![]() |
| |||||||
| Ölümsüzler Önderlerimizin hayatları,anıları ve onlarla ilgili herşey |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Sep 2008
Mesajlar: 22
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | “Veysel’i Arıyoruz” başlığıyla, Devrimci Yol şehidi Veysel Güney’in mezarının bulunması amacıyla bir imza kampanyası başlatılmış bulunuyor. Veysel Güney’in mezarını bulmak amacıyla düzenlendiği bildirilen imza kampanyası internet üzerinden yapılan faaliyetlerle sürdürülüyor. Belli ki, bu kampanyayı yapanların amacı, bu kampanyanın içeriğinin net bir tahlili yapıldığında ortaya çıkmaktadır ki, şehitlerimizin adı üzerinden (yani Devrimci Yol ve onunla koparılamaz bağları olan, ona ait özneler üzerinden) parsa toplamak, daha açık deyişle sömürmektir. Bu işi düzenleyenlerin, Devrimci Yol dönmesi, ÖDP’li “Yenidenci” çevre ve bu çevreyle “dirsek temasında” bulunan çevreler olduğu gün gibi meydanda ( ve aynı zamanda salt bu “Yenidenci” çevre, Halkevciler ya da kendilerine “78’li” diyen kesimler değil, hemen hemen Devrimci Yol’la ilgisi-alakası kalmamış, dönekliğin kör çukuruna düşmüş her kesim bu kampanya üzerinde “işbirliği” yapmış bulunuyor) . Dahası, daha evvel işaret ettiğimiz gibi bu kesimlerin Devrimci Yol’a ait özneler üzerinden parsa toplama, “ticaret” yapma hevesi salt Veysel Güney’in mezarını bulmak amacıyla düzenlendiği iddia edilen bu kampanyayla sınırlı kalmamaktadır. Artvin’de, Malatya’da, Denizli’de gerçekleştirilen sözde Devrimci Yol şehitlerimizi anma toplantıları ve Ankara- İMO’da gerçekleştirilen Behçet Dinlerer anması, bu tertiplerin içerisine girmiş çevrelerin yaptığı sahteliklere örnek olarak gösterilebilir. Bu şekilde, Veysel Güney için düzenlendiği iddia edilen bu son kampanyayı da bunlardan bağışıksız bir şekilde ele alamayacağımız daha açık bir şekilde görülebilmektedir. Veysel Güney’in mezarını bir faşiste yazılmış “şiir” eşliğinde (esasında bu nokta, düzenleyicilerinin içinde bulunduğu siyasi muğlaklığı ifade etmek bakımından çok dikkat çekicidir) bulmaya çalışanlar, soruna bakış açısı bakımından da, ve kampanyayı düzenleme nedeni-amacı bakımından da, (yukarıda da izah ettiğimiz gibi) bir artniyet arayışı içerisinde bulunmaktadır. Esasında bu faaliyetlerin amacı, düzenleyicilerinin kendi siyasi emelleri açısından, daha açık deyişle bu faaliyetlerin kendi politik çizgilerine sağlayacağı “yarar” bakımından ele alınmalıdır. Bu açıdan bakıldığında sahtekar amaçlar ve şehitlerin üzerinde dolandırılmaya çalışılan kirli el görülebilecektir. Veysel Güney’in mezarını bulma gayreti içerisinde olduğunu bildiren kesimlerin esas niyetinin, ifade ettikleri şekilde bir “hukuk mücadelesi” olmadığı gün gibi meydandadır. Adına “hukuk mücadelesi” densin, şu densin, bu densin, ne denirse densin, bu gayretlerin esas amacı Veysel Güney’in adı üzerinden sömürü yapmak, kendi politik emelleri için kopartabildiği kadar fayda kopartabilmektir. Devrimci Yol’la ilgisini-alakasını kesmiş, ama sırf çirkin çıkarları için Devrimci Yol’cuların yeniden bayrakları ellerine aldığı bu dönemde, Devrimci Yol’un ve ona ait öznelerin adı üzerinden parsa toplamak gayretinde olan bu kesimler; yaptıkları bu çeşitli faaliyetlerle, Devrimci Yol’u ellerinde bir “oyuncak” yapmaya çalışmaktadır. Bilinmelidir ki, Devrimci Yol’u, Veysel’i ya da Behçet’i sahiplenmenin, ve onun intikamını almanın, daha açık deyişle onlara yaraşır bir duruş sergilemenin birinci koşulu, Devrimci Yol’u savunmaktan geçer. Bunun da salt, “Devrimci Yol’u savunuyorum” demekle geçiştirilecek bir olgu olmadığını belleklere iyi kazımak gerekir. Devrimci Yol’u ve onun öznelerini savunmak, onlara uygun bir siyaseti ve ideolojik- politik-örgütsel hattaki sağlamlığı koşullar. Böyle bir şeyi hedefleyenlerin yüreğinin hakkıyla, bileğinin kudretiyle bu bedelleri