Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Serbest Başlık ( Siyaset )

Serbest Başlık ( Siyaset ) Diğer başlıklara uymayan konuları burda açınız.

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 09-17-2008, 06:49   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 2.148
Thanks: 0
Thanked 7 Times in 7 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Rozerin Seçkin bir yolda.
Standart Tükenmeyenlerin direnişi

Tükenmeyenlerin direnişi

Açlık grevi planlayan işçiler, onları durdurmak isteyen bir ana; AssisTT direnişi sürüyor

İnsan yenilince değil yenilgiyi kabul edince tükenir
AssisTT A.Ş'de çalışan 11 işçi sendikalı oldukları ve işyerinde sendikalaşmanın öncülüğünü yaptıkları için 19 Ağustos'ta işten atılmışlardı. Bunun üzerine "biz işçiyiz; sendikalı olmak en doğal hakkımız" diyerek işe iade ve işyerinde sendikalaşma hakkının engellenmemesi talebiyle Telekom'un Bostancı'daki 6 katlı binası önünde 5 günlük bir oturma eyleminden sonra Açlık Grevi'ne dönüşerek sürecek bir direnişe başladıklarını 7 Temmuz günü yaptıkları bir basın açıklamasıyla duyurmuşlardı. Oturma eyleminin 5. günü onlarlaydık.


Çağrı merkezleri


Onlar Telekom'un çağrı merkezi işçileri. Pek çoğumuz için çevirmenin kabusa dönüştüğü şu 444'lü numaraların kurulu mekanik sesini aşmayı başarırsak eğer, kavuşmaktan büyük mutluluk duyduğumuz hattın öbür ucundaki insan sesi. Cebi dolu iyi müşteriler için şüphesiz iyi hizmet, işçiler ve emekçiler için ise daha çok zorunlu hallerde kullanılan danışma, bilgi alma servisi. Patronların dünyasında ise henüz anlamını tam olarak bulamamış olsa da son 20 yılda dünyada ve Türkiye'de büyüme trentlerinde gösterdiği gelişmeyle iştahların kabardığı, rekabetin kızıştığı yeni keşfedilmekte olan bir alan.

Çağrı merkezleri 80'lerden beri krizler içinde hızla büyüyerek iş dünyası denilen sömürü aleminde yeni, yepyeni karlı bir sektör haline geldi. Bu sektörde istihdam edilen işçiler açısından ise sadece emek güçleriyle değil işyerlerinde bıraktıkları, giderek kaybettikleri fiziksel ve ruhsal güçleriyle kar vurguncularının bolca beslenip serpilebileceği yeni bir sömürü alanı oldu. Çağrı merkezleri bugün artık sağladığı rekabet olanakları ve yüksek maliyet avantajı rakamlarıyla müşteri avcılığına çıkan şirketlerin büyüme hedefleri içinde olmazsa olmaz. Kapitalist ekonomi diliyle konuşacak olursak eğer "yıldızı parlayan" yeni bir sektör ve pençesine alıp sömürdüğü, istihdam ettiği yüzbinlerce işçisiyle yeni bir işkolundan bahsediyoruz. Sadece Türkiye çapında her yıl yüzde 25–30 civarında büyüyen, yaklaşık 30 bin kişinin çalıştığı bir sektör, işkolu, sömürü alanı... ve elbette böylesi bir "sektör" uzun süre sınıf mücadelesinden azade kalamazdı. Kalmadı.


Çağrı merkezi taşeronlarından AssisTT


"AssisTT'in açılımı ne?" diye sorduğumuzda isminin bile bilinmediği bir şirkette çalışıldığını farkettik hep birlikte. "Bunun ne önemi var?" diye sorulabilir belki ama adının ne olduğunu bile bilmeden kendilerine dayatılan bir sistemde durmaksızın çalışan işçiler canlanırsa gözümüzün önünde, sorgusuz sualsiz çalışmanın da sonuçları olduğu görülecektir. Bugüne kadar hiç bir insan bilmediği, merak etmediği, sorup sorgulamadığı hiç bir şeyi değiştirebilmiş değil çünkü...

