Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Partiler-Örgütler-Sendikalar > KESK

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 12-04-2009, 13:09   #1 (permalink)
 
Katre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Bulunduğu yer: Turuncu Gemi
Mesajlar: 4.523
Thanks: 40
Thanked 63 Times in 52 Posts
Tecrübe Puanı: 5
Katre Seçkin bir yolda.
Standart 25 Kasım:Sermaye sınıfı ve emekçi sınıfların birleşik örgütlü mücadelesidir!

25 Kasım 2009: Sermaye sınıfı ve AKP’nin panzehiri emekçi sınıfların birleşik örgütlü mücadelesidir!

HAKAN MIHCI Doç. Dr., Hacettepe Üniversitesi İktisat Bölümü

Küresel kapitalist ekonomi, iktisadi kriz içindeki ikinci yılını geride bırakmış durumda.
Küresel kapitalist ekonomi, iktisadi kriz içindeki ikinci yılını geride bırakmış durumda. Yeni dünya düzeni olarak adlandırılan tek kutuplu vahşi kapitalizm evresine geçildiğinden bu yana, dünyada krizler ve savaşlar zaten eksik olmuyordu. Ancak bunlar, yerel düzeyde ve görece az gelişmiş ülkelerle sınırlı olduğundan, küreselleşme sürecine direnç göstermenin kaçınılmaz sonucu olarak yansıtılmak isteniyordu. Araç olarak da medya, liberal öğretiyi benimsemiş ideologlar, uluslararası sermaye ve derecelendirme kuruluşlarının egemenliği altında yürütülen yerel hükümet ve devlet politikaları kullanılıyordu.
Finansal sermayenin öncülüğünde yürütülen bu yeni sermaye birikimi modeline karşı çıkanlar, tacizkar söylemlerle aşağılanıyor; cahillikten dinozorluğa çeşitli yakıştırmalarla değersizleştirilmeye çalışılıyordu. Alternatifi olmadığı söylenen bu yeni liberal ve tutucu politikalar, ideolojik aygıtlarla besleniyor, bu aygıtların yetersiz kaldığı durumlarda da zora ve şiddete başvuruluyordu.
Çeyrek yüzyılı bulan bu küresel altüst oluş sürecinin dünyada ve ülkemizde sermaye sınıfının gevşeyen vidaları sıkmasıyla sonuçladığı söylenebilir. Reel ücretler düşürüldü, eşitsizliklerin düzeyi yükseltildi. Muhalif akımlar bastırılırken, sermaye akımları serbestleştirildi. Finansal sermaye reel üretimden tamamen kopup yapay bir şişkinliğe ulaştı. Uluslararası sermaye ulusal hükümetleri ve emekçi sınıfları da denetimi altına aldı. Ülkeler sermayeye en düşük maliyet ve dolayısıyla en yüksek kazanç getirecek koşulları sağlama yarışına girdiler. Bu yarışta Türkiye başı çeken ülkelerden biri oldu.
12 Eylül askeri darbesinin açtığı yolu ANAP genişletmiş, DYP derinleştirilmiş ve AKP zirvesine ulaştırmıştı. SHP, DSP, CHP, MHP, RP gibi partilere de figüranlık rolü biçilmişti. Bu ana akım siyasi oluşumlar, sermaye sınıfının restorasyonuna koşulsuz destek sunarken, emek yanlısı örgütler zayıflatıldı, küçültüldü ve medyanın da çabalarıyla her türden olumsuzluğun günah keçileri haline getirildi. Özellikle geçmişe yönelik değerlendirmelerde iktisadi ve toplumsal krizlerin sorumluluğu emek örgütlerinin mücadeleci tutumuna bağlanmak istendi.
Oysaki, kapitalist sistemin bugün karşılaştığı sorunların kökeninde, emekçi sınıfların ve emek yanlısı örgütlerin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığının altının kalın çizgilerle çizilmesi gerekmektedir. Bugün yaşanan krizin sorumlusu hükümetler, yerleşik siyasi örgütler, sermaye dostu kişi ve kurumlardan başkası değildir.
Bu gerçeği Türkiye’de en berrak biçimde kavrayanlar da medya, hükümet ve sermaye çevreleridir. 25 Kasım 2009 tarihinde kamu emekçilerinin gerçekleştirdiği uyarı grevine yönelik tepkiler de özünde bu görüşü doğrular niteliktedir.
25 Kasım uyarı grevine sadece ülke çapında kitlesel katılım sağlanmamış, aynı zamanda çeşitli illerde gerçekleştirilen protesto gösterilerine de pek çok demokratik kitle örgütü ve on binlerce kişi destek vermiştir.
