Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Ölümsüzler

Ölümsüzler Önderlerimizin hayatları,anıları ve onlarla ilgili herşey

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 05-03-2007, 12:40   #1 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 547
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
yksel Seçkin bir yolda.
Standart İdam edilen Ömer Yazgan’ın son mektubu 25 yıl sonra bulundu - 9 Nisan 2007

İdam edilen Ömer Yazgan’ın son mektubu 25 yıl sonra bulundu - 9 Nisan 2007




78’liler Federasyonu Sekreteryası 1983’te idam edilen yiğit devrimci Ömer Yazgan’ın 25 yıldır devlet tarafından alıkonulan ve ailesine teslim edilmeyen son mektubuna ulaştı. 09 Nisan 2007 tarihinde, Ankara 78’liler Derneği’nde Emek ve demokrasi güçlerinin temsilcilerinin de katılımıyla yapılan basın toplantısında Ömer’in son

mektubu açıklandı.



Ömer Akyazı, Mehmet Kanbur, Erdoğan Yazgan ve Ramazan Yukarıgöz'le beraber 28 Ocak 1982’de İzmit Kapalı Cezaevi’nde idam edildi. THKP-C Üçüncü Yol savaşçıları Akyazıda gerçekleştridikleri bir eylem sonrası yakalandılar. Eylem sırasında Ali Aktürk, Metin Adil Toraman şehit düşerken diğer dört devrimci daha sonra idam edildi.



Yazgan'ın son mektubu aşağıdadır.



29 Ocak 1983



Sevgili Anama, Babama ve Kardeşlerime,



Şu anda saat 04.00 ve ben infaz için son hazırlığım olarak bu mektubu yazıyorum.

Bundan böyle benim düşmanlarım sizlerin de düşmanıdır. Siz olmasanız da benim kanımı

yerde bırakmayacak kardeşlerim var. Halkımızın yazgısı bu değil. Çok evladını

kaybetti. Ama bir gün kazanmayı da öğrenecek. Diğer devrimciler sizlerin evladıdır.

Tarih, biz zulme karşı çıkanları her zaman haklı çıkardı, çıkaracak.



Malım mülküm yok ki miras bırakayım. Size ve yoldaşlarıma ancak mücadele anılarımı

miras bırakabilirim. Ben şu anda oldukça moralliyim. Beni tek üzen şey, Türkiye Halk

Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin bir üyesi olamadan ölüme gitmektir. Gelecek

devrimcilerin birliği ile partimizin geleceğidir, buna inanıyorum.



Halkımızın mücadelesi haklıdır, meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni

sürdürmekten yana olan katillerdir. Biraz acele etmek zorundayım. On dakika bile

bana çok görüldü. Elimde kelepçe ile yazmak zor. Yeğenlerim geleceğimizin umududur.

Ben düşüncelerimi daha önce çok yazdım. Burada tekrarlamama gerek yok. Bana inanın

yeter. Gözyaşlarınızı düşmanlardan gizlemeyi öğrenmelisiniz. Kesin olarak

soğukkanlılığınızı yitirmeyin.



Az sonra son görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıracağım,

dizlerim titremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse

unutmayacak. Ellerinizden öperim.



Tek Yol devrim. Kahrolsun Faşizm.



Ömer Yazgan





*Ömer Yazgan için İnönü Alpat'ın 23 Eylül 2005 Birgün'de yayınlanmış bir yazısı



Ölürken bile asaletinden kaybetmeyenlere

Geçen hafta bıraktığım yerden devam etmek gerekiyor. Çünkü Ömer Yazgan’ın hayatı öyle bir yazının arasına sıkıştırılacak, küçücük bir paragrafla geçiştirilecek gibi değil. Adını zikrettikten sonra devam etmemek olmaz. Devam etmeli ki, geçen yazıda, öldürülmesi ile soldaki asaletinin ortadan kalkması arasında kurduğumuz rabıta anlam kazansın.



