Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > EĞİTİM > Kürdoloji > Kürt Tarihi

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 02-12-2009, 01:11   #1 (permalink)
 
BABİL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.664
Thanks: 66
Thanked 97 Times in 71 Posts
Tecrübe Puanı: 7
BABİL Seçkin bir yolda.
Standart Dicle-Fırat boyu katliam

İnsanlığın ikinci zaferi olan düşünsel ve estetik etkinlik, bu coğrafyada ilk ürünlerini verdi. İlklerle başlayan bu insani eylem, giderek şehirleşmelere, tapınaklara, surlara heykel ve kabartmalara ve yazı tabletlerine dönüştü. Bir bütün olarak Mezopotamya insanının yaratımları, bu eserlerde ifadesini buldu. İhtişamından ve estetiğinden günümüzde bile hiçbir şey kaybetmeyen bu değerler, bugün insanlık için önemli mesaj taşıyıcılarıdırlar. Başlı başına bir insanlık zenginliğidir bu tarihi eserler. Bu zenginliğiyle Dicle-Fırat boyları, Basra'ya kadar uzanan tam bir açık hava müzesi ve tarih okulu gibidir.

İnsanlığın bu topraklarda uygarlığın ilk basamağına adım atışı görkemli olmuştur. Mezopotamya'nın uygarlık düzeyi bu açıdan bugünkü insani düzeyin ortaya çıkmasında başat rolü oynamıştır. Hem Antik Yunan uygarlığında, hem de Rönesansta Mezopotamya uygarlaşmasının izlerinin olduğu, tarihin kaydettiği bir gerçektir. Sanatsal etkinlikler ve kültürel düzey, hem etkileyen, hem de etkilenen bir aksiyonla, insanlaşmanın ortak paydasını bu coğrafyaya mal etmiştir.

12.000 yıllık bir geçmişe sahip olan ilk yerleşim merkezi Çayönü'den Aşağı Mezopotamya'nın Sümerlerine kadar bu iki nehir, bir tarihi eserler silsilesine ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle 1900'lü yılların başından itibaren yapılan arkeolojik kazılarda açığa çıkarılan eserler, tarih bilimcileri başta olmak üzere birçok çevreyi, tarihin burada başladığı, insanlığın ilk burada doğaya hükmettiği fikrine itti. Örneğin, tarihin başlangıcı yazının bulunuşuyla izah edilir. Aşağı Mezopotamya'da yapılan kazılar sonucu ortaya çıkan yazılı tabletler, yazının ilk burada bulunduğunu göstermiştir. Sümerlere ait olduğu tespit edilen bu tabletlerle tarihe yapılan yolculuk, daha heyecan verici ve daha öğreticidir. Noah Kramer, bu konuda şöyle diyor: "Yazılı insanlık tarihindeki pek çok ilk, Sümerolog'un besinidir. Kültürel kökenlerle ilgili soruların çoğuna doğru yanıtlar verebilir. Bu, onun çok akıllı, çok bilgili, aşılmışın ötesinde kavrayış sahibi bir bilim adamı olmasından kaynaklanmaz elbette. Gerçekte Sümerolog, en alt derecedeki akademisyenlerden bile daha aşağıda sayılan sınırlı biridir. Kültürel ilklerde yaptığı sayısız keşfin san ve şerefi, Sümerolog'un değil, bugün bilindiği kadarıyla kullanışlı ve etkin yazı dizgesini ilk icad etmiş, yetenekli ve pratik bir hal alan Sümerlerin hanesine yazılır."

Dicle ve Fırat boyu sadece Sümerlere ev sahipliği yapmadı. Bu kadim coğrafya, günümüze miras olarak bıraktığı uygarlık ve tarihi değerleri ile, birçok halk ve kavimlerin ve bunların yarattığı uygarlıkların ihtişamını barındırdı.

Tarihi eserler, işte tüm bu uygarlıkların düşünce düzeyini, duygu dünyasını ve yaşayış biçimlerini yansıtır. Belkıs'taki Zeugma antik kenti, bu kentte ortaya çıkarılan Mars heykeli, mozaik işlemeleri, Greko Romen şehir kalıntıları ve yine Hasankeyf'in eşsiz mimarisi, kazı yapılmayarak sular altına bırakılan Apemeia ve dört höyüğü, 18 uygarlığın izlerini taşıyan Amed surları, anılan tarihi eserlerden sadece birkaçı olarak bu ihtişamın ifadelerini taşır.

