![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 131
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M. Kemal 1920’den bu yana Türklerin atası olarak anılmaktadır. Kendisi devletin ve resmiyetin bir tür kült, figür haline gelmiş durumda. O kutsal ve dokunulmazdır. Kemalizm ve Kürt sorunu Newzat TEDİK Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M. Kemal 1920’den bu yana Türklerin atası olarak anılmaktadır. Kendisi devletin ve resmiyetin bir tür kült, figür haline gelmiş durumda. O kutsal ve dokunulmazdır. Bu yüzden ne kendisinin ve Kemalizmin oynadığı rolü ne de devletin temel aldığı ilkeleri eleştirel bir biçimde ele alan değerlendirmelere pek rastlanılmaz. Kemalizmin özü ülkenin birliği, toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı, laiklik ve cumhuriyetçi ilkeler ile ulusalcı modern bir toplum yaratmaktı. Sözüm ona halkın yararına politikalar izleme ve sınıf çelişkilerini yok sayma (inkar etme) anlamına gelen halkçılık ilkesi de Kemalizmin temel ilkelerindendir. Ancak gelinen aşamada ülkede gerçek bir ulusal birlik sağlanmadığı gibi toprak bütünlüğü de Lozan’dan bu yana TC’nin en ciddi problemi olmayı sürdürmüştür. Bağımsızlık ise büyük emperyalist güçlerle yapılan ticari ve iktisadi antlaşmalarla tam bir bağımlılığa dönüşmüştür. Kemalizm laiklik konusunda da hiçbir zaman laikliğin batıda sunulduğu şekilde tutarlı ve samimi davranmamıştır. Laiklik rejimin karakteri ve niteliği sorunu olarak, sorun olmaya devam etmiştir. Din devletin tekeline alınmıştır. Modern, çağdaş, demokratik bir toplum yerine; devlete karşı belli görevleri olan (askerlik, vergi, devletine bağlı vatandaş vb) şoven milliyetçi bir toplum yaratılmıştır. Halkçılık ilkesinden de geriye hiçbir şey kalmadığı açıkça görülmektedir. Türkiye’de işsizlik ve yoksulluk patlama yapmış deyim yerinde ise zirveleşmiştir. Şehirlerde halkın büyük çoğunluğu gecekondularda yaşamaktadır. Gecekondularda yaşayan insanların çoğu on binlerce insanın ölümü pahasına “ulusal birliği ve toprak bütünlüğünü” koruyan, uluslar arası hiçbir savaş kuralını tanımayan barbarca bir savaşın yaşandığı Türkiye’nin doğusundaki Kürdistan’dan gelen mültecilerdir. Aynı zamanda devlet mafya ve aşırı milliyetçi ölüm mangalarının çok sıkı ilişkiler içinde olduğu bu canice savaşın bir sonucu olarak ortaya çıkmış durumdadır. Kemalizmin benimsediği ülkülerinin hiç birinde başarıya ulaşmamasının nedenini M. Kemal’in karakterinde ve TC devletini kurarken, tarihsel ve sosyal gerçekliğe aykırı davranışlarında aramak son derece yerinde ve objektif bir yaklaşım olacağı kanısındayım. M. Kemal kurtuluş savaşının başlangıcında padişah tarafından emperyalist güçlerin Anadolu’yu işgaline karşı çıkan halk hareketini yenilgiye uğratmak üzere gönderilmişti. Ancak O, halk hareketini bastıramayacağını anlayınca; kısa bir süre sonra hareketin önderliğini ele almış ve İstanbul’daki padişaha karşı bir hükümet kurduğunu ilan etmiştir. Bunu izleyen süreçte yaklaşık üç yıl süren bir kurtuluş savaşı vermiştir. Ecnebi ve kafirlere karşı mücadelede Türklerin ve Kürdlerin kardeşliğinden söz etti. Nerdeyse komünist söylemler kullanarak işçilere ve köylülere seslendi. Köylülere toprak, işçilere haklarını verme Kürdlere otonomi sözü verdi. Sovyetlerden yardım istedi ve hiç beklemediği olumlu bir karşılık gördü. Sovyetlere çektiği bir telgrafta şu demagojiye başvurdu: “sömürgeci siyasetin vahşetinin bilinci, dünyanın yorulmadan çalışan kitlelerinin kalbine işlediği gün burjuvanın kudreti sona erecektir.” Oysa M. Kemal’in pratik politik önderliği zafere yaklaştıkça sağa doğru adım adım kaymış ve Türk burjuvazisini de bizzat kendi elleri ile yaratmıştır. M. Kemal, sağ ya da sol kendisine muhalif olabilecek en küçük kıpırtıları bile şiddet kullanarak çok sert yöntemlerle ortadan kaldırmayı içte temel devlet politikası haline getirmiştir. 