![]() |
|
|||||||
| Gladio - Kontrgerilla - Karşı Devrimciler - Darbeler Gladio ve kontrgerilla'nın dünyadaki ve ülkemizdeki tüm katliamları |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 2.148
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Halepçe Katliamı
İran-Irak Savaşı’nın sekizinci yılında Enfal Operasyonu kapsamında gerçekleştirilen Halepçe Katliamı’nda, binlerce Kürt korkunç şekilde yaşamını yitirmiştir. 16 Mart 1988’de gerçekleştirilen katliam sırasında İran sınırına yakın bir bölgede bulunan Halepçeliler, Irak ordusunun yaptığı hava bombardımanından sonra sığınaklara çekildilerse de bir süre sonra helikopter ve uçaklardan atılan kimyasal gazlardan kendilerini kurtaramamışlardır. Saldırılarda en az 5,000 sivil ölmüş, 10,000’den fazla sivil yaralanmıştır. Katliamın boyutunu ve korkunçluğunu daha iyi anlayabilmek için, yine olayı yaşayanların aktardıklarına dönelim: Nesrin Abdülkadir Muhammed isimli bir kadın, Irak Askeri Kuvvetleri helikopterlerinin Halepçe’ye bomba attığı sırada, ailesiyle beraber yaşadıklarını bir gazeteciye anlatmıştır: Iraklı peşmergeler İranlı askerlerle beraber Irak’a karşı savaştıklarından ve Irak askerleri geri çekilmek zorunda kaldığından, Nesrin ve ailesi Halepçe’deki evlerinin sığınağında bir Irak saldırısını bekliyorlardı. Saat 10 sularında, Nesrin içerisinde kameralarla görüntü alan ve fotoğraf çeken adamların bulunduğu bir helikopter gördü. Helikopter çok yakına kadar geldi, ancak geri gitti. O sırada Nesrin 16, kız kardeşi ise 15 yaşındaydı. Saldırı saat 11’de başladı ve Irak ordusu Halepçe üzerine napalm attı.. Saat ikide bombalama bitti. Nesrin yukarı kattaki mutfağa çıkarak ailesi için yemek hazırlamaya başladı. Nesrin olanları şöyle anlatmıştır: “Bombalama sonunda ses değişti. Artık ses eskisi kadar yüksek değildi. Sanki patlamaksızın düşen metal parçaları gibiydi. Bu sessizliğe bir anlam veremedik.” Halepçe’ye yakın Yulakan bölgesinde yaşayan Muhammed adında bir adam ise şöyle dedi: “Bir helikopter kasabaya geri geldi ve askerler beyaz kağıt parçaları fırlattılar.” Muhammed, askerlerin rüzgarın hızını ve yönünü ölçtüklerini anlamıştır. O sırada yiyecekleri toplayan Nesrin, rüzgarın evin içine taşıdığı garip kokular duydu. Nesrin şöyle dedi: “Başlangıçta çöp gibi kötü bir kokuydu. Sonra elma kokusu gibi güzel bir kokuya dönüştü. Ardından yumurta gibi koktu.” Aşağıya inmeden önce evlerindeki kuş kafesine baktı, kuşun ölmekte olduğunu gördü. Pencereden dışarı baktığında gördüğü manzara şaşırtıcıydı: “Çok sessizdi, ama hayvanlar ölüyordu. Koyunlar ve keçiler ölüyordu.” Nesrin sığınağa döndü: “Herkese yanlış giden bir şeyler olduğunu söyledim. Havada ters giden bir şeyler vardı.” Bombardımandan kaçmak için sığınağa saklanan ev halkı telaşlanmış, ancak sığınağı terk edememiştir. Nesrin şöyle devam ediyor: “Rahatsızlanmaya başlasak da saklanmaya devam etmeye karar verdik. Gözlerimde çok şiddetli bir acı hissettim. Kız kardeşim yüzüme yaklaştı ve ‘gözlerin kıpkırmızı’ dedi. Sonra çocuklar kusmaya başladılar. Çok fazla acı çekiyorlar ve sürekli ağlıyorlardı. Annem ağlıyordu. Sonra yaşlılar kusmaya başladı.” Her sığınağın bir gaz odasına dönüşeceğini anlayan Irak Hava Kuvvetleri, Halepçe’de kimyasal silah kullanmıştı. Nesrin şöyle devam ediyor: “Havada kimyasal maddeler olduğunu anlamıştık. Gözlerimiz gittikçe kızarıyordu ve bazılarımızın gözleri yaşarıyordu. Kaçmaya karar verdik. İneğimiz bir köşede yatıyordu. Koşuyormuş gibi hızlı hızlı nefes alıyordu. Sonbahardaymışız gibi ağaçların yaprakları dökülüyordu. Keklik ölmüştü. Etrafta yere çöken duman bulutları vardı.” Aile rüzgarın yönüne baktı ve tersi yöne koşmaya başladılar. Koşmak gittikçe zorlaşıyordu. “Çocuklar yürüyemiyorlardı, çünkü rahatsızdılar. Kusmaktan bitkin düşmüşlerdi. Onları kollarımızda taşıdık.” Şehrin diğer kısımlarında da aileler benzer durumdaydılar. Halepçe’nin