Bu zenginliğin yanı sıra yaşanan sosyal gerçeklik de, bölge açısından yaşanan 5000 yıllık baş aşağı gidişi izah etmektedir. Başlangıçta ihtişamlı bir doğuş, fakat buna karşın günümüzde yaşanan en kötü bir sosyal gerçeklik söz konusudur. Bölgenin trajedisi, uygarlığın yine burada kültür değerleri ve sosyal açıdan yok edilmek istenmesidir. Yükseliş tarihi böylelikle unutturulmak, tarih bilinci dumura uğratılmak ve son tahlilde halklar köksüzleştirilmek istenmektedir. Katliam bu yönüyle amansızdır ve vurduğu her bir eser, bizlerin tarihle ve geçmişle diyaloğunu sağlayan birer canlı varlık olarak yok olmaktadır.

Egemenlerin en önemli yönelimi, bu amaç doğrultusunda yürüttükleri tarih ve kültür katliamıdır.

Çünkü tarih veya geçmişin değer birikimleri, geçmişten günümüze süregelen olay ve olguları, neden ve sonuçlarıyla açığa çıkaran ve toplumsal dinamizmi bağrında taşıyan bir bilimdir. Tarih, bu yönüyle her zaman gerçekleşmiş ve doğrulanmış bilgileri taşırken, geleceğe de ışık tutmaktadır. Tarihi yaratan, insanın kendisi ve onun eylemsel erkidir. Bu aktivite, toplumsal altüst oluşlarla daha da hız kazanır. Bu süreç, beraberinde kültürel bir zenginliği, uygarlıksal bir birikimi de getirir.

Bütün bunlar, birer deneyim ve tecrübedir. Verileri ise, kendi dönemlerinde kalıcılaştırılan sanat eserleri, yazılı belgeler ve topluma ait kimi değer yargılarıdır.

Tarih, sadece tarihçilerin yazdıklarıyla öğrenilip, algılanmamalı. Bu, tek başına dar olduğu gibi, tarihin doğrularını derinlikli olarak öğrenmemize de yetmeyecektir. Onun için uygarlıklar, yarattıkları eserlerle her zaman kendilerini anlatmasını bilmiştir. Tabii ki, doğru yerde durup, doğru okumasını bilenler için bu böyledir. Nitekim büyümesini ve uygarlaşmasını becerebilen toplumlar, tarihe doğru katılabilen bilinçli toplumlar olmuştur. Doğru başlangıçlar, gerçeklerden ve ispatlanmış doğrulardan güç alan başlangıçlardır. Tarihin ispatlandığını görebilen ve geçmişe ait zenginlikleri koruyup onları sahiplenebilen toplumlar, anda tarihi yaratabilen toplumlar olagelmiştir.

Tarih, kendi içerisinde farklı dönemlere ayrıştırılarak anlatılmaya çalışılırken; esas öğretici olan, arkeolojik çalışmalarla gün yüzüne çıkarılan tarihi eserler ve kalıntılardır. Tüm sanatsal yapıt ve kültürel semboller, önemli birer tarih anlatıcısıdır. Herhangi bir uygarlığa ait sanat eseri veya kültürel sembol, günümüz insanları için birçok şeyi, bir anda anlatma zenginliğine sahiptir. Bir mimari yapı, bir süsleme, bir heykel, hatta bir çömlek; günümüz insanı için önemli bir öğreticiliğe sahiptir.

Arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan veya kalıntı biçiminde varlığını sürdüren tarihi eserler, tarihin dili ve uygarlıkların mesajlarıdırlar. Bunlar, uzun süre değişim ve dönüşüm geçirmiş, yarına ilişkin öğreti niteliği taşıyan toplumsal değerlerdir. Bu eserler, ait oldukları coğrafyanın veya halkların ortak çekim merkezi ve duygu odağıdır. Çünkü uygarlıklar, ortaklaşa yaratılan, belli bir zaman ve mekan içerisinde ete kemiğe büründürülen kültürel değerler bütünüdür. Bu değerler statik değildir. Yeni nesillere, her zaman gelişmenin ve büyümenin olanaklarını yaratacak, seçici, hazır davranış modelleri ve bilgileri sunarlar.

"Her birey kendi yaşı kadar değil, atalarının varlığı kadar dünyadadır" ya da "Tarih günümüzde gizli, biz de tarihin başlangıcında gizliyiz" gerçeği, anılan tarihsel verilerin önemini de vurguluyor. Egemenlerin sömürgeleştirme ve asimile etme politikaları göz önünde bulundurulduğunda, bahsedilen tarihi eserlerin birer direnç noktası ve moral değer oldukları unutulmamalıdır. Aksine savrulmak, egemen kültür içerisinde yozlaşmak ve her türlü imhaya açık olmak, toplumları bekleyen kaçınılmaz bir son olarak belirir.

