![]() |
| |||||||
| Filmler Üzerine Tartışmalar Siyasi Filmlerden Vizyondaki Filmlere... |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.034 Times in 970 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | ![]() Türkiye sinema sektörünün heyecanlı bir yükselişte olduğu ve yeni filmlerin gösterime girmeye hazırlandığı şu günlerde yönetmenliğini Levent Semerci’nin yaptığı ‘Nefes’ isimli filmde gösterime girdi. İzleyici sayısının batı illerindeki hayli fazla oluşu bir anda dikkatleri bu filme çevirdi. Her karesinde bu topraklar üzerinde fetişleştirilmiş bir takım simgelerin zulme dönüşünü yeniden enjekte eden filmi tersten okuyunca ise aslında bambaşka gerçekler çıkıyor karşımıza. Yönetmenin ilk filmi olan ‘Nefes’ uzun bir süreye yayılmış, ordunun desteğini arkasına almış ve ilk gösterimine Genelkurmay Başkanı Başbuğu’un katılması, ardından Baykal’ın izlemesiyle yankı uyandırmıştı. Filmi izledikten sonra ise seyirci garip duygularla çıkıyor salondan. Zira film boyunca aralıklarla beyaz perdeye yansıyan ‘Güçlüyüz, cesuruz hazırız’ yazılı karakol çatısının film sonunda tarumar oluşu doğruyla gerçek arasındaki kalın çizgiyi bir kez daha gözler önüne seriyor. Vatan, millet, bayrak, asker kavramlarının bol keseden soslandığı filmin açılışı Kürdistan’ın eşsiz manzarası ve bu manzaranın nasıl ölüm tarlalarına çevrildiğiyle yapılıyor. Sarp kayalar üzerindeki gerilla cenazeleri aslında filme ilişkin ilk ipuçlarını vermeye başlıyor. Öncelikle filmin bir ana öyküsünün yani ana temasının bulunmayışı ve yan temaların da eklektik oluşu ve ana temaya hizmet etmemesi bakımından film seyirciyi bir türlü içine alamıyor. Görüntülerle kotarılmaya çalışsa da sinematoğrafisi son derce zayıf görünüyor. Yönetmenin sert bir konuyu aktarırken kaygılarını karelere yedirmiş olması da yer yer sıkıcı oluyor. Türkiye sinemasındaki kronik hastalıklardan biri olan konuya yaklaşırken objektiflikten uzak oluş bu filmde de elbette payına düşeni alıyor. Ancak buna rağmen gerçeklikler ovasında çekilen film yer yer şaşırtıcı sahnelere de imza atıyor. Filmin karakterleri de, özellikle de yüzbaşının çizdiği rota tutarsızlıklarla dolu. Karakola geldiği ilk andan itibaren sarsılmaz bir mehmetçik ve demiryürek olarak karşımıza çıkan yüzbaşı, filmin başka yerlerinde ise düşündüklerine kendisinin bile inanmadığı izlenimi veriyor. ‘İşte buradalar’ gerçeğin kaçınılmazlığı çarpıcı şekilde karşımıza çıkıyor. Öyle ki doğruların kitaplarda yazdığı ancak gerçeklerin dağların başında mermilerle yazıldığı bu sarp coğrafyada yaşananlar, her şeye rağmen suyun akrını bulacağı noktasın gün yüzüne çıkarıyor. Irak sınırındaki Karabal Karakolu’nda bir yüzbaşının emrindeki 40 askerle birlikte ‘vatanı savunma’ hallerini anlatan Semerci, filmde yaşadığı gitgellerle uğraşırken, hem askeri disiplin, hareket biçimi ve operasyon tertibinden uzaklaşıyor hem de anlatmak istediğini görüntülerle yapmaya çalışıyor. Anadolu’nun naçar çocuklarının ne uğruna öldüğünü bilmeden ve sarp bir ‘Allah’ın dağı’ndaki karakolda ne anlam taşıdıklarının farkında olmadan ölüme gittiklerini irdeleyen Semerci, aslında vatandaşa da bir takım mesajlar veriyor. Askerlerine hitap eden yüzbaşının “ölürseniz televizyonlar 45 saniye size ayırır ve kahraman olursunuz. Sonra magazin başlar” türünden konuşmaları ve düz ovada konuşulanların, vatan aşkı denilen şeyin savaşın ortasında sadece bir terane olduğunu ortaya koyması bakımından da ilgi çekici. Operasyona çıkan askerlerin neredeyse bitişik şekilde çatışmaya ilerlemesi, bir askerin telefonda ailesiyle Kürtçe konuşması, yine birkaç sahnede Kürtçe diyalogların geçmesi de yönetmenin bir başka gerçekten kopuş noktasını oluşturuyor. Yine çatışmada yaralı yakalanan bir kadın gerillanın askerler tarafından tedavi edilmesi ve uzun bir süre