![]() |
| |||||||
| Edebi eleştiri - Makale - Denemeler Edebi metinler, Makale, Eleştiri ve Denemeler |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2007 Bulunduğu yer: к๏๓üภเรt Ŧ๏гย๓
Mesajlar: 2.070
Thanks: 2
Thanked 24 Times in 20 Posts
Tecrübe Puanı: 5 ![]() | 14 yaşındaki Seyfi Turan’ın, DTP’ye yönelik tutuklamaları protesto eyleminde özel tim elemanı tarafından kafasından dipçiklenme görüntüleri, dikkatleri bir kez daha polisin Kürtlere yönelik aşırı şiddetine yöneltti. Türkiye’de Çocuk Bayramı’nın kutlandığı 23 Nisan günü Hakkari’de yaşanan olay, aslında bir ‘ilk’in teşhir edilmesi gibi algılanmamalıdır. Genelde sesini yükselten her Kürt insanı, özelde de Kürt çocukları sürekli ve yaygın bir biçimde aynı şiddetle yüzyüzedir. Çekimdeki kameralar aracılığıyla kamuoyuna yansıyan bir ise, yansımayanı bin olarak tahmin etmek abartıdan sayılmamalı. Çünkü Kürt illerinde uygulanan yaygın şiddetin bir kamera aracılığıyla bu şekilde kamuoyuna yansıyabilmesi için birçok şartın aynı anda devrede olması lazım. Şartlara bakalım: Ya dayak anında polisin ‘terörist basın’ dediği bizimkisi gibi bir kuruluştan bir muhabirin orada olması; yetmez, pusuya yatmış ve polisin kamera veya fotoğraf makinesini kafasında parçalama ihtimalini bertaraf etmiş olması gerekir. Ya holding medyasından da olsa helal süt emmiş ve böylesi bir görüntüye haber değeri biçen bir basın emekçisinin orada olması; yetmez, aynı şekilde pusuya yatarak çekmiş olduğu görüntünün tüm makaslamalara rağmen en azından bir parçasının ‘solcu’ editörün sansüründen kurtulması gerekir. Ya da iktidarın böyle bir görüntüyü AB’ye uyum çerçevesinde atmaya çalıştığı bir adım için kullanabilmesi, yani Avrupa insanına böylesi olaylara sıfır tolerans tanıyan bir iktidar olduklarını kanıtlama peşinde olması gerekir. De gel ki bu şartları bir arada bulasın!.. *** Kürt illerinde gösterici çocuklara yönelik polis şiddeti, insanlığı haklı olarak bir anda ayağa kaldıran Filistin çocuklarına yönelik şiddetten daha az değildir. Hatırlanacaktır; İsrail askerlerinin bir kol kırma hikayesinin görüntüleri yayınlanmış ve insanlık bu gaddarlığı lanetlemişti. Peki kol kırma lanetlenir de, tüfek dipçiğiyle kafa parçalama lanetlenmez mi? Lanetlenir elbette. Çünkü Türk hükümetinin ve etki alanındaki bir kısım Türk insanının dışında, genel olarak dünya kamuoyu hem Kürt ve Filistin sorunlarını birbirinden çok farklı sorunlar olarak görmüyor, hem de bu sorunların ürettiği çocuk eylemcilerden birine alkış tutup diğerine ‘sorumsuz anne-babanın terbiyesiz çocuğu’ olarak bakmıyor. “Çocuk eylemciler” sorunu, ne Başbakan’ın veya Adana Valisi’nin ilginç cezalandırma tehditleri, ne de şu anda yüzlerce çocuğun hapishanelere atılıp cezalandırılması gibi kriminal yaklaşımlarla izah edilip önlenebilecek bir sorun değildir. Kürt ulusal sorununun adil çözümü gerçekleşip yaşam normalleşmedikçe, rejim, karşısında nasıl ki kadın, genç, yaşlı eylemci buluyorsa, çocuk eylemciyi de bulmaya devam edecektir. Hani bir zamanlar iktidarın Kürt muhalefete karşı geliştirdiği “topyekün savaş” konsepti vardı ya, bu çocuk gösterici olayına da “çocuğa kadar yayılmış topyekün muhalefet” diyebiliriz. Peki nasıl oldu da Kürdistan’da muhalefet çocuğa kadar inebildi? Özellikle Dersim isyanının ardından, 40’lı yıllardan 70’li yıllara kadar süren uzunca bir dönem Kürt ulusal hareketi bir grup aydınla sınırlı kaldı. Halkta asimilasyon hız kazandı, devletin memuru olmak bir ayrıcalık oldu, muhalif ulusal kimlik silinmeye yüz tuttu. Halkta Türkçe konuşma halen pek yaygın olmadığı halde, Kürtlüğü depreştiren heyecan verici tek varlığın, Türk basını tarafından ‘şakiler’ gibi yansıtılan Güney’deki Barzani hareketi ve medrese eğitimli birkaç mollanın icraatlarıyla sınırlandığı bir dönemdi bu… Bu dönemde yetişen çocuklar, daha çok babalarının eziyet dolu askerlik anıları, öğretmenlerden yedikleri ‘dil dayakları’, tren şeflerine varana kadar devlet memurlarının aşağılamaları ve batıya iş göçü hikayeleriyle büyüdüler. 