![]() |
| |||||||
| Serbest Başlık ( Siyaset ) Diğer başlıklara uymayan konuları burda açınız. |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 2.148
Thanks: 0
Thanked 7 Times in 7 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Burjuva basın yayın kuruluşlarına ortak olmayın! Psikolojik Savaşa Ortak Olmayın Spekülasyonları Ciddiye Almayın! Ergenekon iddianamesinin sayfalarından fışkıran devrimcilere yönelik iftira ve karalamalar, burjuva basın yayın organlarında kendine genişçe yer buldu, manşetlere çıkarıldı. Azçok tecrübeli her gazeteci, iddialardaki çürüklüğü, uydurukluğu iddianameyi ilk okuyuşunda sezecektir. Fakat, yıllardır kontrgerilla politikalarına tabi olan burjuva basın, bu iddiaları büyük bir şevkle “haber” haline getirip, psikolojik savaşın baş kürsüsü haline gelmiştir. Devrimciler haklı olarak uyarıyorlar burjuva basın yayın kuruluşlarını; Ergenekon iddianamesini “kaynak” göstererek devrimci harekete, önderine karşı sürdürülen karalama kampanyasına son verilmesini istiyorlar. Burjuva basının büyük bölümü şu an ilginç bir konumdadır: Kontrgerillaya karşı çıkıyor görünürken, kontrgerillanın psikolojik savaşının hizmetindedir. Bu kampanyayı sürdürmelerinin de tek bir anlamı olacaktır: kontrgerilla adı verilen o mekanizmanın bir parçası olmayı kabul etmek. AKP yağdanlıkları, bu rolü çoktan benimsemiş durumdalar. Mesela Zaman’ın ve Fethullah’ın baş yazarı Ekrem Dumanlı, iddianameyi papağan gibi tekrarlayıp şöyle yazabiliyor: “Ergenekon iddianamesi... dedi ki, derin bir güç bazen ulusalcı postuna bürünür, bazen PKK’ci urbanı giyer, kimi zaman Hizbullahcıyım der çıkar ortaya, kimi zaman DHKP’ciyim der. Aslında perde arkasında hep aynı güçler vardır.” (29 Temmuz 2008, Zaman) Yeni Şafak’tan Tamer Korkmaz AKP’nin psikolojik savaş metnini, kopyalayıp kendi sütununa yapıştırmış: “İddianamede Ergenekon'un terör örgütü bağlantıları sıralanırken, darbeci yapılanmanın PKK, DHKP-C, TİT, Hizbullah ve İBDA-C ile ‘yakın ilişki’ içinde olduğuna dikkat çeki’liyor.” Emperyalizmin ajanı, Taraf yazarı Yasemin Çongar da, aynı ağızdan konuşuyor: “Dava, başta Danıştay cinayeti olmak üzere bir dizi saldırıyı; PKK, DHKP-C, Hizbullah ve İBDA-C gibi örgütlerle Ergenekon arasındaki bağlantıyı... aydınlatma potansiyeline de sahip.” Fakat yaratılan bu hava, bu tür yazarların dışında geniş bir kesimi de etkisi altına alıyor. Kendi ölçüleri içinde demokrat ve dengeli bir yazar olan Derya Sazak “PKK’den Hizbullah’a uzanan geniş bir ağ var Ergenekon örgütlenmesinde” diye yazabiliyor. (Milliyet, 29 Temmuz 2008) Bir çok burjuva yazar, sanki psikolojik savaş diye bir şey hiç duymamışlar gibi, sanki ülkemizde bugüne kadar benzer yalanlar yüzlerce binlerce kez söylenmemiş gibi, bu iddiaları ciddiye almaktadırlar. Mesela şu tür satırlar, burjuva basında adeta “istisna” durumundadır: “Dev-Sol’u ‘DHKP-C’yi, PKK’yı Veli Küçük’le bağlantılı hale getiren şizofren tanıkların palavraları iddianamede yer alıyorsa, ‘O biçim medya’ bunları manşetlere taşıyorsa, hasta kafaları kabullenebiliyoruz.” (Burhan Ayeri, Akşam, 29 Temmuz 2008) Burhan Ayeri’nin devrimcilere özel bir sempatisi