Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset > Makaleler

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 01-27-2010, 18:12   #1 (permalink)
 
BARİKAT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 482
Thanks: 13
Thanked 42 Times in 32 Posts
Tecrübe Puanı: 2
BARİKAT Seçkin bir yolda.
Standart Sendikal hareket küllerinden yeniden doğabilir

SENDİKAL HAREKET KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞABİLİR


TEKEL işçilerinin burjuva basınının görmezden gelme ihtiyacı hissedecek kadar önem kazanan direnişi işçi sınıfı hareketini çevreleyen siyasal konjonktürdeki değişimin bir eşiği aştığının simgesidir. 2007 sonundan itibaren Genel Sağlık Sigortası’na karşı yürütülen birleşik mücadelede en görünür ve sürekli yüzüyle karşılaştığımız bir süreç yaşanıyor. İrili ufaklı direnişler, iş güvenliği işçi sağlığı gibi sosyal meseleler etrafında gelişen büyük küçük toplumsal çabalar ortaya çıkıyor. Bu sürecin biriktirip TEKEL işçisinin sırtına yüklediği ağırlığı paylaşmak ancak sürecin olası siyasi yönelimine dair doğru öngörülerde bulunarak, süreci ilerletecek müdahaleleri yapmaya cesaret ederek gerçekleştirilebilir. Oysa tüm sendikal merkezler Türkiye solunun etkin oldukları da dahil olmak üzere bu sürecin görevlerini kavramaktan uzak görünüyor. Bu yazı buna dair, fakat bununla beraber Ankara halkının TEKEL işçilerine gösterdiği toplumsal ve vicdani dayanışmayı da burada övmeden geçemeyeceğim. Bu yüzden bu yazı 17 Ocak mitingi öncesinde ve sırasında karşılaştığım manzaralardan başlayıp sendikal merkezlerimizin bu süreçteki manzarasına geçecek.
DİRENİŞ GÜNDELİK RUTİNİ KIRAR
Devrimci durumun en harcıalem görüntüsü gündelik hayatın rutininin kırılmış olmasıdır. Türk-İş genel merkezi civarında, hayatın rutini paramparça olmuş. Görmeyenlere tasvir etmesi zor bir durum, sadece işçilerin kadınlı erkekli, öfke ve kararlılıkla orada bulunmasını, sürekli yapılan ziyaretleri, kaynayan çorba kazanlarını kastetmiyorum. Direniş Ankara’da belli bir düzen ve alışıldık parametreler içine girmiş sendikal ve siyasi alışkanlıkları kırdığı için de bu ifadeyi kullanıyorum. Aynı lokallerde benzer dedikodularla sıradan işyeri ziyaretleriyle geçen günler gitmiş, direnen işçilerin hayatını kolaylaştırabilecek ne yapılabilir diye her an kafa yoran ve akıllarına geleni süratle hayata geçirmek için çabalamakla geçen saatler gelmiş. Ankara’da tarih bir nebze olsun hızlanmış.
Bu tasvir kesinlikle akla ümit ve heyecan dolu bir atmosfer getirmesin. Türk-İş çevresine toplanmış TEKEL işçileri geriye çekile çekile en eski konfederasyonun genel merkezine kadar gerileyerek işçi sınıfının gücünün ne kadar azaldığını da simgesel olarak gösteriyorlar. Kuşatma altındaki Madrid’e sığınan Cumhuriyetçiler gibi geriye çekilecek hiçbir yeri kalmamış birbirine tutunarak direnen bir ordunun son neferleri. Son yirmi yılda sürekli aşağı doğru düşen ama yere yaklaştıkça yumuşak iniş ümidini koruyan sendikal hareketin ne kadar geriye gittiğinin ifadesi bu durum. İşçiler kendi genel merkezlerine kadar gerilemiş durumda, kuşatma altında düşmanın zaferini ilan etmek için düşmesini beklediği son kaleyi savunan ortaçağ savaşçılarını andırıyor.
