![]() |
| |||||||
| Kadına Dair Mücadele de Kadının Yeri ve Kadın Hareketleri |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 193
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | İlkel komünal toplum sınıfların, dolayısıyla sömürünün olmadığı bir toplumsal sistemdi. Kabileler biçiminde örgütlenmenin olduğu komünal toplumda, oldukça sınırlı olan ve biriktirilemeyen “mülkiyet” özel değil, fakat kabileler ölçeğinde toplumsaldı. Bu toplumsal sistemde anaerkillik esastı. Soyağacı kadınlara göre şekilleniyordu ve kadının toplumda önemli bir yeri ve saygınlığı sözkonusuydu. Fakat üretim tekniğindeki gelişmeler üretimde erkeği önplana çıkarmaya ve buna paralel olarak özel mülkiyet de adım adım oluşmaya başladı. Bunun sonucu olarak kadının toplumdaki yeri de zamanla değişikliğe uğradı. Bu süreci kadının tarih içindeki köleleşmesi üzerinden inceleyen Bebel, konuya ilişkin olarak şunları yazıyor: “... Ortak ekonomi üzerinde yükselen eski durum, özel mülkiyet ile bağdaşmıyordu. Oturulacak yer seçme zorunluluğu için sınıf ve meslek belirleyici oldu. Yeni oluşan mal üretiminden, komşu ve yabancı halklar arasında ticaret ortaya çıktı, bu da para ekonomisini zorunlu kıldı. Bu gelişimi yöneten ve ona egemen olan erkekti. Yani erkeğin özel çıkarları artık eski centil örgüt ile herhangi bir temas noktasına sahip değildi, aksine, hatta çoğunlukla onun çıkarları kendisininkinin karşısındaydı. Böylece (centil örgütün -ÇN) önemi gittiçe azaldı. (...) “Eski centil düzenden bu kopuşla, kadının etkisi ve konumu hızla düştü. Analık hukuku gitti, yerini babalık hukuku aldı. Özel mülkiyet sahibi olarak erkek, yasal sayabileceği ve mülkiyetinin varisi yapabileceği çocuklara ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle kadına başka erkeklerle ilişki yasağı koydu. “Buna karşılık, kendi karısının ya da karılarının yanısıra, olanakları elverdiğince metres tutma hakkını kendisine tanıyordu. Ve bu metreslerin çocukları, yasal çocuklar gibi muamele görüyordu.” (August Bebel, Kadın ve Sosyalizm, İnter Yayınları, s.62-63) Çok eşlilik yerini tek eşliliğe bıraktı, böylece bugünün çekirdek ailesi oluştu. (Bebel’in de işaret ettiği gibi, gerçekte bu kadının tek eşliliğiydi; erkek çok eşliliğini sürdürdü, bugün hala da sürdürüyor). Miras hukuku, mülkiyeti elinde bulunduran ve bu nedenle güçlü olan babaya göre şekillendi. Analık doğanın kadına verdiği bir üstünlükken, onu eve hapsederek köleleştiren bir ayakbağı haline geldi. Üretimin ağırlıklı olarak kol gücüne dayalı olmasından ötürü üretim sürecinin dışına düşen kadın, giderek eve hapsoldu. Ev köleliği, kadının yüzyıllar boyu ikinci, hatta üçüncü sınıf insan konumuna düşürülmesinin maddi zeminini oluşturdu. Ekonomik olarak tamamıyla erkeğe bağlanan kadının toplumsal misyonu; çocuklarına bakmak, ev işlerini yapmak ve kocasının gönlünü hoş etmek olarak biçimlendi. Bugün dünyada eğitimsiz nüfusun üçte ikisini kadınların oluşturması, onların evin ücretsiz köleleri olmalarından bağımsız bir durum değildir. Dahası, aralarında dolaysız bir neden-sonuç ilişkisi vardır. Elbette kadının eğitimsizliği, onun sömürülmesini kolaylaştıran başlıca etmenlerden biridir. Demek oluyor ki kadın, evin ücretsiz kölesi olmaktan kurtulup ekonomik bağımsızlığını elde etmeden, kelimenin en dar anlamında dahi özgürleşemez. Ne var ki kadın sorununun çözümünü bununla sınırlamak, kendi başına ekonomik bağımsızlığın kadını kurtaracağını sanmak bir yanılgıdır. Zira kapitalizmde kadın evinden “özgürleşmiştir”, kapitalizmin gelişmişliğine paralel olarak ekonomik olarak erkeğe bağımlılıktan kurtulmuştur. Ne var ki kapitalizmdeki bu özgürleşme, kadın üzerindeki çifte sömürüyü daha da billurlaştırmıştır. Kapitalist sistemde çalışan kadının, evin geçimini tamamıyla üstlense bile, özgürleşerek erkekle eşit toplumsal konum kazandığını söylemek koca bir yalandır. Gelişmiş kapitalist ülkelerde bile kadın çifte baskı ve sömürüden kurtulamamıştır. Kadını köleleştiren özel mülkiyet ve bunun koşulladığı sömürü ilişkileri, bu ilişkilerin tarihten devraldığı ve incelmiş yeni kalıplar içinde yaşattığı ataerkil kültür mirası olduğu sürece kadın özgürleşemez. |
| | |
| | #2 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 37
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Alıntı:
| |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| kadının, köleleştirilmesi, mülkiyeti, özel |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| kadının adı yok | EŞKIYA | 8 MART | 2 | 08-13-2008 13:27 |
| Gaziantep'te, bir gündür kayıp olan kadının cesedini el arabasında taşıyan cinayet za | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 06-10-2007 03:32 |
| İstanbul Şişli'de, yaşlı bir kadının bakıcılığını yapan Türkmenistan vatandaşı Ruhıya | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 06-08-2007 03:55 |
| Çin'de yaşlı bir kadının alnında boynuz çıktı. | burjuva-haberci | Dünya'dan Haberler | 0 | 05-18-2007 13:51 |
| Çin'de baş ağrısı nedeniyle hastaneye kaldırılan 77 yaşındaki bir kadının, kafasında | burjuva-haberci | Dünya'dan Haberler | 0 | 05-14-2007 17:30 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 20:52 .