70’li yıllarda başlayan aydınlanma dalgası ulusal bilinçte ciddi bir ilerleme yarattı. Kürt insanında bilimsel soyutlama yeteneğini geliştirdi ve bu trajik hikayelerden her birinin ana kaynağına, yani Kürt ulusal sorununa el atılmaya başlandı. Bu kuşağın devrimci hareketi daha çok ‘talebe hareketi’ olarak algılandı/anıldı. Ve bu dönem, aşağılanmış ama niçin aşağılandığının farkında olmayan anne-baba ile nene-dedeye yeniden onurunu, ulusal kimliğini kazandırma yarışına girmiş bir genç kuşağa tanıklık etti. Mücadeleye sahiplenme ancak liselere kadar yayılabildi. 1980 sonrası dönem ise, büyük bedeller ödeyerek yaşlanmaya yüz tutmuş eski genç kuşağın çocuklarının ortaya çıktığı dönemdir. Yani devrimci-yurtsever anne-babaların devrim ninnileriyle büyüttüğü kuşak. Yani rejimin bütün temsili kurumlarına soğuk duran, en ufak bir muhalif kıvılcımda eline taşı alan bir kuşak. Ve muhalefet şimdi lise gençliğini de aştı, ilkokullar seviyesine kadar indi, daha doğru bir deyimle yayıldı. *** Çocuğu bile kapsamış bir muhalefet dalgası, rejimin inkar ve imha siyasetinin sonuna geldiğinin habercisidir. Sosyal ilerlemenin diyalektiğini bilen herkes, çocukların kafa ve kollarını kırmayla açığa vuran öfkesini gemleyemeyen bir rejim için çanların çalmaya başladığını kabul eder. Kürtler rejime, rejim de Kürtlere yabancıdır artık. Özel tim elemanı, çocuk yaştaki Seyfi’ye dipçikle vururken onu sadece bir “yabancı” olarak değil, aynı zamanda karşısındaki “bitmeyen düşman” olarak görmektedir. Seyfi’nin bedenini yokladıktan sonra bir ambulans bile çağırmadan oradan uzaklaşan ve dayakçı arkadaşını tebrik eden diğer polis de öyle… Diğeri de… Diğeri de… Ve en kandırılmış sayıldıkları anda bile Kürt çocukları ‘polis abileri’nin hemen arkasında ya da çıkarıldıkları panzerin üzerinde kameralara zafer işareti yapmaktadırlar. Bu çocukların varlığını, daha şimdiden Kürt halkının kazandığının bir müjdecisi sayabiliriz. Kürt halkı kazanmasına kazanmış da, dileriz rejim ‘son kozlar’ını oynama adına daha fazla tahribat yapmadan, külahını önüne indirip aklı selim yoluna, barış yoluna kapağı atar. Aziz Mahmut AK
__________________ ... İki, Üç Daha Fazla Vietnam PᄂΣΛƧΣ ЩΛIƬ ████ 10% |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| çocuğa, dipçik, için, inen, rejim, sonu, yolun |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kazalara neden olan yolun genişletilmesi için evler yıkıldı | EWİNDARE | İç Politika Haberleri | 0 | 02-10-2009 20:38 |
| Terörizm ve Sovyetler Birliği’ndeki Stalinist Rejim | trockii | Siyaset | 0 | 01-29-2009 16:24 |
| AB ülkelerinde annenin çocuğa ayırdığı zaman 8 saatken, Türkiye'de anneler çocuğa 3 s | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-31-2007 04:50 |
| Aşırı hız yapan ehliyetsiz sürücü, yolun karşısına geçmeye çalışan 6 çocuğa çarptı. Y | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-18-2007 03:10 |
| Şanlıurfa'da serinlemek için su dolu çukura inen 12 yaşındaki Hasan, çamura saplanıp | burjuva-haberci | Güncel Haberler | 0 | 05-05-2007 03:29 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:10 .