Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Siyaset > Makaleler

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 12-11-2009, 17:39   #1 (permalink)
 
devriMaral - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12
devriMaral Seçkin bir yolda.
Standart Halkların Birliğinin Önündeki Engeller

Enternasyonaller, dünya halklarının karşı-devrim cephesi
karşısında bugüne kadar oluşturduğu en büyük güçtür...
Halkların bu güce ihtiyacı var....
Benmerkezcilik, pragmatizm, mülkiyetçilik, ulusal dar görüşlülük, icazetcilik, bunun önündeki başlıca engellerdir.


Emperyalistler, her alanda halkların karşısına tek cephe olarak çıkmaktadırlar. Emperyalist çıkarları gereği, aralarında çelişki ve çatışmalar çıktığında, bir yandan bu çatışmayı sürdürmekte fakat, halklar karşısında yine de bir blok olarak davranmaktadırlar. En somut örnek, Irak'tır. Güya, Avrupa emperyalizmi, Irak'ın işgaline karşıydı.

Nitekim, işgale karşı mücadele eden güçlerin bir kısmı buna ciddi ciddi inanıyorlardı. Bizim söylediğimiz açıktır: Avrupa emperyalizmi Amerika'yla pazarlık yapıyor, yarın işgali birlikte sürdürmekte uzlaşacaklardır. Nitekim, aralarındaki pay kavgası sürmekle birlikte, Irak'ta işgal kaç yıldır tüm emperyalistlerin siyasi, askeri onay ve katkılarıyla sürdürülüyor.

Buradan söylemek istediğimiz şudur ki, emperyalistler çıkarları için birleşebiliyorlar. Halklar da birleşmek zorundadır. Emperyalist kuşatmayı yarmamız, işgalci emperyalistleri kovmamaz, işbirlikçilerin saldırılarını püskürtmemiz ve dünya çapında emperyalizme darbeler vurmamız, bir yanıyla da bu birlikteliği başarabilmemize bağlı olacaktır.

Halkların birliğinin önünde de objektif ve subjektif çeşitli engeller var. Bu engeller esas olarak, bugün emperyalizme karşı şu veya bu şekilde mücadele eden güçlerin sınıfsal niteliklerinden, izledikleri politikalardan, emperyalist baskı ve kuşatma nedeniyle savruldukları çeşitli çarpık anlayışlardan kaynaklanmaktadır.

Bunların belli başlıları, benmerkezcilik... pragmatizm... ulusal dar görüşlülük... emperyalistler arasında "iyi emperyalizm, kötü emperyalizm" ayrımı yapmak... Yanlış birlik ve ittifak anlayışları... Ve en önemli nedenlerden biri olarak da uzlaşmacılık ve icazetçilik... olarak sıralanabilir. Emperyalizme karşı halkların birliğini sağlama mücadelesi, bir yanıyla da bunları etkisizleştirme ve aşma mücadelesi olacaktır.


Milliyetçilik ve mülkiyetçilik... Dünya halklarının bugün anti-emperyalist temelde birliğinin önündeki en büyük engellerden biri, milliyetçiliğin ve islamcılığın karakteristik olarak içerdikleri zaaflardır.

Milliyetçilik, mülkiyetçiliktir. Mülkiyetçilik, kendini çok çeşitli biçimlerde gösterir. Bazen bir mücadele alanını sahiplenir, bazen ülkeyi, bazen vatanseverliği sadece kendine mahsus görüp, başkalarına yasaklar.

Milliyetçiliğin ve mülkiyetçiliğin kaçınılmaz sonuçlarından biri de benmerkezciliktir. Herkesin ve herşeyin kendilerine tabi olmasını isterler. Bu gerçekleşmediğinde, her türlü birliğin, ittifakın önüne çıkmaktan kaçınmazlar. Grup çıkarları için, genelin çıkarlarını çiğnemekte sakınca görmezler.


İslamcılığın pragmatizmi ve uzlaşmacılığı... Bugün anti-Amerikan mücadelenin bir yanında da çeşitli islamcı güçler yer almaktadır. Hizbullah'dan Hamas'a, İslami Cihad'dan Taliban'a kadar bu güçler, Amerikan emperyalizmine ve onun işbirlikçisi Siyonizme karşı belli bir mücadele içindedirler.

Bu yanları, halkların cephesine yazılan yanlarıdır; ancak islamcı güçler, bu mücadeleleriyle birlikte, karakteristik olarak bünyelerinde barındırdıkları yanlış, sakat, çarpık anlayışları da halklar cephesine taşımaktadırlar. Bunların başında, halka zarar veren yanlış eylem çizgisi, pragmatizm ve kendini dayatan ittifak çizgisi gelmektedir.