1921’in başlarında kurulmuş olan Türkiye komünist partisinin bütün önderlerini öldürttü. Askeri başarılarına paralel olarak sosyalistleri solcuları ve radikal köylü önderlerini katletti. Grevlere karşı harekete geçti ve sendikaların kurulmasına engel oldu. 1923’te cumhuriyeti ilan etti. Hükümdarlık makamı olan Osmanlı hanedan üyelerini ülkeden kovdu. Kemalist hükümetin üzerlerine sert bir biçimde yürüdüğü feodal güçler, bir zamanlar ayrıcalıklı olan ağalar ve Kürd aşiret reisleriydi. Hükümetle devletle işbirliği yapanların dışındakiler, yüz binlerce Kürd köylüsü zorla Türklerin yoğun olduğu bölgelere gönderildiler. Bu köylü Kürd kitleleri Ankara’nın acımasız zorla asimilasyon politikasına karşı birçok ayaklanmaya öncülük ettiler. Ancak bu ayaklanmalar kanlı bir şekilde bastırıldı ve daha büyük siyasi baskıları haklı göstermek için kullanıldı. Birinci dünya savaşından yenik çıkan Osmanlı toprakları üzerinde 24 ayrı devlet kurulmuştur. Bu süreçte resmi tarihe göre Kürdler 1803’ten 1914’e kadar 12 kez ayaklanmışlardır. Birinci dünya savaşının ardından Kürdistan ve Anadolu emperyalist devletlerin işgali altındaydı. Kürdler bu süreçte İngiliz, Fransız ve Ruslar’a karşı mücadele veriyorlardı. Dersim, Antep, Maraş ve Urfa’daki Kürd direnişleri emperyalist güçleri geri püskürtmüştü. M. Kemal Erzurum, Sivas kongrelerinde Kürdlere çeşitli vaatlerde bulunarak Kürdlerin tam desteğini aldı. Ancak işgalci güçlere karşı mücadele başarıya ulaşma yolunda belirgin hale gelince Kemalistler Kürdlerden söz etmez oldular. Fakat 1923’te toplanacak uluslar arası Lozan konferansında kurulacak devletin Kürdlerin ve Türklerin ortak devleti olacağı, İ. İnönü ‘nün her iki halkın temsilcisi olduğu konusunda Kürdlere güvenceler veriliyor, birlik beraberlik içinde olunması gerektiği sık sık tembih ediliyordu. Lozan antlaşmasıyla Türkiye Cumhuriyeti emperyalist devletler tarafından resmen tanındı. Sınırları belirlendi, varlığı tescil edildi. Lozan’da Kürd sorunu gündeme geldiğinde Türk heyeti, böyle bir sorunun olmadığını söylüyordu. Böylelikle Kürdistan’nın kuzey parçası da TC’nin elde tutması karara bağlandı. Osmanlı imparatorluğunda özerk beylikler halinde yaşayan Kürdler TC’nin kurulmasından sonra 1924’te yürülüğe konan anayasayla dili, kültürü ve bütün varlığı ile artık yoktu. 1925’te M. Kemal tarafından imzalanan “şark ıslahat planı” ile çarşıda, pazarda sokakta Kürdçe konuşma yasağı uygulanıyor, yasağı çiğneyenlere ağır para cezası veriliyordu. Bu planla kürdlerin varlığı inkar ediliyor, boyunlarından aşağı Türk kimliği asılarak “sen varsan böyle varsın” deniliyordu. Bu durum karşısında Kürdler de elbette boş durmuyordu. Kürd Teali Cemyeti’nin ilanından hemen sonra kapatılmasının ardından Kürd aydınları Hizbé Azadiya Kurdistan örgütünü kurdular. Örgütün amacı bağımsız Kürdistan devletini kurmaktı. Örgütün faliyetlerinden haberdar olan M. Kemal isyan başlamadan örgütün lider kadrosunu tutuklattı. Ardından Şeyh Said önderliğinde isyan başladı ve Kürdler kısa bir sürede birçok yeri ele geçirdi. Ankara hükümeti isyan karşısında sıkı yönetim ilan etti. M. Kemal tarafından “yumuşak” bulunan Fethi Okyar hükümeti yerine İ. İnönü’nün sert faşizan hükümeti kuruldu. Hükümetin ilk icraatı “Takrir-i Sükun Kanunu”’nu çıkartmak oldu. Kanun hükümete olağanüstü yetkiler tanıyordu. Bu kanunun bir ürünü olan istiklal mahkemelerinde idam kararları hiçbir hukuki prosedür uygulanmadan ivedilikle gerçekleştiriliyordu. Ankara ve Diyarbakır adeta diktatörlük yasalarıyla yönetiliyordu. Şeyh Said ve beraberindekiler kısa sürede yakalandı. 