirşey başarılamaz.
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| gizli, güçtür, kadın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kürdistan'da bir yılda 117 kadın öldürüldü, 303 kadın kendini yaktı | EWİNDARE | Kadın Haberleri | 0 | 02-08-2009 20:24 |
| Kadın Koalisyonu'ndan kadın adaylara destek verilmesi çağrısı | EWİNDARE | Kadın Haberleri | 0 | 12-11-2008 11:54 |
| TKİP:kadın sorunu ve devrimci mücadele emekçi kadın | BARİKAT | Diğer Hareketler | 0 | 11-27-2008 18:22 |
| Kadın sorunu ve kadın çalışmasının esasları | Rozerin | Kadına Dair | 0 | 09-02-2008 03:11 |
| Çok gizli: Kurdistan | yksel | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 09-05-2007 12:33 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 08:31 .