kuzeyinde yaşayan Nuri Hama Ali, ailesiyle birlikte Irak ordusunun yerinden ettiği Kürtlerin bulunduğu Anab’a doğru giderken gördüklerini şöyle ifade etmiştir: “Anab’a doğru giderken çoğu kadın ve çocuk ölmeye başladı. Kimyasal bulutlar yere yakındı. Ağırdılar. Onları görebiliyorduk. Her tarafta insanlar ölüyordu. Bir çocuk daha ileri gidemeyecek duruma geldiğinde korkudan çılgına dönen ebeveynleri çocuğu yolun kenarında bırakıyorlardı. Aynı şekilde yaşlılar da bırakılıyordu. Koşuyorlar, nefes alamaz duruma geliyorlar ve ölüyorlardı.” Nesrin ve Nuri’nin yaşadıkları korkunç olaylarla ilgili izlenimleri benzer şekilde devam etmektedir. Sonunda Nesrin ve ailesinin diğer fertleri kör olmuşlardır. Nesrin annesinin İran’da gömülenler arasında olduğunu İranlıların hazırladığı bir fotoğraf albümünden öğrenebilmiştir. Kardeşlerinden beşi ölmüştür. Nesrin’in bir çocuğu olmuş, fakat kalbindeki delikten dolayı üç aylıkken çocuğu kaybetmiştir. Saddam’ın Halepçe’de kendi vatandaşlarına karşı gerçekleştirdiği bu katliam, binlerce insanın hayatını Nesrin’inkine benzer acılarla karartmıştır. Halepçe Katliamı’nın tek sebebi bölgede yaşayan halkın Kürt olması değildir. Bölgede İslami grupların güçlü olması da Saddam’ın Halepçe’de kimyasal gaz kullanarak nüfusu ortadan kaldırmak istemesinin sebebidir. Kuzey Irak’taki en güçlü İslami örgüt Şeyh Osman Halebcevi liderliğindeki el-Hareket’ül İslamiyye fi-Kürdistani’l-Irak, Halepçe’de çok güçlüydü. İslami bir hareket, laik Baas ideolojisini benimsemiş Saddam tarafından iktidarı için tehlike olarak görülmüştür. Şiilerin muhalif olarak görülmelerinin altında İslami yönetim taraftarı olmalarının yatması gibi. » Enfal Operasyonu » Irak'ın Silahlarnın Kaynağı: Batılı Güçler |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 2.148
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Ah Halepçe
Ah Dilan Ah Zilan Beynimden vurulmuşum Halepçe'de Yüreğim dört parça Dilan sağda yatıyor Zilan solda Yer gök zehir kusuyor Gökten alevler yağdırıyor Baas uçakları Kuşlar uçmuyor İnsanlarım ölüyor Bebeler katlediliyor Ah Zilan Ah Dilan Halepçe yanıyor Ey Amed Kara Amed Acıların yurdu Surları kara Amed Kara haber tez duyulur Ah Zilan Ah Dilan Ciğerim yanıyor Yüreğim kanıyor Halepçe yanıyor Zilan'lar, Dilan'lar yanıyor İsimsiz bebeler ölüyor Ah Zilan Ah Dilan Yine bize ferman Yine bize katliam Ve Dünya sağır Ve biz sahipsiz Ve tüm Cihan sessiz Sen Ağla kara Amed sen ağla Dilan için ağla Zilan için ağla Halepçe için ağla Ağla ki... Kara surların bu vahşete Gözyaşı döksün Döksün sel olsun Hiç durmadan Dicle'ye aksın Ta Halepçe'ye kadar Alsın götürsün Tüm matemleri Tüm acıları Sulasın göz yaşlarımız Ülkemin tüm topraklarını Ah Zilan Ah Dilan Acıların yurdu Direncin Abidesi Gözü yaşlı kara Amed Ağla Dilan için Ağla Zilan için Bugün bizlere ferman Bugün bizlere katliam Gübreledik kanımızla Tüm topraklarımızı Demledik içimize tüm acıları Yüreğim yanıyor Ateş topu sanki her yer Gökyüzünden zehir kusuyor Baasçılar Can pazarındayız Ah Dilan Ah Zilan Dicle yaslı Fırat Hırçın Ay karanlık Dağlarda duman Kızıla boyandı her yan Ah Halepçe Ah Nagazaki Hiroşima sanki Ağla Amed Ağla Ülkem Bugün bize ferman Bugün bize katliam Herkes suskun ve tepkisiz Dünya sağır ve kör Ağla Amed Dilan için ağla Zilan için ağla Acımız sonsuz Öfkemiz büyük Ah Halepçe ah... |
|
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
Üyelik tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 2.148
Thanks: 0
Thanked 2 Times in 2 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#7 (permalink) | |
|
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 131
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 2 ![]() |
Alıntı:
__________________
YAŞAMAK İÇİN ÖLMEK SIRASI BİZDE ... |
|
|
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 804
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() |