25 Mayıs’ta yargılanmak üzere Diyarbakır’a getirildiler. Yargılanma 26 Mayıs’ta başladı. Yargılama öncesinde savcı Ahmet Süreyya Örgeevren Şeyh Said’e “Kürd Sorununa” değinmemesini sadece sorulan sorulara yanıt vermesini böylece affedileceklerini söylüyordu. Savcı isyanın nedenini ”Kürd Sorunu”’ndan koparıp “ dinsel düzen kurma ve sultanlığı ihya” olarak saptama peşindeydi. Bu nedenle başta Şeyh Said olmak üzere isyancılar ifadelerinde “Kürd Sorunu”’na neredeyse hiç değinmediler. 27 Haziran’da idam kararı açıklandı ve 29 Haziran’da Şeyh Said ve 47 arkadaşı idam edildi ve topluca gömüldüler. 1970 yılında toplu mezarların üzerine subay okulu inşa edildi. Kürdlerin 29. isyanının lideri Abdullah Öcalan’a verilen idam cezasının Şeyh Said’e verilen idam cezasının tarihine dek getirilmesi de bir tesadüf değildir. Bu Kemalizmin Kürd Sorunu’na tarihsel ve güncel bakışının temel mantığıdır. İdamlardan sonra Kürdlere yönelik katliamlar başladı. Kürdler zorunlu güç kapsamında batı illerine sürülüyor, Kürd köylerine göçmenler yerleştirilerek asimilasyona kaldığı yerden devam ediliyordu. On binlerce Kürd öldürüldü bir o kadarı da tutuklandı. Yukarıda dile getirdiklerimizin dışında M. Kemal’in özellikle “Kürd Sorunu” ile ilgili tereddütsüz altına imza attığı ve hiçbir hukuka sığmayan, daha birçok haksız ve çelişkili tutum ve uygulamaları mevcuttur. Yalnızca bunlardan yola çıkarak, M. Kemal’in sosyal adalet, toplumcu anlayıştan uzak; milliyetçi ve tamamen iktidar hırsı ile hareket ettiğini anlamak güç değildir. Küçük burjuva sınıf kökenli ve asker karakterli M. Kemal’in siyasal sosyal alanlarda toplumcu anlayıştan uzak olması bu kişilik özelliklerinin bir sonucudur. Resmi tarihte hiçbir olayın, olgunun söylendiği, yazıldığı ve anlatıldığı gibi olmadığı bugün çok net bir şekilde ortaya çıkmış durumdadır. M. Kemal’in kurduğu Türk Tarih Kurumu ve Türk tarihçileri en garip uydurmalarını, kara çalmalarını çarpıtmalarını Kürd Halkı konusunda icat etmişlerdir. Nüfusu on milyonları bulan ve tarihin en eski halklarından olan bir halk birkaç kalem darbesiyle yok sayılmış ve son derece akıldışı temellendirmelere gidilmiştir. Evet, sonuç olarak Kemalizmin Kürd Sorunu’na yaklaşımının 85 yıllık bilançosu bu derece net ortada dururken, bu bilançoya her gün yeni veriler ekleniyorken Kemalizmin bu soruna adilane ve kardeşçe bir çözüm olabileceğini ileri sürenlerin tarih hafızalarını bir kez daha yoklamaları gerektiği kanısındayım. Bu sorunun kangrene dönüşmesine neden olan bir sistemi çözüm yolu olarak görmek, Kürdleri daha ne tür olumsuzluklarla yüz yüze bırakabileceğini iyi hesaplamak gerekir diye düşünüyorum. Bugün kendini Kemalizmin yegane temsilcisi ve bekçisi olarak gören TSK’nın “Kürd Sorunu”’na bakışı gayet nettir. TC’nin tarihi boyunca kurulan bütün hükümetlerin Kürd politikasını belirleyen tek güç TSK’dır. TSK’nın çözümü de M. Kemal’in çözümüdür yani Kürdün varlığını inkar, imha ve asimilasyonla tarihten silmektir. Fazla söze gerek yok “Tarih günümüzde biz tarihin başlangıcında gizliyiz” öyle ise iyi düşünelim doğru kararlar verelim. newzat tedik
