![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2007 Bulunduğu yer: Marksizm
Mesajlar: 619
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | Ama umut nerede denirse, umut yüreklerinin pimleri çekilmis devrimci gençlerdedir. Umut, onların bakışlarındaki azimde, onların saflığındadır. Umut, sevebildiği kadar ve sevdiğine her şeyini verebildiği kadar genç kalanlarda, onların tüm namelerin yeni versiyonlarını yapanlara karşı eski bir türküyü yeniden ama daha güçlü yorumlamalarındadır. Bugün biraz garip hissediyorum kendimi. Kendim ki, onu bildim bileli daha iyi, daha özgür ve daha insanca bir yaşam icin mücadele ediyor; diğerleri gibi, onlar gibi, binler gibi. Fakat umudunu yeşertmekle meşgulken her daim, yine o kendim artık kendi kendine insanların nasıl ve ne çabuk sıradanlaşabildiklerini de anlatmak zorunda kalıyor; buna inanmak ve aslında alışmak zorunda bırakılmak ne acıymış bunu şimdi ta içinde yaşıyor kendim. Çünkü her gün ben neymişim, biz neymişiz de haberimiz yokmuş demekten o kendimi alıkoyamıyorum. Ama başka bir kendim de var ki işte o çok daha içeride, kendimden de öte kendimden de içeri. Yeni bir umut filizlendirmek için yollara düşmeye hazır. Giz özde saklıysa, o özü yaralayan sözler artık ağır geliyor. Ama inanın, bunların hepsi kendiliğinden ve bir histeri sonucu olmuyor. Tam da yaşamın bilinci belirlemesine bir örnek belki de yaşananlar. Düşünüyorum da – hani varlığımın tescili olan eylem – onu yapıyorum işte, ama yine de anlamakta zorluk çektiğim bir konu var: Neden insanlar birbirlerine atfettikleri sıfatların altını dolduracak somut varoluş ilişkilerini açıklamaktan korkuyorlar? Ya da belki de gerçekte bunları kendileri de bilmiyor olabilirler mi? Ya da neden bu insanlar hep yavuz hırsızlar? Neden ikiyüzlüler, neden dün itham ettiklerini bugün kendileri yapıyorlar? Ve neden kendi yaptıklarını başkalarına atfediyorlar? Peki o zaman neden fizyolojik olarak zihinsel bir süreç olması gereken konuşma eyleminden hipotalamusu devre dışı bırakıyorlar ve böylece olaylar arası ilişkiyi kurmuyorlar? Herkes kendi işine gelen tarafından mı bakıyor olaylara? Herkes kendi hayal aleminin tatmini için mi yaşıyor yoksa artık? Hani bizim gençliğimiz nerde peki? Umudumuz, o güzel düşlerimiz? Hayyam sormuş, bu dünyaya gelip gitmemizin kazancı nerde diye. Biz bu kazancı kendimize mi istemeye başladık? Hani kahraman bakkallardık süpermarketlere karşı, şimdi işleri mi büyüttük? Neden her şeye toptancı yaklaşıyoruz? Zaten artık milenyum çağında yaşıyoruz ya, her şey anahtar kelimeler üzerinden. Google´da böyler çalışıyor değil mi, kelimeleri veriyorsunuz, algoritma o kelimeleri arıyor ve size bütünlüklü bir metin çıkartıyor arama sonucunda. Siz de onu „buluyorsunuz". Zaten elektronik aletler de tamir kaldırmıyor, yenisini almak daha karlı. Hem başınız ağrımıyor, hem de ederiyle değil mi kardeşim! Ama işte anlamadığım şu; daha doğrusu o en özdeki kendim hatırlattı bana: duyguları mekanikleştirdiğiniz, amaçlar için ilişkilerinizin içeriklerini pragmatikleştirdiginiz, ve atınızın anlı sakar olsa da lakabını ele takar hale geldiğiniz zaman artık yolun sonuna gelmişsiniz demektir. Hakkını verdikten sonra