sırtta taşınması da oldukça komik duruyor. O kadar yaralı gerillanın kurşuna dizildiği, bazılarının yakılarak öldürüldüğü ve nice askerin evlerine kulak ya da burunlarla döndüğünü bilmeyen yoktur. Ancak yüzbaşı ile PKK’li doktor kod isimli kişinin telsiz konuşmalarındaki açıklık ise milliyetçi kesimin tepkisine neden oluyor. Yine filmde PKK propagandası yapıldığı ve PKK’lilerin güçlü gösterildiği eleştirileri de aynı film için yapılıyor. Peki nasıl oluyor da genelkurmay başkanı filmi başarılı buluyor? Sanatsal estetik açısından düşük bir grafik izleyen filmin direkt propagandaya girmesi de seyirciyi sürekli daldan dala götürüyor. Bir başka dikkat çeken nokta da televizyonların kahraman, korkusuz, cengaver olarak gösterdiği insanların, korkularıyla, günlük rutinlikleriyle, aşk ve aile ilişkileriyle, kaygı ve komiklikleriyle yansıtılmış olması. Askerler orada ne için bulunduklarını bilemedikleri gibi, veraset ve organ bağışı için kendilerine verilen formları da nasıl dolduracaklarını ve ne için dolduracaklarını bilmemektedir. Yine ulusalcı ve milliyetçi kesimlerin dillerinden düşürmediği ‘Şehit’ kavramının nasıl politik çıkarlara alet ettiklerini ve toplumsal bilincin ne kadar kısa süreli olduğunu göstermesi bakımından enteresan mesajlar veriyor film. ‘Kahraman’ yüzbaşının askerlere yaptığı telkinlere karşın, eşiyle telefonda konuşurken ki doğal halleri ve ölmeden önce yazdığı son mektupta, “Vatan sağolsun da demiyorum üstelik. Vatan sağolsun diyeceğim ama, vatan da sensin” ifadelerine yer vermesi bir kesimin filme yönelik beklentilerini boşa çıkarıyor. Bazı sahnelerin haddinden fazla uzun tutulması, bazı diyalogların eğreti durması ve konu bütünlüğünün bulunmayışı bakımından zayıf kalan filmin en çarpıcı sahnesi ise karakolun düşüş sahnesidir. Öyle ki karakolun çatısında bildik ‘güç’ yazısı bulunmaktadır. Ancak altındaki askerlerin durumu başka şeyler yansıtmaktadır. Yine karakol basıldığında söz konusu yazının anlamsız kalışı da dikkat çekici. Her şeye rağmen filmden çıkarılacak mesajları şu şekilde sıralayabiliriz: * Her fırsatta yenilmez gösterilen ‘kahraman Türk askeri yenilir ve sonsuza kadar dalgalanacak denilen bayrak asılı bulunduğu direkte parça parça olmuştur. * Dağın eteğine dikilen büstü ne kadar temizlense de kar bildiğini okumaktadır ve çatışma sonrasında büst yere inmiş durumdadır. * Sarsılmaz ve yenilmez yüzbaşı yenilmiştir ve attığı bütün naralar havada kalmıştır. * Issız bir dağın başına ne işlev göreceği bilinmeyen bir karakol dikilmiştir ve sanki birileri orada ölsün diye yalnızlaştırılmıştır. * Orada bir savaş vardır ve her iki kesimden insanlar kucak kucağa düşüp ölmektedir. En çarpıcı nokta da burasıdır. Direkte asılı bir bayrak dalgalanmaktadır ancak gölgesinde onlarca insan can vermiştir. “Toprak uğruna ölenler olan bir vatan olmuştur, bayrağı yerdeki kan bayrak yapmıştır” ancak ne ölecek birileri kalmıştır ne de o fetiş kavramların bir anlamı. Tam da bu noktada Yılmaz Odabaşı’nın şu dizeleri akla gelir, “Bayrakları bayrak yapan kumaş imalatçılaradır. Toprak uğruna ölen varsa utanmalıdır.” Velhasıl iki taraflı okunduğunda birbirinden tamamen zıt ve farklı anlamlar ve mesajlar içeren film belki de en çok henüz askere gitmemiş olan ‘kahraman’ adayları üzerinde etki yaratacaktır. Zira televizyonların şatafatlı haberlerini sunan yapay sunucuları bir takım doğrulardan dem vurmuştur ancak, Irak sınırındaki Karabal karakolunda gerçekleri mermiler yazmıştır…
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2009 Bulunduğu yer: CΣPΉΣ
Mesajlar: 11.383
Thanks: 202
Thanked 1.034 Times in 970 Posts
Tecrübe Puanı: 12 ![]() | En kısa zamanda izlemeyi planlıyorum.Açıkçası çok merak ediyorum. ![]() Herhalde epey bir süre ortalığı karıştıracağa benziyor. İzleyen varsa yorumlarını bekliyorum.