Türk Telekom/TTnet Çağrı Merkezi işçileri çeşitli taşeron firmalarda çalışmışlar. Önce SBS sonra KRM Danışmanlık ve en sonu Telekom'un yüzde 100 sermayeyle kendi bünyesine katarak yan bir kuruluş haline getirdiği AssisTT adlı bir başka taşeron firmaya geçmişler.

"AssisTT 2007'de geldi" diyor AssisTT'de çalışan işçiler için büyük sayılan 30 yaşı ve en uzun çalışma süresi olan 3 yılla "abi" konumunda olan Tuncay Gülhan. 6 yaşında bir çocuğu var. Sendikaya üye oldukları için işten birlikte atıldığı arkadaşları Özgür Çataltepe ve Cem Bahadır ile işe dönmek için Açlık Grevi yapma kararı alan işçilerden biri. Direnişe başlama ve örgütlenme sürecini şöyle anlattı:


Bıçak kemiğe dayandı


"AssisTT geldi ve ilk iş otelde seminer verdiler. 3-6 ay sabredin, koşullar düzelecek dendi. 8-9 ay geçti en ufak bir şey yapmadılar. Şubat ayıydı. Bir bayan arkadaşımız sendikaya üye olarak başlattı mücadeleyi. Onun etrafında 7-8 kişilik bir grup oluşmasıyla işten atılma tarihimiz olan 19 Ağustos'a kadar 203 kişi sendikalı oldu. Yüzde 51 için mücadele ediyorduk. İşten atıldıktan sonra sendikalaşma yavaşlasa da buradaki oturma eylemimizle yeniden sendikaya üye olmalar başladı. Toplam 500 kişi çalışıyor, önümüzdeki günlerde direnişimizle yüzde 51'i bulmayı hedefliyoruz."

Bu sözler henüz daha hiçbir şeyin bitmediğinin mücadelenin içerde ve dışarda kendi hareketi içinde sürdüğünün kanıtı. Üstelik bunu işten atılan sendikalı işçiler mücadele sloganı olarak çok da güzel dile getirmişler: "İnsan yenilince değil yenilgiyi kabul edince tükenir".


Bostancı Telekom'un önünde bir masa


Masanın etrafında bir işçi. Binayı çevreleyen demir parmaklıklara basın açıklamasında kullanılmış olan elle yazılmış dövizler asılı. Uzaktan bakınca ortalık masanın etrafının boşluğundan olsa gerek sessiz ve yalnız gibi görünüyor. "Diğer işçiler nerede" diye içinden geçirmeden edemiyor insan. Evet, yoklar. Kimisi evli sürekli gelmiyor, kimisi yeni bir iş bulmuş gitmiş. Ama Tuncay orda, Özgür yeni basılacak çıkartmalar için matbaa peşinde, Cem gelecek. İşten atılan 11 işçi olmasa da fiili olarak 6-7 kişi burada direnmeye devam edecek. Oturma eylemi gibi daha çok bir bekleyiş anlamına gelen bir eylem biçimi bile mücadeleyi örgütlemeye devam edecek.



O bir ana... Kapitalizmin karartamadığı en saf duygularla direniş yerindeydi.
Biz oradayken direniş ilanının yapıldığı o ilk eylemde alelacele elle kartonlara yazılmış sloganlar, yeni özalit baskısıyla dosta düşmana ilan edilmek üzere direnişçi işçinin elleriyle asılırken duvarlara, özenle sağlamlaştırılıp yeniden düzenleniyor. Bu iş sürerken gazeteden işçilerin açlık grevi yapacağı haberini duyan bir anne çıkageliyor.

- "Sizin ananız yok mu onları düşünün. Açlık grevi yapmayın."
- "Anamız da var, 6 yaşında çocuğum da var ama başka çarem yok. Haksız yere işten atıldık. Hırsızlık, dolandırıcılık yapmadık. Hakkımız olanı, işimizi istiyoruz"
diye uzun uzun konuşuyor Tuncay Gülhan onunla, ama anne kararlı; sırf bunun için, açlık grevi yapmayın demeye gelmiş çünkü.

- "Sizin gibi duyarlı insanlar gelir, daha çok destek verirse onlar da açlık grevi yapmayı düşünmezler" diyoruz.
- "Haklısınız ama annenizi, çoluğunuzu çocuğunu düşünün" diyor ısrarla.
- "Zaten çoluğumuz çocuğumuz için buradayız, bunun için mücadele ediyoruz" diye sürüyor konuşma.

