Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > Önemli Günler > Özel Günler > KIZILDERE KATLİAMI

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 04-01-2008, 15:00   #11 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Bulunduğu yer: sokaklardan
Mesajlar: 1.756
Thanks: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 0
compagno Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

süper şarkı ya.bunu video da söyleyenin kim olduğunu bilen varmı?



compagno isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 04-07-2008, 17:29   #12 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Feb 2008
Bulunduğu yer: İSTANBUL
Mesajlar: 29
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
devrimyolu Seçkin bir yolda.
Standart

Ah!...
tam ülkenin gerçek gündemini yakalamışken...
Nereden çıktı bu olaylar...







Herkesin ağzında bir tekerleme var: Her an, herşeyin olabildiği ülke. Kaçınılmaz olarak böyle bir ülkede, bir olay birden gündemin ilk sırasına çıkabildiği gibi, aynı hızla gündemin en alt sıralarına itilebilmektedir.
Öte yandan her toplumsal ve siyasal grup kendi sorununun en önemli sorun olduğunu düşündüğünden, ülkenin gündeminin sürekli ve hızla değişmesi karşısında kendi sorunlarının unutulup gittiğinden, unutturulduğundan yakınmaktadır.
Böylesi bir ortamda, gelişen ve gündemin ilk sırasına yükselen, ancak pek çok toplumsal ve siyasal grubun kendi sorunlarını ikinci plana iten her olay ya da sorun bir "komplo" ürünü olduğu, "yapay gündem" oluşturmak amacıyla öne çıkartıldığı, "hedef şaşırttığı", ülkenin "gerçek gündeminin üstünü örttüğü" şeklinde yorumlanmakta ve hatta suçlanmaktadır.
Tam "türban sorunu" ve türban konusuna bağlı "laiklik" konusu ülkenin gündeminin ilk sırasına yükselmiş, olabilecek en geniş toplumsal kesimleri harekete geçirmeye yönelmişken, birden bire "sınır ötesi harekat" ülkenin gündemine "bomba gibi" düşer. "Türban sorunu", "laiklik" birden bire önemini yitirir, herşey "sınır ötesi harekat" çevresinde dönmeye başlar.
Kendi siyasal faaliyetini, örgütlenme çalışmasını tümüyle "türban sorunu"nun gündemin ilk sırasına yükselmesine bağlı olarak yürüten ve planlayan siyasal hareketler, böyle bir gelişme karşısında ister istemez "boşluğa" düşerler. Öte yandan, "türban sorunu"nun ülkenin "gerçek gündeminin üstünü örttüğünü", dolayısıyla kendi sorununun ikincil kalmasına yol açtığını düşünen ulusal-siyasal hareket ise, "sınır ötesi harekât"la birlikte değişen gündemden fazlasıyla hoşnut olabilmektedir.
Yine "sınır ötesi harekat" ülke gündeminin birincil maddesi haline gelmişken, Tayyip Erdoğan hükümetinin IMF talimatlarına uygun olarak sosyal güvenlik sisteminde yapmaya çalıştığı değişikliklere kamuoyunun yeterince ilgisinin çekilemediğinden şikayet edenler, her durumda "sınır ötesi harekat" çevresinde dönen güncel tartışmaların ve gündemin saptırıcı olduğunu düşünmek durumundadırlar.
Diğer yandan "iç siyasal tartışmaları bir yana bırakalım, ülkenin geleceğini belirleyecek en önemli gelişme dünya ekonomisindeki kriz olgularıdır" diyenler, hem "sınır ötesi harekâtı"nın, hem "türban sorunu"nun, hem de sosyal güvenlik sistemine ilişkin değişikliklerin saptırıcı olduğuna hükmederler..
Ve birden ülkenin gündeminde öne çıkmış sorunlar (türban sorunu, sınır ötesi harekat gibi) bir an için önemini yitirdiğinde meydanlara çıkan milyonlarca işçi, emekçi, memurun sosyal güvenlik sisteminde yapılmak istenen değişikliklere karşı eylemleri gündemin eksenini değiştirirken ve tam da değiştirmek üzereyken, "iş-aş" sorunu öne geçerken, birden AKP'nin kapatılmasına ilişkin dava herşeyin üstüne çıkan yeni bir gündem haline geliverir. Öyle ki, milyonlarca işçi, emekçinin eylemleriyle aynı güne "rastlayan" AKP'nin kapatılması davası kitlesel eylemlerin haber bültenlerinde yer almasını bile engelleyebilmiştir.
Ve yine birden, herşey AKP'nin kapatılması davasına "endeks"lenmişken, dünya ekonomisindeki "türbülans" gündemin ilk sırasına yükselmiş, "kara cuma", "kara pazartesi" haberleri tüm diğer olayların ve gelişmelerin üzerine çıkmıştır.