Bu çerçevede yerleşik medyanın uyarı grevini yansıtma biçimi küreselleşme sürecinde üstlendiği misyonu gözler önüne serer niteliktedir. Öncesinde halkın temel gereksinimlerinin sağlanamayacağına ve grevin yasal olmadığına vurgu yapılmış; sonrasında ise ya önemsizleştirilmiş ya da halkın grevden nasıl “mağdur olduğuna” odaklanılmıştır.
Pek çok medya kuruluşu da grevi kriminal bir olgu gibi yansıtmaya çaba göstermiştir. Örneğin Ankara’nın dört bir yanından Kızılay’a akan binlerce emekçinin ve emekçi dostunun yaklaşık üç saat süren son yılların en canlı ve olgun protesto eylemi, toplamda üç dakika sürmesine rağmen, beş gösterici ve on polisi karşı karşıya getiren bir “arbede”ymiş gibi yansıtılmak istenmiş ve içeriğinden kopartılmaya çalışılmıştır.
Benzer şekilde, hükümet ve sermaye çevreleri de kendilerine yönelik asıl tehdidin yerleşik muhalefet partilerinden değil, kanadı kırık olmasına, yöneticilerine ve üyelerine yönelik baskıların sürmesine rağmen, kamu emekçilerinin direngen örgütlerinden kaynaklandığını kavramışlar ve saldırıyı cepheden yürütmeye karar vermişlerdir. Başbakan, bakanlar ve hükümet sözcüleri, ardı ardına yaptıkları açıklamalarla uyarı grevinin yasadışılığına vurgu yapmışlar, bedel ödetmeye kararlı olduklarını açıklamışlar ve böylece “Demokratik Açılım” konusundaki samimiyetlerini ortaya koymuşlardır.
Kamu emekçilerinin toplu görüşme hakkından, azalan ücret ve maaşlardan, işsizlikten, artan yoksulluktan, sosyal güvenlik hizmetlerinin özelleştirilmesi sorunundan doğal olarak hiç söz etmemişlerdir. Çünkü bu derinleşen kriz ortamında sermaye sınıflarının temel kurtuluş yolu, çalışanları işten çıkartmak, ücretleri ve maaşları düşük tutmak, sosyal harcamaları azaltmak, toplumsal huzursuzluğu çeşitli yöntemlerle ortadan kaldırmak veya en aza indirmekten geçmektedir.
Buna karşılık kamu emekçileri, krizin nedeni değil mağduru olduklarını dile getirmekte, sermaye sınıflarının ve hükümetin de krizin asıl sorumluları olduklarını haykırmaktadırlar. 25 Kasım uyarı grevinin temel mesajı da burada yatmaktadır. Bu noktada kritik öneme sahip olan soru, sermaye ve emekçi sınıfları arasında yeniden alevlenen mücadelenin ne yöne evrileceğidir. Kamu emekçileri ilk adımı atmışlardır. Bundan sonraki aşama işçi sendikaları, demokratik kitle örgütleri ve bütün çalışan kesimlerin kamu emekçileriyle birlikte hareket edecekleri bir oluşumun meydana getirilmesidir.
Mevcut sermaye partilerinin, emekçileri din, mezhep, dil, milliyet temelinde bölmeye çalışan ayrıştırıcı politikalarına karşı, farklı din, milliyet ve mezhepten emekçilerin kimlik ve tanınma taleplerine de sahip çıkan ve emekçi sınıfların ortak çıkarlarını gözeten bir toplumsal hareketin oluşturulması, bugün büyük bir aciliyet taşımaktadır. AKP’yi geriletmenin en doğrudan yöntemlerinden birinin de bu olduğu unutulmamalıdır.

Evrensel



__________________
Kim Öğretiyor? PARTİ!
Kim vuruyor? CEPHE!
Kimin için? HALK İÇİN!
Katre isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
birleşik, emekçi, kasımsermaye, mücadelesidir, sınıfların, sınıfı, örgütlü


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mahir Çayan / Devrimde Sınıfların Mevzilenmesi devriMaral Teorik Eğitim 0 12-03-2009 11:31
örgütlü basın Katre Makaleler 0 08-28-2009 16:04
çin toplumundaki sınıfların tahlili dev_kom Teorik Eğitim 2 06-22-2009 01:33
Birleşik Metal İş'in örgütlü olduğu bir fabrika daha kapatılıyor yaren KomünistForum Haber Servisi 0 03-31-2009 17:42
Sermaye Birikimi ve Sermaye IMMANUEL Kitap ve Dergi Tanıtımı 0 05-25-2007 01:21


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 04:41 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447