Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Kadına Dair

Kadına Dair Mücadele de Kadının Yeri ve Kadın Hareketleri

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 08-14-2009, 11:15   #1 (permalink)
 
Katre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Bulunduğu yer: Turuncu Gemi
Mesajlar: 4.523
Thanks: 40
Thanked 60 Times in 49 Posts
Tecrübe Puanı: 5
Katre Seçkin bir yolda.
Standart Kadın cinayetleri politiktir

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Sanıkların, katillerin yüzlerine bakıyorum. Hallerini tavırlarını izliyorum duruşma boyunca. Kiminde bir tuhaf fütursuzluk, kiminde üzüntü verici bir cahillik, bazılarında acı çektiren bir garibanlık, ama hepsinde illaki bir “erkeklik”!

Biri boşanmak isteyen, diğeri cilveli saat soran, öteki piercing takan, bir başkası beyaz tayt giyen, yine bir başkası da sevişmek istemeyen eşini öldürmüş… Cinayetler hep kadın cinayetleri. Hepsinin ölüm gerekçeleri farklı görünüyor, ama aslında aynı. Bu kadınların hepsi, kadın oldukları için ve cinsiyet rollerinin dışına çıktıkları için öldürüldüler.

Bu haberleri gazetelerin üçüncü sayfalarında hepimiz okuyoruz. Her gün en az üç farklı cinayet haberi yer alıyor. Sadece geçtiğimiz cumartesi beş ayrı kadının ölüm haberi vardı mesela. Dur durak bilmiyor kadın cinayetleri. Çünkü sistem böyle döndürüyor kendi çarkını. Kadına yönelik ayrımcılığın sona ermesi için gereken önlemler alınmazsa, biz bütün davaları kazansak da durduramayacağız bu ölümleri.

Kadın cinayetleri ve bu cinayetlerin davaları bir süredir feministlerin gündeminde. İki yıl önce 25 Kasım’da, ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Gün’de, ‘Kadın cinayetleri politiktir, ‘Tesadüf değil erkek şiddeti’, ‘Münferit değil sistematik’ sloganlarıyla bu konunun üzerinde durmaya başladık feministler olarak. Sağ olsun hayat da bizi rahat bırakmadı, rehavete kapılıp konunun önemini unutmamıza izin vermedi!

Tanımadığımız onlarca kadın aramızdan ayrılırken, en yakınlarımıza, tanıdıklarımıza kadar da ulaştı ölümler. Önce pek çoğumuzun yakından tanıdığı Sevim Zarif’i, ardından boşanma davasına bakan iki avukat arkadaşımızın müvekkili Ayşe Yılbaş’ı kocalarının öldürmeleri sonucunda kaybettik. Ardından da uluslararası bir utanç davasına dönüşen barış gelini Pippa Bacca’nın tecavüze uğrayarak öldürülmesi gündeme bomba etkisi yaratarak düştü. Bu olay diğer ölümlere göre uluslararası bir prestij davası olarak da görüldüğünden, gazetelerin 3. sayfalarında değil, manşetlerde “önemli” muamele gördü.

Feminist Kolektif davaları izlerken, feminist avukatlar grubu bu olaylar üzerine biraraya geldi. Kolu kanadı kırık, gözleri yaşlı, bazen eksik, bazen kalabalık da olsa, bu üç dava en başından itibaren sonuna kadar izlendi.

İlk adım ‘müdahillik’ talebi

İlk adım olarak davalara kadın örgütleri adına ‘müdahillik’ taleplerinde bulunduk. Türk Ceza Yasası’na göre müdahillik, suçtan zarar görenin davaya katılmasına olanak veren bir maddedir. Yani müdahillikte suçtan zarar görme esastır. Biz mahkemelere, müdahilliğin geniş yorumlanması gerektiğini, öldürülenlerin konumları, meslekleri ne olursa olsun, kadın olmalarının ve öldürülmelerinin tesadüf olmadığını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve ayrımcılığı, her kadının bu tehlike ile karşı karşıya olduğunu; bırakın kadına yönelik şiddete karşı mücadele eden kurumları, tüm kadınların suçtan zarar gördüğünü anlatarak, örneğin Morçatı’nın (vb. alanlarda çalışan diğerlerinin) kadına yönelik şiddetle ilgili bir kurum olarak davaya müdahilliğine karar verilmesini talep ettik.