Bilindiği gibi, Irak direnişinde, ulusalcı Baas'cılar ve islamcılar etkilidir. Irak'ta direnişin bu kadar güçlenmesine, yaygınlaşmasına rağmen, geçen bu sürede iktidar alternatifi bir konuma gelemeyişinde, işte bu iki yanın özellikleri belirleyicidir. İslamcıların pragmatizmi, milliyetçiliğin mülkiyetçiliği nedeniyle bir araya gelememektedirler. Bugün aynı sorun belli ölçülerde Filistin direnişinde de yaşanmakta, ulusalcı ve islamcı güçler, Filistin mücadelesinin birliğini adeta sabote etmektedirler.


Birliklerin gelişmesinin önündeki barikat: İcazetçilik... Ortadoğu'da bir çok örgüt, politikalarını belirlerken, Arap ülkelerinin ne deyip demeyeceği, Avrupa'nın ne tepki vereceği, üslendikleri ülke yönetiminin tavrının ne olacağı gibi, çok çeşitli hesaplar, kaygılar altında, açık net politika yapamaz duruma gelmişlerdir. "Ortadoğu politikacılığı" olarak kavramlaşan bu durum, halkların çıkarlarının bu tür hesaplara kaygılara feda edilebilmesini beraberinde getirmektedir. Dahası, bu güçleri ittifatlar, birlikler konusunda da istikrarsızlaştırıp güvenilmezleştirmektedir.

Kuşkusuz bu durum sadece Ortadoğu'ya özgü değildir. Bugün Avrupa'da kendilerini bir çok şeye "karşıt" olarak tanımlayan sivil toplumcu muhalif gruplar da, Avrupa emperyalizminin veya emperyalizmin polisinin çizdiği sınırları asla aşmamakta, o sınırlara zorlamamakta, tersine kendilerine çizilen çerçevede muhaletef yapmaktadırlar. Bu tür muhalif grupların bir kısmı, finansal olarak emperyalizme bağlı iken, böyle bir bağlılığı olmayan bir çok grup da, polisin çizdiği sınırlar içine hapsolmuştur. Silahtan, illegaliteden, gerçek anlamda örgütlenmekten uzak duran bireyci, otonomcu, sivil toplumcu gruplar böyle ortaya çıkmıştır ve bunlar, anti-emperyalist mücadelede bu konumları nedeniyle istikrarsız bir konumdadırlar.


AB'cilik, sivil toplumculuk: Avrupa Birlikçiliği ve sivil toplumculuk da, halkların anti-emperyalist birliğinin önündeki engellerden biridir. Hatırlanacaktır, Amerikan emperyalizmine ve "savaşa" karşı çıkan fakat aynı zamanda AB'ci olan çeşitli gruplarla, çeşitli sivil toplumcu hareketler, Irak'ın işgaline karşı dünya çapında sürdürülen muhalefetin oldukça önemli bir bileşeniydiler. Ama bu kesimler, aynı zamanda bu birliğin en zayıf halkasını oluşturuyorlardı. Nitekim, daha sonra, Avrupa emperyalistlerinin Irak konusunda Amerika'ya muhalefetten yavaş yavaş çark etmeye başladıkları aşamada, bu kesimler de eylemlerden çekildiler. AB'cilerin ve sivil toplumcuların anti-emperyalist görünümlü anti-Amerikan muhalefeti, esas olarak icazet sınırları içinde bir muhalefettir.


Soldaki iddiasızlaşma... Solda geçmişten taşınan veya sonraki savrulmalar içinde ortaya çıkan çeşitli zaaflar, halkların birliğinin önündeki engellerden biridir. Sosyalist sistemin varlığı, bir yandan sosyalist, ilerici, yurtsever güçler açısından nesnel bir birlik ve dayanışma zemini sağlarken, sosyalist sistem içindeki "kamplaşmalar" da tersinden özellikle komünist, sosyalist hareketler nezdinde bir parçalanmaya yolaçıyordu. Bu parçalanma tarihe daha çok "SBKP ÇKP ve AEP (Arnavutluk Emek Partisi) yanlıları arasındaki kamplaşmalar olarak geçti. Bu kamplaşma, uzun yıllar boyunca gerek dünya çapında, gerekse ülkelerin kendi içinde solun ve halkın birliğinin sağlanmasının önündeki başlıca engellerden biri oldu.

Bu kamplaşma bugün yok; fakat kamplaşmanın oluşturduğu kültür, çok çeşitli boyutlarda yaşamaya devam ediyor. Sol güçler içinde birbirinin yokolmasını elini ovuşturarak izleyen anlayışların varlığı işte o olumsuz kalıntıların bir biçimidir. O kültür içinde birliklerin, ittifakların emek, fedakarlık, taviz olduğu unutulmuş, birbirinin altını oymaya çalışan, birbirinden emek hırsızlığı yapan, mücadeleyi ve birliği güçlendirme değil, reklamcılık peşinde koşan tarzlar gelişmiştir.

