Komunist Forum
Geri git   Komunist Forum > SİYASET BÖLÜMÜ > Kadına Dair

Kadına Dair Mücadele de Kadının Yeri ve Kadın Hareketleri

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları Stil
Alt 11-28-2008, 14:48   #1 (permalink)
 
EWİNDARE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 1.613
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3
EWİNDARE Seçkin bir yolda.
Standart Zilar Sterk: Kürt kadını PKK ile ayağa kalktı

Zilar Sterk: Kürt kadını PKK ile ayağa kalktı


ZOZAN SİMA -ANF

BEHDİNAN / PAJK Koordinasyon üyesi Zilar Sterk, 30’uncu yıldönümü kutlayan PKK’nin bir kadın partisi olduğunu belirterek, Kürt kadının PKK ile ayağa kalktığını söyledi. PKK hareketinin yaklaşık yarısının kadınlardan oluştuğunu söyleyen Sterk, ‘’Kürdistan kadını bugün PKK sayesinde on binlerce, yüz binlerce kitlesi ile sokak ve meydanlarda özgürlüğü ve özgür yaşam hakkını savunur bir pozisyona gelmiştir’’ dedi. Zilar Sterk sorularımızı yanıtladı.


* PKK’nin reel sosyalist ve ulusal kurtuluş hareketlerinin genel ideolojik çerçevesinden farklılaşması ve kendi özgünlüğünü ortaya çıkarışı 3. Kongre ile gerçekleştiriyor. Aynı zamanda ilk kadın çözümlemeleri de bu dönemde gerçekleşiyor. PKK’deki ideolojik dönüşümde kadının etkisi nasıl ele alınmalı?

- PKK olarak doğuşunu başlatan ve hala PKK öncülüğünde özgürlük mücadelesini sürdüren Kürdistan Özgürlük Hareketimizin doğduğu 27 Kasım 1978’den beri kadın özgürlüğüne bir yaklaşımı vardır. Bu yaklaşım, her zaman ve her koşul altında kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün önemli bir ayağı olarak görmesi temelindedir. Toplumsal özgürlüğün kadın özgürlüğünden geçtiğini tespit eden ve kadın özgürlüğünü bu temelde inşa eden bir yaklaşımdır. PKK’nin kurucu üyeleri arasında bugün hala mücadelemizin önemli yerlerinde yer alan kadın yoldaşlarımız da vardır. Yani kuruluşundan itibaren PKK içerisinde kadınlar da yer almıştır ve PKK’nin her zaman bir kadın özgürlük felsefesi olmuştur. Bu özelliği onu sadece üçüncü kongresinden itibaren kadın özgürlüğüne karşı duyarlılığını geliştirmenin ötesinde, daha doğuşunda kadın kurucu üyeleri de olan ve daha kuruluşunda bile kadın özgürlüğüne duyarlı olan bir hareket kılmaktadır.

Hareketimizin daha doğuşundan itibaren amaç ve hedefleri arasında saydığı kadın özgürlüğüne yaklaşımı bu olurken, yaşadığı açılım süreçlerinde ise kadın özgürlüğüne yaklaşımında önemli atılımlar sağlamıştır. Bu atılım süreçlerinin başında ise üçüncü kongre ve ardından gelişen süreçler gelmektedir. 86’dan sonraki süreçler olarak bakacağımız bu süreçlerde Önderliğimiz, reel sosyalizmi güçlü bir biçimde eleştirmeye başlamaktadır. Önderliğimizin reel sosyalizme yaptığı eleştiriler arasında, reel sosyalizmin kadın yaklaşımı da vardır. Reel sosyalizmin kadın yaklaşımında kadına ideolojik bir yaklaşım olmadığını Önderliğimiz ortaya koymaktadır.

Önderliğimiz, üçüncü kongre sürecinden itibaren “Kürdistan’da kadın ve aile sorunu” adıyla önemli bir çözümleme geliştirmiştir. Bu çözümlemede aile kurumu, erkek egemenlikli sistemin kurumsal örgüsünü ve sürekliliğini sağlayan ajan bir örgütlenme olarak tanımlanmaktadır. Devletçi, iktidarcı erkek egemenlikli sistem, aile kurumlaşması üzerinden toplumun en küçük hücresine kadar sızabilmektedir. Devletin, toplumu denetleme mekanizması adeta aile kurumu üzerinden geliştirilmiş ve günümüze kadar süreklilik kazanmıştır. Nasıl ki devletin başında toplumu yöneten, yönlendiren, iktidarını ve tahakkümünü kurumlaştıran erkek hükümetler ve devlet başkanları varsa ev ve aile içerisinde de evin erkek reisi veya erkek hükmedeni vardır. Aile içerisinde de ailenin yönetimi, iktidarı, devletin yasalarında resmiyet kazanan ve aile reisi olarak tanımlanan erkeğin elinde bulunmaktadır. Önderliğimiz bu çerçevede devletçi aile kurumunu eleştirmiş ve kadının ev, aile ve toplum içerisindeki yerinin daha iradeli ve özgürlük ölçüleri temelinde yeniden yapılandırılması gerektiğini ortaya koymuştur. Kürt halkı PKK’nin otuz yıllık mücadelesi ardından bu bilinci önemli oranda almıştır.

