![]() |
|
|||||||
| Gladio - Kontrgerilla - Karşı Devrimciler - Darbeler Gladio ve kontrgerilla'nın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 1.123
Thanks: 0
Thanked 3 Times in 3 Posts
Tecrübe Puanı: 4 ![]() |
27 Mayıs 1960 ihtilali, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Adnan Menderes yönetimindeki Demokrat Parti hükûmetini görevden uzatlaştırıp, Meclis'i lağvettiği askeri müdahale. Müdahalede, Silahlı Kuvvetler adına ülke yönetimini Milli Birlik Komitesi üstlendi. Orgeneral Cemal Gürsel Milli Birlik Komitesi'nin başına getirildi. Milli Birlik Komitesi ilk iş olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ve hükümeti fesh etti ve her türlü siyasi faaliyeti yasakladı. Emir komuta zinciri içinde yapılmayan müdahalede küçük rütbeli subaylar etkindi.
27 Mayıs 1960’tan, seçimlerin yapılarak normal yaşama geçildiği 15 Ekim 1961 yılına kadar geçen süre, askerin Milli Birlik Komitesi (MBK) eliyle iktidarda olduğu De Facto dönemdir. Bu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin anayasal bütün hak ve yetkileri artık, başlarda kimlerden kurulu olduğu gizli tutulan 38 subaydan kurulu MBK’nin eline geçmiştir. MBK ülkeyi ilk zamanlar yayımladıkları tebliğlerle idare etmişlerdi. MBK’nın ilk bildirisi sokağa çıkma yasağı ilanı ve vatandaşları ona uymaya davettir. 3 numaralı Tebliğ ile her türlü siyasi parti neşriyat ve faaliyetleri, gösteri yürüyüşleri ve her türlü toplantı yasaklanmıştır. MBK faaliyetlerinin aksamaması için telsiz ve telefon görüşmelerini kısıtlayan 4 ve 5 numaralı Tebliğlerden sonra, ordunun görevini açıklayan 6 numaralı Tebliğ yayımlanmıştır. 6 numaralı Tebliğin ilk fıkrasında, “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dâhilde memleketi buhran ve felakete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır.” demektedir. Aynı şekilde 13 ve 32 numaralı Tebliğlerde bu darbenin yapılış gerekçeleri şöyle yer bulmuştur: “Biz vatandaşları birbirine düşürecek bir kardeş kavgasını önlemek için bu işe giriştik”. “Milli İnkılâp, hiçbir şahsın, hiçbir zümrenin lehine yapılmış bir hareket değildir. Muhterem halkımızın, köylü ve işçilerimizin demokrasiye kavuşması, hak ve hürriyetinin teminatı, iktisadi kalkınması, ana prensibimizdir. Vatandaşların hususi işlerinde ve her türlü çalışma yerlerinde, kardeşlik duyguları ve huzur içinde bulunmaları esastır.” Ancak şunuda belirtmek gerekir ki son yapılan birkaç araştırmanın iddiasına göre, Menderes, iktidarının son günlerinde uyguladığı Amerikan politikalarının ülke sanayisini çökerttiğini görmüş ve bunu önlemek için Rusya'yla yakınlaşmıştı. Bu amaçla Rusya'ya üst düzey ziyeretler yapılıp, ülkedeki sanayinin gelişmesi için Rusya ile yatırım antlaşmaları imzalanma hazırlığı yapılmaktaydı. 27 Mayıs İhtilali sonrasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve bazı bakanlar yakalanarak Yassıada'da yargı önüne çıkarıldılar. Sivil ve askerlerden oluşan bir mahkemede yargılanan siyasîler, vatana ihanet, kamu fonlarının kötüye kullanımı ve anayasaya karşı gelmek ile suçlanıyorlardı. Dava, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın İmralı adasında 16 Eylül 1961 günü idam edilmesi ile sonuçlandı
__________________
BAĞIMSIZ DEVRİMCİ SINIF PLATFORMU EKİMDEN PARTİYE PARTİYLE DEVRİME PARTİYİ KAZANDIK PARTİYLE KAZANACAĞIZ |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: May 2008
Bulunduğu yer: Aydın
Mesajlar: 171
Thanks: 4
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
Ben 27 Mayıs darbesini demokratik bulanlardanım.Çünkü Menderesin uygulamaları ve iktidarı türkiyede solu yok etmek üzereydi.Demokrasi tıkanma noktasına gelmişti.Ama asılmayı hakketti mi o tartışılır.