ödemesi ve ödettirmesi ve zafere giden yolda daima ileri doğru hamlelerde bulunması gerekir. Kirli geçmişlerini, muğlak siyasetlerini unutup birdenbire Devrimci Yol’cu geçinmeye başlayanlar, Devrimci Yol’u örgütleyeceğiz,vb. söylemleri kullananlar, bu noktayı algı yeteneğini kaybetmiş beyinlerine kazımaya çalışmalıdırlar. Unutulmamalıdır ki, yapılan hiçbir değer sömürüsü, ya da değerleri “ticari meta” sayan zihni kavrayış ve bunun paralelinde ortaya koyulan sahtekar faaliyetler kimsenin yanına kar kalmayacaktır. Devrimci Yol’culuğun gerektirdiği en önemli sorumluluklardan birisi de, alçakça yapılan değer sömürüsünün temellerini çökertmek, elden gelen her yöntemi meşru kabul ederek tasfiye etmektir. Hiçbir satılmış, geçmişe ve devrimci değerlere küfretmeyi meslek edinmiş hiçbir hain, belleksiz bir siyasetle ortaya çıkıp, hiçbir şey olmamış gibi, birden Devrimci Yol’cu geçinemez ve onun değerleri üzerinden sömürü yapamaz. Haysiyetsiz olmayan her namuslu devrimci, bu noktanın üzerinde iyi durmalıdır. Devrimci Yol’culuk bayrağının yeniden dalgalandığı bu günlerde, Devrimci Yol’u ve şehitlerini sömürme gayretkeşlikleri içerisinde bulunanların neden böyle bir faaliyet içinde olduğu daha iyi kavranılabilir. Bizler elbette Veysel Güney yoldaşımıza yapılanları, oligarşinin bu yaptığını sözde bir “hukuk mücadelesi” ile “giderme” gayretleri içerisinde olanlarla beraber değiliz ve olmayacağız da. Ve yukarıda değindiğimiz gibi bu türden sahtekarlıkların iç yüzünü her zaman, bulunduğumuz her yerde açıklayacağız, teşhir edeceğiz ve önüne geçmeye çalışacağız. Ve yineleyelim ki, Veysel’in yolunda gitmenin ne olduğunu insanlara göstereceğiz. Veysel Güney’in mezarını bile kaybedenler kendi sınıfsal tavırlarına uygun davrandığının açık ve ortada olduğu bir yana, bunun intikamının alınması eklenmediği müddetçe bu bakış açısı yarım, güdük kalmaktadır. İşte bu yüzden belleklere iyi kazınmalıdır ki, Veysel Güney’in mirasına uygun bir davranışta bulunmak, onun kanlarını yerde bırakmamaktadır. Böyle bir hedefi olmayan hiçbir kesim, Veysel’i ve onun değerlerini savunamaz ve üzerinden siyaset yapamaz; “hukuk mücadelesi”, “Yüzbaşı Burhan’a çağrı” vs. safsatalar kitlelere yutturulamaz. Mücadelemiz, devrim mücadelesidir. Yolumuz Devrimci Yoldur. Devrimci Yolda düşen hiçbir yoldaşımızın kanını yerde koymayacağız. Bu söylediklerimizin, basit, sıradan bir laf olmadığını, söylediklerimize ve Devrimci Yol’umuza yakışır bir şekilde yapacağımız mücadelemizle ortaya koyacağız. Devrimci Yol’u, Devrimci Yol’culuğumuzun hakkını vererek iktidar yapacağız. "Her zaman için onur duyduğum, birlikte olduğumuz Türkiye emekçi halklarının kurtuluşu uğrunda omuz omuza çarpıştığımız Devrimci Yol saflarından beni ancak ve ancak ölüm ayırabilirdi. Ki bu da, geride mücadelemizi ‘kurtuluşa kadar' sürdürecek yoldaşlar olduğu müddetçe, şerefli bir nöbet teslimi olarak, beni hiçbir şekilde korkutacak bir olay değildir." (Mustafa Özenç) İşte yukarıdaki satırlarda dediklerimizi anlamak isteyenler, sadece bu satırları okumaları ve yüreklerine işlemeleri, sahtekarca, alçakça değer sömürüsü faaliyetlerine karşı durma cesaretini gösterebilmeleri yeterlidir; Devrimci Yolcu olmak ne demektir, Veysel’i, Behçet’i, Özenç’i anlamak ne demektir işte o zaman anlaşılacaktır. DEVRİMCİ YOL SEMPATİZANLARI 11 HAZİRAN 2008
