![]() |
| |||||||
| KomünistForum Haber Servisi Haberler,Eylemler,Anmalar,Geceler,Konserler ve bizimle paylaşmak istedğiniz haber niteliğindeki her şeyi burda paylaşabilirsiniz... |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 64
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Maraş Katliamı’nın üzerinden 30 yıl geçti. 19-26 Aralık tarihleri arasında yaşanan katliamın hedefi Kürt Alevilerdi. İlk ve son da değildi, öncesinde 18 Nisan 1978’de Malatya’da, 1980’de de Çorum’da Aleviler katledildi, onlarca kişi öldürüldü, yüzlercesi yaralandı. Katliam unutulmadı, unutulmayacak da. Maraşta'ki katliamının üzerinden 30 yıl geçti. Katliamın mimarları ve tetikçilerinin hiçbiri şimdiye kadar cezalandırılmazken, saldırıda yer alanların bir kısmı ödüllendirilerek milletvekili, vali ve emniyet müdürü oldu. KATLİAMA DOĞRU… 1977 1 Mayıs katliamı ile başlayan, 16 Mart ve Çorum ile devam eden katliam provolarına 19-26 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş eklenir. Maraş’ta resmi rakamlara göre 111 kişi öldü, yüzlerce kişi yaralandı ve yüzlerce ev, işyeri de yakılıp, yıkıldı. 17 Nisan 1978'de Adalet Partili Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu, Ankara'dan gönderilen bir bombalı paketin patlatılması sonucu torunu ve geliniyle birlikte yaşamını yitirir. Bunu bahane eden MHP'liler, Alevi Kürtlerin evlerine ve işyerlerine saldırarak 20‘ye yakın Kürt-Aleviyi katlederler. Daha sonra saldırıda kullanılan bombanın MKE yapımı olduğu ve Maraş'ta ülkücüler tarafından Çiçek Sineması'na atılan bombayla aynı olduğu ortaya çıkar. Ayrıca sinemaya atılan dinamiti Ökkeş Kenger’in sağladığı tespit edilmiştir. Dönemin İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, Maraş katliamının gün ışığına çıkartılması için özel bir ekip görevlendirir. Özel ekip ayrıntılı raporunu İçişleri Bakanı’na sunar. Ancak raporun içeriği gizli tutulur. Gündem Dergisi, bu raporun bir kısmını elde ederek bazı bölümlerini daha sonra yayınlar. Raporun yayınlanan bölümü şöyle: KATLİAM RAPORU - 18.12.1978 günü, ÜGD Maraş şubesi ikinci başkanı Mustafa Kanlıdere, Ökkeş Kenger ve üçüncü başkan Mustafa Tecirli’ye “Halkı kışkırtmak, tahrik etmek ve isyanını sağlamak için solcuların attığı süsü verilmek kaydıyla, tahrip gücü az bir dinamit atılmasını” emretmiştir. - 15 gün öncesinden itibaren, gelecek program olarak “Zeynel ile Veysel” filmi gösterilecekken Adana Maraş ÜGD Şubesi’ne gelen iki şahsın getirdiği “Güneş Ne Zaman Doğacak” filmi 16 Aralık’ta aniden gösterime sokulmuştur. - Olaylardan önce, Ankara İli Bahçelievler, Karşıyaka ve Keçiören semtlerinde oturdukları bilinen Hüseyin Yıldız, Ünal Ağaoğlu, Haluk Kırcı, Mustafa Özmen, Mustafa Dülger, Remzi Çayır, Mustafa Demir, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment Gedikli, Mustafa Korkmaz ve İsmail U*** ile Mehmet Gürses isimli şahısların Kahramanmaraş iline gittikleri öğrenilmiştir. - 22 Aralık 1978 günü Maraş’ta olaylar patlak verdiğinde iki ayrı telefon görüşmesi yapılır. Yapılan araştırmalarda, Adana ilinden bir şahıs, Malatya Özel Doğu Kliniği Doktoru Muhittin Turgut’u telefonla arayarak; ‘Kahramanmaraş’tan oraya yaralılar gelecek, dikkatli olun’ der. Muhittin Turgut ise; ‘Orasını bana bırakın. Malatya olaylarında bir açık verdim mi ki bunda vereyim. Malatya olaylarında ne şekilde çalıştığımı siz de bilirsiniz’ karşılığını verir. ‘BİR ALEVİ ÖLDÜREN BEŞ SEFER HACCA GİTMİŞ GİBİ SEVAP KAZANIR‘ 21 Aralık akşamı Maraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden ve Töb-Der üyesi olan Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu okuldan evlerine döndükleri sırada silahlı saldırıya uğrayarak yaşamını yitirirler. Öğretmenlerin cenazesi 22 Aralık’ta kaldırılacaktır. Faşistler cenaze törenine saldırmak için geceden çevre il, ilçe ve köylere adam göndererek, “Komünistler, Aleviler ***a namazında camileri bombalayacaklar, Müslüman kardeşlerimizi katledecekler. Bunun hazırlığını yapıyorlar. Müslüman kardeşlerimizi katliamdan korumak için toplanalım” çağrıları yaparlar. 