![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.609
Thanks: 56
Thanked 79 Times in 59 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | arkadaşlar gelin bir anektod köşesi açalım sizde bildiğiniz yada araştırarak bulabileceğiniz anektodlar eklerseniz inanın çok hoş bir paylaşım olur.Benden iki anektod
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL Konu BABİL tarafından (12-17-2008 Saat 16:07 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.609
Thanks: 56
Thanked 79 Times in 59 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutsaklık günleri. Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir. Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: - Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir? der. Nazım'i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve: -Demek Nazım sizsiniz, der. Nazım'a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, gidebilirsiniz, der. Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe: -Ömer Hayyam adını duydunuz mu? diye sorar. Müfettiş hemen atılır: -Kim duymaz Hayyam'i. Nazım: -Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi? diye sorar. Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür, görüyorsunuz sanatcıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanı'nı ve sizi kimse anımsamayacak, der çıkar. Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur. Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi?
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.609
Thanks: 56
Thanked 79 Times in 59 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Yıl 1970. Yaşar Kemal ile, Aşık Veysel, Beşiktaş'ta yürürken, aşırı bir yağmura yakalanırlar. Sığınacak yer ararken hemen karşıdaki Yaşar Kemal'in kadim dostu Şemsi Yastıman'ın saz dükkanına giderler. Sırılsıklam olmuş iki dostunu gören Şemsi Yastıman, espriyi patlatır: "Hey Yarabbim! İki insan yaratmışsın, bir tek göz vermişsin. Yaşar Kemal her zamanki dobralığıyla: "Çok konuşma Allah'ın Türkmeni. Senden halı minder istemiyoz. Ver şurdan iki tahta sandalye de oturalım"
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 947
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini victor hugo ya okuduktan sonra: -Üstad, diye sormuş. şirlerimi nasıl buldunuz? Victor Hugo: -Vezinsiz, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]siz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. bir tane daha biliyorum ![]() Amerikalı iş adamı, bir Çinliye alay ederek sormuş: _Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek? Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş: - Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman.
__________________ ☭☭☭☭☭☭☭☭☭ GERÇEKLER DEVRİMCİDİR!!!☭☭☭☭☭☭☭☭☭ |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanır mısınız? Filozof : Evet yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde eşi:Haksız yere öldürülüyorsun diye ağlamaya başlayınca Sokrat:Ne yani demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!.Churchill avam kamarasında konuşurken muhalif partiden bir kadın milletvekili Churchill` e kızgın kızgın şöyle seslenir: - `Eğer karınız olsaydım kahvenizin içine zehir karıştırırdım.` Churchill oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: - `Hanımefendi eğer karım siz olsaydınız o kahveyi seve seve içerdim.` Meşhur bir filozofa: - `Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz?` diye sorulduğunda: - `Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan` demiş. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | "Ekberciğim, yarın gece inşallah sesinizi duyarım. Hasretten geberiyorum, Moskova'yı, Moskovalıları, sizler başta onların içinde, böylesine sevdiğimi bilmezdim. İstanbul'la Moskova bir birine karıştı." Nâzım Hikmet "Aslan kardeşim, bu sabah nihayet mektubun geldi, şiirin tercümesi enfes. Dediklerini yaptım, gelecek ayın onbeşine doğru bir ilk netice almış olurum. Emin şekilde. Ciddî uzun bir mektup beklerim, şiirleri beklerim, romanı beklerim, seni beklerim. Tümen tümen sevgi." Abidin Dino "Canım Nâzım Ustam, evdeki hesap çarşıya uymadı. Ne yapalım. Şimdi sizi bir daha görmek nasip olmayacak... Halbuki ne kadar çok sizinle konuşmak istemiştim. Bu, benim gençliğimin en büyük hayaliydi, bir gün Nâzım Hikmet'i görüp, onunla konuşabilmek... Konuştum. Görüştüm ama yeter mi?" Yaşar Kemal "Sevgili Vera, neler çektiğini anlıyorum, senin için çok zor, bizim için, herkes için. İnsanı anlatmak zordur. Özellikle de bu insan bir devse, hem de şair ve âşık bir dev... Sen elinden geleni yaptın, Nâzım'ın dostları da yaptılar. Çok da olabilir, az da. Her şeye rağmen Nâzım'la olan ilişkimiz bitmedi. Onun istediği gibi davranmayı deneyelim. O her zaman çok şey isterdi. Tüm bunları yapmaya çalışalım." Abidin Dino "Sevgili Memo, Nâzım'ın etkisinde kalanlarımızdan bir takımımız, onun başı derde girdikçe korktu, kaytardı, sindi, çekildi, geriledi; ama öbür bir takımımız gittikçe bilinçlendi, sivrildi, bilendi... Kimi davranışlarının beni hırçınlaştırması, ona olan borcumun, saygımın büyüklüğünden ileri gelse gerek. Nâzım'ın oğlu Memo, artık bitti, kimse babana haksızlık edemeyecek, ben de insafsızlığımın ezikliği içindeyim... Hiç ölmeyecekmişiz gibi geliyor da ondan böyle davranıyoruz." Aziz Nesin Konu aze tarafından (12-18-2008 Saat 16:36 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 2.453
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 4 ![]() | Bir genç kız bilge adamı şaşırtmak istiyor. İki elinin arasına bir kelebek koyacak ve bilge adama "avucumun içinde bir kelebek var canlı mı ölü mü?" diye soracak."