Kürdistan üzerinde devletin yürüttüğü özel politikalarla Kürt toplumu özellikle geri feodal sınırlarda tutulmak istenmiş ve hareketimiz, devletin toplumumuzu bu geri feodal sınırlarda tutmaya dönük yürüttüğü politikalarını otuz yıllık mücadele süreci boyunca boşa çıkarmıştır. Kürt toplumunun, PKK öncesindeki ve otuz yıllık mücadelenin ardından bu gün yakaladığı sosyal düzeyi karşılaştırıp tahlil ettiğimizde önemli bir sosyal devrimin gerçekleştiğini, bu yönlü önemli bir değişim ve dönüşümün geliştiğini görmekteyiz. PKK öncesi dört duvar arasında aile ve aşiret yasalarına göre karanlık ve boğucu bir yaşama mahkum bırakılan Kürdistan kadını bu gün on binlerce, yüz binlerce kitlesi ile sokak ve meydanlarda özgürlüğü ve özgür yaşam hakkını savunur bir pozisyona gelmiştir.

Barışı simgeleyen beyaz kültürel tülbentleri ile yaşı ilerlemiş analarımız bile basın açıklamaları yapmakta, kölece bir yaşamı her gün protesto etmekte, özgür yaşam talepleri çerçevesinde yüzbinlere varan eylemselliklerini geliştirmekte, siyasal karar mekanizmalarında yer almakta ve iradi örgütlenmelerini yaratmaktadır. Kendi yaşam kararını, kendi kaderini belirleme hakkını kendi eline yeniden almıştır. Yetersizlikleri elbette vardır ancak oldukça önemli mesafeler kat etmiş ve özgürlüğe yakınlaşmıştır. Kürdistan kadınının özgürlüğe almış olduğu bu yol, Önder Apo’nun öncülüğünde ve kendisine verdiği cins bilinci temelinde gelişmektedir. Bu temelde Kürdistan kadını bu gün, kendi özgürlüğünü Önder Apo’nun özgürlüğünde görmektedir. Önder Apo dışında hiç kimsenin kadın özgürlük kaygısını bu denli özlü bir biçimde taşımayacağına inanmakta ve gerçek bir özgür yaşamı ancak Önder Apo’nun özgürlük felsefesinin getireceğine inanmaktadır.

İdeolojik düzeyde Önderliğimiz öncülüğünde hareketimizin geliştirdiği değişim, dönüşüm ve atılım süreçlerine kadın çözümlemeleri ve kadın çıkışları damgasını vurmuş ve vurmaktadır. Bu tür dönemlerdeki kadın çıkışlarının da hareketimizin ideolojik yoğunlaşmasını belirleme gibi bir gerçeği vardır. Örneğin hareketimizin kitleselleştiği 91 ve 92’lerde ZEKİYE ALKAN ve BERİVAN çıkışları vardır. Öncesinde ise Önderliğimizin ciddi kadın ve aile çözümlemeleri vardır. ZEKİYE ALKAN yoldaşın gerçekleştirdiği newroz eylemi yine BERİVAN yoldaşın halka öncülük pratiği, bu süreçlerdeki büyük serhıldan gerçeğini ortaya çıkarmıştır. 96’da hareketimizin içinden geçtiği kritik döneme ZİLAN’ın fedai eylem çizgisi çıkış yaptırmakta ve ardından Önderliğimizin Kadın Kurtuluş İdeolojisine yoğunlaşma gerçeği bulunmaktadır. Kadın Kurtuluş İdeolojisinin kadında yarattığı heyecan, coşku ve kararlaşma düzeyi ise SEMA gerçeğine yol açmış ve SEMA yoldaşımızın eylemi kadını partileşme çıkışına taşımıştır. BERİTAN gerçeği ise PKK’nin ilkel milliyetçiliğe karşı ideolojik farkını ortaya koyuşunu ifade eder. Bu anlamda hareketimizin gelişim tarihi içerisinde “Önderlik ve kadın” gerçeği sürekli bir etkileşim diyalektiği içerisinde olmuştur. Önderliğimizin kadın gerçeğine sürekli yoğunlaşması, kadında önemli çıkışlara yol açmış ve kadında yaşanan çıkışlar, yeni süreçlerin başlamasına öncülük etmesini getirmiştir. Son yıllarda yaşanan VİYAN gerçeği ise hareketimizi yeniden partileşme çıkışına taşımıştır. Öncesinde ise hareket içerisinde yaşanan Ferhat-Osman ihaneti ve sosyal reform süreci vardır. VİYAN yoldaşımızın bu ihanetçi çizgi karşısında ciddi bir ideolojik duruşu vardır. VİYAN duruşu, hareketimiz içerisinde yeniden partileşme ve öncüleşme yönünde bir çıkışın zeminini oluşturmuştur. Ardından yaşanan kahramanca şahadetler ise kadrosal realitede yaşanan marjinalleşme riskini kıran ve yeniden partileşme sürecini pratikleştiren, kendini adama ve fedai ruhu yeniden yaratan direnişçi bir duruşun temsili olmuşlardır.