Polatlı’da geçirdiği okul yıllarında arkadaşları arasındaki lakabı "ekmek kafaydı". Kafasının şekli ekmeği mi andırıyordu yoksa bu lakabı alacak özel bir olay olmuş muydu şimdi hatırlamak zor. 1957 yılında doğdu Ömer Yazgan. Babası Polatlı PTT’sinde müdürdü. İlçenin bürokrat aileleri arasında sayılırlardı. Tanışıklığımızın nedeni bu muydu yoksa sadece abimin okul arkadaşı olmasından mı kaynaklanıyordu, bilemiyorum. Ama bilinen bir şey var; bizim eve sık gelir giderlerdi, askeri öğrenci olması nedeniyle Polatlı’dan ayrılması ilişkimizin kesilmesine yol açmadı, hatta diyebilirim ki, bizim 1973 yılında Ankara’ya taşınmamızla daha bir yoğunlaştı.



Onların delikanlılığa adım atmaya hazırlandığı yıllarda ben ilkokul öğrencisiydim. O yaştaki bir çocuk için eve gidip gelen "abilerin" önemi malumunuzdur. O yıllarda Ömer Yazgan bende ne tür izler bıraktı, işin doğrusu çok ayırt edici değil. Dolayısıyla iz bıraktığı asıl yıllara, anılara geçiş yapmak gerekiyor.



Ömer Yazgan ve arkadaşları Kızılay Ataç Sokak’taki evimizin hafta sonları misafiri olurlardı çoğu zaman. Bazen iki üç kişi gelirdi, bazen tek başına Ömer abi. Her çocuğun subay olmaya özendiği bir dönem olmuştur. Benimki, subay kıyafetleriyle Ömer abi ve arkadaşlarını evde misafir ettiğimiz günlere rastlar. Gözlerimi kapattığımda kendimi subay üniformasında düşlediğim çok anlar olmuştur. Ömer abi ve arkadaşları gibi olacaktım ama; filinta gibi, yakışıklı, kibar, sevecen ve mutlaka asi… Gelir, hal hatırdan ve annemin yaptığı o güzelim yemeklerden sonra odaya çekilir, saatlerce okuyup tartışırlardı. Açıkçası, subay olduğumu düşlerdim ama onlar gibi kalın kalın kitaplar arasında hiç düşünmezdim kendimi. Mola için boşalttıkları sırada odada gördüğüm yastık altına hafiften itelenmiş tabanca mı etkiledi beni yoksa Lenin’in "Materyalizm ve Ampriyokritisizm" kitabı mı? Tartışılmaz ilki. Söz silahlardan açılmışken, bir haylazlığımı yazmadan geçemeyeceğim. Okuldan eve döndüğümde odamda bir valiz gördüm. Annem, "Ömer bıraktı, gelip alacak" dedi. Ben de bir merak, hiç sormayın. Epey bir mücadele ettim ama engelleyemedim kendimi. Valiz içinde gördüğüm onca alet edevat nasıl da heyecanlandırmıştı beni. Ama bir taraftan Ömer abiye karşı ayıp ettiğimi düşünüyordum, diğer taraftan açıkçası ürkütmüştüm.



Bizim evle kurdukları trafik yavaş yavaş seyrekleşiyordu. Belli ki, işlerin mecrası değişmeye başlamıştı. Emek Mahallesi’nde bir ev tuttu abim onlara. Ondan sonra gelip gitmediler pek ama uzaktan da olsa haberlerini alıyorduk. THKP-C Üçüncü Yol olarak bilinen örgütlenmeyi yaratmışlardı. Ordu içinde epey bir taraftar buldukları, sert silahlı eylemler gerçekleştirdikleri duyuluyordu. Orduyla ilişkilerini koparmışlar, aranır konuma düşmüşlerdi. Onu son görüşüm de bu dönemde oldu. İstanbul’da uyuşturucu işlerinin organize edildiği ileri sürülen Arjantin isimli pavyonu basmışlar, pavyon fedaileri ve silah seslerine gelen güvenlik güçleriyle çatışmışlardı. Hatırladığım kadarıyla olay sırasında, bir arkadaşları yaralı yakalanmış, bir asker de hayatını kaybetmişti. Babasıyla bizim evde buluşması o olaydan bir süre sonra gerçekleşmişti. Aranıyordu, babasının niyeti oğlunu teslim olması için ikna etmekti. Yadırgayan çıkar mı aranızda bu duygusu için bir babayı? O gün, babanın çaresizce ağlamasına tanık oldum, Ömer abinin duygusallığına ve inanmışlığına.



