![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | ![]() Doğrulanan tek gerçek, halkların ulusal ve sosyal kurtuluş için, emperyalizm karşısındaki tek seçeneğinin direniş ve savaş olduğudur. Halkların Tek Kazanma Şansı Emperyalizme Karşı Birleşmek, Savaşmaktır! Barıştan mı yoksa savaştan mı yanayız? Sorunun böyle sorulmasını reddediyoruz; ama soru, "emperyalizme karşı barıştan mı, yoksa savaştan mı yanasınız?" diye sorulduğunda, cevabımız nettir: Savaştan yanayız!.. Savaştan yanayız; çünkü bu ezilen halkların tek kurtuluş yoludur. Savaş ve barış konusundaki bu tavrımız, siyasi hareket olarak sınıf mücadelesinde yeralışımızdan bu yana böyledir. Ve bunu, barış tezlerinin bir hayli moda olduğu bir dönemde yine şöyle ifade etmiştik: "Biz, Marksist-Leninistler, halkımızın emperyalizm ve oligarşi tarafından sömürülmesi, ülkemizin zenginliklerinin yağma ve talan edilmesi, ulusal onurunun ayaklar altına alınması, toplumumuzu çökerten yozlaşma, çürüme üzerine faşizmin baskı ve terörüyle kurulmak istenen barışı reddediyoruz. Bizler, ülkemizi emperyalizm ve bir avuç sömürücü asalaktan kurtaracak, halkımıza gerçek barışı getirecek anti-emperyalist, anti-oligarşik halk devrimi için savaşıyoruz." Bugünün dünyasında "Amerika Defol" demek büyük bir cürettir. Çünkü "Amerika Defol" demek, "terör örgütü listeleri"ne, "kara liste"lere alınmaktır; emperyalizmin hükmettiği her yerde faaliyetlerinin yasaklanması, kadrolarının üyelerinin baskı altına alınması demektir. Dünyanın "darlaşması", nefes alacak bir yer bulamamak demektir. Tutsaklıklarla, şehitliklerle büyük bedeller ödemektir. Türkiye Marksist-Leninistleri bu cürete sahiptir. Bu bedelleri ödeme kararlılığına sahiptir. Bugün bu netlikle "ABD Defol! Bu Vatan Bizim!" kampanyasını sürdürüyoruz. Bu kararlılıkla, cephemizi genişletmek için, dünya halklarının emperyalizme karşı birliğini sağlamak için adımlar atıyoruz. Emperyalizme karşı halkların birliği düşüncesini her yerde savunuyor, bunu maddi bir güce, maddi bir örgütlenmeye kavuşturmayı hedefliyoruz... Ulusal ve sosyal kurtuluş için emperyalizmin karşısına çıkmak, hiçbir zaman kolay ve bedelsiz olmadı. Devrimci hareketin önder kadrolarını şehit verdiği 12 Temmuz da bunun bedeliydi. Amerikan emperyalizmi, diğer emperyalistleri de peşine takarak, Körfez'de tarihin en büyük askeri yığınaklarından birini yapmış ve bu yığınakla, başta Irak yönetimini ve halkını, onlar aracılığıyla da tüm dünya halklarını, anti-emperyalist bir tutum içinde olan tüm liderleri ve örgütleri tehdit ediyor, gözdağı veriyordu. Emperyalizme karşı çıkanın başına bombalar, kurşunlar yağacaktı. Sosyalist sistemin dağıldığı o günün dünyasında bu tehdit oldukça etkili de olmuştu. Benzeri az görülen emperyalist haydutluk karşısında sesini çıkaranların sayısı, tüm dünya çapında oldukça azdı. Bunlardan biri de devrimci hareketti. Hem kitlesel, hem silahlı düzeyde emperyalist savaşa karşı son derece güçlü, ve yaygın bir mücadele sürdürülüyordu... Emperyalizmi en fazla teşhir eden ve emperyalizme darbeler vuran bu mücadele cezalandırılmalıydı. Devrimci harekete karşı gerçekleştirilen 12 Temmuz 1991 katliamı işte buydu. Amerikan emperyalizmi ve oligarşi, bu büyük darbeyi vururken, bizi en azından o günkü uzlaşmaz çizgimizden gerileteceklerini hesap ediyor olmalıydılar. Evet, 12 Temmuz'u bir çok açıdan değerlendirdik, ama bir tek şeyi yapmadık: Emperyalizmin istediği ve beklediği şeyi yapmadık. Emperyalizme karşı olan çizgimizi gözden geçirmedik. Buna hiç gerek duymadık. Tersine, şu sonucu çıkardık: Doğru yoldayız. Yapmamız gereken emperyalizme karşı mücadelemizi daha da büyütmektir. O günden bu yana, hala bu çizgide mücadelemizi sürdürüyoruz. 