Kadının, mücadelemiz içerisinde bu denli belirgin bir katılım ve duruş içerisinde olması, ideolojik dönüşüm süreçlerini de belirleyen bir yan olarak gelişmiştir. Sürekli karşılıklı bir etkileşim içerisinde gelişmiştir bu süreçler. Hareketimiz içerisindeki kadın duruşu sadece sıradan nicel bir kadın duruşu değil nitel ve dönüştürücü bir duruş olarak gelişmektedir. Kadının kendisine has özellikleri, karakteri, erkek egemen sistemin kişiliğinde yaratmış olduğu tahribatlar ve bunların hareket içerisine nicel kadın yoğunluğundan dolayı yansıyışı, hareketin Önderliğimiz öncülüğünde kadın gerçeğine ciddi bir yoğunlaşmasını ve çözümleme düzeyini ortaya çıkarmaktadır. Kadın gerçeğine bu denli bir yoğunlaşma ve çözümleme düzeyi elbette ideolojik ve felsefik düzeyi belirlemektedir. Çünkü kadın gerçeği, sürekli bir gündem olarak kendisini ortaya koymaktadır ve bu gündem etrafında gelişen derin tartışma ve perspektif düzeyi ortaya çıkmaktadır. Biz bu gerçeği cins mücadelesi olarak tanımlamaktayız. Cins mücadelesinin süreklilik kazanan karakterinin yarattığı yoğunlaşma düzeyi; özgür kadın, özgür erkek, özgür toplum, özgür yaşam arayışlarını her gün biraz daha derinleştirmektedir. Özgür kadına, özgür erkeğe, özgür topluma ve özgür yaşama yoğunlaşmak ve sürekli bu gündem ve arayışları canlı tutmak ise ideolojik ve felsefik gelişmeleri, zihinsel, kültürel gelişmeleri beraberinde getirmektedir. Hareketimizin içinde sürekli diri olan bu arayış, tartışma, yoğunlaşma ve mücadele biçimi ve düzeyi ise kadını hareketimiz içerisindeki ideolojik felsefik ve zihinsel yenilenmeye yol açan temel etmenler arasında tutmaktadır.

* Sayın Öcalan’ın “PKK bir kadın partisidir” belirlemesinin felsefik ve ideolojik olarak nasıl bir anlamı var?

- Evet, Önderliğimizin de belirttiği gibi PKK, ideolojik, felsefik anlamda gerçekten bir kadın partisidir. PKK içerisinde elbette sadece kadınlar yer almıyor. Bir oranlama yapacaksak, hareketimizin yüzde 40’na yakını kadındır. Siyasi, sosyal, meşru savunma vb tüm alanlarında bu orana yakın bir kadın gücü bulunmaktadır. Bir de hareketimiz içerisinde sadece kadınlardan oluşan kadının özgün zeminleri de bulunmaktadır. Hem karma çalışmalar içerisinde yer alan kadın gücümüzden hem de sadece özgün zeminlerde örgütlenen kadın gücümüzden oluşan ve Kadın Kurtuluş İdeolojisi temelinde örgütlenen ve giderek hem nicel hem de ideolojik felsefik açıdan daha da derinleşip büyüyen bir Kadın Özgürlük Hareketimiz bulunmaktadır. Ancak “PKK bir kadın partisidir” belirlemesi, kadının hareketimiz içerisindeki nicel durumu ile ilgili bir tespit değildir. İdeolojik ve felsefik durumuyla, paradigmasal durumuyla ilgili bir tespittir.

* Nedir bu ideolojik felsefik durum?

- PKK, Kürdistan Özgürlük Hareketinin ideolojik felsefik ve örgütsel ifadesi olmaktadır. Yani ideolojik felsefik kimliğini, paradigmasal kimliğini ve tanımlanmasını ifade eder. PKK kuruluşunda, ideolojik açıdan kendisini bilimsel sosyalizm ile tanımlardı. Ardından gelişen süreçlerde Önderliğimizin yaptığı ideolojik felsefik açılımlar ve hem bilimsel sosyalizmin pozitivizm ve akılcılıktan kendisini kurtaramayan bilim anlayışına hem de reel sosyalizmin devletçilikten iktidarcılıktan kurtulmamış sosyalizm anlayışına yaptığı eleştiriler ardından, PKK’nin ideolojik tanımını demokratik sosyalizm olarak yaptı.