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 6
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
27 MAyıs Türkiye de ki İlk ve şu ana kadar ki tek Demokratik darbedir.Demokrasi kendini koruyabiliyorsa Demokrasi dir..
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2008
Bulunduğu yer: Antalya
Mesajlar: 74
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
27 mayıs türkiyeye en demokratik anayasayı getirmiş ihtilaldir gözümde
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 763
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
27 Mayıs darbesi, 1950'de iktidara gelen Demokrat Parti'nin (DP) Türkiye'yi gitgide bir baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü gerekçesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grup subayın 27 Mayıs 1960 sabahı ülke yönetimine tamamıyla el koyması sonucu gerçekleşen darbedir.
1950'den itibaren seçimleri düzenli olarak kazanan DP, 10 yıl boyunca iktidarda kaldı. Bu süreçte, erken seçim ve yoğun muhalefete rağmen, Adnan Menderes'in başbakanlığında kurulan son hükümet; 27 Mayıs 1960'ta ordunun yönetime el koymasıyla devrildi. 1961'de, Yassıada'da kurulan askeri mahkemede yargılanan Menderes, Zorlu ve Polatkan idam edildi. Menderes'in yönetimindeki DP'nin iktidarı sırasında 1955'te gerçekleşen, 6-7 Eylül olayları da yaşandı. 27 Mayıs sabahı gerçekleşen darbenin kısa kronolojisi: 1 Mayıs'taki sokağa çıkma yasağı nedeniyle evlerinde kalan İstanbullara rağmen, dışarıda iki protesto gösterisi düzenlendi. Başbakan Menderes, radyodan bir açıklama yaparak "Memleketimiz ne bir ihtilal karşısındadır, ne de ihtilalin sözde haklı sebepleri bu ülkede mevcuttur" dedi. Bunalımın aşılması için cumhurbaşkanının istifasını isteyen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel'e iki ay zorunlu izin verildi ve izin sonunda emekliye ayrılacağı bildirildi. 5 Mayıs'ta Ankara Kızılay Meydanı'nda üniversite gençliği büyük bir protesto gösterisi düzenledi. Göstericilere hitap etmek isteyen Menderes itilip kakıldı. 6 Mayıs'ta İsmet İnönü NATO ülkeleri gazetecileriyle bir basın toplantısı düzenledi ve serbest seçimle iktidarın değişmesini istedi. Bu sırada gezilerine devam eden Adnan Menderes 15 Mayıs'ta İzmir'de, 17 Mayıs'ta Manisa'da konuştu. 21 Mayıs'ta Harp Okulu öğrencileri sessiz bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bunun üzerine, Menderes, Yunanistan gezisini iptal etti. 22 Mayıs'ta Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı haberleşmeye sansür koydu. Gece 20:00'den sabah 05:00'e kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildi. 24 Mayıs günü muhalefet meclisi terk etti ve mecliste konuşmalar yasaklandı. Ülkenin içinde bulunduğu durumu açıklamak için yurt genelinde gezilere çıkan Menderes, 25 Mayıs'ta Eskişehir'de bir açıklama yaptı. Tahkikat Komisyonu'nun üç ay sürecek çalışmasını kısa sürede bitireceğini belirtti. Tahkikat Komisyonu, Nisan 1960'da oluşturuldu ve mecliste İsmet İnönü'nün kuvvetli tepkisiyle karşılaştı. Komisyon üyeleri, askeri adli amirler ile sorgu ve sulh hakimlerine verilen yetkilerin tamamına sahip olarak, soruşturmanın yürütülmesi için her türlü yayını yasaklama hakkına sahipti. Soruşturmaya itiraz edenlerin hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngören komisyon, Menderes'in çalışmalarını erken bitireceğini açıkladığı komisyon. (Aynı komisyon üyeleri, darbe sonrası Bakanlar kurulu üyeleriyle birlikte Harp Okulu'na götürüldü. Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun da gözetim alındı.) 27 Mayıs günü Menderes Kütahya yolunda tutuklandı ve Ankara'ya getirildi. Ordu yönetime el koydu! 27 Mayıs saat 04:36'da Ankara Radyosu'ndan yapılan bir anonsla ordunun yönetime el koyduğu bildirildi. Başlangıçta kısa bir süre belirsizlik olsa da, bir süre sonra ihtilalcilerin İstanbul ve Ankara'da yönetime el koydukları anlaşıldı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve o sırada Eskişehir'den Kütahya'ya geçen Başbakan Menderes gözaltına alındı. Girişimin lideri ilan edilen Orgeneral Cemal Gürsel, saat 16:00'da radyoya bir açıklamada daha bulundu ve ihtilal süresince meclis yerine yasama organı şeklinde çalışması için kurulan Milli Birlik Komitesi'nin üyelerini açıkladı. Yeni bir anayasa hazırlanması istedi. 28 Mayıs'ta Milli Birlik Hükümeti kuruldu. 30 Mayıs'ta İçişleri Bakanı Namık Gedik intihar etti. Yassıada duruşmaları Ekim 1960'ta başlayan Yassıada duruşmalarında, Demokrat Parti yöneticileri yargılanmaya başladı. 14 Ekim'de gerçekleşen ilk davada konuşan Adnan Menderes'in ardından öğleden sonra gerçekleşen celsede konuşan eski cumhurbaşkanı Celal Bayar, Afganistan kralının kendisine görevi sırasında hediye ettiği Afgan tazısını bin liraya bir iktisadi devlet teşebbüsüne neden sattığını açıkladı. Sebep olarak "çeşme yaptırmasını" gösteren Bayar'ın davası, anayasayı ihlal davasına bağlandı. Bayar ayrıca, Kurtuluş Savaşı'ndan kaçmak ve İstanbul'daki 6-7 Eylül olaylarından sorumlu tutularak, Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ve eski İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay'la birlikte yargılandı. Gizli yapılmasına karar verilen bu dava sonunda ilk celse tamamlandı. 31 Ekim'deki duruşma "bebek davası"yla başladı. Eski başbakan Menderes'in soprano Aynur Aydan'la olan ilişkisinden doğan gayri meşru bebeğin, doğumdan hemen sonra ölümüyle ilgili olan davada, doktorlar çocuğun erken doğduğu için yaşayamadığını belirtti. Davalar sürerken Milli Birlik komitesi tasfiye edildi ve İkinci Gürsel Hükümeti kuruldu. İdam kararları Bu sırada Yassıada duruşmalarına, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı İnönü'ye Topkapı olayları sırasında düzenlenen suikast girişimi davasıyla devam edildi. Dava sonunda, anayasa ihlaliyle suçlanan Celal Bayar ve Adnan Menderes'in de aralarında bulunduğu 15 kişinin idamı istendi. Duruşmalar sırasında kalp krizi geçiren Lütfi Kırdar öldü. 14 Ekim 1960'ta başlayan Yassıada davaları, 15 Eylül 1961'de karara bağlandı ve toplam 19 dosyada toplanan davalar anayasayı ihlal davasıyla birleştirildi. 592 sanıktan 288'i için idam istendi. 15 sanık idam cezası alırken, 31'i müebbetle cezalandırıldı. 418 sanıkta çeşitli cezalara çarptırıldı. Menderes, intihara kalkıştı. Cezaları onaylanan Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül günü sabaha karşı idam edildi. 