Hiç bir yanıt anayı "açlık grevi yapmayın" kararlılığından vazgeçiremeyecek. Son sözünü söyleyip gidiyor. "Ne olur çocuklar açlık grevi yapmayın" Bu duyarlılık cezaevlerinde açlık grevleriyle yaşanan ölümlerin yarattığı toplumsal yaranın hala için için kanadığının ve kapanmadığının bir göstergesi olarak direniş alanlarında kendisini ifade ediyor. "Birilerinin bizi düşündüğünü görmek açısından güzel bir ziyaretti bu" diyor Tuncay. Direniş masasının etrafında bir işçi olsa da orda bulunduğumuz süre boyunca selamsız kalmadı masa. Hal hatır sorulmadan girilip çıkılmadı içeriye. İçerden Telekom'un sendikalı santral işçilerinin gönderdiği çayı da içtik.


Yansıma ve gerçek arasındaki fark


Konuşmamız devam ederken "daha iyi çalışma koşulları için iş bıraktılar" şeklinde basına yansıyan Temmuz eyleminin hangi koşullarda gerçekleştiğini öğrenmek bu yansıma biçiminin hiç bir şey anlatmadığını çarpıcı bir şekilde gösterdi. Aynı zamanda takım liderliğinin ne menem bir şey olduğunu ve gözüdönmüş, kişiliksiz, onursuz insanlar yaratan bu sistemin uygulanamaz hale getirilmesi için bağışlamaksızın amansız bir mücadele verilmesi gerektiği gerçeğini de gösterdi. Çağrı merkezi çalışanları için "Takım liderliği baskısı son bulsun" talebi mücadele sloganı olarak yükseltilmesinin yanında, aşağılama ve zorbaca tutumlar sergileme gözü dönmüşlüğünü gösteren kendini bilmezlere karşı daha kestirmeden haddini bildiren, yapanın yanına kar kalmadığını gösteren, işçi onurunu yükselten son derece haklı eylemlerle fiili olarak son bulabilir.

Temmuz eylemi sendikalaşma tüm hızıyla sürerken çoğunluğu sağlayamadan açığa çıkan sendikal faaliyeti bastırmak için takım liderlerinin öncülüğünde başlayan saldırganlığa karşı 200-220 kişinin kulaklık bırakıp aşağıya inerek iş bıraktığı toplu bir tepki eylemi. Tuncay Gülhan "o gün işyerinde değildim" diye anlatmaya başlıyor. Biz onun anlattıklarını derleyerek aktarıyoruz. Arkadaşları 15 kişilik çay odasına toplantı bahanesiyle çağırıp tehditle sendikadan istifa etmeleri için zorluyorlar. Aksi takdirde iş yasasının 25/2-e maddesiyle gerekçelendirilmiş, yani tazminatsız işten atıldıklarını bildiren bir kağıdı zorla imzalatmaya çalışıyorlar. Bu tehditler karşısında sıkıştırıldıkları odada imzalamak ya da pencereden atlamak dışında bir seçenek göremeyen işçinin "ne yani pencereden mi atlayalım" sorusuna "buradan değil ama 6. kattan atlayabilirsin" yanıtını verebilecek bir düşmanlık sergileniyor. Tehdit ve baskı her bir işçinin bireysel sorunlarına, durumlarına kadar inceltilip "senin borcun var, sen yeni evlendin, neyinize güveniyorsunuz" şeklinde sürdürülüyor. Bu kendini bilmezlik, bu zorbalık burada kalmıyor, emeğiyle çalışan işçiye o asalak, o satılmış kirli eller futursuzca uzanma cesareti de gösteriyor. "Başak adlı takım lideri yüzde 49 engelli raporu olan Gülriz arkadaşımıza zorla imza attırmak için fiziksel müdahalede bulundu." "Nasıl yani?" diye sorduğumuzda "omuzlarından tüm gücüyle zorla bastırarak kağıdı imzalatmaya çalışmış". Buraya ilk geldiğimde ayağı topallayarak yanımızdan geçerken karşılıklı selamlaşılan bir kadın canlanıyor gözümün önünde. Gülriz'in o olduğunu öğreniyorum. Üstelik uğradığı saldırı karşısında burnunda da hasar oluşmuş. Kendilerine karşı yapılmış olan bu haksız saldırganlık unutulup görmezden mi gelinecek? İçerde şu anda çalışan sendikalı ama özellikle sendikasız olan işçilerin bu soruya farklı farklı yanıtları mutlaka olacaktır. İlerleyen günlerde mücadelenin seyri bunu gösterecek.