"2001 krizi AKP'yi yarattı, 2008 krizi AKP'yi yok edecektir"e inananlar, her çeşitten ve cinsten "makro ekonomistler", ekonominin gündemin ilk sırasına çıkmasından büyük bir hoşnutluk duyarlarken, birden bire gündem yeniden değişir. İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek "Ergenekon çetesi" soruşturması nedeniyle gözaltına alınırlar.
Gündem yeniden değişmiş, gündemin birincil konusu yine farklılaşmıştır.
Her türden ve cinsten çıkar grupları, baskı grupları, marjinal kesimler, çevreciler, ulusal hareketçiler, laikler, sendikalar, meslek kuruluşları, sağcısından solcusuna siyasal partiler, kültür çevreleri ve nihayetinde devrimci örgütler, bir yandan durağanlık karşısında "her an herşeyin olabildiği ülke" olmanın "keyfi"ni sürerken, diğer yandan her bir gelişmenin kendi gündemlerini önemsizleştirdiğinden şikayet etmeyi sürdürürler.
Her kesimin istediği tek şey, kendi istemleri ve çıkarları doğrultusunda ülkenin gündeminin belirlenmesi ve bunların gerçekleşmesini sağlayacak koşulların ortaya çıkmasıdır. Dolayısıyla her kesimin bu istem ve beklentisi, diğer kesimlerin aynı istem ve beklentilerini dışlar. Haberler hızla "tüketilir". "Medya manipülasyonları", T. Özal'dan beri süregiden "gündem saptırıcı" hükümet açıklamaları da işin içine girince, ortalık tam anlamıyla karışır.
"Siyasal olaylara karşı duyarlı" bireyler ise, böylesi bir gündem değişimi ortamında kafa karışıklığına düşmeseler bile, fiili mücadeleler içinde yer almak, sürekli bir mücadele içinde bulunmak yönündeki istemleri ve çabaları "moral" sorunlarla yüzyüze gelir. Kendisinin duyarlı olduğu bir siyasal ya da toplumsal sorun için daha ilk adımını atar atmaz, bu sorunları açıklamak, anlatmak ve bunların çevresinde başka insanları örgütlemek için sokağa çıkar çıkmaz, ülkenin gündemi değişmiş olur.
"Türban" konusunda halkı bilinçlendirmek, laiklik konusunda insanları duyarlı hale getirmek için sokağa çıkan birey, daha ağzını açıp sorunu anlatmaya başlamadan bambaşka bir sorunla karşı karşıya gelebilmekte, "tamam türban sorunu öyle de, AKP kapatılacak mı" şeklinde bir başka soruya muhatap olabilmektedir.
İşin içine "derin devlet", "Ergenekon çetesi", "uluslararası komplo", "medya" manipülasyonları da girince, artık hangi sorunun ne olduğu ve buna karşı ne yapılması gerektiği soruları da boşlukta kalır.
Böylece "her an herşeyin olabildiği ülke"de insanlar, bir mücadelenin kitlesi olmaktan çok, gelişen ve sürekli yer değiştiren olayları izlemekten başka bir şey yapmayan insan "kütlesi" haline dönüşür. Bu "kütle", sadece izleyici konumunda kalarak, sözcüğün tam anlamıyla pasifize olur.
Bu aşamadan itibaren sorunlar, ülkenin gündeminin ilk sırasında hangi olayın ya da sorunun olmasından çıkar, gelişen olaylar karşısında "duyarlılığını" yitirmiş, sadece izleyici konumunda bulunan pasif bir "kütle" sorunu haline gelir. Herhangi bir olay ya da sorun ülkenin gündeminde görece uzun bir süre başat konumda bulunsa bile, pasifize edilmiş, izleyici konumunda tutulan "kütle"nin hareketsizliği buna karşı bir mücadelenin örgütlenmesini engeller.
Pasifize edilmiş "kütle"nin hareketsizliğini "susma, sustukça sıra sana gelecek" teması çevresinde ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalar ise, yeniden gelişen ve değişen ülkenin gündemiyle birlikte, "birşeyler yapılmalı" istemi ile bunu yapacak örgütlülüğün olmaması arasına sıkışır.
Siyasal kadrolar ve yönetimler, böylesi değişken ülke koşullarında sürekli ve geliştirici bir mücadele çizgisi izleyemezler. Ellerinden gelen tek şey, kendilerinin gelişimini sağlayacak, sürekli ve geliştirici bir çizgi izlemelerini olanaklı kılacak bir "gündemin" ortaya çıkması için "tanrı"ya yakarmaktan ibarettir. Ülkenin gündemini belirleyen güçler "medya", "derin devlet" ve "siyasal iktidar" olarak tanımlandığı andan itibaren de, "tanrı"ya yakarmak da bir işe yaramamaktadır.
Kaçınılmaz olarak siyasal kadrolar ve yönetimler, bir bütün olarak ifade edersek siyasal örgütler, kendilerinin "has" gündemleri ve başat mücadeleleri için gerekli koşulların ortaya çıkmasını bekler hale gelirler. Siyasal anlamıyla oportünist (fırsatçı) bir tutum içine girerler.
Sol örgütlenmeler açısından bakıldığında, egemen tutum oportünizm, pasifizm ve legalizmdir. Ancak hepsinin ortak şikayet konuları, ülkenin gündeminin hızla değişmesi, değiştirilmesi, değişiyor olmasıdır.