17 Eylül'de, de Adnan Menderes İmralı adasında idam edildi. İdamların ardından, Ekim ayında seçimler yapılır ve ordu müdahalesiyle Cemal Gürsel cumhurbaşkanı seçilir. Kasım ayında da, CHP-AP koalisyonu kurulur. Böylelikle on yıl boyunca iktidarda kalan Demokrat Parti'li Menderes yönetimi, Türkiye tarihinin ilk askeri müdahalesi sayılan 27 Mayıs ihtilaliyle devrilmiş olur. İdam kararları tarihe, Türkiye demokrasinin bir utancı olarak geçerken, İngiltere Kraliçesi ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Kennedy'in idamları önleme çabaları da sonuçsuz kalır. Demokrasinin 50 Yılı Ansiklopedisi (1945-1995, Cilt 1) Bianet
__________________
<..Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizlere vız gelir. Onlar 1 avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiç 1 şey yoktur ama kazanacağımız koca 1 dünya vardır..> Mahir Çayan <Savaşan, kaybedebilir.. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir!!> Che Guevara <İnsanım, insana dair hiç 1 şey benim yabancım değildir..> Karl Marx |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 12
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
dünyadaki bütün kapital girişimler emperyal ülkelerin vampir dişlerine hazırlanmış diliimlenmiş ekmek dilimleridir bu yüzden menderes le bayar ın ölümüne degil de sadece darbey le asılmalarına üzüldüm.bu yüzden sosyalizim [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 7
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
ben darbeleri ve adı gecen darbeyi demokratik bulmayanlardanım türkiye laik bir ülke olarak tum zaaflarına karişın kurulmuştur fakat 27 mayıs ihtilaliyle birlikte diyanet işleri baskanlığı anayasal bir kurum haline getirilrek laiklik anlayışına en ağır darbe o dönem vurulmuştur bence bu 27 mayıs darbesi menderesin politikayla beceremediğini askerin devralarak sıkıyönetim ve silahla yerine getirmekten öteye gecmemiştir eger aksine yii bir girişim olmuş olsaydı üstüne 10ar yıl arayla 2 fasist darbe görmezdi bu ülke dostlarım...
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
|
|
#8 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 1
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Bugün, 1950 yılından 1960 yılına kadar Milli Kurtuluşla kazanılan bağımsızlığa darbe vuran, ülkemizi yabancı Parababaları örgütlerinin yönettiği bir Türkiye haline getiren Bayar-Menderes Diktatörlüğünün, Ordu Gençliğimizin vuruşu ile bir gecede yıkıldığı günün yıldönümüdür. Vatanımızı AB-D’ye peşkeş çeken, demokrasi getireceğiz diyerek yola çıkan ancak, “Arapça ezanı” getiren, kendisinden olmayanları vatan haini ilan eden ve kurdukları Vatan Cepheleri ile yurttaşları Demokrat Partililer ve diğerleri olarak ikiye bölen Tahkikat Komisyonu ile yargı yetkisini eline alıp kendisini eleştiren basına sansür uygulayan, keyfi tutuklamalar yapan, Fatin Rüştü Zorlu’nun Dışişleri Bakanı olup olmayacağını ABD’ye sorup onaylatacak kadar ABD uşağı olan bu iktidar döneminde, hak ve özgürlükler askıya alınmış, muhalefet liderleri taş yağmuruna tutulmuşlardır.