__________________ “İşçi sinifi tarihun itici gücidur ve tarihun akişini değişturecek siniftur dedum diye ‘Halkun öteki kesumi yatup, ense yapacak’ demedum. Köylü, memur, genç, öğrenci, sanatkâr, kuçuk esnaf... Hayde herkes tribündeki yerini alsun.” Laz Marks |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 55
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Doğrular kitaplarda deil dağlarda atılan mermilerde yazar doğru zaten bu herkesin bildiği bir gerçektir.. Daha sonra Allah'ın dağında ne anlam taşıdıklarını bilmeden ölüme gitme yorumu çok saçma bence çünkü hedef kim olursa olsun askerin neden orda olduğu bellidir basit bir söyleyişle ülkeyi savunmaktır .. Bazı kişiler; rütbeliler[ subaylar,teğmenler,orgenaral..vb] olsun iktidar olsun ne amaca hizmet ettikleri ve ne amaçladıkları bilinmez ama bir simitçinin,öğretmenin,tatlıcının,boyacının 20 yasında cocuğu askere bir amaçla gider oda ülkeye hizmettir Ölürseniz 45 saniyeyi size ayırırlar kahraman olursunuz sözü de çok saçma çünkü gerilla bir halk için ne kadar kahramansa askerde bir halk için o kadar kahramandır ölse de ölmese de yani ne alaka.. Mesela kürt halkı gerillalara öldükten sonra mı kahraman diyor yoksa her zaman mı .. Vatan aşkının aslında savaşın ortasında terhane olma durumuda yanlıştır böyle olsa ülkeler askeri gücüne bu kadar önem vermezler silahlanma artmaz herkez ülkelerinin varlığı için silahlanıyor eğer terhane olsa zamanında bu ülke halkının birlik beraberliğiyle kazanılan bir zafer olmazdı.. TSK'nın yenilmezlik olayına gelince bence insan varsa yenilmekte vardır zafere ulaşmakta vardır sadece silahlı örgütler olarak bakmayada biliriz buna bir futbol klübü mesela Barcelona FC ne kadar yıldızlarla da dolu olsa sıradan bir takıma yenilebilir evrensel bir gerçektir bu sonuçta insan var temelinde.. Sarsılmaz ve yenilmez yüzbaşı da yine aynıdır insandır yenilir atılan naralara gelince bu psikolojik bir destektir spor klüplerinden tut askeri örgütlere kadar aslanlarım şöylesiniz böylesiniz diyerek psikolojik açıdan rahatlatma işlevi görür bu naralar kime zaman boşa çıkar kimi zaman bir zafer meydana gelir ama atılan naraların gerçekçi bir işlevi vardır duvarlara yazılan yazılarda yine psikolojik açıdan rahtlatmaya yönelik ama atılan naralarda olduğu gibi her zaman başarıya ulaşmayabilir temelinde insan olduğu için.. Vatan sağolsun diyeceğim vatan sensin olayıda aslında doğrudur millet olmasa yani milletin toprağa veya ülkeye sevgisi olmasa kuru toprak topraktan ibarettir millet varsa milletin sevgisi varsa bu kuru toprak vatan ismini alır Konu ZİLAN tarafından (11-03-2009 Saat 19:08 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #4 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 124
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Alıntı:
| |
| | |
| | #5 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 55
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Alıntı:
oda güzel .. Mecliste ki ülkücü lidere bir küfür et birde kürtden bahset emin ol kürt lafına daha çok alınır trt şeş'e tepki gösterdi kürt açılımına tepki gösterdi 30 yılda olsa 30 yıl dağda savaşırız dedi kürt açılımına tepki olarak ! ..vb bu yüzden kürt düşmanlığı yoksa ülkücü filmi olamaz ahmet kayayı linç etmek isteyenler yine onlardı nasıl kürt düşmanlığı yok bunlarda ellerinde olsa bir kaşık suda boğarlar.. | |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 124