22 Aralık günü ***a namazında konuşan Bağlarbaşı İmamı Mustafa Yıldız'ın, şu sözleri katliamı yapanların hangi duygularla yaptıklarını ele vermekteydi: "Oruç ve namazla hacı olunmaz, bir Alevi öldüren beş sefer Hacca gitmiş gibi sevap kazanır." ADIM ADIM KATLİAMA DOĞRU Gelişmelerin kötüye gittiğini gören Alevi, CHP ve diğer sol partilerle demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinden oluşan bir grup, aynı gün Vali’ye, Emniyet Müdürü’ne, Jandarma Alay Komutanı’na giderek ertesi günün olaylı geçeceğinden endişe ettiklerini söyleyerek önlem alınmasını ister. Vali ve yetkililer ise, “Devlet güçlüdür, her olayın üstesinden gelecek güçtedir. Önlemler alınmıştır. Vatandaşlar emin olsunlar” şeklinde güvence verirler. Oysa öğretmenlerin cenaze töreninde ertesi günün kanlı geçeceğinin somut belirtileri vardı. Çevre illerden güvenlik yardımı istenmediği gibi, yeterince önlem alma yoluna da gidilmez. Yapılacak saldırıya ve katliama halkı da katmak için camilerden ve belediye hoparlöründen yapılacak çağrının metni hazırlanır. Yatsı ve sabah namazında cami imamları çağrıyı yaparlar. Artık katliam hazırlıkları tamamlanmıştır. VE KATLİAM BAŞLAR 23 Aralık günü, Maraş, Yörükselim, Mağaralı, Yusuflar, Dumlupınar, Yenimahalle, Sakarya, İsadivanlı, Duraklı, Namık Kemal mahallelerinde saldırılar başlar. Meydanları kontrol altına alan faşistler "Kahrolsun komünistler, Müslüman Türkiye, din elden gidiyor, Vali istifa, İçişleri Bakanı'nın kellesini istiyoruz" sloganları eşliğinde çoluk çocuk, genç yaşlı demeden insanları katlederler. Dönemin Maraş CHP milletvekili Hüseyin Doğan katliamdan hemen sonra yapılan CHP grup toplantısında, şu görüşleri ifade eder: “Kahramanmaraş’ta olan bir savaş değildir. İç savaşın silahlı iki tarafı olur. Kahramanmaraş’ta olan bir katliamdır. Bunun adına anarşi denmez. Sağ-sol çatışması da denmez. Bu, Alevi-Sünni çatışması da değildir. Bunlar içinde aransa bile bu planlı ve örgütlü bir faşist saldırıdır. Çevre illerden Maraş’a getirilen katil çetelerine belli hedefler gösterilerek, her şeyi hesaplanan bir planla yürürlüğe konan bir faşist eylemdir. Kin ekip, kan çiçeği büyütenlerin, direnme hakkından söz edip ‘Milli direnme hakkı doğmuştur’ diye bildiri yayınlayanların eseridir. Maraş katliamı ‘Müslüman Türkiye-Milliyetçi Türkiye, Allah için Cihad başına’ sloganlarıyla kadın demeden, çocuk demeden vuranlar karşısında ‘Bana sağcılar ve milliyetçiler cinayet işliyor dedirtemezsiniz’ diyenlerden destek görenlerin eseridir...” Maraş'taki katliam 25 Aralık gecesi sona erdi. Katliamı yakından izleyen CHP’li İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı “katliamın, solcuların tahrik etmesi sonucu yaşandığı” söyler. DARBE YOLU AÇILIYOR Bu sırada Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından, Semih Sencar'dan boşalan Genelkurmay Başkanlığı görevine getirilen Kenan Evren'e, Maraş katliamıyla askeri darbe yolu açılır. 