__________________ "İnsan gerçek dostunu felaket anında tanır" / V. İlyiç Lenin |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 2.453
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 4 ![]() | YÜZBAŞI BURHAN ERDEM’E ‘VİCDAN’ ÇAĞRISIDIR Burhan Bey, Çocuklarınız var mı? Varsa onları seviyor musunuz? Varsa onlar sizi seviyor mu? Arkadaşlarınız var mı? Sokağa çıkıyor musunuz? Emekliler kahvesinde birlikte vakit geçirdiğiniz insanların yüzüne bakabiliyor musunuz? Akrabalarınızla görüşüyor musunuz? Sizi seviyorlar mı? Siz onları seviyor musunuz? *** Burhan Bey, Basında hakkınızda çıkan haberleri takip ediyor musunuz? Sizin için TBMM’ye soru önergesi verildiğini biliyor musunuz? İçişleri Bakanı’nın önergeye ‘Burhan Erdem emekli olmuş bir askeri personeldir’ diye cevap verdiğinden haberdar mısınız? Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gönderdiği dosyada imzanızı taşıyan belgeler çıktığını biliyor musunuz? Savcının size imzalattığı belgede ‘babasına teslim etmek üzere aldığınız cenazeyi’ (1)kaybettiğinizden haberdar mısınız? Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı’na hakkınızda suç duyurusu yapıldığı bilgisine ulaştınız mı? *** Burhan Bey, İnsanlara düşman mısınız? Ölüleri bile ‘kaybetmek’ nasıl bir duygu? Bir anne babanın çocuğunun mezarını görmek istemesi size ‘insanca’ gelmiyor mu? Olur ya bir gün çocuklarınız sizin gibi düşünmezse, Olur ya bir gün çocuklarınız mahkemelik olursa, Olur ya bir gün çocuklarınızın başına bir iş gelirse, ‘Mezarlarını bile bulamama’ duygusunu anlayabilir misiniz? *** Burhan Bey, 10 Haziran 1981 şafağı size bir şey çağrıştırıyor mu? ‘Veysel Güney’ adı size bir şeyler çağrıştırıyor mu? Darbenin bile bir hukuku olduğunu düşünüyor musunuz? ‘Asıp kaybederek’ darbenin bile hukukunu çiğnediğinizin farkında mısınız? ‘Mezarsız ölüler’ sizi rahatsız etmiyor mu? Gaziantep Mezarlığı’na ‘hüviyeti meçhul’ olarak gömdüğünüz Veysel Güney’i hatırlıyor musunuz? Bir aileyi 27 yıldır çocuklarının mezarından yoksun bırakmak, ömürlerinin belki de son günlerini yaşan 80 yaşını geçmiş anne- babanın her gün ahını almak –varsa- vicdanınızı rahatsız etmiyor mu? *** Burhan Bey, ‘nasıl vardı elleriniz nasıl kanattınız o domur domur mayıs göğünü nerelere gizlediniz dal uçlarını mevsimleri nettiniz yeşili, kırmızıyı, zambak morunu yavru kuşun sabah sıcaklığını nerelere kitlediniz akşam yelini karanlıklar karanlıklar ey karanlıklar nasıl oturdunuz bu ellerle sofraya ekmeği nasıl böldünüz’ (2) *** Burhan Bey, Size ‘bey’ sıfatıyla seslendiğimiz için biliyoruz ki pek çok arkadaşımız öfkelenecek. ‘Bizimkiler’ bizi topa tutacak, Veysel’in cenazesini vermeyen birine ‘bey’ dediğimiz için… Ve diğer yandan siz de bu yazıyı okuyup belki de dava açmaya yöneleceksiniz. Dava açmak istiyorsanız lütfen hemen açın. Belki mahkemede karşılaşırız ve burada sorduğumuz soruları bir kez de yüzünüze karşı seslendiririz. *** Burhan Bey, Bu soruları neden mi sorduk? Olur ya bir akşam çocuklarınızla oturduğunuz bir akşam yemeğinde ellerinize bakarsınız… Olur ya çocuklarınızı, belki de varsa torunlarınızı severken saçlarına dokunduğunuzda bir ailenin çocuklarının saçına dokunmak şöyle dursun, ziyaret edecekleri bir mezar bile bulamadıklarını hatırlarsınız… Olur ya yolunuz Antep Mezarlığına düşer bir gün, aileye mezar yerini gösterirsiniz.. Olur ya vicdan denilen şeyin bir gün herkese gerekeceğini anlarsınız… Olur ya devlete zimmetli bir ölüyü kaybeden zihniyetin cisimleştiği isim nasıl sizseniz bulan da siz olursunuz… Olur ya insanlığı hatırlarsınız… <<alıntıdır>>
__________________ Acının bağrından mavi bir çelik gibi fışkıran öfke dünyayı değiştirecektir mutlaka Yani hayat kendini yeniden yaratacaktır ona sahip çıkan ellerde ve bu yüzden öfke sevda gibidir kimilerinde |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| kavgamızda, veysel, yaşıyor, yoldaş |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Koray Yoldaş Mücadelemizde Yaşıyor | Dev - Yol | Ölümsüzler | 0 | 09-11-2008 08:08 |
| kız Veysel | SerkanEngin | Serkan Engin | 3 | 05-21-2008 02:30 |
| Veysel Güney (10 Haziran 1981) | Victoria | Ölümsüzler | 1 | 04-09-2008 19:24 |
| Asik Veysel - Sivas Ellerinde | SİTARE | Forum Çöplüğü | 1 | 04-04-2008 01:36 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 02:01 .