2005 yılında verilmiş, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun suçtan zarar gördüğü, müdahale talebinin kabulü yönündeki bir Yargıtay kararı da dosyalara sunuldu. Ancak mahkemeler bizim gibi düşünmedi. Suçtan ‘doğrudan’ zarar görmediğimiz gerekçesiyle taleplerimiz teker teker reddedildi. Her duruşmada başka bir kurum adına yeniden talepte bulunduk. Sevim Zarif, Ayşe Yılbaş, Pippa Bacca davalarında avukatlar olarak kadın örgütleri adına talepte bulunurken, Feminist Kolektif ise duruşma sonralarında ‘erkek suçlarına müdahil olmak istiyoruz’ eylemleri gerçekleştirdi.

Tüm taleplerin reddinden sonra da ailelerden vekalet alarak davaları takip ettik. Pippa Bacca davası, biraz da uluslararası hassasiyet, katilin ilk celsede yaptığı itiraflar nedeniyle daha hızlı ilerledi ve ‘haksız tahrik’ indirimi bu dosyada zaten söz konusu değildi. Sevim Zarif ve Ayşe Yılbaş davalarında ise tek amacımız ‘haksız tahrik’ indirimine engel olmaktı!

Sistemin cinsiyetçiliği: ‘Haksız tahrik’ indirimi!

Çünkü müdahillik taleplerinden sonra bu davalardaki en önemli sorunumuz cezalarda uygulanan ‘haksız tahrik’ indirimiydi. ‘Haksız tahrik’i, kısaca mahkeme heyetinin, olayı inceleyip cezayı verirken ölenin de bir şekilde kusurlu olduğuna kanaat getirerek, öldüreni ‘tahrik’ ederek kendi ölümüne sebep olmaktan kusurlu bulması ve katillerin cezalarını indirmesi şeklinde özetleyebiliriz.

TCK’daki düzenleme şekline bakacak olursak, madde 29 şöyle diyor: “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

Aslında, bu konuda, son yıllarda yasalar düzeyinde ilerlemeler sağlanmadı dersek doğru olmaz. Elbette bu olumlu değişmelerin hepsi Ceza Yasası değişirken kadın örgütlerinin verdikleri mücadele sonucunda elde edildi. TCK’nın 462. Maddesi, yani özel ağır tahrik, Anayasa’ya aykırılığından ötürü 2003’te kaldırıldı. Yine töre, namus saiki ile işlenen cinayetlerde vb. konuyu düzenleyen pek çok madde iyileştirildi. Ancak bu maddelerdeki 'ağır tahrik' indirimi kalkarken, bunun yerine 29. maddedeki 'haksız tahrik' indirimi uygulanmaya başlandı. Mahkemeler kadın oldukları ve cinsiyet rollerinin dışına çıktıkları için kadınların öldürülmelerinde haklı bir yan buldu! Cinayetlerde ölen kadınların da kusuru olduğunu kabul etti ve cezalarda indirim yapıldı.

7 Ağustos 2007’de, Fatih Aguş, bir alışveriş merkezinde, iki çocuğunun önünde karısını öldürdü. Çünkü Sevgi Aguş (24), kot pantolon giymesi yetmiyormuş gibi başka bir erkeğe de ‘cilveli şekilde’ saati sormuştu. Fatih Aguş müebbet hapis cezasına çarptırıldı, ama cinayeti ‘haksız tahrik’ altında işlediği ve pişman olduğu gerekçesiyle cezası 20 yıla indirildi.