8 Mart uluslararası emekçi kadınlar günüyle başlayıp 1 Mayıs'la sona ereceği varsayılan "bahar hareketliliği" günlerinin beklentisi içinde olan sol, birden değişen gündem karşısında, neredeyse "klasik" denilebilecek bir "Mart sendromu" içine girerler. Mart ayının hareketli günlerini Nisan'ın sessizliği izler. Artık tek umut 1 Mayıs'tadır. Eğer 1 Mayıs öncesinde ülkenin gündemi yeniden değişmezse, "klasik" 1 Mayıs çalışmalarıyla belli bir hareketlilik sağlanır, kadrolar "kış uyku"sundan sıyrılır, canlanır. Aksi halde "senede bir gün"den beklenen "prim" de elde edilemez.
Öz olarak durum, yaşanılan koşullar, popüler ifadesiyle manzar-i umumiye budur.
Bu manzara-i umumiye karşısında, bir kesim dünya ekonomik bunalımının gelişmesi, kriz dinamikleri ve bunun olası sonuçlarına dikkatleri çekmek isterken, diğer bir kesim bu bunalımın ülkeye yansıması karşısında kitlenin bilinçlendirilmesi ve örgütlendirilmesi gerektiğini düşünür. Bir kesim "türban sorunu"ndan yola çıkarak kitlenin laiklik bilincinin güçlendirilmesi ve laik düzenin korunması için örgütlendirilmesini isterken, bir başka kesim "türban hangi sorunların üzerini örtüyor"un tartışılmasını ister. Bir diğer kesim "laik devlet" ilkesinin öneminden söz ederken, bir diğer kesim "üniter yapının korunması"nın önemini öne çıkarır. Kürt siyasal hareketi için "ulusal sorun" ve buna ilişkin "siyasal çözüm" tartışmalarının ülkenin en temel sorunu olması istenirken, bir başkaları için AKP hükümetiyle birlikte toplumsal yapının artan islamileştirilmesi en temel sorun olarak kabul edilir. Çalışanlar ve sendikalar için sosyal güvenlik sisteminde yapılmak istenen değişiklikler yaşamsal öneme sahipken, AKP'nin kapatılması davası bu sorunun üzerini örten bir örtü olarak görünür.
Ve günler, aylar ve yıllar geçer. Gündemler sürekli birbirleriyle yer değiştirerek, ama hiçbir biçimde ortadan kalkmayarak, her seferinde bir başkasına yerini vererek, yeniden ilk sıraya yükseleceği günleri bekleyerek zaman geçer. Nesnel koşullar tarafından belirlenen gelişmeler ve gündemler karşısında öznel güçlerin yetersizliğiyle oradan buraya koşuşturulup durulur. Olayların kuyruğuna takılınır.
Bütün bunların neden ortaya çıktığı sorusu ile bu değişkenlik karşısında sürekli ve kararlı bir mücadele nasıl yürütülebilir sorusu birbirinin içine geçer. Birisini çözmeye yönelindiğinde diğeri çözümsüzlüğe terk edilir. Kitle kuyrukçuluğunun yerine, olayların kuyruğundan tutmaya çabalamak şeklinde bir siyasal pasifizm egemen olur.
Bu manzara-i umumiye karşısında "aklı başında ve bir şeyler okumuş" kişiler, ülkenin gündeminin böylesine hızlı değişimi karşısında Liebknecht'in sözlerini (ona ait olduğunu söylemeksizin ve kaynağı belirtmeksizin) yinelemekten hoşlanırlar: "Eğer şartlar yirmi dört saat içinde değişirse, taktiğin de yirmi dört saat içinde değiştirilmesi gerekir."
Her ne kadar Liebknecht'in bu sözleri aynen aktarılmasa da, söylenen, hızla değişen gündemler karşısında hızla "tutum ve tavır" belirleyebilen, buna uygun olarak sokak protestoları ve gösterileri düzenleyebilen bir "örgüt"e sahip olmaktır.
Lenin'in Nereden Başlamalı yazısında ifade ettiği gibi, "Dolaysız saldırıya geçmek ve istibdadı yerle bir etmek için bir 'güçlü savaş örgütü'nden; 'kitleler arasında geniş çapta devrimci siyasi ajitasyon'dan (gerek devrimci, gerekse siyasi bakımdan artık ne kadar da faaliz!); 'sokak protestoları için ardı arası kesilmeyen çağrılar'dan; 'siyasi niteliği belirgin (aynen!) sokak gösterileri'nden söz edilip duruyor ve bu böylece sürüp gidiyor."
Böylece gevezelik ile laçkalık birlikte gider. Gündemin 24 saat içinde değişmesi karşısında, "taktikleri" de 24 saat içinde değiştirmek, yakın bir basımevinde ya da yazıcıda bastırılmış pankartlarla 5-20 kişiyle Taksim tramvay durağına çıkmak halini alır.
Kendisine devrimci diyen herkes, bir kez daha Lenin'in Ne Yapmalı ve Nereden Başlamalı yazılarını okumalıdırlar. Bu yazılarda açıkça ifade edildiği gibi, ülke çapında ve merkezi bir siyasi gerçekleri açıklama kampanyasını yürütmeksizin ve bunu yürütebilecek örgütlenme olmaksızın kitlelerin bilinçlendirilmesi ve örgütlendirilmesi olanaksızdır.