Bunun için egemenler, sömürgeleştirmek veya asimile etmek istedikleri halkları, ilk elden bu noktadan vurmak istemişlerdir. Vurma biçimiyse, pervasız bir tarzda sürdürülen tarihi eser tahripkarlığı ve hırsızlığı, varolan değerlerin orijinini kaydırarak kendine mal etme ya da çarpıtmadır. Bu, halkları düşünceden yoksun bir hale getirerek, köksüzleşmiş bir sosyalite yaratır.

Tarihsel ve kültürel değerlere yönelik katliam örneklerinin en vandalca olanı coğrafyamızda uygulanan biçimidir.

Hasan Hêşîyar Serdî, tarihte yapılan katliamın boyutunu kaleme aldığı anılarında şöyle aktarıyor: "Yeni bir uygulama uyarlamak üzere, Abidin Üzmen (1925-26 yılları arasında Kürt illerinde hükmeden mutlak hakimlik Genel Müfettişlik görevini üstlenmiştir) bu kez Kürtlerin tarihi eserlerini yok etmeye musallat edildi. Ülkede dolaşır, ne kadar tarihi esere rastlarsa onu parçalar, un ufak ederdi. Faşist Abidin Üzmen'in yok ettiğini öğrendiğim eserler şunlardır:

1- Diyarbekir surlarında Dostki Kürt devletine ait, kazılmış bir taş eser vardı; o taşı yerinden çıkartarak götürüp kaybettirdi.

2- Batman Çayı üzerindeki köprünün güneydeki ayağının en yüksek yerinde Kürtçe bir yazı vardı; oraya varmak üzere yeni bir duvar örerek, sonuçta yazıya vararak çekiçle oradan kaldırıp çıkardı.

3- Dicle Nehri'nin kaynağında, Bıglin mağarasında, eski çağlara ait yazılar mağaranın taşlarına kazılmış olarak duruyordu. Bir mağaranın karşısında da heykel vardı. Liceli Hesoyê Perişanê'ye 500 kağıt vererek, tümünü yok ettirdi. Bazılarının üzerindeki eski yazıları sildirip, yerine yenilerini yazdırarak, onları müzeye kaldırttı."

Gerek bakımsızlık, gerek bilinçli olarak yıkıma terk etme ve gerekse de imha etme yöntemleriyle Kürdistan coğrafyası buna benzer birçok tarih ve uygarlık katliamına sahne oldu, birçoğu da yerinden sökülüp çalınarak, köklerinden koparıldı.

İşte, en son halka, Zeugma, Hasankeyf, Halfeti ve duyulan, duyulmayan daha nicesi. Bir taraftan açığa çıkarılmasına izin verilmeyen tarihi eserler, bir taraftan açığa çıkarılanları çalma veya sularda boğma yöntemiyle silinmek istenen Dicle ve Fırat boyu kadim uygarlık gerçeği.

Yapılan araştırmalar sonucunda İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra en büyük kültür ve tarihi eser katliamının Kürdistan'da gerçekleştirildiğinin açığa çıkması, olayın büyüklüğünü ve trajedisini gerçek boyutlarıyla ortaya koymaktadır.

İkinci Dünya Savaşı'nda kullanılan milyonlarca ton patlayıcının, dünya uygarlığı üzerinde yarattığı tarihi eser katliamı ile, ülkemizde kalkınma adına yapılan barajların, bakımsızlıktan dökülen ve harabe olan eserlerin yok oluşu aynı önemde değerlendirilmektedir.

1990'lı yıllarda Kürdistan'da araştırmalarda bulunan New York Times muhabiri Henry Kattin, "Tarihin büyük bölümünün doğduğu bu bölgede, insanoğlunun refah kazanımları korkunç boyutlarda ve kültürel kayıplar pahasına elde ediliyor" demiş ve çarpıcı bir gerçeği vurgulamıştı.

Çalınan eserler, sular altında kalan antik kentler, yıkılan köprüler, onarımsızlıktan dolayı dökülen sayılı eserlerin tümü bir araya getirildiğinde, araştırmacı Mehrdat Izady'in dediği gibi, karşımıza tarihi ve sanatsal bir vandalizmden başka birşey çıkmıyor. Egemen sistem uyguladığı fiziki katliam yanında, bir de böyle kansız bir soykırımla halkların tarihini boğuyor, gömüyor, ya da çalıp çırpıyor.