![]() Elma kokusunu biliyormusunuz ? Ya da şöyle soralım zehir zıkkımı…Hiç elma yerken aslında boğazınızda bir yanma hissettiniz mi?...Hayır mı? O halde size bir olay anlatalım.. Bundan 19 yıl önce,16 Mart 1988 sabahı,elma kokusuyla uyandı Halepçeliler.Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor,hemen dışarı akın ettiler merak ve heyecanla.Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış.Hızlı hızlı yürümeye başladılar; Gittikçe şiddetlendi elma kokusu.Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki.Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler.Bu sefer daha hızlı…koşmaya başladı birçoğu.Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi.Koşuyorlardı;ama yanıyorlardı da.Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar.Yanma iyice artıyordu.Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla.Bir an önce suya ulaşmalılardı.Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer,asit dolu bir havuza girmişler gibi.Artık ölmüşlerdi,ölümün nereden geldiğini anlayamadan.Yanarak ölmüşlerdi,üstelik ateşsiz ve dumansızdı bu yanma…çığlıklarla…bağırışlarla…çağırışlarla…Bir avuç kül oluvermişlerdi aniden,ne olduğunu anlayamadan… “Saçlarım tutuştu önce Gözlerim yandı,kavruldu Bir avuç kül oluverdim Külüm havaya savruldu.” Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki;vücudunuza temas ettiği anda yakar sizi,nefes almak için çırpınırsınız;alamazsınız.Deriniz büzülüp çürür.Yavaş yavaş,acı çeke çeke ölürsünüz.Öyle ki başınıza silah vurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz. Bu zehir de elma kokuluydu.Güzel kokulu zehir…Zekice planlanmış bir katliamdı.Hedeflerinde çocuklar vardı,geleceği hedeflemişlerdi.. En çok da çocuklar öldü Halepçe’de.Tıpkı diğer katliamlardaki gibi.Yıllar sonra ülkelerine “demokrasi” getirecek olan o uzak memleketteki adamlar,kendi memleketlerindeki o “diktatör”e hediye etmişlerdi bu elma kokulu zehri.Ölmeden önce,ölürken,yanarken Halepçelilerin attıkları çığlıkları duyamadılar o “özgürlükçü ve demokrat” adamlar.Çünkü o sırada başka ülkelerde başka hayatları mahvetmekle meşgullerdi.Başka soykırım planları vardı. Onlardı zaten,Hiroşima’da küçük gözlü onlarca küçük çocukları yakan.Onlardı Vietnam’da yüzlercesini.,binlercesini katleden.Onlardı Ruanda’da 100 gün içinde 800 bin kişinin katledilmesini sessizce destekleyen.Ve yine onlardı Filistinde bir haftada binlerce kadın,erkek,yaşlı,çocuk katledenler..Duyamadılar o çığlıkları… Şimdi Halepçeli çocuklar el ele tutuşmuş Hiroşimalı,Ruandalı,Vietnamlı,Filistinli,Darfurlu kardeşleriyle dünyaya barış mesajı veriyorlar,insanlığa sesleniyorlar: “Çalıyorum kapınızı Teyze,amca bir imza ver Çocuklar ölmesin Şeker de yiyebilsinler..” 16 Mart günü yani bugün kulağınız kapıda,burnunuz havada olsun;tanıdık bir koku duyarsınız belki… bu barbarlık hiç bir zaman unutulmayacak....kahrolsun zulüm,kahrolsun ölümler....
__________________
biz yaşamı gülüş tadında yaşadık yani yaşam bir gülüşse, biz onun en iyi kahkaha atanlarıydık. biz böyle sevdik birbirimizi, böyle paylaştık varlık ve yokluğu... bu yüzden en sevdiklerimizi toprağa gömerken bile, yaşama ve ayakta kalabilme gücü gösterdik...ROJ sürgün... |
|
|
|
![]() |
| Anahtar Kelimeler: halepe, katliam |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Muğla'da Halepçe etkinliğine ülkücü saldırı | ecemm | İç Politika Haberleri | 3 | 04-22-2008 15:18 |
| 16 Mart Beyazıt ve Halepçe katliamları kitlesel olarak anıldı | ecemm | İç Politika Haberleri | 0 | 03-15-2008 20:34 |
| Hasan Hüseyin Demirel - Halepce | Azadiya_welat | Özgün - Protest ve Devrimci Müzik | 1 | 01-21-2008 00:21 |
| şivan perver-halepçe | gabarın asi rüzgarı | Video ve ya Film İndirmeden Direk İzle | 1 | 05-13-2007 15:57 |
| HalepÇe Katlİami | gulcin | Tarih | 1 | 05-13-2007 00:23 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 23:40 .