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Başlığın amacından sapmasını istemem ama bir de şöyle düşün: ülkücüler doğrudan kürt düşmanı olsaydı ülkü ocaklarına kürtleri almazdı. Mhp'de ümmetçilik esastır ırkçılık yoktur milliyetçilik ise ümmetçilikten sonra gelir. Ben mhp'li felan değilim yani kürt düşmanlığı yapmıyorlar derken onları savunmuş durumuna düşmek istemem. Sadece doğruları dile getirmek istedim. ![]() Bahçelininde pkk karşıtı olduğunu durmadan bağırıp çağırmasıda tamamen popülist tavırlardır. Tabanında az da olsa varolan ırkçıları tatmin etmek ve şehit ailelerinden seçimlerde oy almak içindir. Konu Herdemm tarafından (11-03-2009 Saat 23:43 ) değiştirilmiştir. |
| | |
| | #7 (permalink) | |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 55
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Alıntı:
![]() Ama bir kürt ülkü ocağında geziyorsa o asimile olmuş veya olmaya yakın demektir .. Ülkücler kürt milletinin değerlerini hassasiyetlerini göz ardı eden ırkçı bir gruptur syn öcalan ve pkk örgütü bir şekilde kürt halkının değerleridir bunu kabul etmek lazım ülkücüler bunlara karşıdır ayrıca en çok ayrımcılığı yapan yine onlardır örneğin benim bir arkadaş ahmet kayanın konserinde kürdüz ölene kadar dediği için nefret ediyor vatan haini diyor ahmet kayadan ben onun dediklerine şaşırmadım çünkü biliyordum zaten böyle diceğini ama senin dediklerine şaşırdım Ayrıca ülkücüler adı üstünde milliyetçi bir partidir eğer onlarla birlikte olan kürtler varsa onların bir defa kendilerine saygısı yoktur çünkü ülkücüler türk'le yatar türk'le kalkar kürt ırkını kabul etmeyip alt kimlik olarak görürler ve türkiyede yaşayan herkes türktür diyip ya sev ya terket gibi laflar kullanırlar peki kürtlerin en çok rahatsız olduğu şeyler bunlar deil mi ne mutlu türküm dedirtmeleri deil mi inkar deil mi hor görülme 2. sınıf vatandaş muamelesi görmek deilmi ee o zaman nerde bunların kürtlere olan kardeşliği? onların kardeşliği anca asker cenazelerinde attıkları kürt-türk kardeştir sözünde kalır uygulamalar hiçde kardeşlikten yana deil çünkü kardeşlik bir anlamda eşitlik demektir sen türkle yat türkle kalk ülkeyi türkler kurdu herkes türktür ne mutlu türküm diyene de sonra kardeşiz de kimse yemez bunu.. Konu ZİLAN tarafından (11-04-2009 Saat 00:05 ) değiştirilmiştir. | |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 124
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Doğrudur zaten Kürtlerin mhp'ye katılması asilimile olduklarının kanıtıdır ama türkiye'de yaşayan halka türk milleti denir sözünü Kemalistler de demektedir yani Atatürk'te demektedir. Dediğim gibi ülkücüler kökene bakmaz ümmetçilerdir yani kökeni kürtete olsa ülkü ocağına alırlar. Ne kadar saçma değil mi türk milliyetçiliği ve ümmetçilik yani arap milliyetçiliği... |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Oct 2009 Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 137
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() | konu Saptırlımıs, Filmi zilemedım yarın izlemeye gidecegım yorumumu izledıkden sonra yaparım...
__________________ Dizlerim üstünde yaşamaktansa Ayaklarım üstünde Ölmeyi Tercih ederim...Gerçekçi ol imkansızı Başar....Ernesto Che Guevara |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| ‘nefes’, bir, faşizm |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bölgede ‘stratejik işbirliği’ hamleleri-4 Kaygan zeminde ‘lider ülke’ hayali! | Katre | Makaleler | 0 | 10-20-2009 13:22 |
| Baykal’ın ‘Kürtçe eğitim’ ve ‘DTP’ korkusu | dev_kom | İç Politika Haberleri | 0 | 08-24-2009 21:46 |
| Çatı Partisi toplantısında ‘sol’ ve ‘demokrasi’ tartışması | dev_kom | İç Politika Haberleri | 5 | 07-11-2009 03:17 |
| 1 Mayıs ‘tatil’ günü değil, ‘mücadele’ günüdür | BABİL | Diğer Hareketler | 0 | 04-13-2009 23:16 |
| ‘Töre’ ve ‘Namus’ cinayetlerinde mahalle baskısı ağır basıyor | EWİNDARE | İç Politika Haberleri | 0 | 12-03-2008 09:53 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:07 .