Marksizmin pozitivist bir anlayışla tanımladığı bilimsel sosyalizmin temelleri, ataerkil erkek egemenlikli zihniyetin belirleyiciliğinde şekillenmişti. Bundan dolayı da Marks’ın bilimsel sosyalizm kuramı da eril bir zihniyetle örülmüştü. Kapitalizmin beş yüz yıllık tarihini çözümlüyordu. Ancak arkasında bıraktığı beş bin yıllık ataerkil erkek egemenlikli tarihi incelemekten ve çözümlemekten yoksun bir kuram olarak gelişti Marks’ın bilimsel sosyalizm kuramı. Beş bin yıllık ataerkil zihniyet ve sistemini yine bunun yol açtığı toplumsal ve kurumsal örgüyü çözümlemekten yoksun kaldı. Dolayısıyla Marks’ın sosyalizm anlayışına eril değerlerin hakim olduğunu söyleyebiliriz. Beşbin yıllık ataerkil erkek egemenlikli zihniyet ve uygarlık sisteminin sadece son beş yüz yıllık kapitalist aşamasını incelemek, eleştirmek, çözümlemek Marks’ın sosyalist anlayışını sakat bırakan ve pratiğinin egemen sisteme eklemlenmesini kaçınılmaz kılan en temel yanı olmaktadır. Çünkü kapitalist aşama, ataerkil erkek egemen zihniyet ve uygarlık sisteminin çürüme aşamasıydı ve Marksın sosyalizmi de bunu kökten çözümlemek yerine yüzeyden eleştirerek soldan eklemlenmekten kurtulamadı. Eril değerler ve zihniyeti, Marks tarafından yeterince eleştirilip alternatifi olarak dişil değerler ve etrafında yeni bir zihniyet geliştirilemedi.

Kadınlık, basit bir biyolojik tanıma indirgenmiş olup bu biyolojik yapısı üzerinden toplumsal rolü belirlenmiştir. Dolayısıyla tüm toplum, kadına biçilen bu biyolojik kadınlık rolü üzerinden yaklaşmaktadır. Bu rolün dışına taşan, ötesine geçmeye çabalayan bir kadın duruşu, egemen cinsiyetçi toplum ve sistemi tarafından son derece teşhir edilir ve toplum dışına itilir. Bu anlamda çağımızda bile kadınlık değerleri ciddi bir aşağılanma, adaletsizlik ve baskı altında bulunmaktadır. Kadının ev, aile ve toplum içerisindeki yeri, sadece biyolojik ve cinsel işlevleri üzerinden tanımlanmaktadır. Cinsiyetçi toplumun kadına biçtiği görev ve sorumluluk sınırları adeta doğurgan yapısı baz alınarak belirlenmiştir. Beş bin yıllık erkek egemenlikli süreç boyunca ve daha günümüzde bile sanki kadının önüne konan işler için ille de kadının cinsel ve biyolojik yapısı ile ilgili işlermiş gibi bakılır. Ev sınırları içerisinde tanımlanan kadın alanının gerektirdiği işler için sanki ille de biyolojik bir kadın yapısına sahip olmak gerekirmiş gibi toplum kodlanmış ve koşullandırılmıştır.

Kadın için belirlenmiş bu toplumsal görevlere şöyle bir bakacak olursak, kadının 21. yy’da bile nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını rahatlıkla görebiliriz. Kadını ev ve aile sınırlarına mahkum eden bu toplumsal görevlerden, çocuk doğurma işlevi dışındaki tüm diğer işler aslında erkeğin de rahatlıkla yapabileceği işler olduğunu görmekteyiz. Erkeğin üstlendiği toplumsal görevlerin ise hemen hemen tümünü kadının da rahatlıkla yürütebileceğini görmekteyiz. Erkeğin yapabilip kadının yapamayacağı hiçbir iş yokken, kadının yapabilip erkeğin yapamayacağı tek toplumsal işlev ise sadece çocuk doğurma ve emzirme işlevidir. Onun dışında kadının mahkum edildiği ev ve aile içi işler ise kadın biyolojisini ve fizyolojisini gerektirmeyen ama buna rağmen sadece kadın yapabilirmiş gibi bir bakışla tanımlanmış işler olarak kabul edilmekte ve dayatılmaktadır.

