![]() |
| |||||||
| Kadına Dair Mücadele de Kadının Yeri ve Kadın Hareketleri |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jul 2009
Mesajlar: 412
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() | BİZ EVLERİMİZİ HAK ETTİK ! Ezgi Üçkardeşler - Güneş Çelik Kentsel Dönüşüm Projesi ile İstanbul ve zamanla diğer şehirlerdeki emekçi gecekondu mahalleleri, büyük bir yıkım planı ile karşı karşıya. Emekçilerin yaşadığı gecekondu mahalleleri, bir bir yeni rant mekanları olarak görülmeye devam ediyor.Biz Burada Doğduk, Burada Öleceğiz! Yıllar önce kendi memleketlerinden göç etmek zorunda bırakılıp, hiçbir yerleşim yokken buralara yerleşenleri, belediye de zamanla “tanıdı”. Böylece bu mahallelere elektrik, su, kanalizasyon ve diğer hizmetler geldi. Sonrasında ise belediyeler, buralardan çöp vergisi bile almaya başladı. Hatta yıkımlardan bir hafta öncesinde belediyeye çöp vergisini yatıranlar da var. Tabii belediye kolayca getirmedi bu hizmetleri. Mahalledeki kadınların söylediklerine göre, burada başlangıçta su şebekesi olmadığı için su, ancak belli zamanlarda, belli yerlere gelen su tankerinden alınıyordu. Bu esnada evlerine su taşırken düşük yapan kadınlar da oldu. Mahallelinin çabaları sonucu, zamanla hizmetler de bu mahallelere geldi. Evlerin yapım zamanlarında da tıpkı yıkım zamanı olduğu gibi, kadınlar en çok emek verenler. Çünkü evler inşa edilirken tutulamayan işçilerin yerine geçen, çimentoyu, kiremitleri taşıyan aynı zamanda çocuklarını da büyüten, pazardan meyveyi kiloyla değil taneyle alanlar da hep kadınlar... “28 yaşındaydım buraya geldiğimde, şimdi 47 yaşındayım. Geçmiş yıllarımın hesabını kim verecek? Evlerimizin inşaatında da biz çalıştık. Erkekler işe giderdi, biz çalışmaya devam ederdik. Temiz su olmadığı için yağmur suyunu biriktirir öyle banyo yapardık.” Böyle anlatıyorlar evlerini nasıl yaptıklarını. Bütün bu zorlukları yaşayanlar, şimdi de biz burayı hak ettik diyerek evlerini, mahallelerini sahipleniyorlar. Doğal ve meşru olanı yapıyorlar. Çünkü bu evler kolay yapılmadı. Şöyle anlatıyor kadınlar, bu mahalleleri nasıl kurduklarını. “1989’da buraya geldik. O zamanlar hiç ev yoktu. Annem bu evi bileziklerini bozdurarak yaptı, ilkokulda beş sene boyunca aynı önlüğü giydim. İlk siyah kundura ayakkabımı ortaokula başlarken hediye aldım. İşçi tutamıyorduk parasızlıktan, kiremitlerini biz taşıyorduk. İlk zamanlar su olmadığı için banyo yapılan suyu tuvalette kullanırdık. Çocuğumuza yedirmedik çimento aldık. Biz burayı hak ettik.” Yıkım kararıyla beraber buradaki ev sahipleriyle belediye bir anlaşma yapmak istiyor; evlerini değerinden çok düşük fiyatlara alıp, yerine onların ödeyemeyeceği miktarda taksitlerle ev satmak. Taksit ödenmediği takdirde o ana kadar yatırılan taksitler de hiçe sayılarak bu evler de ellerinden alınacak. Bu teklifin götürüldüğü mahalleliler ise, zaten bu evleri, bu yerleşim yerini kendileri yarattıkları ve başka yerde yaşamak istemedikleri için, tüm bu teklifleri reddediyorlar. Mahalleli, belediyenin teklifini reddettikten sonra yıkıma karşı hazırlıklar başlıyor. Yaparken Omuz Omuzaydık,Yıkılırken de Omuz Omuzayız Kurulan barikatlarda kadınlar: “Barikatlarımız onurumuzdur, evlerimizi yıktırmayacağız” diyorlar. Ve bu kadınlar, nasıl bu mahalleleri emek emek yarattılarsa barikatları da yine öyle örüyorlar. Barikatlar da bir süre sonra herkesin evi gibi oluyor. Hayatı yaratan eller şimdi de buralara yemek, çay taşıyor; nöbet bekliyor. Yıkımlardan önce kadınlar: “Rahat uyuyamıyoruz, kıyafetlerimizle yatıyoruz, bir çıtırtı olsa “dozerler geldi” diyoruz. Çocuklarımız yatarken iyi geceler demeden “dozerler gelecek mi?” diye soruyorlar. “Artık gelsinler” diyoruz ne olacaksa olsun, işkence gibi” diyorlardı. Bir yandan da bütün bu huzursuzluğa rağmen kendileriyle direnen başkalarının da olduğunu bilmenin güvenini de dile getiriyorlardı. Onlarla beraber direnenleri, kendi evlatları gibi bilip koruyup kolladılar. Çünkü kader birliğine gelenlerdi onlar. Çoluğumuz çocuğumuzla, kanımızla savaşacağız diyorlar. Aynı kadınlar: “Gelecekleri varsa görecekleri de var, barikat barikat savaşacağız, buncacık şeye direnemiyorsak bırakın gidelim.” deyip herkesten önce askerlerin, yıkım ekiplerinin önüne geçiyorlar. Askerlerin dört koldan saldırılarına rağmen kadınlar, askerlerin kalkanları önünde evlerinin kalkanı oldular. Saldırı sırasında çocuklarının gözleri önünde dayak yediler. En son Küçükçekmece’de yirmi kadın gözaltına alındı. Yalnızca barınma haklarını, evlerini savunan kadınlara devletin verdiği yanıt her zamanki gibi şiddet oldu. Bugünlerde başka mahallerde yıkımlar sürüyor. İstanbul’da ve başka şehirlerde de askeriyle, polisiyle, dozeriyle, kepçesiyle emekçi gecekondu mahallelerine saldırılar bekleniyor. Hayatı yaratan eller de direnişe devam ediyor. FEMİNİST HAREKET EMEKÇİ HAREKET PARTİSi EHP'Lİ KADINLAR
__________________ Dinleyin heyy Omuzları kızıl bayraklılar Elleri pankartlılar Sosyalizmin türküsünü Söyleyeceğiz. Zaferlerden zaferlere yürüyeceğiz Kızıl bayraklar gibi Dalgalana dalgalana Zaferi muştulayan şafakları almaya gidiyoruz sokaklara meydanlara dağlara... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| biz, ettik, evlerimizi, hak |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Dağlara nakış ettik izlerimizi | --kanije-- | Devrimci Kişilik ve Devrimci Eğitim | 0 | 08-18-2009 17:06 |
| Ayıp Ettik | 2008 | | DvDRiP XviD | | devriMaral | Yerli Film İndir | 0 | 07-18-2009 21:18 |
| Ayıp Ettik | Türk Tiyatrosu | | DvDRiP 2008 | Mesaj-Mehmet | Yerli Film İndir | 0 | 04-27-2009 18:27 |
| yemin ettik sosyalizmi kurmaya | 3 fidan | Devrimci Marşların Sözleri | 2 | 02-24-2009 22:57 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 14:05 .