olduğunu sanmıyoruz; ama sadece biraz nesnel ve mantıklı bakan herkesin göreceğini söylüyor. Onun tanımını kullanırsak, “şizofren tanıkların” iddiaları, bugün Türkiye Cumhuriyeti yargısının iddianamesi ve burjuva basın yayın organlarının komplo teorileri durumuna dönüşmüş durumdadır. Komplo teorilerinin, psikolojik savaşın gönüllü borazanlarına söylenecek fazla bir şey yok; onlar, boğazlarına kadar batmışlardır kirli savaşa. Ama hep söylenildiği gibi “ilkeli, dürüst ve objektif gazetecilik” yapma iddiası olanlara söyleyeceğimiz şudur ki; AKP kontrgerillasının devrimcilere çamur bulaştırma politikasının esiri, aracısı olmayın; çünkü o çamuru taşırken, en başta kirlenen yine siz olursunuz. Kirin, çamurun içinde ise ilke ve dürüstlük kalmayacağı malumdur. Boş yere umutlanmayın! Burjuva basında dikkat çekilmesi gereken bir başka yanılgı da, Ergenekon iddianamesinin “demokratikleşme” açısından önem taşıyor olduğudur. AKP yalakalığından dolayı bunu ileri sürenlerin üzerinde durmaya gerek yok. Ama bu aynı zamanda yaygın bir küçük-burjuva yanılgısı olarak tekrar ediyor kendini. Bu kesimin karakteristik bir temsilcisi olarak Oral Çalışlar’ın şu satırları örnek olacaktır: “Bugün geçmişten farklı şeyler oluyor. O dönemde Veli Küçük türü isimlerin terfi ettirilmesini içimize sindiremesek de normal görüyorduk. Şimdi aynı Veli Küçük için... ‘ağırlaştırılmış müebbet isteniyor.” (...) Bu sefer gerçekten de her şey farklı... Yarınlara bakan gözler artık eskisi gibi hüzünler ve kırık hayaller değil fırsatlar ve riskler görüyor.” (28 Temmuz 2008, Radikal) Susurluk sürecini hatırlayanlar, bu satırları daha önce bir yerlerde okumuş gibi hissedeceklerdir kendilerini. Öyledir de. Biz bu satırların benzerlerini Susurluk döneminde de çok okuduk. “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” nakaratını dinleyip durduk. Bu ve benzeri beklentiler, kaynağını esas olarak sistemi, devleti ve özel olarak da kontrgerillayı tanımamaktan almaktadır. Ve bu tanımama, faşizmden faşizmi tasfiye etmesini, ülkemizdeki sömürge tipi faşizmin mimarı olan emperyalizmden demokrasi getirmesini, hatta Genelkurmay’dan Susurluk’u tasfiye etmesini beklemeyi beraberinde getirmektedir. Böyle olduğu için de bu tür tahliller her seferinde hem teorik ve politik olarak yanlış çıkmakta, hem tahlillerin sahiplerine tekrar tekrar hayal kırıklıkları yaşatmaktadır. Oral Çalışlar ve aynı şekilde düşünenlere, “bu sefer gerçekten de her şey farklı” şeklindeki tesbitlerinin de yarın hayat tarafından yalanlanacağını ve yukarıda aktarılan yazıdan kendilerine sadece büyük bir hayal kırıklığı kalacağını şimdiden söyleyebiliriz. “AKP Yalan Söylüyor Kontrgerilla İş Başında” Halk Cephesi AKP’nin Ergenekon yalanlarını teşhir etmeye devam ediyor. 