![]() |
| |||||||
| Gladio - Kontrgerilla - Karşı Devrimciler - Darbeler Gladio ve kontrgerilla'nın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.622
Thanks: 65
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | Ergenekon'da sınır belli JİTEM'ci Albay Kırca'nın cenaze törenine Genelkurmay karargahının ve Ergenekon davasında gözaltına alınıp bırakılan generallerin katılmaları, Tuncer Kılınç'a bütün generallerin esas duruşta selam çakmaları, Ergenekon davasının devlet adına işlenen suçları kapsamayacağını ortaya koymuştur. Genelkurmay'ın Kırca'nın intihar etmesini 'yargısız infaz' olarak değerlendirmesi de bu davanın Kürt illerindeki suçları kapsamayacağını açık ilanı oldu. Demokratikleşme esas olarak devletin ortak kararıyla işlenmiş suçları açığa çıkarmakla mümkündür Türkiye özellikle birkaç aydır Ergenekon davasının boyutlarını tartışıyor, bu davayı anlamaya çalışıyordu. Bu konuda çok şey yazılıp çizildi, birçok tartışma yapıldı. Sonuçta bu davanın amacı ve sonuçları netleşti. Ergenekon davası Genelkurmay'ın izniyle başlatılmıştı. AKP-ordu uzlaşmasının sonucu bu dava açıldı. Bu davada yargılananlar bu uzlaşmaya karşı oldukları gibi, ordu içinde de sorun haline gelmişlerdi. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı yürütülen kirli savaşta dokunulmazlık kazananlar artık devleti de rahatsız eden işler yapar hale gelmişti. AKP'ye darbe girişiminde bulunma yanında ordu içinde sıkıntılar da yaratınca etkisizleştirilmeleri kararı alındı. Öte yandan [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı ABD'nin desteğini almak için de böyle bir operasyon işe yarayacaktı. Nitekim dışarıdan alınan destekle de böyle bir harekat başlatıldı. Böyle bir operasyon ayrıca siyasal İslam'ın devlet içine yerleşmesinin önünün açılması anlamına geliyordu. Genelkurmay ve Başbakan, bu davanın Kürt illerinde yürütülen mücadelede işlenen suçları kapsamayacağı konusunda anlaşmışlardı. Ancak işbirlikçi sahte İslamcı kesimler ordunun itibarının yıprandığını fırsat bilerek bu davayı devleti tümden ele geçirmenin aracı haline getirmeye çalıştılar. AKP-ordu uzlaşmasındaki sınırı aşarak bu davayı tam bir siyasi hamle haline getirmek isteyince, ordu içinde tepkiyle karşılandılar. Tuncer Kılınç ve Kemal Yavuz'un tutuklanmasına Genelkurmay'ın müdahalesi bir ordu tepkisidir. Genelkurmay Başkanı Başbuğ bu tepkiyi göstermediği taktirde ordu içinde kendisine karşı da bir tepki geleceğini görmüştür. Bu müdahale, Ergenekon davasının sınırlarının ne olduğunu önemli oranda belirlemişti. Davanın sınırı çizildi Ancak bu davanın amacı ve sınırlarının ne olduğu esas olarak emekli albay Abdulkerim Kırca'nın cenaze töreninde net ortaya konulmuştur. Bu JİTEM sorumlusu emekli albayın cenaze törenine yalnız Genelkurmay karargahı toplu olarak katılmamış, Ergenekon davasında gözaltına alınıp bırakılan generaller de törenin itibarlı katılımcıları olarak yerlerini almışlardır. Tuncer Kılınç'a bütün generallerin esas duruşta selam çakmaları, bu davanın devlet adına işlenen suçları kapsamayacağını ortaya çıkarmıştır. Zaten Genelkurmay'ın açıklama yaparak, 'Teröre karşı kahramanca mücadele vermiş bir subayımızı yargısız infaz yapamazsınız' demesiyle bu davanın Kürt illerindeki suçları kapsamayacağını açıkça ilan etmişlerdir. Bundan sonra ne kadar operasyon ve yargılama olursa olsun bunların Kürdistan'daki suçları kapsamayacağı şimdiden anlaşılmıştır. Esas olarak AKP'ye karşı hazırlanan darbe girişimleri ve bu çerçevede yapılan örgütlenmeler ve suçlar bu davanın esas kapsamını oluşturacaktır. 