yiğidin öldürülmesi ne kadar meşruysa, galiba artık kendilerine solcu diyenlerin siyasetinde de özgürlük dedikten sonra atış serbestleşiyor. Bilmiyorum nasıl ögreniyoruz ya da bu tarza nasil varıyoruz ama galiba bu tavırlar her şeyden önce hem özgürlüğe hem de sola haksızlık. Kavramların kalıplaşması aslında tam da Wittgenstein´ın dil oyunları açıklamasına denk düşüyor: kavramlara yüklediğiniz anlamları değiştirmek istiyorsanız, ilk önce o kavramların kullanılış alanlarını değiştirmelisiniz. Özgürlük, demokrasi... Düşünün... Hangi özgürlük, hangi demokrasi; nasıl bir özgürlük, nasıl bir demokrasi; daha önemlisi, ne pahasına özgürlük, ne pahasına demokrasi. Artık neredensin diye sorulur oldu, şuradan mı buradan mı diye. Ey güzel insanlar, özgürlükle dayanışmayı ayrılaştırmaya uğraşmaktansa, devrimi yeniden hatırlamakta fayda var. Ulaşılamayan ciğer değildir toplumsal mücadeleler; o yüzden kediliğin alemi yok. Bir dost bakışının sıcaklığını hissetmek, sabaha kadar ayazda kalmaya değer demişti birisi zamanın birinde; ben de şimdi diyorum ki, dosttan gelen bir haksızlık, seni düşman bellemişlerin yüzlerce yıllık saldırısından da beter. UMUT YÜREKLERİNİN PİMLERİ ÇEKİLMİŞ DEVRİMCİ GENÇLERDEDİR Velhasıl, şimdi kim ne derse desin yol alma vaktidir, zaman gelmiştir; Can Yücel gibi artık cisme ismiyle hitap etme vaktidir. Dante gibi, sadece konuşanlara karşı doğru bildiğin yolda ilerlemektir yaşamak. Ama umut nerede denirse, umut yüreklerinin pimleri çekilmis devrimci gençlerdedir. Umut, onların bakışlarındaki azimde, onların saflığındadır. Umut, sevebildiği kadar ve sevdiğine her şeyini verebildiği kadar genç kalanlarda, onların tüm namelerin yeni versiyonlarını yapanlara karşı eski bir türküyü yeniden ama daha güçlü yorumlamalarındadır. Umut, gözleri kapanınca yüreği devrimden yana atanlarda, kendi gücüne güvenip dünyayı değiştirmek ütopyasının zorluğunun farkınladığında ama yine de kulakları sağır edercesine bağırmak için bir coşkusu olanlardadır. Güneşi yakalamak için elini uzatmanın temelinde ayaklarının yere basması olduğunu bilenlerde, ama yine de gerçekci olup imkansızı isteyenlerdedir umut; tam da işte, sokakları isteyen, oradan gelenlerdedir... Haydi haykırıyorum işte, ölü yıldızlara yaşam götürmek için, ekmek icin aşk için, sol yanımdaki sevda yumruğu için... Bir umudum sende anlıyor musun?
__________________ İZMİR GENÇLİK MUHALEFETİ Sizi Tanımıyorum! Sizin Yasalarınızı, Nizamınızı, Kuvvete Dayanan Yetkinizi Tanımıyorum! Bu Yüzden ASIN BENİ! [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] Devrim İçin Tek Yol DEVRİMCİ YOL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| anlıyor, bir, kızıl, musunçağhan, sende, umudum |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Her Şey Sende Gizli | yksel | Can Yücel | 2 | 07-06-2009 20:06 |
| Sende Bizdensin. | BABİL | Şiirler | 1 | 09-21-2008 13:34 |
| Herşey Sende Gizli | yekta | Şiirler | 0 | 03-14-2008 17:15 |
| Herşey Sende Gizli | eylülde_isyan | Şiirler | 1 | 10-31-2007 18:08 |
| Havva Ana'n Dünkü Çocuk Sayılır, Anadoluyum Ben Tanıyor Musun? | sercan | Nazım Hikmet | 6 | 06-08-2007 11:45 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 09:46 .