Nitekim yok olanların ve toprağa gömülenlerin yanında bugün Batı'da bulunan birçok müzede, Mezopotamya uygarlığına ait tarihi eserlerin bulunması tesadüfi değildir. Eserlerin kullanılmasında hem ticari bir mantık güdülmekte, hem içi boşaltılarak salt bir gösterim objesi olarak kullanılmakta ve hem de bölge halklarının kendi tarihsel değerlerinden koparılması amaçlanmaktadır.

Sürdürülen katliam, halen çok yönlü devam ediyor. Bu birçok gerekçelere dayandırılarak meşrulaştırılmaya çalışılıyor. En baştaki gerekçe ise enerji teminidir. İlk bakışta bu haklı bir gerekçe olarak görülebilir. Ancak, baraj yerlerinin seçimine dikkat edilirse, gerçekte neyin yapılmak istendiği daha net ortaya çıkar. Mesela Zeugma, arkeologların da söylediği gibi, "eğer kazılar yapılırsa, Tunus'u da geride bırakacak Ğki Tunus'ta dünyanın en büyük açık hava müzesi bulunmaktadırĞ büyük bir açık hava müzesine dönüştürülerek, dünya kültür mirasının hizmetine sunulabilir." Ancak Zeugma, her geçen gün biraz daha sulara gömülmektedir. Ilısu Barajı altında kalacak olan Hasankeyf için de aynı şey söz konusudur.

Bu topraklarda yükseliş müthiş olduğu kadar, düşüş de oldukça trajiktir. Ama tarih, bu yükselişleri ve düşüşleri bir biçimde günümüze kadar saklayarak korumasını bilmiştir.

Bu anlamıyla Kürdistan coğrafyası, arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan tarihi eserler ve yine günümüze kadar varlığını koruyabilmiş sanat eserleri bakımından, hem katliamı hem de yükselişleri oldukça net anlatıyor. Bu konuda 1882'nin Encyclopedia Britanica'sı daha o zamandan şöyle demişti: "Şu kesinlikle söylenebilir ki, Erzurum'dan Kîrmanşah'a kadar uzanan Kürt topraklarından daha dikkatli bir araştırma gerektiren, antika eser keşiflerine daha zengin ürünler vaat eden bir başka doğu ülkesi, bugün için yoktur."

Bu zenginliğe karşı girişilen barbarca yönelimler, aslında Dicle-Fırat boylarının, günümüzde yaşanan sosyal cüceliği yeniden tarihe yaraşır bir yüceliğe ulaştıracağına duyulan öfkedir. Bu toprakların, tarihte olduğu gibi yeniden insanlığa yol gösterici olmasından duyulan büyük bir korku vardır. Korkudan kaynağını alan öfke, ne denli güçlü olursa olsun, hiçbir zaman tarihin büyüklüğüne ve yüceliğine galebe çalamamıştır. Tarih, er ya da geç kendi hükmünü icra etmiştir, yine edecektir. Barajlarla ve daha birçok bilinçli, gizli-açık yönelimlerle önü alınmak istense bile, hükmü, tarih yaratmasını bilen bilinçli toplumun tavrı verecektir. Dolayısıyla bu kültürel ve tarihi mirası korumaya yönelik çabaların da daha nitelikli ve sonuç alıcı olması gerekir. Zira yönelim çok köklü ve oldukça tahripkardır. Bu açıdan Zeugma, Hasankeyf, Halfeti ve diğer tarihi mekanlara ilişkin yapılan tartışmaları salt müzeler sorunu, turizm kaygısı veya sanat estetizmi olarak ele alamayız. Çanak çömlek koleksiyoncularının fobileri olarak da değerlendiremeyiz. Aslında yapılan tartışmalar, tarih boyunca, özellikle Kürdistani boyutta yaşanan 80 yıllık tarih ve uygarlık katliamını bir kez daha gündeme getiriyor.


Alıntıdır. kaynak:malakurda.com



__________________
Dün gece

Babil’e iki melek

indi sessizce.........

Ruhum !..

sus ve seyret..........

Başladı t e k e r r ü r !..

Yâ, taham m ü ü l !..

Yâ, taham m ü ü l!

V.B.BAYRIL
BABİL isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
boyu, diclefırat, katliam


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hizbullah tetikçilerine ömür boyu hapis EWİNDARE İç Politika Haberleri 0 01-12-2009 15:05
Arjantin'de iki generale ömür boyu hapis Haber-Ahmet Dünya'dan Haberler 0 08-29-2008 18:40
Aile Boyu ecemm Sunay Akın 1 05-09-2008 21:09
Vaillant'tan ömür boyu garanti Haber-Ahmet Güncel Haberler 0 04-18-2008 05:02
AKP'li Fırat: Kılıç'la buluşmadım Haber-Ahmet Politika Haberler 0 04-16-2008 05:03


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 14:25 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447