Ve işten atma


Ve ses getiren bu iş bırakma eylemi sonrası sendikalaşmanın önünün bir an önce alınması ve bunun da işçilerin bölünüp, parçalanması yoluyla yapılması için AssisTT harekete geçiyor. İşin bırakıldığı akşam gece 12'ye kadar ve sabah da 3 saat süren iki toplantı yapılıyor AssisTT ile. Bu toplantılar sonucu sözlü olarak işten atmama garantisi veriliyor ama "sözlü olarak işten atmama garantisi verildiği halde işten çıkarıldık". 19 Ağustos'ta 11 arkadaşıyla birlikte işten atıldıklarını gösterir belgeyi gösteriyor Tuncay Gülhan.

4857 sayılı iş kanununun 25/II-e maddesi uyarınca güveni kötüye kullanma, sadakat sağlama yükümlülüğüne aykırı davranışlarınızdan dolayı 11.06.2005 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmeniz 19.08.2008 tarihi itibariyle haklı sebebe dayanılarak feshedilmiştir.

Her şey gibi güven ve sadakat kavramları da sınıfsal anlamlar taşırlar, fakat nasıl bir yasa ve sözleşme ki bu sadakati bir yükümlülük olarak işçilerin boynuna yüklüyor? Sadık kalınması emredilen çalışma koşullarına bir bakalım. İşten çıkarmalar sonrası 21 ay boyunca ücretlerine zam yapılmaksızın çalıştırılan işçiler baskı, tehdit, aşağılama, işten atmanın yanısıra sendikadan vazgeçmenin rüşveti olsun diye gasp edilen hakları ile ödüllendirildiler: Ücretler yüzde 10 zamlanırken primler yüzde 20'den yüzde 30'a çıkarılmış. 2007 itibariyle işe başlayanlar için bir defaya mahsus yarım maaş ikramiye verilmiş. Eylemin gücüyle sömürüyü biraz olsun sınırlandıran bu kazanımlar aynı zamanda sendikal mücadelenin sürdüğü koşullarda "sendika gelecek" korkusuyla işçileri bölmek isteyen AssisTT'in aldığı hesaplı bir önlem.


Çağrı merkezi yönetim sistemi


İşçilere hala 1-1,5 ay önce getirilen özel bir yazılımın belirlediği kontrol sistemiyle çalışma dayatılıyor. Patronlar kartlı, alarmlı kontrol sistemlerine bir yenisini daha eklediler. Çağrı merkezi yönetim sistemi. Şimdilik programlandığı biçimiyle tam kapasite uygulanamasa da işçiler neredeyse robota bağlanıyor. 6 milyon dolara mal olan bu sisteme göre her çalışanın vardiya ve mola saatleri çağrı yoğunluğuna göre sistem tarafından belirlenecek. Yani yarın ya da bir sonraki hafta hangi işçinin hangi vardiyada çalışacağı belli olmayacak. Herhangi bir ihtiyaçtan dolayı mola kullanmak isteyen işçi çağrılar yoğunsa mola kullanamazken, henüz mola ihtiyacı olmayan bir başka işçi ise mola kullanmaya zorlanabilecek. Yemek saatleri de aynı yöntemle belirlenecek.
Kullanıcı şifrenizle girdiğiniz bir sistem. Sistem girişi yapmazsan vardiya uyumsuzluğu primlere yansıyor, prim kesintilerine neden oluyor.
Prim sistemi, performans sistemi, takım liderleri sistemi... ve tüm bunları bir araya getiren ücretli kölelik sisteminde her şey işçinin etini, kemiğini, ruhunu kemirerek daha fazla sömürülmesi için işliyor.