"Şartların değişmiş ve dönemlerin farklı oluşuna sarılmak saçmadır; bir mücadele örgütünün inşası ve siyasi ajitasyonun yürütülmesi, 'durgun, barışçı' her şart altında ve devrimci ruhun zayıflaması ne kadar belirgin olursa olsun her dönemde esastır. Üstelik böyle dönemlerde ve böyle şartlarda bu tür çalışma özellikle gereklidir, çünkü patlama ve taşma zamanlarında örgütün kurulması çok geç olacaktır. Parti bir anda faaliyete geçebilmek için hazır durumda olmalıdır. 'Yirmi dört saat içinde taktiği değiştirin!' Ama taktiğin değiştirilmesi için önce ortada bir taktiğin bulunması gerekir. Siyasi mücadeleyi her durumda ve her şart altında yürütebilecek güçlü bir örgüt olmadan, sağlam ilkelerin aydınlattığı ve kararlılıkla uygulanan sistemli eylem planı diye bir şey sözkonusu olamaz..." (Lenin, Nereden Başlamalı)
Devrimci bir strateji olmaksızın, devrimci bir stratejiye sahip bir örgüt olmaksızın, koşulların değişmesinden söz ederek "taktikler"i değiştirmekten söz etmek, olayların kuyruğuna takılmaktan başka bir sonuç vermez.
"Her an herşeyin olabileceği bir ülke"de her değişen gündem karşısında bildiriler kaleme almak, 10-20 kişilik protesto eylemleri için Taksim tramvay durağına "çıkmak", belki bu "eylemler"de yer alanların "umut"larının büyütülmesine hizmet ediyor olsa da, mücadelenin yükseltilmesine hiçbir katkısının olmadığı da görülmek zorundadır.
Birbiri ardına gelişen ve değişen gündemlerin arkasına takılmaktan kurtulmak isteniyorsa, birbirini dışlayan gündemlerin saptırıcılığından yakınılıyorsa, sürekli ve sistemli bir mücadele çizgisinin izlenmesi gereğinden söz ediliyorsa, her durumda Lenin'in aşağıda yer verdiğimiz sözleri bir kez daha okunmalı ve düşünülmelidir. Çözüm ve çıkış buradadır:

"Bir sosyal-demokrat haline gelebilmesi için, işçi, toprakbeyi ile papazın, yüksek memur ile köylünün, öğrenci ile serserinin iktisadi niteliği ve toplumsal ve siyasal özellikleri konusunda açık-seçik bir fikre sahip olmalıdır; onların güçlü ve zayıf yanlarını bilmelidir; her sınıf ve tabakanın kendi bencil özlemlerini, kendi gerçek 'iç yapısını' gizlemek için kullandığı bütün parlak sözlerin ve safsataların anlamını kavramalıdır; belirli kurumların ve yasaların yansıttığı şu ya da bu çıkarların neler olduğunu ve bu yansıtmanın nasıl olduğunu anlamalıdır. Ama bu 'açık-seçik tablo', herhangi bir kitaptan edinilemez. İşçi, bunu, ancak canlı örneklerden, belirli bir anda çevremizde olup bitenlerin, herkesin üzerinde konuştuğu ya da birisinin fısıldadığı şu ya da bu olayda, rakamlarda, mahkeme kararlarında vb. belirenin sıcağı sıcağına teşhirinden edinebilir. Bu kapsamlı siyasal teşhirler, yığınları devrimci eylem bakımından eğitmenin zorunlu ve temel bir koşuludur.
Rus işçileri, polisin halka zorbaca davranışına karşı, dinsel mezheplere zulmedilmesine, köylülerin kırbaçlanmasına karşı, amansız sansüre, askerlere işkence edilmesine, en masum kültürel girişimlerin bastırılmasına vb. karşı niçin hâlâ bu kadar az devrimci eylemde bulunmaktadır? Böyle bir eylem, 'elle tutulur sonuçlar vaadetmediği'nden, 'olumlu' fazla birşey sağlamadığından, 'iktisadi mücadelenin' onları buna 'itmediği'nden ötürü müdür? Böyle bir görüşü benimsemek, yineliyoruz, saldırıyı gerekmediği yere yöneltmek olur, kişinin kendi darkafalılığını 'ya da bernştayncılığını' işçi yığınlarına yüklemek olur. Eğer bütün utanç verici haksızlıklara karşı yeteri kadar geniş, çarpıcı ve anında teşhirleri hâlâ örgütleyemiyorsak suç bizdedir, yığın hareketinin gerisinde kalışımızdadır. Bunu yaptığımız zaman (ve bunu yapmak zorundayız ve yapabiliriz de), en geri işçi bile, öğrencilerin ve dinsel mezheplerin de, köylülerin ve yazarların da, kendisini yaşamının her adımında baskı altında tutan ve ezen aynı karanlık güçler tarafından hareketlere ve keyfi davranışlara uğradıklarını anlayacak ya da içinde duyacaktır; ve bunu duyunca, kendisi de tepki göstermek isteyecektir, bu yolda dayanılmaz bir istek duyacak ve gereğini yapmayı bilecektir; bugün sansürcüleri 'yuhalayacak', yarın bir köylü ayaklanmasını amansızca bastırmış olan valinin evi önünde gösteri yapacak, öbür gün kutsal engizisyonun işini gören papaz kılıklı jandarmalara bir ders verecektir, vb. Şimdiye kadar çalışan yığınların önüne mümkün olan bütün konularda uygun teşhirleri sermekte çok az şey, ya da hemen hiç bir şey yapmadık. Bir çoğumuz, henüz bu yükümlülüğümüzün bilincine varmış değildir, ve fabrika yaşamının dar çerçevesi içinde "günlük tekdüze mücadelenin" ardında kendiliğinden sürüklenmektedir. Bu durumda, 'İskra, günlük tekdüze mücadelenin ilerleyişinin önemini küçümseme ve buna karşılık parlak ve eksiksiz düşüncelerin propagandasını yeğ tutma eğilimindedir' (Martinov, s.61) demek, partiyi geriletmek, hazırlıksızlığımızı ve geriliğimizi savunmak ve yüceltmek demektir...
Siyasal sınıf bilinci, işçilere, ancak dışardan verilebilir, yani ancak iktisadi mücadelenin dışından, işçilerle işverenler arasındaki ilişki alanının dışından verilebilir. Bu bilgiyi elde etmenin mümkün olduğu biricik alan, bütün sınıf ve tabakaların devletle ve hükümetle ilişkisi alanı, bütün sınıflar arasındaki karşılıklı ilişkiler alanıdır. Onun için, işçilere siyasal bilgi vermek için ne yapmalı sorusuna yanıt, pratik içindeki işçilerin ve özellikle ekonomizme eğilim gösterenlerin çoğunlukla yeterli buldukları, 'işçiler arasına gidilmelidir' yanıtı olamaz. İşçilere siyasal bilgiyi verebilmek için, sosyal-demokratlar nüfusun bütün sınıfları arasına gitmek zorundadırlar; onlar askeri birliklerini bütün yönlere sevketmek zorundadırlar."