__________________ YaŞaMaK BiR aĞaÇ GiBi TeK Ve HüR Ve BiR oRMaN GiBi KaRDeŞÇeSiNe Nazım Hikmet |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | dediklerinin tamamı doğru olmamakla birlikte çok az kısmı gerçekci olarak ifade edilmiş yazan kişinin tarihsel bilgisinin ne kadar kıt ve art niyetli olduğunu gözler önüne seren bir makale
__________________ İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir, bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler. Karl Marx Ben yanmasam, Sen yanmasan, Biz yanmasak, Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Nazım Hikmet "Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım." Turan Dursun |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 131
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | pekı madem tarıh bılgısı kıt dıyosun bızı bıraz aydınlatırmısın art nıyetlı yanları nedır makalede bıle dıyorkı kutsal olan kısıye dokunulmuyor bole bır sıtede bıle gel gorkı fazla yorum yok
__________________ YaŞaMaK BiR aĞaÇ GiBi TeK Ve HüR Ve BiR oRMaN GiBi KaRDeŞÇeSiNe Nazım Hikmet |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.663
Thanks: 66
Thanked 95 Times in 70 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | yukardaki yazi tamamen tarihsel bir gerceklikdir.Mustafa kemal tarihsel bir oprtonisttir(firsatci) kemalizm ise ondan sonrasi ulusalci ve statukocu guclerce gelistirilen devleti arac halinden cikarip kutsayan fasist bir ideolojidir.eline saglik faili mechul.ama sanirim bu konu basliginda forumda zaten bir konu var oraya tasisaydin daha iyi olurdu bence yinede tskler.
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 127
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | yazı güzel ve bence de gerçekçi.. ayrıca ben şunu da eklemeke isterim ki ben kemalizm diye bir ideoloji olduğuna inanmıyorum.çünkü eğer öyle bir ideoloji varsa yöntemi nedir ne ister neye karşıdır amacı nedir gibi soruların yanıtı yok! ve sadece mustafa k. in ilkeri varsa ortada bu kadar dar kapsamlı bir ideoloji olamaz..ve zaten burda yazanlar ve daha bir çok örnekle kemalin ve kendilerini kemalist olarak adlandıranların aslında burjuva , milliyetçi(ırkçı) oldukları bir gerçektir
__________________ isyan ateşiyiz biz,, yanarız alev alev dağların doruğunda, zafer namlularında!! |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | ''M. Kemal kurtuluş savaşının başlangıcında padişah tarafından emperyalist güçlerin Anadolu’yu işgaline karşı çıkan halk hareketini yenilgiye uğratmak üzere gönderilmişti'' gönderilmişti.... ne yaptı peki Atatürk onları örgütledi amasya genelgesi,sivas kongresi,erzurum kongresi hilafetin kalıdırlması, halifeliğin kaldırılması bunlar padişahın emirlerine uyduğunu açıkca gösteriyor ''Ancak O, halk hareketini bastıramayacağını anlayınca kısa bir süre sonra hareketin önderliğini ele almış '' Atatürk samsun'a çıktığından itibaren halk için çaba verdi ayrıca halk hareketini bastırmak gibi bir niyeti yoktu ''M. Kemal Erzurum, Sivas kongrelerinde Kürdlere çeşitli vaatlerde bulunarak Kürdlerin tam desteğini aldı.'' sivas ve erzurum kongresinin maddelerini hiç gözden geçirdin mi kürt kelimesi geçiyormu. ''Şeyh Said ve beraberindekiler kısa sürede yakalandı. 