Dünya soluyla, birlik ve ittifak ilişkileri konusunda, herkesi kendine tabi kılma temelinde anlayan benmerkezciliklere, mülkiyetçiliklere, bencilliklere karşı devrimci hareketin anlayışı net olmuştur. Savunma'da sosyalistler olarak enternasyonalizme yaklaşımımız şu şekilde vurgulanmıştı:

"Sosyalistler arası ilişkiler hiçbir zaman 'uydu'luk ilişkisi değildir. Sosyalistler her şeyden önce enternasyonalisttir ve ilişkiler bu temelde dostluk, dayanışma olarak şekillenir. Bizim, sosyalist ülkelere bakış açımız, eleştirilerimiz bellidir. Buna karşın, sosyalist sistemi oluşturan tüm güçler bir bütün olarak dostlarımızdır ve emperyalizme karşı ittifak politikamız içindedirler."


İttifaklar konusundaki çarpıklıklar... Emperyalizme karşı mücadelede bugün doğru ve gerekli olan, emperyalizmle çelişkisi olan tüm güçleri toparlayabilmektir. İşte bu noktadaki bazı çarpık, kendine güvensiz anlayışlar da, halkların birliği önündeki engellerden biridir. Bu çarpıklık, esas olarak emperyalizme karşı şu veya bu şekilde tavır alan, mücadele eden islamcı ve ulusalcı güçleri ittifaklar içinde görmemek noktasında ortaya çıkıyor. Mesela, Irak'ta direnişi sürdüren Baascılar, geçmişteki diktatörlük yönetiminin devamı oldukları için, veya islamcılar, çeşitli dönemlerde halka karşı baskı ve terör uyguladıkları için, veya AB'ciler, AB'ci oldukları için, emperyalizme karşı ittifak içine alınmak istenmiyor. Sıralanan tavırların hepsi eleştirilmesi ve mahkum edilmesi gereken tavırlardır. Ancak bu, bugün Amerika'ya karşı mücadele eden, savaşan güçlerin dışlanmasını getirmemelidir.

Evet, bu güçlerin anti-emperyalist saflarda ne kadar kalacakları bile şüphelidir. Geçmişte "yeşil kuşak" çerçevesinde Amerikan emperyalizmiyle yaptıkları ittifakın özeleştirini yapmayan İslamcıların, yarın da aynı pragmatik ittifakları yapmayacağının da bir güvencesi yoktur. Baascılar, yarın tekrar iktidar olsalar, halka karşı baskıyı sürdürmeyeceklerine dair bir garanti verilemez. Veya Hamas, Gazze'de olduğu gibi, kendi dışında kimseye söz hakkı tanımak istemeyen bir yönetim anlayışına sahiptir. O halde ne yapılacak? Bunların hepsi dışlanacak mı?

İşte burada sorun, ideolojik olarak kendine güven sorunu ve emperyalizme karşı en geniş cepheyi oluşturma anlayışıyla hareket etme sorunudur. Emperyalizme karşı savaşan güçleri, "Halkların Birliği"nin bir parçası olarak görmeliyiz. O birlik içinde onların pragmatik, benmerkezci, icazetçi yanlarıyla da savaşılacaktır. Buna rağmen, o zaaflarında ısrar edenlerle yollar ayrılır, ama oraya kadar, birlikte savaşılabildiği kadar, birlikte savaşılmalıdır. Bizim bu güçlerle çelişkilerimiz ikincil, emperyalizmle halklar çelişkisi baş çelişkidir. Bu konudaki sekter, çarpık yaklaşımlara prim verilmemelidir.


Türkiye solunun güçlü anti-emperyalist geleneği, yol göstericidir: Türkiye devrimci hareketi, güçlü bir anti-emperyalist geleneğe, güçlü bir enternasyonalizme sahiptir. Onyıllardır Filistin davasını her koşulda sahiplenmesi, dünya halklarına karşı yapılmış her saldırıya, kendi topraklarından cevap vermeyi bir görev sayması, Siyonist İsrail'e, Amerikan emperyalizmine başka ülkelerde, başka halklara karşı işlediği suçların karşılığını ödeten enternasyonalist eylemler, bu ruh ve cüretin devamıdır. Mesele her şart altında emperyalizme ve oligarşiye karşı ezilen halkların iktidarını hedefleyen bir mücadeleyi sürdürmektir. Hiçbir hesapla, kaygıyla, onlarla uzlaşma içine girmemektir. Türküyle, Kürdüyle Anadolu halklarını anti-emperyalist, anti-oligarşik devrim bayrağının altında toplayacak olan, sabır, kararlılık ve cesaretle bu çizgide yürümektir.