Bir yandan bu küllerinden yeniden doğmak için bir fırsat olarak da görülebilir. Esas olarak KİT’lerde örgütlenmiş büyük bürokratik sendikaların zamanı çoktan geçmişti. Hükümet partileri nezdinde lobi yaparak, siyasi destek karşılığı avantajlı toplusözleşmeler elde ederek kendini idame etmiş bir hareketin yeniden doğuşunun zamanı zaten gelmiştir. Tek Gıda İş’in, TEKSİF’in özel sektör işyerlerinde örgütlenmeye değişik başarı oranlarıyla çabalaması, Koop İş’in dershanelere yönelik girişimleri son yıllarda tanık olduğumuz bir değişimdi. Sosyal devletin, kamu işletmeciliğinin kırıntılarının bile ortada kalmadığı bir ortamda siyasi bağlantıdan ziyade işyerinde direngenliği gerektiren bir tarzla sendikacılık yapmak gerekiyor. TEKEL işçileri tam da tarihin bu anında her iki tarzın arasındaki geçiş köprüsü olabilir. Ama bunun için sendikal hareketin bir bütün olarak bir değişim için tam da bu tarihsel anda bir süreç tespiti yaparak bu doğrultuda bastırması gerekiyor.
Kriz ortamının sermaye düzenini zorlayacağı ortadaydı, başından beri esas mesele bu zorluğun nasıl aşılacağıdır. Tıpkı iki binlerin başındaki esnaf eylemlerinde taca çıkan solun eski düzen partilerinin ikisi hariç çöpe atılıp AKP iktidarının oluşmasını seyretmesinin ve bu arada Türkiye sol siyasetinin temel toplumsal bağı olan kamu emekçilerinin de kendilerine verilen 4688 balonuyla taca çıkmaya fit olmasının bizi bugünkü solda sıfır konumuna getirmesi gibi bu defa da olan biteni seyretmek, ya da sadece protokolle bunların içinde yer almak, son yıllarda Türkiye solunda şahit olduğumuz otolikidasyon sürecini mantıki sonucuna ulaştıracaktır.
SENDİKAL ALANDA VAZİYET
17 Ocak mitingi sendikal merkezlerin önemli bir kısmının ve solun hükümete ancak Serbest Fırkanın CHP’ye yapabileceği kadar muhalefet edebilen kesimlerinin bu sürecin de elden kaçmasına neden olabilecek bir aymazlık içinde olduğunu bütün çıplaklığıyla gösterdi. İşçi hareketi varlık yokluk mücadelesi verirken Türk İş’in içindeki kavga ve Hak İş’in hükümet destekli manipülasyonları ortadayken, DİSK’in protokolle katılma tavrı bu sendikal merkezin şimdi varolduğu haliyle sınıfa ancak protokol işlevleri yerine getirerek faydalı olabileceğini, buradan onun ötesinde bir beklentinin pek gerçekçi olmadığını gösterdi. Öte yandan mitinge protokol düzeyinde katılım göstermek, tabandan tersi yönde baskı gelince bunu gayrı nizami taktiklerle baskılamaya çalışmak basiretsizliğin, öngörü eksikliğinin ve grup çıkarlarını hareketin çıkarlarının önüne koymanın KESK’te bu süreçte dahi aşılamadığının ispatıdır. Böyle bir tutumda ısrar önümüzdeki dönem öngördüğümüz politik gelişmeler gerçekleşirse sınıf ihaneti olur, sorumlularına da gereği gibi davranılır.