1990 başlarından bugüne, geçen zaman, bizim doğrulanmamızdır. Emperyalizme karşı savaşmaya artık gerek olmadığını... emperyalizmin artık değiştiğini... ülkelerin bağımsızlığı diye bir şeyin artık geçerli olmadığını... faşizme karşı da savaşmaya gerek olmadığını çünkü faşist diktatörlüklerin bizzat emperyalistler tarafından tasfiye edileceğini... tüm bu zırvaları ileri süren teoriler iflas etti. Bir tekini bile doğrulamadı geçen zaman. Doğrulanan tek gerçek, halkların ulusal ve sosyal kurtuluş için, emperyalizm karşısındaki tek seçeneğinin direniş ve savaş olduğudur. Var diyenlere tek bir sorumuz vardır: Emperyalizm tarafından ülkeleri açık olarak işgal edilen Irak ve Afganistan halkına direniş ve savaş dışında önerebileceğiniz bir yol var mı? Gerçekte, soru, tüm yeni-sömürgeleri kapsamaktadır. Yeni-sömürgeler için de önerilebilecek başka bir yol yoktur. Başka herhangi bir yoldan bugüne kadar, emperyalizme karşı bağımsızlığını kazanmış, direniş ve savaş dışında başka bir yoldan halkın devrimci iktidarını kurabilmiş herhangi bir ülke yoktur. Bugün dünya halklarının mücadelesi, dünyadaki devrimci, ilerici, örgütlerin mücadelesi, çok çeşitli nedenlerin sonucunda bölünmüş, parçalanmış bir mücadeledir. Oysa halkların böyle bir birliğe hem ihtiyacı büyüktür, hem de böyle bir birlik mümkündür. Ortak zemin, emperyalist işgallere, kuşatmalara, açlığa karşı mücadeledir. Bu zeminde, emperyalizme karşı mücadele eden herkes yeralabilir. Halk Cephesi'nin çağrısıyla, organizasyonuyla, dünyanın bir çok ülkesinden anti-emperyalist mücadelede yer alan çeşitli örgütler, kurumlar, "Emperyalizme Karşı Halkların Birliği Sempozyumu"nda bir araya geldiler. Ancak, bu bir araya geliş, hem yaygınlığı, hem muhtevası bakımından henüz yetersizdir. Bu konuda daha atmamız gereken bir çok adım var. Birinci olarak; böyle bir platforma, böyle bir birliğe, dünyanın her yanından yüzlerce anti-emperyalist, devrimci, vatansever örgütü katabilmeliyiz. İkincisi, muhteva olarak bu bir araya gelişler, daha şekilli, bağlayıcı, ortak bir irade ve ortak bir mücadele geliştirebilen birliklere dönüştürülebilmelidir. Halk Cephesi, bu adımı atarken, bunları hedefliyor. Dünya halklarının mücadelesini politik, örgütsel ve ideolojik olarak omuzlayacak enternasyonalist kurumlar, bugünün ihtiyaçları arasındadır. Bu kurumlar, bugün için, 1. Enternasyonal, 3. Enternasyonal gibi, mücadelenin her cephesine birden cevap veren tarzda değil, daha çok çeşitli ihtiyaçlara cevap veren farklı farklı kurumlar biçiminde gerçekleşebilir. Bunların bazıları, tüm anti-emperyalist güçleri içerirken, bazıları, esas olarak devrimci, Marksist-Leninist hareketleri kucaklar. Burjuvazinin tüm dünyaya kendi ideolojisini dayattığı, daha önemlisi, küçük-burjuva sol kesimlerin de silahlı mücadeleden illegaliteye, ahlaktan özgürlüğe kadar hemen her kavramı çarpıttığı bir dünyada, Marksist-Leninist ideolojiyi savunan enternasyonalist bir platformun da olması elbette mücadele için büyük bir güçtür. Ki, devrimci hareketin partileşirken önüne koyduğu hedeflerden biridir bu. Devrimci, yurtsever, Marksist-Leninist tüm güçlerle enternasyonalist dayanışmada bulunmak, uluslararası düzeyde emperyalist ideolojiye karşı çıkmak, öldüğü ilan edilen sosyalizmin, proletarya ideolojisinin kavgasını vermek, ezilenlerin geleceği açısından son derece önemlidir. Halkların birliğini sağlayacak tüm bu kurumların asgari ortak noktası, halkların emperyalizme karşı direniş ve savaşının meşruluğunu kabul etmek olmalıdır. İlerici, devrimci, sosyalist, vatansever olma iddiasını taşıyanların hiç tartışmaması gereken bir olgudur bu. Tartışanlar, emperyalist kuşatma altında, burjuvazinin ideolojik saldırıları altında, tarihsel gerçekleri savunabilme cesareti bile