Aralık 2007’de bir başka koca, Ö.Y.’yi (23) sevişme isteğini reddedip yataktan ittiği ve hakaret ettiği gerekçesiyle öldürmüştü. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi, yataktan itildiği ve hakaret edildiği için katil kocaya ‘haksız tahrik’ indirimi uyguladı.

Aynı yıl, Kezban Ödemiş, kocası tarafından boğularak öldürüldükten sonra kafası kesilip çöpe atıldı, Alev Er de kocası tarafından öldürüldü ve cesedi buzdolabında saklandı… Bu kocalar ise
‘Karım beni aldatıyordu’ iddiasıyla cinayet işlemişlerdi. Bu gerekçe de ‘haksız tahrik’ sayıldı ve katiller müebbet, hatta ağırlaştırılmış hapis cezası yerine 12 ila 24 yıl hapis cezası aldılar.

Nermin Ardıç, 10 Kasım 2005 tarihinde bir tv programına çıkarak, 54 yaşındaki babası Ersin Kaygas’ın gençliğinde kendisine sık sık tecavüz ettiğini anlattı. Tanınmamak için peruk ve gözlük takan genç kadın, Ersin Kaygas’ın kendisinin öz babası olamayacağını, bunu da DNA testi ile kanıtlayacağını söyledi. Ersin Kaygas, daha sonra Nermin Ardıç’ı kurşun yağmuruna tutarak öldürdü ve yargılanarak müebbet hapse çarptırıldı. Mahkeme, Ersin Kaygas’ın cezasını, cinayeti ‘haksız tahrik’ altında işlediği için 15 yıla indirdi.

Nurgül Şimşek, henüz 14 yaşında iken görücü usulü ile evlendirildi, 17 yaşında iken anne oldu. Evliliğinin ilk aylarından itibaren eşi ile şiddetli geçimsizlik yaşamaya başlayan genç kadın 3 kez baba evine döndü, her defasında ailelerin araya girmesi ile tekrar kocasının evine gönderildi. Erzincan'da şiddetli geçimsizlik yaşadığı karısını 35 yerinden bıçaklayarak öldüren Ali Şimşek, yargılandığı mahkeme tarafından önce TCK'nın 82/1-d maddesi gereği ‘cinayetin canavarca hisle işlendiği’ gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı. Daha sonra mahkeme heyeti, eşin izinsiz alışverişe çıkması nedeniyle, haksız tahrik altında meydana geldiğine kanaat getirerek cezayı 24 yıla indirdi.

Kadın cinayetlerine uygulanan tahrik indirimleri bir ülkenin hukuk sisteminin ne kadar cinsiyetçi olduğunun bir göstergesidir. Nitekim AİHM de bu yıl Türkiye’yi bu gerekçeyle mahkum ederek, mahkemelerin cinsiyetçiliğini tescilledi! Kararda deniyor ki: “Mahkemelerin cinsiyetçiliği ve bu konudaki edilgenliği kadın yaşamına kastediyor.”

Bu sistem öyle cinsiyetçi bir sistem ki, kot pantolon giydi, alışverişe çıktı ya da sevişmeyi reddetti gibi gerekçeleri, kocaları, erkekleri provoke eden davranışlar olarak kabul edip, cinayeti işleyenleri bu anlamda haklı bulup cezalarda indirime gidiyor.

Aslında sorun da bu gerekçeleri indirim nedeni sayan mahkemelerin, cinayeti işleyen kişilerle aynı zihniyeti taşıdığı gerçeğinde zaten! Kadın cinayetleri davalarında, devletin kendisi en başta erkekten yana bir tutum sergiliyor.

Tüm kurumlarıyla da bu cinsiyetçiliği, ayrımcılığı besleyip büyütüyor. Okulllarda, ders kitaplarında bu anlatılıyor, evlerde işbölümlerinde bu öğretiliyor, evlilik ve aile hayatının kutsallığı masalları. Her yerde, her şeyde ‘kışkırtılmış erkeklik-bastırılmış kadınlık’ halleri ve sonra mutlu sonla bitmeyen masallar...