11. dalga denen operasyon da bu çerçevede ele alınmalıdır. Operasyona uğrayanların bazılarının şu anda Kürdistan'da görevli olmaları Kürdistan'da işlenen suçlarla ilgili değildir. Kırca ve Fetullahçılar Emekli albayın intihar ettiği duyulur duyulmaz bu kişinin birçok cinayetten sorumlu olduğunu ortaya koyan haberler yapıldı. Fetullahçı televizyonlar birinci haber verdi. Ancak kısa bir süre sonra ne olduysa birdenbire bu ölümü önemsiz bir olaymış gibi görmeye başladılar. Herhalde ordunun Kürdistan'da görev yapmış ve [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı savaşmış insanlara karşı haberler yapılmasından rahatsız olduğunu öğrendiler. Nitekim Zaman Gazetesi diğer gün çıktığında bu ölümü çok önemsiz bir haber gibi verdi. Düne kadar Ergenekon'la ilgili çok küçük bir haber olduğunda bile çok fazla büyüten Fetullahçı basın bu albayın ölümünü görmezden geldiği gibi, bunun Kürdistan'daki cinayetlerinden söz etmez olmuştur. İlk intihar ettiğini duyduklarında söylediklerini sonradan unutmuşlardır. Yine Star Gazetesi gibi AKP'yi destekleyen gazeteler, albayın ölümü konusunda ilk önce manşetten haber yaparken, Genelkurmay karargahının toplu katıldığı cenazeyi neredeyse küçük bir haberle geçiştirmişlerdir. Fetullahçılar ve AKP yanlısı tüm basından hiçbiri 'Genelkurmay neden birçok suç işlediği iddia edilen birisini savunuyor' demedi. 'Tuncer Kılınç neden bu törene katıldı' diye bir soru sormadı. Ergenekon davasıyla birlikte neredeyse demokrasi şampiyonluğuna soyunan bu basın yayın kalabalığı suspus oldu. Kürtlere karşı işlenen suçlar Bu suskunluğun anlamı açıkça, 'Biz Kürdistan'da görev yapmış olanlara ve [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı yapılmış eylemlere karışmayız, bu dava için çizilen sınırlara uyuyoruz' biçiminde görülmelidir. Bu dava AKP'ye karşı yapılan darbe girişimi ve devletin verdiği görevleri ilgilendirmeyen suçlarla sınırlı kalacaktır. Yani Sivas'ın ve Gavur Dağlarının ötesindeki suçları kapsamayacaktır. Dolayısıyla da Ergenekon'un temizlenmesi ve demokratikleşmenin geliştirilmesi gibi sonuçlar doğuracak bir yargılama söz konusu değildir. Biz ilk günden beri bu davanın Özel Harp Dairesi denilen gayri nizami harpçiler içindeki deşifre olmuş ve devlete zarar veren kesimlerin atılmasıyla sınırlı olacağını vurguladık. Kürdistan'da işlenen suçlar hiç kuşkusuz devletin tüm yetkililerinin kararıyla olmuştur. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve tüm komutanlar, İçişleri Bakanı ve Olağanüstü Hal valilerinin içinde bulunduğu devleti temsil eden yetkililer böyle bir gayri nizami harp yapılması kararını almış, diğer görevliler de bunu uygulamıştır. Bunları çete ya da suçlu saymak mümkün değildir. Çünkü bu eylemler devletin tümünün kararıyla 'devletin bölünmesini engellemek' için yapılmıştır. Bu nedenle bu görevi üstlenenler kahramandırlar ve dokunulmazdırlar. İntihar eden albay ile ilgili yapılan yargılamadan sonra Genelkurmay açıkça tavrını ortaya koymuştur. Daha doğrusu Kürdistan'da [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı savaş yürüten halen görevdeki devlet yetkilileri ya da Kürdistan'daki savaşta sorumluluk almış olan emekli yetkililer Genelkurmay başkanlığını böyle bir tavır