gösteremeyenlerdir. Emperyalizmle savaşın karşısına barışı koyanlar, tarihi bir yanılgıyı tekrar ediyorlar. Bunu ilk olarak Sovyetler Birliği yaptı. Bedelini, YOK OLARAK ödedi. Bu son derece önemli, öğretici bir tarihsel derstir. Sovyetler Birliği ve onun paralelindeki komünist partiler, daha 1970-1980'lerde siyasal faaliyetlerinin büyük bölümünü, "sınıfsal zemini belirsizleşmiş barış mücadelesine" harcamış, adeta, "savaş fobisine" kapılmışlardır. Savaş kötüdür. Savaş korkutucudur. Marksizm-Leninizmle ilgisi olmayan bu çarpık yaklaşım, SBKP gibi, dünya solu üzerinde son derece etkili bir parti tarafından savunulunca, etkisi de büyük olmuştur. Bugün ülkemizin aydınlarının bir çoğunda, reformizmin "savaş-barış" söyleminde hakim olan üslup da SBKP çizgisinden alınmıştır. Sorun emperyalizmin en temel niteliklerini unutmaktadır. Dünya emperyalizm tarafından paylaşılmıştır. Küba, Kore gibi sosyalist ülkeler hariç, bu böyledir. Dolayısıyla dünyanın emperyalizm tarafından paylaşılmış bölgelerinde, olumlu veya olumsuz hiçbir ekonomik, siyasi, askeri, sosyal gelişme, emperyalizmden ayrı düşünülemez. Böyle olduğu içindir ki, saflaşma çok netleşmektedir. Dünyanın bugünkü koşullarında, herkes ya emperyalizme karşı, ya onun yanında olmak zorundadır. Üçüncü bir yol, arada bir yer, yoktur. Herhangi bir gelişme ya emperyalizmle birlikte olacaktır, ya da emperyalizme rağmen. Emperyalizmle birlikte, emperyalizmin izni, onayı, icazetiyle olan her gelişme, burjuvaziye yarar. Halkın çıkarlarını savunuyorsak, emperyalizme rağmen yürünülen yola gireceğiz. O yol, direniş ve savaş yoludur ve o yol, zafer şansının olduğu tek yoldur. Halkları emperyalizme bağımlılıktan kurtarmak, ülkeleri emperyalist işgallerden kurtarmak, emperyalizmin terör saldırılarını püskürtmek için, EMPERYALİZME KARŞI SAVAŞAN ilerici. devrimci, Marksist-Leninist, islamcı, ulusalcı tüm örgütlerle, eşit, dostça, işbirliği ve dayanışma temelinde ilişki kurmaktan, birlikler oluşturmaktan yanayız. Emperyalizme karşı savaştıkları, halkların mücadelesine zarar vermedikleri sürece, tüm güçler halkların birliğinin bir parçası olabilir. Tüm bu güçlere, emperyalizme karşı direniş, savaş ve birlik çağrısı yapıyoruz. "Birleşelim, savaşalım, kazanalım" çağrısında bulunuyoruz. Dünyanın tamamına yakını, emperyalist hegemonya altındayken, emperyalizm her türlü direnişin üzerine işgallerle, terörle saldırırken, "barışı koruma" mücadelesi emperyalizme hizmet ediyor sadece. Bugünkü koşullarda, emekten, halktan yana olanlar için, söylenmesi, savunulması gereken tek şey, emperyalizme karşı direniş ve savaşa davettir. Çünkü bu halkların tek kurtuluş yolu, tek kurtuluş şansıdır. *** Doğrulanan tek gerçek, halkların ulusal ve sosyal kurtuluş için, emperyalizm karşısındaki tek seçeneğinin direniş ve savaş olduğudur. * Halkların birliğini sağlayacak tüm bu kurumların asgari ortak noktası, halkların emperyalizme karşı direniş ve savaşının meşruluğunu kabul etmek olmalıdır. İlerici, devrimci, sosyalist, vatansever olma iddiasını taşıyanların hiç tartışmaması gereken bir olgudur bu. Yürüyüş
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| halkların, kazanma, tek, şansı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mutlu Olma Şansı | Kant | Yılmaz Güney | 0 | 07-02-2009 16:20 |
| 'Üç Maymun'un Oscar şansı var mı? | Haber-Ahmet | Kültür Sanat Haberler | 0 | 01-15-2009 01:08 |
| 'Bay Evet'in özel hediyelerini kazanma firsatı | Haber-Ahmet | Kültür Sanat Haberler | 0 | 01-15-2009 01:08 |
| Hayat Bize Mutlu Olma Şansı Vermedi | REDSIDE | Yılmaz Güney | 2 | 09-13-2008 13:04 |
| Galatasaray'ın son şansı | Haber-Ahmet | Spor Haberler | 0 | 12-19-2007 02:11 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 02:09 .