İşlenen kadın cinayetleri, uygulanan haksız tahrik indirimleri bu sistemin ikiyüzlülüğünün resmi diğer bir deyişle... 17 yaşında bir genç kız düşünün (Münevver Karabulut), kafası kesilerek öldürülüyor. Şehrin emniyetinden sorumlu en üst düzey görevlisi aileye “kızlarına sahip çıksalarmış” mesajı verirken, ülkenin en büyük mülki amiri, Başbakanı da “çocuğunu serbest bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya” diyebiliyor!

“Hiçbir şey kızımı geri getiremez ”

Sevim Zarif ve Ayşe Yılbaş davalarında ‘haksız tahrik’ indirimi uygulanmadı. Kuşkusuz ‘Kadın cinayetleri politiktir’ savıyla davaları başından sonuna kadar takip eden feministlerin katkısı ve emeği ‘kadın dayanışmasını’ göstermek ve güçlendirmek açısından çok önemliydi.

Ancak cezaların caydırıcılığı önemli olmakla birlikte, cinayetleri işleyen ‘erkek egemen sistemin’ ortadan kaldırılması, tüm süreçlerdeki ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’, ‘pozitif ayrımcılık’ eğitimlerinin yaygınlaşmasına bağlı.

Hukuk fakültelerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği eğitimi olursa, hakimler savcılar ‘haksız tahrik’ indirimi uygulayamaz, aynı eğitim polis akademisinde verilse, polisler şiddet gören kadınları, ‘senin yerin kocanın yanı’ diyerek evlerine geri gönderemez, hatta öyle ki, bunlara ana sınıfında, ilköğretimde başlansa ve hep devam edilse, kadınları öldüren tüm gelenekler, görenekler, ‘namus’, ‘ahlak’, ‘erkeklik ve kadınlık’ algıları değişir, katiller de, maktüller de sistemin kurbanları olmazlar.

Davayı biz kazandık! Yine de hakimin “haksız tahrik indirimine yer olmadığı” cümlesinden çok, Ayşe’nin annesinin “Hiçbir şey kızımı geri getiremez” çığlığı ulaştı kulaklarımıza.

Gülmedik, ağladık. Annesinin karar duruşması, babasının ağırlaştırılmış müeebbet cezası aldığı gün, henüz üç yaşındaki herşeyden habersiz Berkay’ın da doğum günüymüş üstelik... Bu eşitşiz, adaletsiz, cinsiyet körü sistem varlığını sürdürdüğü sürece bu ne ilk, ne de son cinayet olacak, biliyoruz.

Yine de bu sistemi değiştirene, alaşağı edene kadar da, tüm davalarda müdahillik taleplerini dile getirmeye, sokaklarda, mahkemelerde kadın dayanışmasını örgütlemeye, ayrımcılığa ve eşitsizliğe karşı mücadeleye devam edeceğiz!

Çünkü biliyoruz, münferit değil sistematik! Birgün bizim de kurban olmayacağımızın garantisi yok!



__________________
Kim Öğretiyor? PARTİ!
Kim vuruyor? CEPHE!
Kimin için? HALK İÇİN!
Katre isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
cinayetleri, kadın, politiktir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
ödp’nin krizi politiktir, çözümü de... M. Memduh uyan Dev-Des ÖDP 0 02-06-2009 17:38
İş cinayetleri can alıyor! Rozerin İç Politika Haberleri 0 11-25-2008 11:00
Töre Cinayetleri ve Türban aze Kadına Dair 4 09-04-2008 08:18
Tuzla cinayetleri: Tepki ve yüzsüzlük! SİTARE Emek Haberleri 0 08-13-2008 10:48
Töre cinayetleri istatistiği Başbakanlığı korkuttu Haber-Ahmet Türkiye'den Haberler 0 04-12-2008 05:10


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 09:34 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326