Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Serbest Başlık ( Siyaset )

Serbest Başlık ( Siyaset ) Diğer başlıklara uymayan konuları burda açınız.

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 08-22-2008, 05:10   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.844
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
SİTARE Seçkin bir yolda.
Standart Bir Takvim Aralığı NURETTİN ABACIOĞLU

Bir Takvim Aralığı

NURETTİN ABACIOĞLU



Yaşıyoruz; ne var ki, şu kullandığımız takvimi, arada da olsa, usa vurduruyormuyuz bilmem...

Zaman meselesi, felsefi ve bilimsel açıdan son derece ilgi çeken bir alandır. Benim de ilgimi çekiyor. Hem bir boyut olarak, hem de sosyal bir devinim ve dönüşüm ögesinin faktörü olarak anlamaya, anlamlandırmaya çalışıyorum.

İnsanlık tarihi açısından, akışsal varlığını hareketle algılayabildiğimiz zaman denilen sürem, her daim, ölçülmeye ve çoklukla sayılmaya çalışılmıştır. Bu bakımdan, insanlar sosyal ve iktisadi yaşamlarını ya da işlerini düzenleyebilmek için astronomik cisimlerin hareketini ve birbirine göre yer değişimlerini izleyerek sanal zamanlar türetmişlerdir. Zamanın belirlenmesinde de çoğu kez güneş, dünya ve ay gibi gök cisimlerinin hareketleri esas alınmıştır. Zamanı saymak için kullanılan sanal birimler arasında da saat, gün, hafta, ay, mevsim, yıl başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenimleri, bunları birleştirici bir kullanım aracı olan takvime dönüştürülmüş ve gündelik yaşama uygulanmıştır.

Burada zamana dair bir tartışma açacak değilim. Ancak zamanı saymanın bir ögesi olarak, azıcık takvimden bahsetmek istiyorum.

Ağustosun sonlarına yaklaşıyoruz. Bu ay da, bir önceki gibi takvimde 31 günlük bir dilime sahip. Ne menem bir olgudur ki, 30-31 eşleşmesi ile tekrar eden 12 aylı Gregoryen takvimi, Şubat’ın tırpanlanmış günleri bir yana bırakılırsa, yazın en sıcak günlerine sahip son iki ayında peşpeşe 31 çekiyor.

Gregoryen takvimi ya da Miladi takvim, Jülyen takviminin yerine Papa XIII Gregory tarafından yaptırılan, dünyada en yaygın olarak kullanılan ve yıllık 10.8 saniye hata oranıyla en güvenilir ve hassas takvimdir. Türkiye 1927 den bu yana, İsa’nın doğumunu esas alan bu takvimi, Miladi takvim adıyla kullanmaktadır.

Jülyen takvimi, Jül Sezar tarafından MÖ 46 yılında kabul edilen ve batı dünyasında 16. yüzyıla kadar kullanılan takvimdir. Artık yıl hesaplamasındaki ufak bir fark sonucu, yaklaşık her 128 yılda bir günlük bir kayma oluşturduğu için, yerini Gregoryen takvimi almıştır.

Hikayeye göre, Sezar, o tarihe değin kullanılan kadim Mısır takvimindeki karışıklıkları düzeltme işini, gene bir Mısır’lı astronom olan Sosigenes’e verir. Sümer ve Babil ardılı olan Mısır astronomisi, dünyanın güneş etrafında bir tur atışını, yani yılı, 365 gün 6 saat olarak biliyor ve hesaplıyor. Bu bağlamda takvim, 365 güne göre düzenleniyor.Yıllık döngüdeki 6 saatlık fark da, her dört yılda bir, yeni yıla ekleniyor. Böylece, 366 takvim günlük “artık yıl” olarak adlandırılan, yeni bir zaman icat ediliyor. Kadim Sümer; Mısır’a, 12 aylık bir yıl bıraktığı için ve 366, tam sayı olarak 12’ye bölünemediği için, düzenleme, yılın 6 ayının 30 güne, geri kalanının da 31 güne ayarlanmasını gerektiriyor. Ne var ki, 365 gün çeken yıllarda, ayların sahip olduğu gün dağılımı, bölüşüm sorunu çıkardığından, Sezar efendinin emir ve talimatıyla, en son aydan (ki o dönemde yeni yıl Mart’la başladığından, bu piyango Şubat’a rastlıyor) 1 gün düşülüyor. Böylece Şubat, artık yıllarda 29 güne kısalırken, sair yıllarda 30 çekmeye devam ediyor. Bu arada Sezar, kendi adını Julius’dan galat, July olarak temmuz ayına da münasip görüyor ve insanlık tarihinin bu tarihten beri, nur topu gibi bir Sezar ayı oluyor.