25 Aralık'ta dönemin Ecevit, Evren'i, Hariciye Köşkü'ne çağırıp Maraş olaylarından dolayı, bazı illerde sıkıyönetim ilan edeceğini bildirir. Buna göre 26 Aralık Salı günü saat 07.00 den sonra İstanbul, Ankara, Maraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Antep, Kars, Malatya, Sivas ve Urfa başta olmak üzere 13 ilde sıkıyönetim ilan edilir. Ancak, askerler bu illerdeki sıkıyönetiminin yetersiz olduğunu, Diyarbakır, İzmir, ile Suriye-İran-Irak gibi sınır boylarını çevreleyen illerin de bu sıkıyönetimin kapsamı içine alınmasını isterler. Ecevit, özellikle MHP’nin güçlü olduğu illerde de sıkıyönetimin uygulanmasını istiyordu. Orta Anadolu'da "Verimli Hilal" stratejisinin uygulandığı illerde de sıkıyönetim uygulanmasını isteyen Ecevit'e Kenan Evren karşı çıkıyordu. Kısa bir süre sonra askerler ülke yönetiminin başına dolaylı da olsa geçmişlerdi. Böylece Maraş katliamı, askerlerin ülke yönetimini ele geçirmeleri için iyi bir gerekçe oluyordu. MARAŞ DOSYASI KAPATILDI 19 Aralık 1978 günü çıkan ve 26 Aralık'a kadar süren çatışmalarda yakalanan sanıkların yargılama ve davalarının sonuçlanması 1991'e kadar sürdü. Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi gerekçeli kararında katliamı planlayıp, uygulayanların MHP, Ülkücü Gençlik Derneği (ÜGD), Esir Türkleri Kurtarma Ordusu (ETKO), Kontrgerilla gibi illegal örgütlerin olduğunu açıklar. Bu süre zarfında 804 kişi hakkında dava açılır. Bu sanıklardan 29’u ölüm cezasına, 7’si müebbet hapse, 7’si 15-24 yıl, 29’u 10-15 yıl, 259’u da 5-10 yıl, 26’sı ise 1-5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılırlar. 379 kişi davadan beraat ederken 68 kişi firarda olduğu, veya dava sırasında ölmüş olduğu için davadan düşerler. Öte yandan ölüm ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirimi uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Ardından mahkemenin kararı Yargıtay tarafından bozulurken, yeni yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır. Haklarında ceza verilenlerin cezaları, Nisan 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Kanunu nedeniyle ertelendi ve serbest bırakıldılar. Böylece kanlı olaylarla dolu Maraş dosyası sessizce kapatılmış oldu. Maraş katliamının baş aktörlerinden ve planlayıcılarından olduğu kesinleşen ve bu suçtan yargılanan Ökkeş Kenger, daha sonra soyadını „Sendiller“ olarak değiştirerek TBMM çatısı altında milletvekili olarak görev alır. Olayların ardından Alevi nüfusunun, yüzde 80'inin baskı ve korkudan dolayı Maraş'ı terk ettiği tahmin ediliyor. SAVCI SANER’İN HAZIRLADIĞI RAPOR Dönemin Savcısı Dündar Saner’in hazırladığı ve daha sonra gizli kabul edilerek arşivlere konulan rapor, gelişmelerin resmi bir ağızdan ifade edilmesi bakımından anlamlıydı. - “...Uzun süreden beri tezgahlanan plan bu şekilde tatbikat safhasına konuldu. 14-15 yaşlarındaki çocuklar, 20-25 yaşında şartlandırılmış kişiler tarafından Yörükselim, Şeyhadil ve dünden itibaren sırayla Kümbet, Yeni Mahalle’ye sevk edilerek burada cinayetler işletilmiştir. Küçük çocukların ve yaşlı adamların üzerine gaz dökülerek yakılmış. İnsanlık dışı olaylar işlenmiştir. Olayların başlangıcında 20 kişiye otopsi yapabilme imkanı bulduk. Bunlar uzun menzilli silahlarla öldürülmüştü. Daha sonra gelen ceset fazlalığından değil otopsi, kimlik tespiti bile yapmaya imkan kalmamıştır. Daha önce ihbar olarak değerlendirdiğimiz toplu katliam olayları, toplu halde ceset bulunması ile doğrulanmaktadır. Nitekim çukurlar içerisinde, çatışma gerçekleşen mahallelerde, öğretmen evleri civarında üçer, dörder ceset bulunmaktadır. Bu yüzden ölü sayısının resmi miktarı aşarak 200’ü geçeceğini tahmin ediyorum.” KATLİAM