KESK genel merkezindeki bir ekip 25 Kasım’da neyin gerçekleştirildiğinin ayırdına varamamıştı ama sendikacılıktaki “tecrübelerinden” ötürü bunun kendilerine “yazacağını” koklayıp takvimde benzer eylemler için gün arıyorlardı. Onlar tarihin kendi takvimine uymaya çalışmayacaktır, üzücü olan genel merkezdeki bütün anlayışların bu konudaki mutabakatıdır. Ulusal Hareket AKP’nin açılımının kof olduğunu gördüğünü ve sosyal meseleyi ıskalayarak demokratikleşme alanında sahici bir gelişme sağlanamayacağını kabul ettiğini bu aralar siyasi temsilcilerinin ağzından ifade ediyor. Umulur ki AKP’ci sosyal liberallerin yetmişlerden miras şematik ve sermaye kuyrukçusu siyaset anlayışları doğrultusunda, AKP ile ifadesini MHP-CHP birlikteliğinde bulan gericilik arasında bir ana çelişki keşfedip hükümeti zayıflatacak inisiyatifler almaktan imtina etmezler, özellikle işçi sınıfının mücadelesinde. Önümüzdeki dönemin ihtiyacı sokaktaki muhalefetten üzüldüğünü belirten Başbakan yardımcısını daha da fazla üzmektir. Ama mesele sadece AKP ve temsil ettiği serbest piyasacı muhafazakarlık ve onunla mücadele değildir. TEKEL işçileriyle iki dakika konuşmuş herkesin de bildiği gibi onların kavgası hükümetle olduğu kadar sendika bürokrasisiyle dedir. Bu yönüyle de Ankara’daki direniş işçi hareketin gelecek yıllardaki yönelimine etki edecektir. Kavgaya bu saflaşmanın bilinciyle girmek gerekir: Bizi kuşatan düşman sermayenin yeni hegemonya projesinin taşıyıcısı olan, dünyada benzerlerini gördüğümüz, toplumsal muhafazakârlık soslu serbest piyasacı softalıktır. Beşinci kolsa içimizdeki her türden oportünist aygıtçı eğilim ve bürokratizmdir.
Bizim saflar işyerinde, mahallesinde bu hükümet eliyle yürütülen neoliberal dönüşüm saldırısının felaket sonuçlarını en yakıcı biçimde hissedenlerden oluşur. Esnek ve güvencesiz istihdam edilen kamu çalışanları, sendikal hakları kısıtlanan ve bu yolla gelir seviyeleri ve sosyal hakları budanan işçiler tabanda inisiyatif almalıdır. Mücadelenin yükü TEKEL işçilerinin sırtına bırakılamaz, onlar bugüne kadar üzerlerine düşeni fazlasıyla yaptılar. Direnişleri mücadeleleriyle kıyaslanmayacak bir biçimde son da bulabilir. O yüzden esas olan sürecin genelinin nasıl yürütüldüğü ve TEKEL işçilerinin direnişi gibi kahramanca mücadelelerin işçi sınıfı hareketinin politik hedefleri doğrultusunda nasıl değerlendirildiğidir.
Bugün Türk-İş sendikacılığı bitmiştir bu konuda aklı başında herkes hemfikir çünkü o tür sendikacılığın maddi zemini kalmamıştır, bunun yerine Hak-İş sendikacılığının inşasını seyretmekle yetinmeyeceksek, emek siyasetini, aygıt çıkarlarını gözeterek değil mücadelenin ihtiyacı olan meşru, militan kitlesel bir birleşik hareket inşasının gereksinimlerini öne koyup, tabandan merkezlere doğru iterek ve genel grev hedefiyle ilerletmeliyiz.
GÖRKEM DOĞAN




__________________
ŞİMDİ AKKOR ZAMANIDIR, YAKINDA YALNIZ IŞIK GÖRÜLECEKTİR!
BARİKAT isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
doğabilir, hareket, küllerinden, sendikal, yeniden


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sendikal cepheden doğru sinyal Katre Makaleler 0 11-10-2009 13:16
Kocaelispor küllerinden doğdu: 4-0 Haber-Ahmet Spor Haberler 0 01-26-2009 05:10
işci sınıfı ve sendikal haraket BABİL DİSK 0 06-22-2008 23:29
Türkiye'deki sendikal hak Haber-Ahmet Türkiye'den Haberler 0 04-10-2008 18:22
Bir Grev ve Sendikal Mücadele IMMANUEL Kitap ve Dergi Tanıtımı 0 05-25-2007 01:14


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 17:15 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447