Bayar-Menderes Diktatörlüğü döneminde Kore’ye asker gönderilmiş ve NATO’ya girilmiştir. Böylece ABD uşaklığının göstergesi olarak, Coniler ölmesin diye halk çocukları yabancı ülkelerde cepheye sürülmüşler. Kurtuluş Savaşı sırasında vatan kurtarmak için yedi düveli dize getiren halk çocukları bu kez ABD Emperyalizminin çıkarları uğruna savaşa gönderilmiştir. AB-D uşaklığı konusunda sınır tanımayan Bayar-Menderes Diktatörlüğüne karşı gençliğimiz ayağa kalkmıştır. 27-28 Nisan olayları olarak yakın tarihimize geçen başkaldırılarda, Nedim Özpolat, Turan Emeksiz gibi yurtsever gençlerimiz şehit düşmüşlerdir. 27 Mayıs günü de Teğmen Ali İhsan Kalmaz şehit düşmüştür. Fakat baskıya ve zulme karşı direnen bu gençlerimizin kanı yerde kalmamıştır. Ordu içindeki Genç Subaylar, DP İktidarının, ulusal onur ve değerlerden yoksun, yabancı Parababalarının uşağı olmuş yerli Finans-Kapitalistler ve Tefeci-Bezirgânlardan oluştuğunu, yapacağı her uygulamayı, çıkartacağı her kanunu ABD’ye danışarak, onun direktifleri doğrultusunda yaptığını görmüşler ve Jöntürk gelenekli ordu gençliğimiz Bayar-Menderes Diktatörlüğüne karşı örgütlenmiş ve bu hayâsızca gidişe dur diyerek bir gecede zalim diktatörleri alaşağı etmiştir. Anlamışlardı ki bu iktidar Halka ve Vatana ihanet içindedir, devrilmesi yurtseverlik gereğidir… Tanzimat’ta, Meşrutiyet’te ve Birinci Milli Kurtuluş’ta da Ordu Gençliği aynı şekilde davranmıştı. 27 Mayıs 1960 Politik Devrimi’nden sonra 1961 Anayasası ile Türkiye tarihinin en ileri Anayasası hazırlanmıştır. Bu Anayasa ile kısmi demokratik haklar kazanılmış ve sosyalizmin önü açılmıştır. 1961 Anayasası ile direnme hakkı tanınan işçiler ve emekçiler grevli toplu sözleşmeli sendika hakkına kavuşmuştur. Üniversiteler özerk hale getirilmiştir. Bu demokratik kazanımların giderek yaygınlaşması sosyalist örgütlenmelerin önünü açmıştır. İşçi Sınıfımız 61 Anayasası ile getirilen sendikal haklarına sahip çıkarak sarı sendikacılığa dur diyerek DİSK’i kurmuş ve örgütlenmeye hız vermiştir. Demirel hükümetinin sendikal haklarına yönelik saldırılarını 15-16 Haziran 1970 Şanlı Direnişi ile püskürtmüş ve yapılmak istenilen yasa değişikliklerini geri aldırmıştır. Gençliğimiz ayağa kalkarak örgütlenmiş, ABD Emperyalizmine karşı eylemler yoğunlaşmıştır. Gericiler de bu dönemde ABD uşaklığı ile devrimci-yurtsever gençlere saldırılar düzenleyerek Kanlı Pazarları yaratmışlardır. 1960 Politik Devrimi’nin kazanımları yerli-yabancı Parababalarının hoşuna gitmemiş ve bu kazanımları yok etmek için ordu içindeki faşist generaller aracılığıyla 12 Mart faşist darbesi gerçekleştirilmiştir. Generaller 1961 Anayasasının getirdiği kazanımları yok etmeye çalışmışlar ve kısmen de başarmışlardır. ABD Emperyalizmine ve Ortaçağcı İrticaa karşı direnen üç yiğit devrimci gençlik önderi Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan asılmışlardır. Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşları katledilmişlerdir. Bu bile yetmemiştir. Giderek artan halk muhalefetini bastırmak için kontrgerilla eylemleri yoğunlaştırılmış Çorum, Maraş katliamları ile faşist saldırılar arttırılmış ve “Sağ sol çatışması” süsü verdirilmiştir. Halkın gözünde meşruluk kazanmak için yapılan bu kontrgerilla eylemleri sonuç vermiş, Halk bıktırılmış, devrimcilerin örgütsüz ve dağınık olmasından da yararlanarak 12 Eylül Faşist darbesi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Darbelerinin CIA tarafından planlandığını