![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Davos Yaz Morluk Bırak Gazze'ye Gönder Picasso, sakin adamdı ama iyi fırça atardı. Paraşütünü sağa çekti Feride. Toprağın butonuna bastı. Kalın bir ölüm ansiklopedisi ve taze sıkılmış yumruk suyunu alıp göğe uçtuğu yerden devam etti. Yükseldikçe yerin saç diplerindeki köpekleri görebiliyordu. Konserve kutusundan haşlanmış silah yumurtalarını çıkardı. Bam bum güm senfonisini dağıtmak için insanlığı detone olmuş askerlere bir doo çıkışı yapmalıydı. Gazete yerine uçuk çıkaran bütün büyük patron çalıkafalar için manşet bombası hazırlamak derdinde değildi. Böyle bir niyeti olsaydı. Yo yo böyle bir niyet ihtimalini yazarak ta vakit kaybedemezdi. Minareye Havai Fişek görüntülerini izlemek için çıkıp, ahmaklık ihalesini kazanan moleküler gruplara laf anlatacak hali de yoktu. Ülkesindeki bütün ağaçların eninde sonunda A4 olacağını anlamasının üzerinden birkaç yıl geçince paraşütünü tamire verip yeryüzünden uçucu bir sebeple ayrıldı. Ohh bee.. Dünya yokmuş. Şimdi medeni hali halsiz olan bütün yetişkin ölülerin duruşuyla uçuyordu. Ne güzel. Sipariş yazılar yazıp hart direktörlerin midesine oturmak yerine Berşaba’da mızıka çalıp Gazze’de küfesine bir çocuk alıp hatta bunu sık tekrarlayıp yaşamın şeddeli okunacağını onlara öğretebilirdi. Şimdi beni anlıyor musunuz dostlarım, şimdi Naci El- Ali’nin ‘sizi tanıdığıma memnun oldum bayım’ diyen Polyanna yerine neden bir Hanzala çizdiğini anlayabiliyor musunuz? Şimdi ölümün günlük gazeteler gibi basıldığı ülkeler dururken, kalsiyum hamalı olmuş dişleriyle kürdan reklamcılığına soyunanların aptalca gülüşleriyle neden alay ettiğimi anlayabiliyor musunuz? "Hiçbir şey anlatmayan bir yazının olma ihtimaline bile üç dakikalık saygı duruşu dilenmeyeceğim" dedi Feride, zaten bütün birikimiyle bir paraşüt almıştı. Havadan kazanmak böyle bir şey. Belki de değil. Bilmem. PARAŞÜTTE GEÇEN BİR GÜNÜN ÖZETİ… Beyazsaray’dan kaçırdığı golf sopasıyla çorbasını karıştırdı Feride. Vurucu cümleler kurmak için çoktan öldürülmüş olması gerekiyordu. Leyleklerin zirvesi gökdelenlerin bodrum katında yapılıyordu. Bunu göğün büyüklüğünden anlamıştı Feride. Kampus kafalı su bidonundan bir bardak su içti. Ama gökte. Leyleklerin suratı teneffüs zilinden önce dağıldığına göre Hoca dersi kısa tutmuş dedi feride. Güldü . Sınıftakiler diğer gün için mor tuval üzerine hurdaya verilmiş bir tank resmi çizme cezası aldılar. Dünya 40 gün 40 gece Picasso’dan yediği fırçayı unutamadı. Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks Konu devriMaral tarafından (08-27-2009 Saat 19:02 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | “ Kargalar göğü çaldırıp kapatır, kırlangıçlarsa arar.. Göğe park edilmiş paraşüt Feride’nindi. Yeryüzünden çıkan gazetelerin satıldığı küçük yağmur esnafını selamladı. Hayy’dan gelip Huya giden füzeler yapan çocuklar için teneffüs zili çaldı gitarıyla. Burada Hayvanat Bahçesi hiç mimarlık bölümünde okuyan Yolmert’i gördü. Durdu ağız dolusu güldü. Yolmert’in bayrağıyla Göğün tozunu alıyordu kırlangıçlar. ‘Ohh bee’ dedi Gazze’nin canına değsin. Yanına yaklaştı: Ooo bay Yolmert ben de havanın neden karardığını merak ediyordum. Kolay gelsin. Acı acı güldükçe ağzından fışkıran çocuk kemikleri Bay Yolmert’in insafını deliyordu. ‘Ehh’ dedi Feride. ‘Yeryüzünde anlaşılamayan bir şey kalmamıştır umarım’ diyerek, her