almaya zorlamışlardır. Dolayısıyla bundan sonra daha önce Kürdistan'da görev almış insanların o yıllarda işledikleri suçlar gündeme getirilmeyecektir. Eğer ilişkisi varsa sadece AKP'ye yönelik darbe girişimi ve bu çerçevede işlenen suçlarla yargılanacaktır. Bu davanın sınırlarının böyle olduğunu herkes bilmelidir. Başka bir beklenti içine girmemelidir. Zaman Gazetesi açıkladı Ergenekon davasını en fazla gündeme getiren Zaman Gazetesi'nin Ankara temsilcisi Mustafa Ünal, 21 Ocak Çarşamba günü periyodik olarak yaptıkları siyaset sahnesi söyleşisinde 'Bu dava kesinlikle [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ve teröre karşı mücadele verenleri kapsamıyor, devletin yasal yetkili organlarınca verilen görevleri yapanları bu davadan ayrı tutmak gerekir' demiştir. '[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı, teröre karşı kahramanca görev yerine getirenlere bir şey diyemeyiz, ama verilen görevlerin dışına çıkanlardan söz ediyoruz' diyerek bu davaya karşı yaklaşımlarını açıkça ortaya koymuştur. Örnek olarak da Levent Ersöz'ün teröre karşı büyük kahramanlıklar yapmış olduğunu, kimsenin bunu sorgulamadığını, ancak birçok generalin telefonunu dinletmesinin yasadışı ve yargılanmaya konu olan bir durum olduğunu belirtmiştir. Zaman Gazetesi'nin Ankara temsilcisinin bu programda yaptığı konuşma gerçekten de çok ilginçti. Bu konuşma Fetullahçıların bu davaya nasıl yaklaştığını öğrenmek isteyenler için iyi bir materyaldir. Zaman Gazetesi'nin Ankara temsilcisi olan Mustafa Ünal aslında hem Zaman Gazetesi'nin hem de Samanyolu televizyonunun politik doğrultusunu belirleyen bir gazetecidir. Kirli işler imparatorluğu Mustafa Ünal'ın tutumundan bu din istismarcısı anti İslamcıların bu davadan ne beklediklerini göstermektedir. Mustafa Ünal'ın yaklaşımı esas olarak da AKP hükümetinin yaklaşımıdır. Zaten Mustafa Ünal Başbakan Erdoğan'a yakın bir gazetecidir. AKP kurmaylarıyla da sıkı ilişki içindedir. Bu davaya yönelik Fetullahçı basının yaklaşımı belirlenirken Mustafa Ünal'ın hükümet kaynaklarından aldığı bilgiler önemli yer tutmaktadır. '[Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye ve teröre karşı mücadele edenlere ve bu konuda kahramanlık yapanlara bir diyeceğimiz yok, Ergenekon davası bunları ilgilendirmiyor, buna bir şey diyemeyiz' yaklaşımı içinde olanların demokrasiyle, demokratlıkla uzaktan yakından bir ilişkisinin olmayacağı açıktır. Çünkü Kürdistan'daki kirli savaş sorgulanmadan bu savaşta kazanılan dokunulmazlığın nedenleri ortaya konulmadan Ergenekon davası sadece devleti rahatsız eden bazı uçların törpülenmesinden başka bir sonuç vermez. Kürdistan'da 1992-99 arasındaki işlenen cinayetler ve bunun arkasındaki politika sorgulanmadan bu cinayetlere yol açan zihniyetlerin değişmesi ve derinlerdeki kirli işler imparatorluğunun tasfiye edilmesi söz konusu olamaz. 'Bir taş iki kuş' hesabı Ergenekon davasından bazıları ceza alırsa ya da bu davayla burunları sürtülürse herhalde devlet kirlerinden arınmış olmayacaktır. Bu din istismarcısı anti İslamcılar 'Devletin bağırsakları temizleniyor' deseler de bu sadece toplumu aldatmaya yönelik bir slogandır. Zaten bunların öyle devletin temizlenmesi gibi sorunları yoktur. 80 yıldır kendilerine kapalı olan devletin önemli kapıları açılırsa devletle sorunları bitecektir. Zaten şimdiden devletin yeni savunucuları haline gelmişlerdir. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ve Kürt Özgürlük Hareketine herkesten daha fazla saldırıyor olmaları, devlet kapılarının kendilerine tümden açılmasını sağlamak içindir. Aslında devlet kapıları bunlara açılmıştır, ancak bununla da yetinmiyorlar. 'Devleti tümüyle biz ele almalıyız' anlayışıyla hareket ediyorlar. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'yi Ergenekon denen özel harpçilerle ilişkilendirmeye çalışanlar, Fetullahçılar başta olmak üzere, AKP yanlısı basındır. [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'nin en fazla savaş verdiği ve [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı en fazla zarar veren özel harpçilerle uzaktan yakından hiçbir delil yokken, olması da mümkün değilken [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'nin ilişkilendirilmesi bir taşla iki kuş vurma gayretidir. Böylelikle hem [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'yi yıpratacak hem de AKP'ye karşı darbe yapanları daha kolay ezeceklerdir. Türkiye toplumunun [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ile ilişkili olan herkesin kafasının ezilmesini istemeye hazır olduğunu bilmektedirler. Baştan sona yalan ve Kürt Özgürlük Hareketini karalama amaçlı yapılmış televizyon dizilerinde de böyle kurgular yapılarak Türkiye toplumunu aldatmaya çalışmaktadırlar. Gerçekler çarpıtılamaz Ne var ki gerçekleri uzun süre çarpıtmak mümkün olmaz. Çünkü gerçeklerin gücü her türlü yalanı yıkmaya muktedirdir. Herkes de bilmektedir ki, Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt halkı yıllardır Kürdistan'daki kirli savaşın derin devlet tarafından yapıldığını haykırmıştır. Bu gerçekliği topluma anlatmak için büyük çaba göstermiştir. Bir kirli işler imparatorluğunun var olduğunu 20 yıla yakındır sürekli işleyen Kürt Özgürlük Hareketidir. Bu din istismarcısı anti İslamcılar derin devlet tarafından [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız]'ye karşı kullanılırken, [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] derin devletin karakterinin ne olduğunu, bu cinayetlerin nasıl işlendiğini her fırsatta dile getirmiştir. Kürt demokratik basın bu nedenle sürekli baskılara uğramış ve susturulmuştur. Bu Ergenekon davasının açılmasıyla birlikte Kürt Özgürlük Hareketi 'Bu dava böyle bazı sonuçlarıyla ya da sadece Türkiye'deki hukuk dışı işlerle sınırlanamaz, böyle parçalı ele alınamaz, Kürdistan'daki suçları kapsamadan derin devlet temizlenmez' demiştir. Ne var ki bu anti İslamcı basın dil ucuyla 'Güneydoğu'daki cinayetler' demiş, ama esas olarak da AKP'ye yönelik olayları öne çıkararak kendilerine yönelik harekat içinde olanların burnunu sürtme peşinde olmuştur. Gelinen aşamada da 'Kürdistan'daki suçlar bizi ilgilendirmez, onlar [Sadece Üyeler Linki Görebilir Üye Olmak İçin Tıklayınız] ve teröre karşı mücadeledir' diyerek devletlerine dokunmayacaklarını, kaygılarının Türkiye'nin demokratikleştirilmesi olmadığını bir daha göstermişlerdir. Kendilerine Müslümanlar Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bu tür suçlar halkın ve demokratik güçlerin mücadelesiyle açığa çıkarılıp cezalandırılabilir. Böyle ciddi yargılama da iktidar mücadelesi konusu yapılır, birilerinin siyasi olarak güç kazanma mücadelesine dönüşürse sonuç alınamaz. Nitekim din istismarcısı sahte İslamcıların tüm derdi 80-90 yıldır yaşadıkları siyasi ekonomik açlığı gidermek için devleti ele geçirmekten, bazı köşe başlarını tutmaktan başka dertleri yoktur. 