Solun çeşitli alanlarda güç ve insiyatif kaybına bağlı olarak, soldaki iddiasızlaşmaya, kendi küçük dünyasına hapsolma gibi etkenlere bağlı olarak enternasyonalist reflekslerinde de elbette bir zayıflama olmuştur. Fakat yine de solun başta Irak, Filistin olmak üzere, dünyanın bir çok bölgesindeki gelişmeler karşısındaki duyarlılığı, bu damarın köklü ve güçlü olduğunu da göstermektedir. Bu zeminde emperyalizme karşı birliği kendi topraklarımızda gerçekleştirmekten başlayarak, bu birliği Ortadoğu'ya ve giderek diğer bölgelere yayabiliriz.

"Biz Marksist-Leninistler, her şeyden önce enternasyonalistiz. Halkların birliğinin savunucularıyız."

(Haklıyız Kazanacağız)

***

Dağıttıkları Afgan halkının etidir!


TSK, 1 Kasım'dan itibaren üçüncü kez Afganistan'ın Kabil Bölge Komutanlığı'nı üstlenirken, Amerika'nın isteğiyle TSK'nın Afganistan'daki asker sayısı da mevcudun iki katına çıkartıldı.

Kabil bölgesinde görevli olan TSK, Kurban bayramı nedeniyle 200 büyükbaş hayvan kesip Afgan halkına dağıttı. Yüzlerce kişiye de gıda paketleri verdi. Özcesi, oligarşinin askerleri, 2 paket makarna, 1 kg. et ile işgaldeki suç ortaklıklarını aklamaya çalışıyor. AKP'nin ülkemizde yoksul halka yaptığı sadaka politikasını TSK da işgal altındaki Afgan halkına karşı uyguluyor.

Bu politika Aganistan'da ilk kez kullanılmıyor. Afganistan'ın ilk işgal edildiği yıllarda Amerika bir taraftan halkın üzerine bomba atarken, diğer taraftan da aç, yoksul Afgan halkına direnmemesi için rüşvet olarak uçaklarla bozulmuş gıdaları atıyordu.

Aynı politikayı Amerika TSK'nın müslümanlığını kullanarak sürdürüyor. "Müslüman AKP" ve "Müslüman Türk askeri"emperyalistlerin Afganistan'daki "kınalı kekliği"dir. Dağıttıkları et Afgan halkının etidir.

***

Bakın, Adnan Menderesler, Türkiye askerini kimin yardımına göndermiş?


Güney Kore Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu 1950-53 yılları arasındaki Kore savaşı'nın ilk aylarında, Kore Demokratik Halk Cumhuriyetini destekledikleri gerekçesiyle yaklaşık 5 bin kişinin hükümetin emriyle sistemli bir şekilde katledildiğini açıkladı. Güney Kore yönetimi katliamı kabul etti.

Amerikan işbirlikçisi Güney Kore yönetimi halka karşı işlediği suçlarının üzerini 5 bin kişiyi öldürdüğünü kabul ederek, özür dileyerek örtemez. Hakikat Komisyonu'nun açıkladığı 5 bin rakamı gerçeklerin yanında çok küçük kalır. Emperyalistlerin ve işbirlikçilerinin Sosyalist Kuzey Kore'nin kuruluşunu engellemek için katlettikleri insanların sayısı onbinlerce değil, yüzbinlercedir.

Oligarşinin temsilcisi Adnan Menderes'de NATO'ya girme karşılığında Kuzey Kore halkını katletmek için asker göndermişti. Binlerce mehmetçik Amerika'nın çıkarları için ölmüş ve öldürmüştür.

Yürüyüş



__________________
“İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.”

Laz Marks


devriMaral isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
birliğinin, engeller, halkların, önündeki


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
sizce komünizm özgürlüğü büyük derecede engeller mi??? ozzy_007 Anketler 15 09-06-2009 01:05
Yunan solunun önündeki engeller ve fırsatlar okyanus DSİP 0 08-04-2009 16:20
Baykal: Etnik kimlik önündeki fiili engeller kaldırılmalı EWİNDARE KomünistForum Haber Servisi 1 06-12-2009 23:58
Baykal: Etnik kimlik önündeki fiili engeller kaldırılmalı ziba21 KomünistForum Haber Servisi 0 06-12-2009 16:07
Barikatın önündeki KESK Rozerin KESK 0 06-09-2009 12:53


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 02:09 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447