![]() |
| |||||||
| Edebi eleştiri - Makale - Denemeler Edebi metinler, Makale, Eleştiri ve Denemeler |
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 804
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 1 ![]() | Söz ayna olmaktan uzak kalmayı tercih etse de biliyordu yüreğingörüntüye ihtiyacı olduğunu. Parantez içinden sıyrılıp; direnişe kulakasmadan uçuruma atmak istiyordu kendini. Görünmez bir ip boğazınadolanmıştı yine… Alnında ve avuç içlerinde ter / gece sis ve ses /gözlerim nerede? Sis; duyguları uzakta görünmez kılan bir sömürü ya dagizlilik denilen bahçede örtü, dokunuşu ölüm soğukluğu gibi… Bakışıgiydirebildiğin her mana(da) kalıp ya da hece gibi parmak uçlarındatoplanan ağırlık… Kelimeler görüntü için birbirine sokulmuşlardı. Yine bir dansıizleyecektik ezilen cümleler olacaktı. Uzayıp giden bir yolun temkinlivirajları gibi soluk kesen – nefesi içten içe çektiren dağınık bazen debirbirine uyumlu mısraları çerçevenin içine yerleşecekti ki ışık kendikabuğuna çekildi… Siyah fonda kan lekeleri, gözden damlayan da kandı. Aynadagörüntünün yerinde ben olabilseydim. Sana kelimesiz anlatabilseydimmevsimi kış olan bir ülkeyi, kar yerine kanla yıkanmış ülkenin sokaklambalarında soluklanan vefasızlığını… Anlatabilseydim demir parmaklıkların gerginliğini çaresizliğe gebekalışlarını. Karanlığa sarılıp iç çekişlerini, yutkunmalarını… Genizdeki barut kokusuydu imkansızlık. Çizebilseydim hayatdefterine bir ağaç gövdesine yaslanmış vefasızlığı, kanla boyardım herşekli. Pıhtılaşmış köşelere destanları yerleştirirdim zaman hemenhatırlanmasın diye. Sabırsız dumanlar sarmış boş şehri. Bir dumançığlığına nakşolmuş geçmişin hesabı… Toprak yine siteme dönmüş / tohum hep asi… Sarmaşık toprağa körçalarcasına kalkmış uzandığı yerden ve hep ileriye doğru atılan adım;benim, diyerek ardına bakmayı yasaklamış kendine. incindiği her yerdesarmaşık adı tokat gibi inmiş yüzüne de zincirleri büyütmüş kininde.Her halka vefasızlık olmuş. Tohum sükuta bürünmüş/ toprak sözütüketmiş. Her şeyin bittiği yerde başlamış iç savaş. Gözbebeklerindeoynayan görüntü helallik dilemek istese de ses sahibini bir türlübulamamış/ güvercin kanadına sarılmış vefasızlık … Yine en ince yorumları kendine saklıyorsun. Kayıp bir ülkedekendine bulduğun yol hep merdiven / yorulmadan sayıyorsun basamakları.Her basamak virgül, sanki duraksıyorsun. Farklı olmayı öğretmişsin kendine (öğrettiğini sanmışsın) Gece yerini gündüze savaş yerini barışa nefret yerini sevgiye bırakmaz mı bir gün? Düşünceleri zindana saklamak, kendini zindana kapatmak, yokluksınırını çizip öyle seyretmek etrafı. Mat renklerin alınganlığındaoyalanmak ya de vefasızlığın tevazu içinde kalışını, ironiyi dansakaldırışını, ışığın kendini soyutladığı her mekanda izlemek; doyumsuzruhun depremi andıran sancılarında, çektiği açlığı bir paket yapıpsaklamak sonraki yıllara, belki yeni bir bilmecedir derken sordun muhiç kendine- sen kimsin diye? Kimsin sahi sen? “ Demir atılan liman ben miyim dedi yine / her kelimede ayrı bir ben mi yoka” dedi ….
__________________ biz yaşamı gülüş tadında yaşadık yani yaşam bir gülüşse, biz onun en iyi kahkaha atanlarıydık. biz böyle sevdik birbirimizi, böyle paylaştık varlık ve yokluğu... bu yüzden en sevdiklerimizi toprağa gömerken bile, yaşama ve ayakta kalabilme gücü gösterdik...ROJ sürgün... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| kim or sin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 01:40 .