Ölü" derse kelebeği salıverecek. "Canlı" derse avucunu bastırıp kelebeği öldürecek. Bilge adam her ne derse tersini ispat etmis olacak. Kız kapalı tuttuğu ellerini bilgeye doğru uzatıyor: "Avucumun içinde bir kelebek var. Canlı mı ölü mü?"Bilge adam cevap vermeden önce uzun uzun kızın gözlerinin içine bakiyor ve cevap veriyor: "Canlı da olması ölü de olması senin ellerinde kızım. Senin ellerinde..... Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: - `Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem` der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: - `Ben çekilirim.` ... Bir gün Eflatun, öğrencilerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi: - `İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum` diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermiş: - `Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum.` ... Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile` ye hasımlarından biri: - `Efendim` demiş, `Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük degil mi?` Galile: - `Doğru` demiş, `Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?`
__________________ Acının bağrından mavi bir çelik gibi fışkıran öfke dünyayı değiştirecektir mutlaka Yani hayat kendini yeniden yaratacaktır ona sahip çıkan ellerde ve bu yüzden öfke sevda gibidir kimilerinde |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Nazım Hikmet İstanbul'un en işlek caddelerinde dilencilik yapan bir köre rastlamış ve yanına gidip gerçekten kör olup olmadığını sormuş çünkü önünde hiç para yokmuş...Şöyle bir öneri sunmuş Kör dilenciye '' Bana izin verirsen,senin önündeki kartona bir şey yazacağım'' Ve dilenci kabul etmiş..Yaklaşık bir ay sonra Nazım Hikmet tekrar o caddeden geçerken o dilenciye tekrar rastlamış ve bakmış ki önünde para var..Dilencinin yanına yaklaşıp hatrını sormuş ve dilencini merakını gidermek için aylardır aklındaki soruyu sormuş.. '' siz gittikten sonra para atmaya başladılar asıl merak ettiğim ne yazdığınız'' demiş.Ve Nazım cevap verir: '' YİNE BAHAR GELECEK VE BEN YİNE GÖREMEYECEĞİM.'' yazmıştım. |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | garson : efendim..ne yersiniz, ne getireyim size? yücel : sabır..sabır ver bana! garson : onu benden değil; allah'tan isteyeceksin. yücel : öyle mi?! peki o zaman sen bana bir porsiyon allah getir! rahatsızlığı sebebiyle hastaneye kaldırılmadan önce, kollarına girmiş iki kişiyle beraber izmir kıbrıs şehitleri caddesi'nde rastladığım can yücel tarafından, bir sokak müzisyenine eşlik ederek söylendiğini duyduğum şarkı. sokak müzisyeni bu şarkıyı çalmaya başladıktan birkaç saniye sonra, ayakta duramayacak kadar sarhoş, tasvir kabul etmeyecek kadar adam bir halde can baba sokağın başında belirdi. gitar çalan o zayıf, parmakları kalem gibi çocuğun çaldığı tınılar arasında çal ernesto'yla fidel'i çal! diye haykırdı... tüm sokak birden durdu. herkes sadece can baba'nın yüzündeki o ağlamaklı ama asla umutsuz olmayan ifadeye çivilenmiş gibiyken müzisyen boğazındaki damarlar yol yol olmuş bağırıyordu; ernesto'yla castro'nun bağımsız küba düşü....tüm sokak, ve hatta aportta bekleyen polisler bile adı konmamış bir ritüele saygı gösterir gibi şarkıyı dinliyordu... şarkı bitti, can baba gitti... müzisyen toparlandı.. onu dinleyen bir grup insan öylece kalakaldı... birkaç ay sonra can baba, sadece manevi olarak değil, maddi olarak da sonsuza kavuştu. ben ise bir daha o sokak müzisyenini hiç görmedim. bir daha o geceki can yücel kadar hüzünle, öfkeyle ama yine de inanarak düşleri için şarkı söyleyen bir adamı da görmedim... maalesef... can yücel ile ilgili bir anı... grup dinmeyen'in söyelediği şarkının adı kavganın ortasında KAVGANIN ORTASINDA YAPAYALINIZ KALSANDA... YILGINLIĞA KAPILIP,KÖRELTME YÜREĞİNİ... SEN TARİHİN OĞLUSUN,YAŞADIN ONBİNYILDIR!!! YİTİRİP İNANCINI,KAYBETME DİRENCİNİ... SPARTAKÜS'ÜN KÖLE ORDUSUNDA NEFERDİN PARİS BARİKATLARINDA UMUT OLDUN DİRENDİN... AFRİKA'DA ZENCİYDİN,PANÇO VİLLA'YLA KÖYLÜ ERNESTO'YLA CASTRO'NUN BAĞIMSIZ KÜBA DÜŞÜ... |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 1.087
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Nazi Almanyası'nda papaz Martin Niemöller ' in günlüğünden : "Önce sosyalistleri topladılar , sesimi çıkarmadım ; çünkü sosyolist değildim.Sonra sendikacıları topladılar , sesimi çıkarmadım ; çünkü sendikacı değildim .Sonra Yahudileri topladılar , sesimi çıkarmadım ; çünkü Yahudi değildim . Sonra beni almaya geldiler ; benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı..." Konu aze tarafından (05-30-2009 Saat 14:34 ) değiştirilmiştir. Sebep: punto |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| anektod, bir, sizde, yazın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Yazın ABD'den vize almak 40 gün sürecek | Haber-Ahmet | Güncel Haberler | 0 | 04-14-2008 17:10 |
| ten yazın | nu.pelda | Serkan Engin | 0 | 03-26-2008 01:30 |
| nurullah akçyı-yazın yagar kar başı | ecemm | J-K-L-M-N | 0 | 02-28-2008 00:38 |
| akp'nin icraatlarından memnun değilseniz sizde bir kaç ampul patlatın | cceemm62 | Forum Çöplüğü | 3 | 09-09-2007 23:26 |
| tanrı ve bir komunistin inatlaşması...sizce sonuç ne olur?? buyrun yazın.... | by_deli | Genel Mizah | 14 | 05-25-2007 21:23 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 17:43 .