Örneğin; doğum ve emzirme süreci dışındaki çocuk bakımı, erkeğin de yapabileceği bir iştir. Çocuğun altını değiştirme, karnını doyurma, uyutma, oynama, eğitme gibi işler ille de fiziki olarak kadın olmayı gerektirmez. Ev temizliği, mutfak işleri vb kadınlıkla özdeşleştirilmiş roller, aslında fiziki olarak kadın olmayı gerektirmeyen işlerdir. Çünkü bu işler, kadının biyolojik organları ile yapılan işler değildir kesinlikle. Akılla, duygu ile, el ve ayakla yapılan işlerdir. Ancak sanki bu işler kadınlığın biyolojik yapısı ile ilgili işlermiş gibi bir algının hakimiyetinde cinsiyetçi toplumlar kadına yaklaşır. Kadına böyle yaklaşıldığı gibi erkeğe de buna benzer yaklaşılır. Yönetmek, yönlendirmek, karar almak, düzeni disiplini sağlamak, kamusal alanı yürütmek, siyaset yapmak gibi toplum nezdinde belirleyici büyük işler olarak kabul gören işleri yapmak, sanki erkek biyolojisi ile ilgiliymiş gibi bir algı hakimdir cinsiyetçi toplumda. Bu tür işler sanki erkeğin biyolojik organları ile ilgiliymiş gibi yaklaşılır dünyanın her yerinde. Oysa erkeğin işleri ve işlevleri olarak belirlenen bu alanlar, son derece kadında da mevcut olan akıl ve yetenek işleri arasında bulunmaktadır.

Ataerkil zihniyetin kendini kurumalaştırarak beş bin yıl gibi uzun bir sürece kadar egemenliğini süreklileştirmesi için topluma kadınla ve erkekle ilgili bu cinsiyetçi rolleri kabul ettirmesi ve sistem çarkını böyle yürütmesi gerekmekteydi. Zihniyetini topluma kabul ettirememiş olsa ne bu denli uzun ömürlü olurdu, ne bu denli oturmuş ve kurumlaşmış olurdu, ne bu denli örgütlü ve sürekli olurdu. Demek ki örgütlenmesindeki sürekliliğini, kurumlaşmasındaki mutlaklığını, ve ömrünün uzunluğunu topluma önce zihniyetini tartışmasız kabul ettirmesinden ve toplumu kendi ajan örgütlenmeleri ile örmesinden ileri gelmektedir. O zaman işe, topluma egemen kılınmış bu zihniyeti sarsmaktan, aşmaktan ve toplumun ajan örgütlenmeleri temelindeki örgüsünü çözmekten başlamak gerekir.

Şimdi Önderliğimiz, durumun böyle geliştiğini ve aşılmasının neleri gerektirdiğini, her süreçte biraz daha ileri bir düzeyde çözümledi. Öncelikle kadını ve erkeği yeniden tanımladı. Birer biyolojik olgu olarak ele almanın ötesinde kadınlığı ve erkekliği ideolojik, felsefik ve toplumsal açıdan yeniden tanımladı. Cinsiyetçi toplumun kadını mahkum ettiği iş ve işlevlerden kurtararak bunun ötesinde kadının neler yapabileceğini ortaya çıkardı. Erkeğin de isterse kadına verilen işleri yapabileceği, bunun için kadın olmanın gerekmediğini ortaya çıkardı. Ayrıca kadına eğitim ve fırsat eşitliğinin sunulması halinde erkekle arasındaki yetenek farklarının da büyük oranda ortadan kaldırılabileceğini ortaya çıkardı. Kısacası cinsiyetçi toplumun kadına ve erkeğe biçtiği rollerin ötesine geçerek bu rollerin biyolojik yapılarıyla ilgili olmadığını ve son derece cinsiyetçi ve toplumsal olduğunu pratikte ortaya çıkardı. Kadının da en az erkek kadar akıllı bir varlık olduğunu hatta kadın aklının daha yaşamla iç içe olduğunu, doğayla daha uyumlu olduğunu, daha canlı ve yaşam dolu olduğunu, yaşamla daha iç içe olduğunu açığa çıkardı. Eğitilme olanakları, yetenek ve deneyim kazanma olanakları ve fırsatları tanındığında erkekten daha da yetenekli olduğunu pratik örnekleriyle ortaya serdi.