31 Temmuz günü Taksim Tramvay Durağı’nda bir eylem yapan Halk Cephesi üyeleri “AKP Yalan Söylüyor Kontrgerilla İş Başında” yazılı pankart açarak AKP’nin demokrasi masallarıyla halkı aldatmaya devam ettiğine dikkat çektiler. “Kontrgerilla Halka Karşı Savaşın Adı, AKP Halka Yalan Söylüyor Kontrgerilla Görev Başında” sloganlarıyla başlayan eylemde Halk Cephesi adına Uğur İlbay’ın yaptığı açıklamada AKP’nin kontrgerillayı tasfiye ettiği söylemlerinin halkı aldatmaya yönelik yalanlar olduğu söylendi. Halkın yoksulluğunun her geçen gün daha da büyüdüğünü belirten İlbay, Ergenekon operasyonunda halka yönelik infazların katliamların hesabının sorulmadığını kontrgerillanın işine devam ettiğini belirtti. Eylem bu kavga işbirlikçilerin iktidar savaşıdır, bağımsızlık demokrasi mücadelesini yükseltelim çağrısıyla son buldu. Eyleme yaklaşık 100 kişi katıldı. AKP Kapatılmadı; Oligarşi İçi Çatışma Sürecek! Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın AKP'nin kapatılması için açtığı davada 30 Temmuz’da karar açıklandı ve AKP kapatılmadı. “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmak” gerekçesiyle açılan davada, AKP “beraat” de ettirilmedi, bu “suç” sabit görülüp, ceza olarak AKP’nin hazine yardımından 1/2 oranında yoksun bırakılması kararı verildi. Anayasa Mahkemesi, oligarşi içi çatışmanın devam ettiği zeminlerden biridir. Bu anlamda verilen kararında hukuki bir nesnellik aramak boşunadır. Yasalara göre değil, mevcut güçler dengesi çerçevesinde verilmiş bir karardır. Özellikle Amerikan ve Avrupa emperyalizmin AKP’nin kapatılmasına karşı çıkması, sistemin bir çok kesimini etkilemiştir. Dahası, biliniyor ki, Anayasa Mahkemesi, esas olarak düzene karşı şu veya bu şekilde tehlike oluşturduğunu düşündükleri partileri kapatan, faşizmin anti-demokratik bir kurumudur. Bu anlamda kararlarının demokratik, hukuki, adil olması düşünülemez de, beklenemez de. Kapatma davaları, sistemin kendi içindeki farklılıklara bile ne kadar tahammülsüz olduğunu, yani faşist ve anti-demokratik niteliğini gösteren bir örnektir. Bütün bunlar gözönünde bulundurulduğunda devrimciler AKP hakkında verilen bu kararın doğruluğu yanlışlığı tartışmasına girmeyi bile gereksiz bulurlar. “Laik demokratik düzen için AKP kapatılmalıydı” şeklindeki bir yaklaşım da, “AKP’nin kapatılmaması demokrasimiz için iyi olmuştur” gibi değerlendirmeler de, devrimcilerin, demokratların değerlendirmesi olamaz. Bu, düzen içi bir üsluptur. Kapatılması da, kapatılmaması da neticede oligarşi içi çatışma zemininde cereyan eden, o zemindeki güçler dengesine göre belirlenen bir süreçtir. Devrimciler için esas olan, Ergenekon davası veya Kapatma davası şeklinde gelişen oligarşi içi iktidar kavgasını, düzenin krizi olarak görüp, bu krizi derinleştirecek bir siyasal ve pratik müdahale içinde bulunmaktır. |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| basın, burjuva, kuruluşlarına, olmayın, ortak, yayın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Küreselleşme bir burjuva ütopyasıdır ! | Victoria | EMEK PARTİSİ | 0 | 06-05-2008 21:03 |
| Küçük Burjuva İdeolojisi | SİTARE | Kavramlar - Sözlük | 1 | 05-10-2008 21:47 |
| Basın Yayın ve İletişim Emekçileri Sendikası (Haber Sen) İzmir Şube Başkanı Ali Yılba | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-16-2007 18:10 |
| burjuva demokrasisi | metin_new | Forum Çöplüğü | 0 | 05-11-2007 22:18 |
| ingiliz Burjuva Devrimi | human | Dünya Devrim Tarihi | 0 | 04-27-2007 13:47 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 20:58 .