25 Mayıs’ta yargılanmak üzere Diyarbakır’a getirildiler. Yargılanma 26 Mayıs’ta başladı. Yargılama öncesinde savcı Ahmet Süreyya Örgeevren Şeyh Said’e “Kürd Sorununa” değinmemesini sadece sorulan sorulara yanıt vermesini böylece affedileceklerini söylüyordu. Savcı isyanın nedenini ”Kürd Sorunu”’ndan koparıp “ dinsel düzen kurma ve sultanlığı ihya” olarak saptama peşindeydi. Bu nedenle başta Şeyh Said olmak üzere isyancılar ifadelerinde “Kürd Sorunu”’na neredeyse hiç değinmediler. 27 Haziran’da idam kararı açıklandı ve 29 Haziran’da Şeyh Said ve 47 arkadaşı idam edildi ve topluca gömüldüler.'' şeyh sait ingiliz ajanı değilmiydi ayrıca bahsedilen hikayenin gerçeklik payı tartışılabilir bu isyan ingilizler tarafından desteklenmiş olup misak-ı milli sınırları içindeki musul ve kerkük konusunda türkiye'nin dış siyasetinin zayıflatılması amaçlanmıştır '' Bugün kendini Kemalizmin yegane temsilcisi ve bekçisi olarak gören TSK’nın “Kürd Sorunu”’na bakışı gayet nettir. TC’nin tarihi boyunca kurulan bütün hükümetlerin Kürd politikasını belirleyen tek güç TSK’dır. TSK’nın çözümü de M. Kemal’in çözümüdür yani Kürdün varlığını inkar, imha ve asimilasyonla tarihten silmektir.'' Acaba güneydoğu'da TSK'nın kışlalarına hiç gitmiş mi bu adam cevresindeki köyleri görmüş mü merak ediyorum TSK alt yapı sorunları olan köylere elinden gelen yardımı yapmıştır köyde yollar tıkandımı Araçlarını tahsis etmiştir köyde acil hasta varsa gerekli personeli ve aracı temin etmiştir TSK'nın kürtlere zarar verdiğini yazmışşın emin ol pkk kadar zarar vermemiştir köy basanlar köy yakanlar ırz düşmanları bebek katilleri kadar zarar vermemiştir pkk'nın verdiği zararlar sınır köylerin boşalmasına neden olmuştur can güvenliği için vs vs vs... Mustafa suphi ile ilgili kısım hakkında çok fazla araştırmam yok internetti dökümanlara güvenmediğimden bu konuda açıklama yapmıyacağım öldürülüşü trajik bir olaydı Arkadaşlar ben burda kemalizm mi savunmuyorum ben çarpıtmalara karşıyım Atatürk'ü gözden düşürmek için yaptıkları çabalarına karşıyım Atatürk'ün yaptığı yanlışlar olmuştur tabi ki var ancak onu bir insan olarak ele almanızı istiyorum ayrıca maviadanın yazısıyla ilgili bir iki laf diyeceğim atatürk'e fırsatcı demişsin gerekli açıklamayı bir konu açarak yaparmısın merak ettim fırsatcı olan yanı neymiş eğer yazdıklarımda bir hata varsa lütfen düzeltin
__________________ İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir, bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler. Karl Marx Ben yanmasam, Sen yanmasan, Biz yanmasak, Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Nazım Hikmet "Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım." Turan Dursun |
| | |
| | #7 (permalink) | |||
| Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 70
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | heroeze katılıyorum.bende kemalist değilim ama bu yazıda çarptırılmış bir sürü gerçek var. Alıntı:
başarıya ulaşamamak neye göre belirleniyor abuk sabuk yazılar yazan kürt milliyetçilerine göre mi?? Alıntı:
başlangıçta anadoluya gönderilmek için yapmadığı iş kalmadı.buna rağmen gönderilmeyince ingilizlere yakınlıpıyla bilinen minber gazetesinde ingilizler lehine yazılar bile yazdı.vahdettinin güveni kazanmaya çalıştı.ona çok buyuk yetkiler verilerek anadoluya çıktı.butun bunların sebebide ingilizlerin ve vahdettinin güvenini kazanmasıdır. ama bazıları bu yapılanları çarpıtmak karalamak için elllerinden gelen butun gayreti göstermeye çalışıyor.sağdan ve kendine göre sol olan bu satılmış yazarların tabiki destekleyicileride olacak. Alıntı:
grevlere karşı harekete geçme meselesi yeni kurulan ve savaştan çıkan bir ülkede yurttaşların daha çok çalışıp ülkeyi tamir etmesi gerekirken birde kimin arkasında olduğu belli olmayan grevler çıkarması ayrı bi olay tartışılır. ellerine her geçen fırsatta halkı kışkırttıp din elden gidiyor vızıldamalarıyla karşılıklık çıkartanları ülkeden sürülmesi anti demokratik olur tabi bırakalım da halkı kışkırtsınlar daha mantıklı olur.osmanlı hanedanlarını bu kadar düşünmek de ilginç.hem solcu hem gerici ![]() ve daha birçok ıvır zıvır.cevap vermeye değmez aslında. ama sizin gibi atatürk düşmanlığını kişilk sorunu yapanlara her zaman cevap veririm.yalnışları tabiki var ama 3 yalnış bi doğruyu götürür mantığı da salaklık olur. | |||
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 43
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | azdehar haklısın yoldaş ama bir konuda birşey sorucam Atatürk anadoluya gitmek için dalkavukluk yaptımı yaptımı bunu açıklayan bir konu açarmısın merak ettim konuyu yazarken kaynak belirtmeyi de unutma şimdiden saol
__________________ İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir, bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler. Karl Marx Ben yanmasam, Sen yanmasan, Biz yanmasak, Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Nazım Hikmet "Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım." Turan Dursun Konu Heroez tarafından (06-28-2008 Saat 17:45 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 408
Thanks: 14
Thanked 13 Times in 5 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() | "Mustafa suphileri onun öldürüp öldürmediği kesin değil eğer bunu yazan elinde kanıtı varsa onuda yayınlasın ama yoksa boş keseden sallamasın." diyor azdehar arkadaş mustafa suphi ve beraberindeki komünistler, bir kayık içerisinde hançerlenerek öldürülmüş ve cesetleri karadenize atılmıştır. bunu yapan kişilerin başını yahya kaptan adındaki bir şahıs çekmiştir. yaptığını inkar da etmiş değildir. var olan devlet diyelim ki bu işin içinde değildir. o halde sizce, bunu yapanların başına bişey gelmesi gerekmez mi. yani bir sorgu, bir mahkeme. üç beş ay da olsa göstermelik de olsa bir ceza. gerekmez mi böyle bişey. hadi bunu boş verdi devlet. yahya kaptan o kayıktan bir kişiyi canlı olarak yanına aldı. ve ömrünün sonuna kadar evinde hapis etti. sizce devlet bununla ilgili bişey yapmalı mıydı. ne de olsa içinde yok. yoksa yahya kaptana bu katliamdan dolayı bir ganimet olarak mı saydılar mustafa suphinin karısını. 15 lere ağıtta nazımın "bir gelin gelir de döker yaşları" dediği gelin bu gelin. diyelim ki bu olay kirli ve devletin bu işle hiç bi ilgisi yok. sizce neden yıllar sonra izmit deki emlak bankasının kurduğu siteye yahya kaptan adı verdiler. bu ad verme ve ad silme işleri sizin ve benim için önemli olmayabilir ama bu devletin esas sahipleri bu işi ciddiye alıyor. sadece bu konuyu inceleyerek dahi epey mevzuyu çözebilirsiniz. bu katliamdan sonra TKP ne yaptı bunu da başka bir zaman yazayım sizlere. selamlar
__________________ newroz pıroz be |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| kemalizm, kürt, sorunu |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kürt Sorunu Kürt Halkının Demokratikleşme Sorunudur | yksel | Makaleler | 4 | 02-18-2009 02:20 |
| Kürt Sorunu | yksel | Siyaset | 34 | 08-04-2008 15:51 |
| kürt sorunu ve sol | BABİL | Edebi eleştiri - Makale - Denemeler | 0 | 06-22-2008 00:31 |
| kürt sorunu | cccp1917 | Makaleler | 8 | 10-26-2007 17:04 |
| KÜrt Sorunu | yksel | Siyaset | 0 | 05-02-2007 23:02 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 08:55 .