TANIKLARI KONUŞUYOR - “ ...Karşımızda oturan ve bir gözü görmeyen 80 yaşındaki yaşlı Cennet Çimen’in evine gittiler. Bu kadını, ‘Gel nene, gel nene’ diyerek elinden tutup dışarıya çıkardılar. Cennet kadını gözleri görmediği ve yaşlı olduğu için öldürülenlerden ve yakılanlardan habersizdi. Sanıklardan ***a Yalçın ile Nuri Boğa tornavida ile onun gözlerini oydular, sonra silah sıkarak öldürdüler. Yakınında bulunan helanın çukuruna baş üzeri atıp, üzerine at arabasını devirdiler.” - “...Mağdur Kemal Yıldız'ı bir tepeye çıkarttılar. İşin zevkine varmak ve nişancı olduklarını göstermek için önce bıraktılar, biraz uzaklaşınca arkasından ateş ettiler.“ BALTAYLA BEYNİNİ PARÇALADILAR - “...Ellerinde Alman tüfeği, mavzer, makineli tüfekler vardı. Kadınlarımızın memeleri kesildi. Altı aylık çocuğumuza kurşun sıkıldı. Kolları kesildi, kafaları ezildi. Kadınlarımızın hem ölüsüne hakaret ettiler, hem dirisine. Kocasının yanında yaptılar. Kocası dedi ‘Allah’tan korkun’. Kocasını çektiler öldürdüler. Ardından kadını öldürdüler. 20 yaşında bir babayı oğluyla birlikte öldürdüler. Gözlerine şiş soktular insanların. Seyrantepe’de Kaşanlı (...)ün karısının ırzına geçip, kurşuna dizdiler. Daha sonra külotunu çıkarıp sokağa attılar. Kalaycı Şah İsmail’e de baltayla vurup beynini parçaladılar...” - “... Öğleden sonra yeniden geldiler. Benzin şişeleri vardı ellerinde, evlerimize saldırdılar, gazlı bezleri ateşleyerek içeri attılar. Evleri ateşe verdiler. ‘Maraş size mezar olur, vatan olmaz; Yaşasın Türkeş, Yaşasın MHP’ diye bağırıyorlardı. Ellerindeki uzun menzilli silahlarla evlerimize ateş etmeye başladılar. Korkudan kaçıp kurtulmak isteyenlere arkadan ateş edip öldürüyorlardı...” HASTANEYE GETİRİLEN YARALILAR ÖLDÜRÜLDÜ - ”... Gazipaşa semtinde, iki kişi saldırganların elinden kurtularak, yakınında bulunan askeri birliğe sığınmış. Saldırganlar, bu iki kişiyi, askerlerin elinden alarak kurşuna dizdiler. Sağlık ocağında görevli iki yaralıyı da zorla dışarı çıkararak kurşuna dizdiler. Devlet Hastanesinin yolunu ve etrafını çeviren saldırganlar, hastaneye getirilen yaralılara silahla ateş ediyor, öldürüyorlardı. Yaralıları hastaneye taşıyan ambülansın şoförünü de silahla öldürdüler. Yüzleri maskeli bir grup, yurttaşların korkudan sığındıkları bir apartmanı yaylım ateşine tutarak bazılarını yaraladılar...” BIRAKIN KAFİR YANSIN - ”...Babam kanlar içinde yerde yatıyordu. Saldırganlar, küçük kız kardeşim Hürriyet’in, babama sarılarak ağlamasıyla alay ederek gülüşüyorlardı. Sonra evin her tarafına gaz, benzin dökerek ateşe verdiler. Odalar ve salon alev alev yanıyordu. Babamın cesedini yanmaması için dışarı çıkarmaya çalışıyorduk. Saldırganlar ise ‘Bırakın kafir yansın’ diye bağırıyorlardı. Sonra cesedi ateşe doğru çektiler. Bizi de sopayla dövmeye başladılar...” ... 22.12.2008 Saat: 10:38
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| anatomisi, bir, bırakın, kafir, katliamın, yansın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| şiddetin anatomisi | guernica | FELSEFE | 0 | 11-25-2008 03:26 |
| 'Bırakın Kürtler Konuşsun' | Rozerin | Serbest Başlık ( Siyaset ) | 0 | 09-18-2008 02:55 |
| Varsın yansın ormanlar, fidanımız bol | İsyanAteşi | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 09-03-2008 19:03 |
| Bir satışın anatomisi | reyhan | Edebi eleştiri - Makale - Denemeler | 0 | 05-13-2008 15:55 |
| Bedirhan Gökçe-Çiğerin yansın | yekta | Video ve ya Film İndirmeden Direk İzle | 0 | 04-02-2008 17:20 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 23:39 .