Ardılı Augustus, Sezar’ın nihayete ermesiyle beraber, Jülyen takvimi ile bir kez daha oynamaya kalkıyor ve Sezar ayından sonraki aya kendi adını veriyor. Ancak, kendini Sezar’la eşdeğer gören bu tiran da, adını verdiği aya yeni bir gün rütbesi münasip görüyor ve böylece, bu ay da 31 güne çıkıyor. Ayların payına düşen ayarlama felaketi, gene zavallı Şubat’ın başında patlıyor ve sahip olduğu bir gününü daha, efendi Augustus’a kaptırmanın dayanılmaz hafifliği ile 365 günlü yıllarda ay olarak 28 güne ve artık yıllarda da 29 güne tebdil edilmiş oluyor.

Papa Gregory, kendi adıyla anılan bu yeni takvimi düzenlerken, insanlık tarihini, İsa efendisine mutlak itaatla ve onun kutlu doğumu şerefine, sıfır olarak başlatıyor. Kutlu doğum haftası ise, Noel olarak İsevi inançlılar dünyasının kutsal tatili ve yeni yıl hazırlıkları olarak, birden Mart’tan Aralık sonu-Ocak ayı başlangıcına kayıyor.

Yazılacak daha bir sürü malumat var. Ancak burada kesme zamanıdır. Esas söylenmek istenen, ülkenin bu yaz rehavetinden 31 Ağustosta çıkarak, yeniden çetin bir sürecin içine çekileceği günlerin yaklaşmakta olduğunu bir kez daha hatırlatmaktır.

Ekonominin çivilerindeki oynaklık ile, merkez ekonomilerde yaşanan ‘kriz-bunalım’ ın gündelik hayata yansıması çoktan şekil bulmakla beraber, yaz sıcakları ve rehavetten, ne tırmanan enflasyon rakamları ve ne de çeşitli mallara yapılan zamları çaresizlikle izleyen muhterem memleket ahalisi, yüksek avazlı ve gürütültülü günlere yaklaşmaktadır.

NATO manüplasyonundan cesaretle, fütuhata çıkan Gürcistan’a inen Rus tokatı, sivil ve emekçi Gürcü halkın yerini yurdunu, işini, aşını, tıpkı Irak’ta olduğu gibi yer ile yeksan etmiştir. Rusya güvencesine sırtını dayayan Osetya ve Abhazya halklarının dramı, Kafkaslardaki çıbanın başının, sivilce başı gibi görülemeyeceğini ele, güne, dosta, düşmana yansıtmıştır. Gürcistan’ın NATO’lılaştırılmasından sorumlu taşeron ülke Türkiye, yelim, yelpirik sızıldanmalarla, Gürcistan toprak bütünlüğünden bahsederken, Kafkas kökenli Abhaz vatandaşlarının içteki baskılarını nasıl karşılayıp, sükunet sağlıyacağını bilimemenin derin şaşkınlığına gark olmuş ve tam da bu fasılda, meseleyi zamana yayma niyetindeyken, Tsunami felaketinin en büyüklerinden birisi gelip kapısına durmuştur.

Lozan sonrası, Türk Boğazların’dan gemilerin duraksız geçişi, bilindiği gibi, 1936 yılından beri Montrö Anlaşmasının ön gördüğü koşullar çerçevesinde düzenlenmiştir. İşte bu sözleşmenin yürülükteki hükümleri ortadayken, ABD, donanması için Türkiye’den geçiş hakkı istemektedir.
ABD’nin tebelleş olmasıyla, artık Boğazlar eski Boğazlar mıdır sorusu yeni gündem maddesidir. Ne var ki, hali-hazırda, ABD’nin kendisi açısından sıkıntılı olarak nitelediği, acaba nedir? Aşağıya şöyle özetlemek yararlıdır:

Boğazlar'ın statüsü ve gemilerin geçiş rejimi, başlangıçta Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile düzenlenmiş olmasına karşın, Türkiye’nin talebinin diğer akitleri tarafından da kabul edilmesiyle, boğazların rejimini değiştirecek olan konferans, 22 Haziran 1936'da İsviçre'nin Montreux kentinde toplanmış ve 20 Temmuz 1936'da imzalanan yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin kısıtlanmış hakları iade edilmiştir. Bu suretle, Türkiye, daha önce Sovyet Rusya ile yaptığı anlaşma uyarınca (saldırmazlık antlaşması) onun da desteğini alarak, boğazlar üzerinde tam egemenliğini sağlayabilmiştir. Tamamı yirmi dokuz madde, üç ek protokoldan meydana gelen sözleşmeye göre:

1. Boğazlardan serbest geçiş esası kabul ediliyordu. Ancak ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi, barış ve savaş haline göre, ayrı statüye bağlanıyordu. Savaş durumu da Türkiyenin girdiği, girmediği ve savaş tehlikesi olma durumlarında uygulanacak esaslara ayrılıyordu.

2. Boğazların askeri kontrolü ve savunma tedbirleri tamamen Türkiyeye aitti.

3. Boğazlardan geçişi denetleyen Milletlerarası Boğazlar Komisyonu kaldırıldı.
Bu ana maddelerle Türkiyenin boğazlar üzerindeki genel hakimiyeti sağlandı. Diğer maddelerin bazıları ise; Barış zamanında:
a. Karadenizde kıyısı olmayan devletlerin ticaret gemileri serbestçe geçerler. Savaş gemileri 8-15 gün önceden haber verilmek ve bir arada dokuz gemiyi ve belli tonajı aşmamak üzere geçebilir. Denizaltılar, uçak gemileri ve 10.000 tondan büyük savaş gemileri hiç geçemez. Sözleşmeye uygun şekilde geçen savaş gemileri Karadenizde yirmi bir günden fazla kalamaz.
b. Karadenizde kıyısı bulunan devletlerin ticaret gemileri serbestçe geçerler. Savaş gemileri geçmeden sekiz gün önce Türkiyeye haber verecekler, bir arada geçen gemilerin tonajı 15.000den fazla olmayacaktır. Karadenizde kalışları için belli bir süre yoktur.
Savaş zamanında:
a. Türkiye savaşa katılmışsa; her cins gemiyi geçirip geçirmemekte serbesttir. İsterse Boğazları kapayabilir.
b. Türkiye tarafsızsa; ticaret gemileri serbestçe geçmesine rağmen savaşan tarafların savaş gemileri geçemez.
c. Savaş tehlikesinin çok olduğu zamanlarda; Türkiye yine karar serbestisine sahip olarak Boğazları kapayabilir.

Bunun, bir takvim gündemi olarak, buraya kayıt düşülmesi, 2008 Ağustosu’nun emekli olmasından sonra, Türkiye’nin en önemli gündem sorunlarından birisi olmaya aday olmasındandır.
Yakın gündemde, DİSK’in 12 Eylül Yıkımı sonrasında, bu anımsatma teması üzerinden, “emek ve demokrasi düşmanlarına karşı, demokrasi ve emek eksenli mücadeleyi yükseltmek” için 13 Eylül’de İzmir’de düzenleyeceği bir miting var. Geniş bir sol taban katılımının beklendiği bu miting, Türkiye’ye dayatılan nice takvim bozukluklarının düzeltilmesi bağlamında yeni bir başlangıç olabilir. Türkiye’nin, bir benzetmeyle “maküs takvimi” ni bozup, aydınlık bir tarihe geçişini sağlayacak bir zaman aralığı ve zaman birlikteliği yakalamak mecburidir.
Yazıyı, bir değerli dostun (İsmail Gümrükçü) sözüyle bitireyim. “Kayayı delen suyun şiddeti değil, damlanın sürekliliğidir.”






SİTARE isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
abacioĞlu, aralığı, bir, nurettİn, takvim


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
IP Aralığı IMMANUEL Serbest Başlık ( Bilişim ) 2 08-03-2009 13:13


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 23:08 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447