çeşit odunların satıldığı Anlam Butiği’ne girdi. Her şey manasızdı. Anlaşılmak için bir odun seçmesi gerekiyordu. Bunu yapamazdı. Bu öldüğümü kimseye söylememiştim ama herkes biliyordu demekten başka bir şey değildi. Göğün manası yerden uzaklaştıkçaydı. Her şey böyleydi. Yazının kozmetiği olmaz, yazının bedeni değişmez, yazının diyeti olmaz, yazı aşk kükreyen muhallebi cellatları için pembelikleri kutsamaz. Yazı kılıcını çekip kestane kavuran şovalyelerin yumuşak karnı değildir. Yazının ruhu magazinel çığırtkanlıklarla yad edilmez. Yazı, kaybettiği aklını googleden bulmaya çalışan teknolojik köhneliğin akrabası değildir. Yazı Sümerlerce bulunup sünepelerce tüketilen dizel manifestolar bataklığında büyümez. Bunu kafasından tutuklanan düşünce mahkumlarına sorabilirsiniz. Bunu Ebuzerin eskittiği yalnızlığın sadece soğuk bir içecek olduğunu düşünmeyerek anlayabilirsiniz. Bunu defalarca anlayabilirsiniz ki attığınız taşların da gittiği yer topraktır. Feridenin eli armut toplamıyordu sadece yazıyordu. Güldü zarfın ağzını kapattı. Pul yapıştırma işini de kuru sıkı kahkahalar atanlara bıraktı. Feride göğün kolayına kaçan kuşlarla zaten konuşmuyordu. Hiçliğimizin kalan Ömrünü nitelikli geçirelim Baylar.. Saygılar.. Feride... Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Feride, silahın söküğünü diker bahçeye.. Dert zili çalıyor.. Dışın dışın dışın. Ne yaptınız bakayım tatilde? Hiçççç, öldük sadece.. Gazze’yi iyi çalıştık Matmazel KANtin. Ayakta atıştırdık kurşun yağmurlarını. Annemizin güneyini vurdular.. Babamızın ölüsünü kapıya kadar geçirdik. Kahvaltılarımız postal ezmesi ve çekirdeksiz bombalar yiyerek geçti. Dedemiz çekmiyordu evde, toprağa yerleştirdik orda çalıştı. Ölümü netti artık. Kalan sağlar kimindi anlamadık. Heidi’nin bir bölümünü Gazze’de çekti Miyazaki. Heidi morg çekimleri için bizim ülkemizi tercih etmiş buna kadraja sığmayan kemik sızlamalarıyla eşlik ettik. Yüzümüze saatler asıldı, denizimizde sakatlanan balıkları tamir ettik. Feride birazdan burada olur Matmazel Kantin. Onu halası bırakacak okula ama cenaze arabasıyla. Çarpım tablonuzun hava yastığı açılsaydı matematiğimiz üç basamaklı en doğal yaşama hakkını size öğretebilirdi. Velilerimiz toplandı ama Gazze’nin evliya mezarlığına. Kaç zayıfımız var, kaç kemiğimiz kıkırdadı ölürken, kimin saçını çekmişiz de elimiz de patlamış bitki örtümüz kadavra, İngilizce mealli halk şarkılarımızı büyük harfle yazarsak kesme işaretiniz ne olur diye sorduğunuzda koroyla Amerika dersek zaten ölümüz kalacaktı sınıfta. Tünellerinin esneyen ağızlarını kapatan mübarek balkabağının açığını, canımızla kapattık desek, kaç dikiş atılır tebeşirimizin yazamadıklarına. Elif, be, te, se, cim, do, re, mi, fa, sol, la, si, da, eşleştirirsek marş oluruz ve dişimizi sıkarsak biraz, önümüzdeki sene kitaplara konu oluruz. Feride yarı yıl tatilinde, sağ kurtuldu. Tetikle aşı oldu. Kolunu omzunu kaybeden bütün portakal ağaçlarına attı ve mızıkasının alışık olduğu sesleri çıkardı sınıflardan. Yoklama yaptı sırtındaki duvar küfesiyle, bütün çocuklar tam ama canları eksik diye bağırıyordu feride. Savaşın ölüsü bile yok satıyordu toprak büfelerde. Öksürük şurubu yanında tost yedikleri zaman mürekkep yalamış bilgeler cennetinde karnelerini gösterdiler Allaha.. Ağzıyla ölüm tuttu Feride. Elinden düşürmedi iskelet vazolarını. Dert zili çalsa bile. Dışın, dışın, dışında hiçbir şey teneffüs değildi.. Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Ağaçların tadına bakıyorum uzaktan.. Feride dünyanın giriş katında oturan, ruhu bedeninin üzerinde bir papyon gibi kararsız duran garip bir kızdı. Ofisini babaannesinin vasiyeti üzerine bir mezarlığa taşıdı. Makam arabalarının içinden dışarıya püsküren tazyikli adamlara “Can Sıkacağı”diye seslendiği için cezalandırıldı. Bir sandık kafanın karekökü kadar tonlarca korumayla gezmesine anlam vermek için belediyeden hizmet yerine süre isteyen tek kızdı Feride. Hepsinin “başkanım buyurun bıyığınız, başkanım buyurun ses teliniz, başkanım buyurun gençliğiniz, başkanım buyurun elektriği kesilmiş siyah zeytinleriniz , başkanım buyurun hafızanız, demesi müsamere kelebeği gibi oyun dışı topallamasına yol açıyordu. Bu durumda başkanım gözünüze girmek için arpacık olmaya razıyım şakşakçılığı, seçimin soğuk algınlığına ve düşünce nezlesi olmuş makam fukaralığının önüne geçilememesine garip bir örnekti. Etden duvar olmak için fil kasaplığı yapmanın bir manası vitrine koyulmuş porselen adama şikayetlerinizi hapşırık yoluyla dile getirebilirsiniz demekti. Feride için bütün başkanlar jelatin yutmuş garson olmalıydı. Feride olsaydı böyle olurdu diyelim. Atına binip bütün word dosyalarını semer yapıp atına, peşinde kediler ve muzur çocuklarla garson başkan olmaya aday bir feride olmaması için hiçbir sebep yoktu aslında. Seçim şarkısı, “küçük kurbağa”. Seçim sloganı, “beni halkımla biraz yalnız bırakın.” Ve halkını konserve kutusundan yapılı evinden yönetebilme cürreti. Bir bisiklet, esnaf ziyareti için kaykay, mezarlık ziyaretleri için asfalt patenler heyoooo.. Korumalar da çekirdek ayıklasın güvercinlere. Ne olur yani? Ölürler mi? Gövde gösterisinin en büyüğü toprakta yapılır dünyada bu kadar gıcırdamanın bir alemi yoktur. Feride mızıka çalarak, paraşütünde sefer tası taşıyarak, yoksul yaşlıların saçlarını tarayarak, masalsızlara ülkeler dikerek, seramikten bastonlar yaptırarak dönemin en kalebodur babasına, dereleri kupalara doldurup denizlere armağan ederek başkanlığını mezarlığa kabul ettirmişti. Zaten böylesini de ölülerden başka kimse kabul etmezdi. Olsun dedi feride napalım herkes eninde sonunda bu ofise taşımayacak mı bedenini.. Güldü korumalardan bir tanesi geldi yanına elinde otobüs büyüklüğünde telefonuyla : - Başkanımız geliyor feride ! Feride elindeki ceset torbasının içinden kuşları çıkartarak güldü: - Hiç şaşırmadım... Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Aklımı hafif sıyrıklarla atlatıyorum”.. Ölü çocukların kafatasından papatya yaptı Dünya.. Seviyor, sevmiyor,seviyor, sevmiyor.. Tek taşını kendi dikti başına. Gırtlağından çıkan hediye paketi Fatiha.. Kafasına sıkılan yağmurun arkasına geçti Feride. Aşk lapasıyla kandan adamlar yapıp ucuza satılmış cinayetler işlemeye karar verdi. Tüfeği uykusuzdu. Aşkımcılık cılkından pembelerin pimini çeken cümleler yazmayı hiç sevmiyordu Feride. Aşk çiğliği, şeytanın kilosu kadardı. Aşk şiirleri ise romantizmin göbek yağı. William Shakespeare Tuzla tersanesinde ölüm çalışan genç Hamlet adayları için ambar replikleri yazacak kadar diri değildi. Ve ayakları kırılmış Cleopatra cinnetleri, güncellenmemiş aşklar sazanlığında hiçbir işe yaramıyordu. Aşk koca bir merdiven boşluğu gibi betonarme suratlara yapıştığında kimsenin umurunda olmayan efsanevi