Sonra, o meşhur Akyazı soygununun detaylarını öğrendik; soygundan öte cesaret ve arkadaşlık öyküsünün. Akyazı’da kuyumcu soygununu gerçekleştirdikleri sırada esnaf ve kolluk kuvvetleriyle büyük bir çatışmaya giriyorlar. Çemberi yarıp kaçıyorlar. Uzaklaşıyorlar ama bir arkadaşlarının arabada olmadığını fark ediyorlar. Yüzlerce polisin, askerin ve silahlı esnafı n olduğu sokağa yeniden dönüyorlar. Çatışma yeniden alevleniyor. Yaralı arkadaşlarını alıyor ve tekrar uzaklaşıyorlar. Filmlerde görebileceğimiz sahneler yaşanıyor, Akyazı sokaklarında. Ancak benzin depoları delindiği için fazla kaçamıyor ve yakalanıyorlar.



Bildik hikâye değil sonrası, yakalanmalarından başlayarak idam edildikleri ana kadar, deyim yerindeyse, kök söktürüyorlar. Ne konuldukları cezaevinde ‘dirlik düzenlik’ kalıyor ne de tutuklulara giydirmeye çalıştıkları tek tip elbise. Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan, Ramazan Yukarıgöz ve Mehmet Kambur, hani şimdi, Marmaris’te keyif çatan paşanın başkanlığındaki konseyin 28 Ocak 1983 tarihindeki "asılsınlar" kararından bir gün sonra İzmit Cezaevi’nde darağacına çıkartılıyorlar.



Geçen hafta Ömer Yazgan için sarf ettiğimiz satırları bir kez daha hatırlayalım: "Ömer Yazgan’ı asarak, onu yalnızca ortadan kaldırmak istemediler, soldaki asaleti yok etmeyi hedeflediler. Siyah beyaz dalgalar halinde önümüzden geçenlerden birisi de oydu; hal hatır sorulduğunda bile yanakları al al olan, her haliyle sessizliğin ve kibarlığın erdem olduğunu hissettiren, ölürken bile asaletinden hiçbir şey kaybetmeyen…"



Ne diyelim, yüreğin kan ağlamasının ötesinde duygular yaşıyor insan, düşündükçe. Bir Ömer abinin yüzünü aklıma getiriyorum bir de onu darağacına gönderenlerin. Ömer Yazgan için ne yazılsa kafi gelmeyeceğine eminim. Tıpkı, ölümünden sonra yazdığım bu şiir gibi, tıpkı bu yazı gibi…



Gün ağarır, gün ağlar



ardından genç kızlar sana sunar



çeyizlerini



alnından ayazla öptüğüm



yiğidim, körpe boyunlara



geçirilir mi



şafağın ilmiği



Gün o ki, yeni sevgililer



yaratıyor



yeniden ayrılıklara



yaralı kuşlar gibi, dönüp



dolaşıp



omzuma konuyor arkadaşlar



vurgunum, yanı başında



ayaktayım işte



can verebilmek



için sana



Mektuplar alıyorum uzak



şehirlerden



yüreğimin kabzasına işleyip



yırtıyorum



bıçak darbeleriyle uyanıyorum



uykudan



beraber yattıklarımızı



düşündükçe



Bıyıklarından kan damlıyor



bir çocuk



doğuyor gözleri eşkıya kıvılcımı,



kıvırcık saçlı



adı senin adın



sancılı kuşum benim, kanlım



yüreğim yeni kuşatmalara



hazırlıyor kendini



yksel isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
2007, bulundu, edilen, mektubu, nisan, son, sonra, yazgan’ın, İdam, yıl, ömer


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kimyasal Ali’ K. Irak’ta İdam Edilecek Dr_Asfur KomünistForum Haber Servisi 0 06-27-2007 04:14
Almanya'nın Essen kentinde evinde ölen işsiz bir erkeğin cesedi, yıl sonra bulundu. 5 burjuva-haberci Güncel Haberler 0 05-12-2007 03:41
İslami partileri sevmiyorum’ 7/05/2007 yksel Dünya'dan Haberler 0 05-08-2007 14:03
1 Mayıs 2007’nin Ardından metin_new 1 MAYIS 0 05-07-2007 19:18
Ömer Yazgan' In Son Mektubu metin_new Ölümsüzler 0 04-30-2007 11:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 02:40 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447