ve yaptırıldığını bugün namuslu her aydın bilmektedir, söylemektedir. Bu faşist darbelerin amacı, 27 Mayıs Devrimi’nin sınırlı da olsa getirdiği özgürlük ortamını yok etmek, halkın hak arama yollarını tıkamak, sosyalistlerin ve sosyalist kültürün izini tozunu silmek ve de Türkiye’yi AB’ye sokarak vatanı tümden Batılı emperyalistlere satmaktı. Bunun için de Halkın sesi kesilmeliydi… İşte ABD, 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Darbelerini bu sebepten yaptırmıştır… Görüldüğü gibi, bir tarafta Ordu Gençliğinin gerçekleştirdiği ve demokratik kazanımlar getiren 1960 Politik Devrimi, diğer tarafta ordu fosilleri tarafından gerçekleştirilen, halklara gözyaşı ve kan getiren Amerikancı 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Darbeleri… Biz Kurtuluş Partililer tarafız ve 1960 Politik Devrimi’ni sahipleniyoruz. Faşist Darbelere karşıyız ve lanetliyoruz. Bugün ise AB-D, Tayyipgiller maşasıyla-kuklasıyla Türkiye’yi altı yıldan beri yönetmektedir. Tayyipgiller, A. Menderes’lerin, C. Bayar’ların devamcılarıdırlar. Ülkemizi ve Halkımızı Ortaçağ’ın karanlıklarına sürüklemek, Yerli-Yabancı Parababaları için sağmal sürü haline getirilmiş, meczuplaştırılmış bir halk yaratmak için son sürat yol alıyorlar. Anayasa değişikliği ile türbanı serbest bırakırken, haklarında dava açan namuslu savcılara ve cumhuriyetin kazanımlarına, laik hukuka sahip çıkan yürekli yargıçlara da “sen bu işten ne anlarsın”, “halk çoğunluğu benim peşimde, siz bize tabi olmak zorundasınız” diyerek emirler vermek istiyorlar. “Seslerini kessinler diye yargıçlara % 40 zam yaptık” diyerek Yargıtay üyelerine çıkışıyorlar. Kendilerine yapılan bu baskılara karşı sesini yükselten yargıçların tavrı, Üniversite’li namuslu aydınların da tepkisini çekince bunu devamının geleceğini de çok iyi gördüklerinden 27 Mayıs’ı, Ordu Gençliği’ni, Devrim’i duyunca, ölüm korkusuna kapılıyorlar. Kendisine sol ve sosyalist ismini takan ve her türlü darbeye karşıyız diyenlere şunu hatırlatıyoruz: 27 Mayıs bir darbe değildir, toplumun önünü açan ve Türkiye’nin en ileri Anayasası’nı yürürlüğe koyan politik bir devrimdir. Onun için Deniz Gezmiş ve yoldaşları da savunmalarında 1961 Anayasasını ve 1960 devrimini savunmuşlardır.
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Jul 2008
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 125
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
27 Mayıs hareketi bir ihtilaldir , darbe değildir.İhtilal kişiler tarafından yapılmaz kendi kişilerini doğurur.27 Mayıs ihtilali demokratiktir,gereklidir...
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 310
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
darde bir ülkenin ilerlemesine değil gerilemesine neden olur çok demokratiktide neden 12 eylül oldu arada 20 yıl var yani darbe yapmak çözüm değil
__________________
KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: darbesi, mays |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 12 eylül darbesi | gabarın asi rüzgarı | Gladio - Kontrgerilla - Karşı Devrimciler - Darbeler | 29 | 01-15-2009 06:50 |
| 1 Mayıs SDP Baskını | IMMANUEL | Film - Video | 1 | 06-01-2007 15:57 |
| devrimci 1 mayıs platformunun 1 mayıs değerlendirmesi | metin_new | 1 MAYIS | 0 | 05-09-2007 22:01 |
| 1 mayıs | yksel | DEV-GENÇ | 0 | 05-02-2007 19:26 |
| 1 mayıs mersin | IMMANUEL | Film - Video | 0 | 05-02-2007 13:31 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:31 .