düellolar harabeliği kapıya dayanıyordu. “Seninle ikimiz soğan kırarız alçıya alırız yoksulluğumuzu” geyikleri kızının otopsi raporunu bekleyen bir anne için trajik ambalaj safsatasından başka hiçbir şeye benzemiyordu. “Gözlerinin eşiğinde sabahladım sevgilim, kalbime çat kaşlarını korksun senden, bütün iliklerim” diye başlanan cümlelerin yüklemiyle doyan bütün kızların açlığına cümleten El fatiha . Şemsiye, yakamoz, eylül, mum, kek, alyans, kelebek mahallesinin ışıklarını söndürdü Feride. Bankların tozunu alıp ağaçlara steril kirazlar takıp, çimenlere intihar süsü veren adımlarıyla plastik aşk kalabalığından uzaklaştı. Arabesk anarşizm olarak baktığı sevgililer gününde gerçekleri görme bozukluğu yaşayanlar için küçük cinayetler işledi. Küçük ve sıradan cinayetler. İnsan yazarak da cinayet işleyebilir. Aşkın topuklarına sıkan ‘Magandalar Cumhuriyeti’nin içinde el ele tutuşup, itfaiyecilere fazla mesai yaptıran cayır cayır köhneliği yazarak ta cinayet işleyebilir. Şimdi bütün kadınlar Murat 131 arabaların arkasına yün karpuzlar örmekten vazgeçip dünyaya bakmalı. Boynu tutulmuş şiirlerin kirecini aşklar çözmez. Soğuk ve diri olacaksın azizim. Güçlü ve dağınık olacaksın. Papatya çapulculuğuyla kalp hurdacılığı yapanların hizasından ayrılacaksın. Ağlamak için gözyaşı bombalarını beklersen çok gülersin. Tek taşını kendi dikti başına. Gırtlağından çıkan hediye paketi Fatiha.. Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | “yumruğumu hastaneye kaldırıyorum.." -Şikayetiniz nedir? -Kafam çalışmıyor. - Başka! - Kin kanseriyim. - Saçmalama! - Ayaklarım geri geri gidiyor . - Sıradakiiii.. Feride, yüce devletin cüce hastane bahçesine aspirin ağacı dikmeye karar verdi. Yüzleri ölü ele geçirilmiş kasvetli suratların peşinde el yazması reçeteler dilenen yoksullar kuyruğu, tarandıkça uzuyordu. Dikişleri patlamış uykularıyla pastabakıcılığı yapan hemşire kaprisleri tırnak pastili gibi eriyordu çaresizliklerinin üzerinde. Ortalık organ karnavalında Hızır Acil dansları yapan ilgisizlerin cıvıklığından bir çamurdu. Ambulanslar saç teli kırılmış efendilerin kızlarını taşırken, sedye üzerinde bulut sayan hastalar ölüşverişe gözleri açık gidiyordu. Feride eline gelen dengesizlik kitlesini acı acı tekmeliyordu. Koridorda bir yaşına daha giren küçük kız, ilaç kutularından hap şatosu yapıp babasına gösterdiğinde, kesik bir öksürükle çocukluğunu yuvarlıyordu. Ölü kuş tüyünden yapılı hasta yatakları rüya kiralayan gecesizler için bulaşık süngeriydi. Feride, boğazlarına yapışan kıl deposu ellerin masumca bademciklerini aradığını sonradan öğrenmişti. Burada bademcik böyle aranıyor demek ki deyip bunu hoş karşılayacak anlayışın bütün kanallarını kapatmıştı. "Sana taş atana ekmek at evlat" diyen dedelerin sinirden baston kemirdikleri bu koridorlarda Salvador Dalinin erişemeyeceği resimler çiziliyordu. Feride, içerde otuz iki dişi çürüğü var galiba dediğinde hastanenin devlet olamamış kaya suratları çığırtkanlığa başlamıştı. Ağrı nerenizde sorusu bayatlamış kelepçeler gibi kursağına takılıyordu. Feride, kötüleşmeden iyileşemeyen bütün hastalar için aspirin ağacı dikmeye karar vermişti işte. Bu haklı sebebin sağlık taramasından geçip delik deşik olacağı kesindi. Önce sarışın olup sonradan hemşire olan kulağında mp3 küpesiyle damar arayanların iğnesi kalbine battı Feride'nin. 1 2 3 TIP oynayanlara karşı ÇIT çıkarmanın hastalıklı vakti çoktan gelmişti. - Tekrar soruyorum şikayetiniz nedir? - Sizi aklım almıyor. - Başka.! - Yetkili bir ilgisizle görüşmek istiyorum. - Hadi ordan ukala. - Hımm demek sizsiniz.. Feride'nin Günlüğü.... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | 120 beygir gücünde başörtüsü. Takıldığınız soruyu lütfen geçin ve müsaade edin biz takalım. Üç yanlış bir başörtüyü götürmez. Başörtülü bir kız bisiklete binebilir, piyano çalabilir, kiraz toplayabilir, İyi derecede İngilizce bilebilir, topa vurabilir, laiklik konusunda çok güzel bir kompozisyon yazıp ağzınızı beyninizin mağarasına kadar açık bırakabilir, felsefe yapabilir, uçurtma uçurabilir, sizden ilginç kareler bulup aklınız kadar kısa film çekebilir, yıldızlara bakıp yarın havanın çok güzel olacağını düşünebilir, tesbih de çeker fotoğraf da çeker... Hiçbir başörtülü kız Sizin başörtüsüyle gündemi sıktığınız kadar Başörtüsünü sıkmaz . Dolayısıyla sıkma baş sizinkisi oluyo.. Feride, kibir ağacının meyvelerini bıçaklamak için 120’lik beygirinin üzerine çıktı. Atının torpido gözlerinden akan kiraz tadında örtüsüyle her yere başını uzatabilirdi. Çok dalda ödül alan örtü ağacını içine çekip mütevazi portakallar verebilirdi herkese. Bunu yapması için jipten inip eşeğe binmesinin bir alemi yoktu. Başındaki bir yelkense bütün denizlere açılmanın yolu 1960 corvet arabalara binmesinden geçmiyordu. Ata binecekse inşirahla şahlanan bir İngiliz atını tercih edebilirdi. Çin malı topraklarda çekik gözlü ucuz buğday çorbalarının Feridenin midesine biçilmesinin rahatsızlık verici ezikliğini neden bir örtü çekiyordu. 120 beygirin taşıyacağı kadar kutsal değil miydi bu örtü. Haydi baş baş deyip toplu kaşınma araçlarının piston damaklarında neden örtünün tadı kalmalıydı. Feride, filesinde jipon balığı taşıyacak kadar usta bir balıkçı değil miydi? Burjuva makarasından alıntı yapılarak örtüye köhne bir ip ucu çıkarılmasına anlam veremiyordu Feride. Birileri kantarın topuzuna antitartar kılıf olarak Müslüman mütevazi olmalıdır dalgasını geçirirken feride neden yaya olarak kalmaya zorlanıyordu. Feride en iyi ata binip örtüsünün dibine kadar gaza basmalıydı. Jipse jip, atsa at, dilse dil, felsefeyse felsefe…. Hoş feride zaten öğrenci biletinden uçak yapıp otobüsleri dilediği gibi kullanan garip bir kızdı. Matarasına kurşunsuz benzin doldurup gevezelik yakıtını fazla kullananlara damlattığı tek kutsallığı başörtüsüydü. Jipinin Arka koltuğunda, yoksul kırlangıçlara servis edebileceği büyük kanatlar varsa binmeliydi. Bir başörtüsü 4 x 4 den büyüktür. Vitesi BAŞA, bu gereksiz tartışmayı BOŞA alalım.. Feride'nin Günlüğü.... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | “DOĞAN” görünümlü şahin orkestrası. Hidayete ERESİN otelinde tavşankulağına kurşun faslı başladı. Genel yayın balıklarının kızartıldığı masalarda kürdan kırma notası: Dooo, Ampül kravatların gevşetildiği, akortsuz medyaya maya çalan saz ekibi notası: Reee Ekmeğinin kartuşu biten göbekli kıvırcık yazarlar notası: Miii, Miss gibi detone kokan belediye solistçikleri notası: Fa.. Hepsi bir araya geldiğinde Ölü doğan bebek şarkısı: Kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime, Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime… Zurnanın son deliğini gazetesiyle kapatıp yanak şişiren cüsseli adama her masadan alkış koparanlara kıs kıs gülüyordu Feride. Bir zamanlar