Önderliğimiz öncülüğünde ortaya çıkarılan bu yeni yaşam anlayışı ve kavrayışı, önemli bir ideolojik ve felsefik bakışa yol açtı tabi. Ulaşılan sonuç ise Kadın Kurtuluş İdeolojisidir. Kadın Özgürlük felsefesidir. Bunun vazgeçilmez temel ilkeleridir. Bu ideolojik felsefik ilkeler, hareketimiz içerisinde ve yaratmayı hedeflediğimiz yeni demokratik toplumun temel taşları olmaktadır. Önderliğimizin demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü toplum paradigması olarak tanımladığı yeni toplum kuramı bu anlamda kadın eksenli geliştirilmektedir. Kadınlığın ekolojik, demokratik, eşitlikçi, adaletçi ve özgürlükçü değerleri etrafında geliştirilmeye çalışılmaktadır. İnsanlığın doğal toplumda ve kadın eksenli neolitik toplumda bıraktığı dişil zihniyet ve o dönemde yaratmış olduğu dişil değerleri esas alan ve günümüz insanlığının kolektif aklının ortaya çıkardığı bilimsel düzeyle buluşturmayı hedefleyen yeni bir toplumu yaratma düşüncesidir bu. Toplumsal cinsiyetçiliğin hakim olduğu günümüz erkek egemen toplumun özgürleştirilmesini esas alan ve bunun mücadelesini yürüten bir düşüncedir bu. İnsanı doğanın, aklı duygunun, zihni bedenin, erkeği kadının, babayı annenin, devleti toplumun, kamusal alanı özel alanın üzerinde gören ve evreni, dünyayı, toplumu, insanı, yaşamı bu biçimde bölen parçalayan, zayıflatan, fakirleştiren zihniyeti red eden, bunun tersini savunma tuzağına da düşmemeye özen gösteren bir düşüncedir bu. Bu anlamda PKK’nin geliştirme mücadelesini verdiği Demokratik Ekolojik ve Cinsiyet Özgürlükçü toplum paradigması, kadın eksenli bir toplum paradigmasıdır. Feminal değerler, dişil değerler, kadınlık değerleri ekseninde kendisini tanımlayan yeni bir paradigmadır. Evet bu anlamda PKK, kadın eksenli bir ideoloji ve felsefeyi esas almakta ve giderek bir kadın partileşmesi olarak büyümektedir.

* Kadının PKK’nin dönüşüm süreçleri içerisindeki konumu ele alındığında bu gün PAJK’ın oynadığı rol nasıl ele alınmalı?

- PKK içerisinde yaşanan değişim ve dönüşüm süreçlerinde kadın duruşu değişim ve dönüşüme öncülük etme temelinde gelişmektedir. Aslında sadece PKK içerisinde değil daha genel anlamda toplumsal değişim ve dönüşüm süreçlerine öncülük eden potansiyel güç kadın gücüdür. Kadın ve değişim, karşılıklı bir etkileşim içerisinde doğal bir diyalektik içerisinde ilerler. Tam da bu noktada neden dönüşüme öncülük etmesi gereken kadındır diye bir soru akla gelebilir. Çünkü beş bin yıllık ataerkil erkek egemenlikli zihniyet ve sisteminin yarattığı değerlerin ezici çoğunluğu kadın aleyhine, toplum aleyhine ve aslında erkeğin de büyük çoğunluğunun aleyhine geliştirilmiştir. Sadece üst sınıf erkeğinin lehine geliştirilmiştir. Dikkat edelim, kadının düşürüldüğü erkek egemenlikli toplumların erkekleri de kadına yakın bir biçimde düşürülmüş, değerden yoksun bırakılmış ve adeta kadınlaştırılmıştır. Toplumdaki erkeğin büyük bir kısmının tek egemenlik sahası ev ve aile içerisindeki sınırlardan ibarettir. Erkek de ev ve aile dışındaki yapılar içerisinde üst sınıf erkek kurumlaşmaları tarafından alabildiğine ezilmekte, iradesizleştirilmektedir. Sınıflara bölünme daha çok erkek gerçeği içerisinde yaşanmakta ve her erkeğin, sahibi olarak görüldüğü kadınları ve çocukları da otomatikmen bu sınıftan sayılırlar. Yani toplumun kendi içindeki parçalanmışlığı, daha çok erkek gerçeği içerisinde yaşanmaktadır. Bundan dolayı da bu toplumsal parçalanmışlığın ortadan kalkması ve daha bütünlüklü bir demokratik toplumun gelişmesi için sınıflar ötesi, milliyetler ötesi ve uluslar ötesi bir karaktere sahip olan kadınların devreye girmesi gerekmektedir.