devrimyolu isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-04-2008, 00:57   #13 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Bulunduğu yer: izmit
Mesajlar: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
deniz1818 Seçkin bir yolda.
Standart

çok teşekkürler çok güzel bi video onları ölmediler onları öldürenler bilmediler onlara ölüm yok



__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin....
deniz1818 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-06-2008, 15:11   #14 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
anarşik Seçkin bir yolda.
Ünlem Deniz Mahir

YAŞASIN TAM BAGIMSIZ TÜRKİYE



__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin....
anarşik isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-07-2008, 01:18   #15 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 3
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
ömerhayyam Seçkin bir yolda.
Standart isyan

adımız onur hesabı elbet sorulur!!!



__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin....
ömerhayyam isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-14-2008, 21:47   #16 (permalink)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 2
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
Vasily Seçkin bir yolda.
Standart

6mayıs devrim şehitleri özel gün olmuomu???



__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin....
Vasily isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 05-28-2008, 14:39   #17 (permalink)
 
devvvgençç - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 548
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
devvvgençç Bu noktada bilinmeyen bir miktar.
Standart

videoyu izledim güzel bir video doğru kızıldere sna yine geliriz



__________________
''Uğrunda ölüme gidilen şey kendini karanlıkta bir IŞIK gibi hissetmektir.''
Kahrolsun emperyalizm Kahrolsun Faşizm
devvvgençç isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 13:30   #18 (permalink)
 
ozdil1903 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 23
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0
ozdil1903 Seçkin bir yolda.
Standart

çok güzel video



__________________
Demokratik lise sınavsız üniversite DEV-LİS
Mahir,Hüseyin,Ulaş kurtuluşa kadar savaş!
ozdil1903 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 06-02-2008, 14:56   #19 (permalink)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 224
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3
berfin Seçkin bir yolda.
Standart

emeğine sağlık yoldaş, paylaşım için teşekkürler.



__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin....
berfin isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 06-17-2008, 21:54   #20 (permalink)
 
kanaryam12 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2008
Bulunduğu yer: Aydın
Mesajlar: 171
Thanks: 4
Thanked 1 Time in 1 Post
Tecrübe Puanı: 2
kanaryam12 Seçkin bir yolda.
Standart

Kızıldere adın ahire kalsın.Sana yine geliriz kızıldere.Süper bir türkü.



kanaryam12 isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
geliriz, kızıldere, sana, yine


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
KızıLdere katLiamı wiLd KIZILDERE KATLİAMI 79 02-05-2010 14:00
kızıldere katliamı gabarın asi rüzgarı KIZILDERE KATLİAMI 6 12-31-2008 17:07
Kızıldere-Nurhak özlem Şiirler 4 03-16-2008 20:45
Yine rahibe saldırı yine genç bir zanlı Haber-Ahmet Türkiye'den Haberler 0 12-17-2007 05:10
kızıldere metin_new Film - Video 1 05-15-2007 18:52


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 19:33 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447