tekkede mesleriyle mecmua basanların, aşk ile vird olup rahlede Kafka okuyanların şimdi birbirlerine köşe köşe titreşim göndermesi faslın en derin yarasını gocunduruyordu. “Faslı körükleyen 'Koru'nun yangınını doğan görünümlü şahin söndürebilirdi belki” diyordu Feride. Her şeyin belkisi ve acabası, koca faslın ortasında uçuşurken Feride köşelerinin kepenklerini bir akşamlığına kapatan yazarların çanak tutan cümlelerini garnitür nakaratlar olarak giriyordu şarkı aralarına. Feride, ‘Kart eli’ titreyen adamın; beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda şarkısını okuma moduna geçmesini beklemişti saatlerce. Feride çok şey bekliyordu. Çok şey.. Mızıkasını aldı eline, atının sırtına kontür yükleyip tepeye en tepeye mesajını yolladı. Eli, bacağı kopan şarkıları topladı küçük bir kahveye girip faslını yaptı kedilere. Kalemini çıkardı eğilip bükülmeyen yazılar yazdı. Bu faslı Googooshtan bir şarkı dinleyerek kapadı. Rengi atmış alkışların olduğu otel çok geride kaldı. Külahta zeytin yerken mahallesine harakiri yaparak uğrayanlar topluluğundan uzaklaşması onuruna rahat bir nefes aldırdı. Küçük manav dükkanlarında kesekağıdı olmuş gazeteleri okumak, Şahinin kalemlerini açan kıdemtraşlardan daha faydalıydı. Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Hakkını helal et komutanım çok copunu yedim.. Bir sabah kalktınız. Horozunuz Türkçe öttü.. Pijamalarınızın katsayısı kadar problem çıkarttınız. Düz taban aklınızla ortopedik yasaklar fışkırttınız. Pilli postallarınızla çimenlerin ruhunu aldınız. Tabii battı size güneş, gece oldunuz. İkna odalarınızdan TV örtüsünü bile kaldırdınız ahmakça! Sizin markanız VİCDANSIZLIĞINIZ.. Şubat porsuğu: Saç telini ver emrediyorum! Feride: Tabii 0500 28, Şubat Porsuğu: Kapa çeneni! Bu nerenin numarası. Feride: Cennetin! Şubat porsuğu: Tutuklayın! Feride: Essalatu hayrümminen darbeeeeeeeee.. Feride jipe binmesin cop yesin diyenlerin kursağına indi atıyla. Üç rekâtlık alnının kadavrası, tank süren çobanların üç kuruşluk kavalıyla savaştı. Legolardan minare yapan çocuklar bile tutuklandı. Sargı bezlerini sarık sanıp imamlara yara bandı dağıtan kepazelik fasikülleri karar diye alındı. Çok şükür “Tanrımcılık” etkinlikleri düzenlendi gitmeyenlerin sakallarına kaşe basıldı. İHL bahçesine yün sermeye giden kadınların kilimleri üç gün nezarethanede silkelendi. Red Kit çizgi film setinden ayrılıp Cuma’ya giderken arandı yayından kaldırıldı yazı, meydan daltonlara kaldı. İRAN kedileri hayvan severler tarafından çuvallara doldurulup bowling yasasınca topa tutuldu. Bir yılın içinden kurayla 28 çekildi ve tıp okumak isteyen kızların gözyaşı örnekleri alınıp kriminal incelemeye gönderildi böylece tıpatıp suç benzerliği püskürtüldü. Feride asiliğini karnından konuşturmuyordu. Zücaciye devletinde fil ordusuna boca edeceği ayetler, şubatın yasasından daha yüce olduğuna göre bekleyecekti. Şarküteri bekçisi olmaya zorlanan gençliğin turşusunu siz kurdunuz. Buyurun hep beraber yiyin. Kat sayısı müteahhitlerin işidir sizin değil. Sizin işinizse eğer beton kafa diye bağıran Feride’ye hırıldamayacaksınız. Aristo’nun söylemini, Platon’un ideasını, Pisagor’un bilimsel cüretini aldı Feride. Cuntacılığı kekeme götürenlerin kabrine çaput diye bağladı.. Aman ne kadar da hurafe.. _ HUU generalim. _ Anlamadım....! Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.025 Times in 962 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | Bana sabah namazının fotokopisini getir evlat! Feride, atını eliyle küçültüp bir kızak yaptı kendine. Göğün çöpe attığı dijital camilerin mimarisinden uzaklaşıp, diyanetin mesaiyle fetva biçen uhrevi yasalarından sıyrılıp buz gibi bir öğlen namazı içirmek istiyordu bedenine. Hurma kapsülüyle günah zayıflatan takkecilerden de bıkmıştı zaten. Kurmalı develerin sırtına havuzlu Kâbe siteleri diken, burjuvaya self servis tavaf ikramları biçen mübarek yatırımcıların kumbaralarında çalkalanıyordu midesi. Çömez arabesk sallanışlarını zikirlerinin karizması olarak yutturanlardan cenneti dinlemek istemiyordu Feride. Ve darbukanın başını yara yara ilahileri broşür tezgahına dönüştürenlerin cıvıklığı Feride’nin kulaklarını yanıltmıyordu artık. Ortasından sıkılmış misvakları kemire kemire günah tekelciği yapanlardan yaka paça kurtulmak için Ebuzer’in yalnızlığıyla yıkıyordu kalabalıkları. İbadet, Çin malı tespihlerin götürdüğü yere gitmek değildir diyerek Allahın yağdırdığı karlardan otuz üç tane içine çekip ilerliyordu. Cüppeli şövalyelerin yağmaladığı boy boy “nefs posterlerini” yırtarak kızağını bir cami önüne park etti Feride. Avluda dedikodunun sakallarını uzatırken gençlerin sakalsızlığıyla dövünen cemaati selamladı. Kristal kelebek kanatlarından yaptığı tespihleri cemaate uzattı. Tövbe tövbe bu nasıl tespih nidası suratına çakılmadan bütün çerçevesiyle içeriye girdi. İmamın kızı Feride, klavye tuşları arasından damıttığı hutbeyi çıkardı cebinden. Kalbine bir galoş taktı. Dünyayı dışarıda bırakma galoşlarını taktı kalbine. Kürsüsünü çıkardı sırtından ve başladı; _ Ey! Cemaati müslimin. Damarlarınıza şaşkınlık pompalayan kalbinize sesleniyorum. Beni kısa bir süre hançerlemeden dinleyiniz. Dünyanın daire oluşuna hamd edelim. Öyle olmasaydı bu kadar düzgün günahlarımızı nereye sığdırabilirdik. Bu kürsüye sizleri iki adımlık kendinize getirmek için çıkmadım. Dünyanın haddini ölerek bileceğiz hepimiz. Toprağın hızını hiçbir kılıç kesemez bunu anladım. Bu yüzden iyi insan olma savaşını köhnelikle barışarak bitirmeyiniz. Çok para, çok dil, çok makam, çok siyaset, çok koltuk, çok itibar, çok bilmişliğin de biteceği bir yerdeysek hiçbir şeye yeniden başlamanın bir faydası yoktur. Üstünlük takvadadır ama kimse alçaklığı da gözümüze sokmasın Rica ederiz. Şimdi hepimiz avludaki kuşları uçurmadan aynaya bakalım. Yani birbirimize.. Feride kürsüden indi. Kızağını eliyle büyüttü atına bindi ve otuz üç tane kar tanesini çekti içine... Feride'nin Günlüğü... Esra Elönü
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Esra Elönü / HAYY AKSİ | devriMaral | Kitap ve Dergi Tanıtımı | 0 | 08-09-2009 00:00 |
| Sarıkamışlı Esra, köyünün ilk lise mezunu kızı olacak | Haber-Ahmet | Türkiye'den Haberler | 0 | 03-03-2008 05:09 |
| Hatay'da bir süre önce kaybolup bir apartmanın bodrum katında ölü olarak bulunan Esra | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-22-2007 03:34 |
| Hatay'ın İskenderun ilçesinde 4 gün önce evlerinin önünde kaybolan 6 yaşındaki Esra A | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-21-2007 03:00 |
| Harvard'a kabul edilen Oya-Bülent Eczacıbaşı'nın kızları Esra, iyi eğitim için paranı | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-20-2007 03:10 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 16:52 .