Dikkat edelim, toplumsal mücadeleler tarihi boyunca birçok devrimci toplumsal hareketler gelişmiştir. Ancak hiç biri de köklü bir çözüm oluşturamamıştır. En değmesi olarak görülen reel sosyalizm bile sorunu çözemedi. Çünkü bu tür devrimci toplumsal hareketlerin gelişmesine kadınlar yeterince katılmamışlardır. Nicel anlamda tüm devrimci toplumsal hareketler içerisinde aslında kadınlar belli bir çoğunlukla yer almışlardır. Ancak bu nicel katılım, nitel bir zihinsel değişim ve dönüşüm yaratma yeteneğini yakalayamamıştır. Kadının bu düzeyi yakalamasının da öyle kolay ve kendiliğinden gelişmediğini ve gelişemeyeceğini de kendi pratiklerimizden bilmekteyiz. Bu düzeyin gerçekleşmesi, ciddi bedelleri olan bir cins mücadelesinin yürütülmesini gerektirmektedir. Her kadının veya her kadın hareketinin ciddi bedeller gerektiren bu cins mücadelesini verecek bilinci, iradi gücü, tahammül gücü ve dirayeti, iddia ve kararlılık düzeyi, militanlık düzeyi olmayabilmektedir. Günümüze kadar gelişmiş ve gerçekleşmiş devrimci hareketler, kadın gücünü genellikle arkalarına almışlardır. Ancak oldukça pragmatist ve politik bir yaklaşım üzerinden kadını arkalarına aldıklarını görmekteyiz.

“Kadınlar devrim için çalışmalı, kendilerini devrime adamalı ama kendileri için bir şey istememelidirler, zaten onların kurtuluşu da devrimin gerçekleşmesine, toplumun kurtuluşuna bağlıdır” biçiminde bir anlayış, gerçekleşen devrimci toplumsal hareketlere damgasını vuran temel bir yan olmuştur. Devrim sonrasındaki tablolarda ise toplumsal örgünün aslında devrimsel sürecin yarattığı hayallerdeki gibi gerçekleşmediğini görmekteyiz. Aslında kadın için erkek için ve özünde toplumsal özgürlük için çok fazla bir şeyin değişmediğini görmekteyiz. Gerçekleşen devrimsel çıkışlar içerisine damgasını vuran bu temel yanılgı, kadının devrime kendi zihinsel, felsefik ve yaşamsal rengini vermesini engellemiştir. Kimi devrim süreçlerinde kadın, erkekle belli eşitlik düzeyini yakalamıştır belki. Ancak eşitliğin ötesinde erkeği de değiştirip dönüştürerek, daha dişil bir zihniyete çekerek, kadınlığın ekolojik, demokratik ve özgürlükçü değerlerini devrimsel zeminine dayatarak, devrimsel zemini erkekliğin egemen değer yargılarından kurtaramamış ve böylece gerçek anlamda bir değişim ve dönüşümü açığa çıkaramamıştır. Bu devrimsel deneyimlerin egemen sisteme benzeşmekten, ona eklemlenmekten ve birer mezhebine dönüşmekten kurtulamamasının esas nedenlerinden biri de bu gerçeklikte yatmaktadır. Gerçekleşmiş devrim deneyimlerinin, kadına bu pragmatist yaklaşımları, aslında devrimlerin başarı düzeyini de olumsuz etkileyen en temel yanları olmuştur. Bu yüzden gerçek bir demokratik toplumu yaratma iddiasında olan devrimci hareketlerin kadına pragmatist değil, stratejik ve ideolojik yaklaşması gerekmektedir. Devrimci deneyimlerin pratiklerini bu konuda iyi inceleyip önemli derslerin çıkarılması gerekmektedir. Devrim hareketleri içerisinde yer alan erkeğin, kendi özgürlük ve kurtuluşunu kadının özgürlüğünde ve kurtuluşunda görmeye ikna olması gerekmektedir. Bu anlamda Önderliğimizin de söylediği gibi toplumun ve erkeğin özgürlüğü ve kurtuluşu kadının özgürlüğü ve kurtuluşundan geçmektedir. Buna ikna olmayan bir devrim hareketinin, bir toplumsal hareketin gerçek ve köklü bir başarı elde etmesi, gerçek bir demokratik toplumu inşa etmesi hayal olmanın ötesine gidemeyecektir.

Temel anlayış ve yaklaşımımız, ideolojik ve felsefik argümanlarımız bunlar olduğundan dolayı hareketimiz içerisinde de PAJK’a düşen yaşamsal roller bulunmaktadır. PAJK’ın bu ideolojik felsefik öncülük rolünü oynayıp oynayamaması aslında devrimimizin, mücadelemizin yönünü ve gerçekleşme düzeyini belirleyecek önemdedir. PAJK, PKK’nin gelişim yönünü ve çekirdek duruşunu ifade etmektedir. Ataerkil uygarlığın reel etkilerinin yansıdığı devrimsel zeminimizin bu etkilerden kurtulma ve bu tortulardan temizlenme düzeyini temsil etmektedir. Bu anlamda PAJK’ın özgürlük ilkelerine göre bir duruşun sahibi olup olmaması, PKK’nin Kadın Kurtuluş ideolojisinin ve felsefesinin temellerine göre oturup oturmamasının ifadesi olmaktadır. PKK’nin kurmayı hedeflediği yeni demokratik toplumun gerçek özgürlükçü temellerine göre gerçekleşip gerçekleşmediğinin ifadesi olmaktadır.

