Bugün ki Koşullarda Dünya Barışı Olabilir mi? Sosyalist sistemin dağılmasıyla birlikte emperyalist kapitalist sistem dizginlerinden boşalarak gelişen sınıf hareketini ve emekçi sınıfları kah yerel ve lokal savaşların içine çekerek; kah emperyalistlerin askeri veya diplomatik müdahaleriyle; kah milyonlarca insanı açlığa ve hastalığa terkeden ambargolarıyla ve gizli diplomasi manevralarıyla; nükler silah denemelerin silahsızlanma girişimlerinden, çok silahlanma yarışından geçtiği bire günde nasıl barış sağlanır?
savaşların petrol ve enerji çıkarı için ABDnin ve NATOnun Afganistanı işgal ederek ölüm taralalarıyla, iz bırakırken halen Afganistan da süren Savaş ve burdan alıp esirleri götürdükleri Guantanamo adalarında ve yüzen ABD Hapishane gemilerinde işkence yapılarak öldürüldüğü ve İnsanların kayb olduğu bir günde nasıl barış sağlanır? Yine Orta-doğuda her fırsatta Filistinnin, Lübanın İsrail tarafından işgal edilerek savunmasız Filistin halkının katliamdan geçirildiği, kendi topraklarında mülteci durumda yaşadığı bir günde nasıl barış sağlanır? ABD emperyalizmi tarafından savaşla işal ettiği Irakda yıllardır milyonlarca insanın öldürüldüğü savaşın hız kesmiyerek tüm şiddetiyle sürdüğü bir günde nasıl barış sağlanır? Türk militer devletinin güneyde kurulacak Kürt devletinin olmasını, kurulması karşısında yer alarak engelleyerek ABD emperyalizmin tüm isteklerine kabul edereken. Yıllardır Kuzey Kürdistanda Kürt halkına karşı başlattığı ve 24 yıldır savaştan beslenerek savaştan başka bir şey düşünmeyerek 40 bin insanın ölümüne sebep olarak her gün yeni Asker ve gerillaların cenazelerinin geldiği bir günde nasıl barış sağlanır? Bu dönemde emperyalist- kapitalist sistem son olarak ABD emperyalizmi ve Türkiyenin desteklediği ve kışkırtığı Gürcistan, Osetyayı işgal ederek Rusya ve ABD emperyalizmi ve AB emperyalist ülkelerin bölgede lokal savaşların devam ettiği bir günde nasıl barış sağlanır? savaşların süslediği, gerginliğin devam ettiği bir zamanda 1 Eylül Dünya Barış Günü daha sosyalistlerle, burjuvazinin barış çığlıklarının birbirine karıştığı bir iklimde geçiyor. Dünyada ve bölgemizde savaşlar bitmek bilmiyor. Savaşların biri bitmeden diğeri için savaş hazırlıkları devam ediyor. Emperyalist-Kapitalist sistemden dünyada hemen barış demek, istemek, bir ifade değeri olmadığı gibi içi boş sözcükten başka bir şey değildir. Böylece dünyada ve bölgemizde savaşların devam ettiği bir dönemde 1.Eylül dünya barış gününe denk gelmesi nedeniyle dünyada-bölgemizde barışın ne kadar ihtiyaç olduğunu savunanlarla. savaşa karşı barışı savunmayı bir de Leninden ögrenelim. İşçi sınıfının aklını karıştırma biçimlerinden biri de pasifizm ve soyut barış propagandasıdır. Kapitalist rejim altında özellikle de emperyalizm aşamasında savaşlar kaçınılmazdır. Üstelik öte yanadan, sosyal demokrat devrimci savaşların, yani emperyalist olmayan savaşların olumlu değerini inkar etmezler.... Bugün, kitleleri devrimci eyleme çağıran bir propagandayla birlikte yürütülmeyen bir barış propagandası, yanlızca yanılsama yayar, burjuvazinin insaniyetçi düşüncesine güven aşılayarak proletaryayı yozlaştırır ve onu savaşan ülkelerin gizli diplomasisinin elinde oyuncak haline getirir. Kesin olarak söylemek gerekirse, bir dizi devrim olmaksızın güya demokratik bir barışa ulaşılabileceği fikri tamamen yanlıştır. (Lenin) İkinci Enternasyonelin 1907 Stuttgard