Ve AssisTT işçileri kendilerinde derin yaralar açan bu kölelik koşullarında çalışmak istemediklerini, bir araya gelmenin zorlu mücadelesini vererek haykırıyorlar. Yıllar yılı düşük ücretlere, ağır çalışma koşullarına ve şef baskılarına sesimizi çıkarmadan çalıştık. Gece gündüz çalışmamızın bedelini kimimiz hastalanarak, kimimiz psikolojisi bozularak ve kimimiz de hakaretlere maruz kalarak ödedik. Fakat artık bıçak kemiğe dayandı. Assistt işçisi yaşadığı sorunları çözmek için örgütleniyor, bilinçleniyor ve mücadele ediyor. Bu mücadele hepimizin mücadelesidir" diyerek çıktılar yola ve mücadele taleplerini yükselttiler.

• Atılan işçiler derhal geri alınsın!
• Ücretlerimiz iyileştirilsin!
• Takım liderleri baskısı son bulsun!
• Mola sürelerimiz arttırılsın!
• Tuvalet ve yemek molaları sisteme bağlanmasın!
• Düzenli sağlık kontrolleri yapılsın!
• Sendikalaşma hakkımız engellenmesin!
• Gece vardiyalarına ek ödeme yapılsın

Her biri insani çalışma koşullarına kavuşmak için olmazsa olmaz olan, ama karlarından başka bir şey düşünmeyen patronlar için duymak bile istemeyecekleri, "iş ve ekmek verdikleri hain işçilerin sadakatsizliği" olarak cezalandırılacak talepler bunlar.


Biz kazandık diyebilmek


"Varsın olsun" diyor Tuncay ve devam ediyor; "Bu işi yaptık ve kazandık diyebilmek için buradayız. İnsanlar mücadelemize inandı, onların vebali bizim boynumuzda. İnancımızı ve kararlılığımızı göstermek, birliği beraberliği sağlamak, örgütlenmeyi sürdürmek için burayı terketmeyeceğiz."

Neden açlık grevi diye sorduğumuzda ise "Bu işte kararlı olduğumuzu göstermek, inancımızı göstermek için" yanıtını alıyoruz.

AsissTT işçileri, az bilinen, çoğumuzun işimiz düştüğünde "aradığı" bir sektörde direnişe başladılar. Yaşanan çağrı merkezlerindeki sömürüye karşı emeğin kendini koruma kavgasıdır. Oysa kapitalist toplum, sermayenin dünyası işçi emeği ile ayakta durur. İşçinin emeği olmadan dönemez bu dünya, bu çark, bu dişliler. İşte bu hayatı üreten işçinin, yaptığının bilincine varma yolculuğu başladı bir kez... AssisTT'teki işçiler de girdiler bu mücadeleye. İstanbul sonbahara evrilen bir yazın nemli sıcağını yaşarken, değişik sektörlerden işçiler kendi hikayelerini anlatıyor, kendi tarihlerini yazıyorlar. Onları kendiliğindenliğe, yalnızlığa, tek başınalığa mahkum etmemek gerek. AssisTT'teki işçiler bugün açlık grevine başlayacak. İstanbul'un dört yanında direnişler var, sesler yükseliyor limanlardan, IBM'den, tersanelerden, dersliklerden, metalden, atölyeden... Bir uğultu yükseliyor. AssisTT usulca arasına katılıyor bu uğultunun. Sesini katıyor. O sesi büyütmek, sınıfın diğer kesimleriyle buluşturmak, güçlendirmek gerek. İşçi sınıfının kurtuluş gücü kendisinde saklı. Ama bilinçle savaşmadan kazanamayız.

AssisTT bu gerçeğe katıyor kendisini. İstanbul'a sonbahar geliyor. Bir uğultu yükseliyor...



Rozerin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
direnişi, tükenmeyenlerin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
16-17 Nisan 1992 Direnişi seyyah Türkiye Devrim Tarihi 1 04-17-2009 18:53
Ölüm Orucu Direnişi -Bölüm1 [1996] Lumbstatc Tecrit 4 08-18-2008 19:44
19 aralık direnişi Korçagin Film - Video 0 12-26-2007 17:14
16-17 nisan direnişi EŞKIYA Özel Günler 3 05-15-2007 23:30
İstanbul'un semtlerinde 1 Mayıs direnişi umudun_adı 1 MAYIS 0 05-02-2007 20:30


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 07:52 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447