PAJK, PKK’nin kuruluşundan itibaren gerçekleşen kadın özgürlük düzeyinin günümüzdeki örgütsel ve ideolojik ifadesi olmaktadır. Bu anlamda PAJK, PKK’nin yürüttüğü toplumsal mücadele zemininde şekillenen bir kadın özgürlük mücadelesi olarak gelişmeye ve gerçekleşmeye devam etmektedir. PAJK’ın da PKK’ye paralel, otuz yıllık gelişim tarihi, yarattığı özgürlüksel mirası ve yeni toplumsal değerleri vardır. PAJK’ın yarattığı bu yeni toplumsal değerler, özgürlüksel ölçüler ve kadına kazandırdığı aydınlanma ve iradesel düzeyi yeni demokratik bir toplumun yaratılma umudunu ve beklentisini giderek daha da güçlendirmektedir. PAJK’ın PKK’ye öncülük misyonunu bu şekilde tanımlayabiliriz.

PAJK, bu misyonunun neresinde diye bir soruya verilecek karşılık ise ancak ödediği bedellerle gerçek ifadesine kavuşabilir. Otuz yıllık özgürlük mücadelesi boyunca PAJK’ın yaratmış olduğu bu miras büyük bedeller karşılığında sağlanmıştır. PAJK’ın, özgürlük yolunda ödediği bedeller, maddi karşılıkla ifade edilemeyecek denli büyük ve anlamlı bedellerdir. ZEKİYELER, BERİVANLAR, ZİLANLAR, SEMALAR, BERİTANLAR, VİYANLAR VE NUDALAR gerçeğinde somutlaşan PAJK’ın özgürlük ölçüleri ve yarattığı miras temelinde PAJK’ı bir ŞEHİTLER PARTİSİ olarak tanımlamaktayız. Özgürlüğe gerçek anlamda kendisini adayan bu yiğit kadın duruşlarının partisidir PAJK.

Tabi PAJK’ın hala özgürlük ideolojisini kişilikleştirme, toplumsallaştırma ve yaşamsallaştırma sorunları bulunmaktadır. Yarattığı büyük değerler ve kadın lehine Kürdistan’da sağladığı önemli kazanımları bulunmaktadır. Ancak asla yeterli değildir. Bu anlamda PAJK, bir gerçekleşme düzeyidir. Şu anda da bu gerçekleşme düzeyinin ötesine geçmenin ciddi mücadelesi içerisinde bulunmaktadır. Otuz yıllık kadın özgürlük mücadelemizin gerçekleşen düzeyinin ötesine geçmenin büyük iddialaşma ve kararlaşma düzeyini son yaptığı 7. Olağan Kongresinde açığa çıkardı. 7.Kongresini PKK’nin otuzuncu yıl dönümüne ve Önderliğimize karşı geliştirilen uluslar arası komplonun onuncu yılına denk getirmesinin yaratmış olduğu manevi atmosfer içerisinde gerçekleştirmiş olmasını, her türlü kararlaşma ve iddialaşma düzeyine yansıttı. Şimdi otuz yılın ardından özgürlüğe kilitlenmiş bir pratik sürece yönelmiş bulunmaktadır. Bu pratik süreç, kadının özgürlüğünü Önder Apo’nun özgürlüğünde gören ve birbirini koşullayan özgürlük mücadelemizin iki stratejik yanı olarak yürütme kararlılığındadır. Kuşkusuz bu kararlılığın pratikleşmesi ve gerçekleşmesi, sözle ifade edildiği gibi kolay olmayacaktır. Ancak Önderliğimizin de belirttiği gibi kadının amacı güneş kadar netse başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Bu bilinç, bu inanç, bu umut ve bu mücadele kararlılığı ile otuzuncu yılın mücadele hedeflerine yönelmiş bulunmaktadır.



__________________
Selam olsun apaydınlık günlere
Kazma ile kürekle yürüyenlere
Selam olsun halk için ölenlere
Silah elde toprağa düşenlere bin selam!

EWİNDARE isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiket
ayağa, ile, kadını, kalktı, kürt, pkk, sterk, zilar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ayağa Kalkın Efendiler özlem Nazım Hikmet 3 11-17-2009 19:15
'Kıyak emeklilik' rafa kalktı Rozerin İç Politika Haberleri 0 07-29-2008 13:25
Genç Bakış’a Türkeş katıldı, ODTÜ ayağa kalktı ecemm Gençlik Haberleri 7 04-27-2008 10:48
'Ayağa kalkma geni' bulundu Haber-Ahmet Güncel Haberler 0 03-04-2008 05:13
Kur vurdu, Sanko'da büyüme rafa kalktı Haber-Ahmet Güncel Haberler 0 12-18-2007 05:43


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 06:54 .



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.5.0 RC2


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447