ve 1912 Basel kongrelerinde başlayıp, Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla netleşen bir ayrışmanın konusu emperyalist savaşa ve pasifizme karşı tutumdu. Komünistlerin İkinci Enternasyonalden kopuşunda belirleyici bir rol oynayan savaşa ve barışa karşı tutum, Komünist Enternasyonale katılma koşulları içinde de ifadesini buldu: Komünist Enternasyonale katılmak isteyen her parti sadece aleni sosyal-yurtseverliği değil ikiyüzlü ve uyduruk sosyal-pasifizmi de teşhir etmek zorundadır; kapitalizm devrim yoluyla yıkılmadıkca hiçbir uluslararası hakem kurumunun, silahsızlanma hakkındaki hiçbir tartışmanın . Milletler Cemiyetini demoktatikleştirmek üzere yeniden örgütlenmesi yolunda hiçbir girişimin insanlığı emperyalist savaşlardan kurtarmayacağı işçilere sistemli bir biçimde gösterilmelidir.(Lenin) Lenin ölümünden sonra bu yaklaşım unutuldu. 1934 te II. Dünya savaşının sonunda SSCB Birleşmiş Milletlerin kuruluşunda yer aldı. 1939da SSCBile saldırmazlık paktı imzalandıktan hemen sonra. Nazi ordularının Polanyaya girdiği gün olan 1 Eylül Dünya Barış Günü kabul edildi ve bu günün en hararetli taraftarları komünistler oldu; barış hareketi ile komünistlik neredeyse özdeş kabul edilir oldu; AGİK ve Helsinki belgesinin onaylanmasısosyalist sistemin ve proletaryanın bir zaferi olarak benimsendi. Bugün barışçılıkla komünizm arasındaki ayrım zihinlerde bir bulanıklık olarak durmaya devam ediyor. Yine de bir yandan burjuvazinin kalemşörleri bir yandan da onlara hizmet için yarışan eski ve sahte sosyalistler güya artık savaşların olmayacağı, tüm insanlığın global sorunların elbirliği ile çözüleceğini yeni bir döneme girildiğini söylemekten usanmıyorlar. ilginçtir 92 yıl önce bunların benzerleri çok benzer şeyler söylüyorlardı. Kapitalizmin artık yeni bir evreye girmişti; bugünün moda kavramı (Globalleşme, Küreselleşme) yerine o zaman ultra-emperyalizm deniyordu. Tekelleşmenin iyice ilerlemesi ve büyük kapitalistlerin silahlanma ve savaş eğilimleri artık kapitalistlerin belirleyici kesimlerinin bir kısmının da karşı çıktığı, çıkacağı eğilimler haline gelmekteydi. Dolaysıyle barış mücadelesi burjuva güçlerin bir kısmıyla elele yürütebilecek bir mücadeleydi. Genel olarak barış hedefi öne çıkarılmalıydı... tabii bütün bunlar, genel olarak şiddetin reddedilmesine bağlanıyordu. O zaman da, şimdi ve her zaman olduğu gibi savaşlardan asıl zararı gören ezilen sömürülen yığınlar gayri ihtiyari bir biçimde barış istiyorlardı; o zamanda şimdi olduğu gibi, bu yığınlardan daha bilinçli bir tutum gösteremeyen hatta onların kuyruğunda soyut bir barış hedefinin peşinden koşan ve önce barış hemen barış, demenin sözcüğüne kapılan sahte sosyalistler vardı. Komünistler işte biricik devrimci çözüm yolunu açabilmek ve onların gözbağlarını çözmek üzere burjuva pasifistlerinin ve sosyal-pasifistlerin karşısına dikildiler. LENİN Barışa Karşı nasıl Tutum Aldı ! Lenin barış taleplerini birbirinden ayırederek şu açıklamayı yaptı: Kapitalist ülkelerin somut poltikaların içinde barış varlığının üç farklı biçimi görülebilir. İleri görüşlü milyonerler bir an evvel barış elde etmek isterler çünkü devrimden korkarlar.
__________________ Yaşasın İşçilerin, Köylülerin, Gençlerin ve Bütün Yurtseverlerin Anti-Emperyalist Mücadelesi! Yaşasın Dünya Halklarının Emperyalizme Karşı Verdikleri Halk Savaşları! •3 FidanLaRdı Korkusuzca Yürüyen KavGaLarında• |