80-90 yıldır yaşadıkları tatmin olmamış açlıklarının giderilmesinin çabası içindedirler. Dolayısıyla bunların Türkiye'nin demokratikleşmesi için mücadele vermesi zordur. Çünkü kendilerine demokrat kendilerine Müslüman'dırlar. Yalnız şu konuda başarılı olmuşlardır. Birçok çevreye kendilerinin bu mücadelesini demokrasi mücadelesiymiş gibi yutturmuşlardır. Gerçek demokrasi mücadelesi verenler ve sosyal demokratlar ortaya çıkmadığı için bu kesimleri kendilerine yedeklemişlerdir. Bu durumdan esas olarak sorumlu olanlar CHP gibi sol ve sosyal demokrattan başka her şeye benzeyen çevrelerdir. Yapılması gerekenler Sonuç olarak; esas olarak da Kürdistan'daki suçları kapsayan ve bunları açığa çıkaran bir mücadele verilmelidir. Alternatif mahkemeler kurulmalıdır. Kürdistan'daki suçların açığa çıkarılmasını sağlayacak bir Adalet ve Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulmalıdır. Eğer Türkiye'nin demokratikleşmesi şimdiye kadar Kürtler yararlanır diye engellenmişse, Türkiye'nin demokratikleşmemesi esas olarak da Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklanmışsa, o zaman Kürt halkına karşı işlenen suçlar ve bunun arkasındaki zihniyet açığa çıkarılırsa Türkiye'nin demokratikleşmesi önündeki zihniyet de ortadan kaldırılmış olur. Böylece Türkiye demokratik zihniyete kavuşmuş bir toplum gerçeği haline gelir. AKP-ordu uzlaşması ve bunların belirlediği çerçevede yürüyen bir yargılamadan hiçbir sonuç çıkmaz. Hatta devletin bazı uçlardan kurtulup yeni imajla kendisini yeniden yapılandırmasıyla özgürlük ve demokrasi güçleri üzerindeki otoritesini pekiştirerek sürdürür. Yapılması gereken, yıpranan devletin çürümüş yanlarının atılıp yeni unsurlarla yeniden restore edilmesi değildir. Şu anda demokratik güçlere düşen görev, Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurup bunun etrafında güçlü bir demokrasi hareketiyle devleti dönüştürme mücadelesi vermektir. Demokrasiye duyarlı bir demokratik Türkiye ortaya çıkarma mücadelesi bugün en temel ihtiyaç haline gelmiştir. Şimdi koşullar olgunlaşmış, bu mücadele yozlaştırılıp boşa çıkarılmaya çalışılıyor. Daha doğrusu din istismarcısı anti İslamcılar on yıllarca sol demokratik güçlerin ortaya çıkardığı demokratikleşme birikimini kendilerinin devletin içine yerleşmeleri doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar. Buna izin verilmemelidir. Türkiye halklarının on yıllardır yürüttüğü demokrasi mücadelesi Kürdistan'da büyük bir kirli savaş yürütenleri açığa çıkarma ekseninde Türkiye'nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümüyle sonuçlandırılmalıdır. Mustafa Karasu
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| belli, ergenekonda, sınır |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ergenekon'da bu da var | Rozerin | İç Politika Haberleri | 0 | 09-03-2008 18:59 |
| Ergenekon'da şok diyalog | İsyanAteşi | İç Politika Haberleri | 0 | 09-01-2008 20:31 |
| Ergenekon'da 7. dalga mı? | Rozerin | İç Politika Haberleri | 1 | 07-23-2008 21:12 |
| Ergenekon'da 1 tahliye | Haber-Ahmet | Güncel Haberler | 0 | 04-16-2008 14:10 |
| K. Irak'a sınır ötesi operasyon iddiaları yalanlandı. atv'nin "Sınır ötesinde son dur | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 06-07-2007 17:41 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 11:16 .