![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 1.844
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Almanya Komünist Partisi'nin mücadelesinden 1929'dan Nazi faşizminin 1933'teki zaferine kadar KPD (Almanya Komünist Partisi) önderliğinde sürdürülen sınıf mücadelesi "Sokaklarda Nazi terörü, polis koruması altında Nazi yürüyüşleri, devlet aygıtının adım adım faşistleştirilmesi, 'barış meleği' kılığına bürünmüş ve sözümona ABD emperyalizmi vb. ne 'kölelik' etmekten kurtulması gereken şovenist ve savaş kışkırtıcısı bir Alman emperyalizmi... Bugün yine alabildiğine güncelleşmiş bulunan bu sorunlarla KPD'li yoldaşlar da 1929'dan 1933'e kadar karşı karşıya kalmıştı. 1933'te finanskapitalin açık terörist diktatörlüğü sonunda Nazi faşizmi biçimi altında kurulup devlet eliyle uygulanan Nazi terörü iyice sertleştiğinde, aylar boyunca polis devleti diktatörlüğü için gerekli önlemler geliştirilip gerçekleştirildikten sonra, burjuvazinin yağma savaşı, dünya egemenliği ve soykırım planlarını serbestçe uygulamaya koyabilmesi için öncelikle başta KPD olmak üzere Almanya'daki devrimci işçi hareketinin yok edilmesi gerekiyordu. Ocak 1933'te Hitler'in Naziler ve Alman Milliyetçİleri'nden oluşan bir koalisyonun başbakanlığına getirilmesi, Şubat ayındaki Reichstag [Berlin'deki Alman parlamento binası] yangını ve son olarak Mayıs'ta sendikaların 'birleştirilmesi' Nazi faşizmi diktatörlüğünün tam olarak gerçekleştirilmesi yolunu işaretleyen kilometre taşlarıdır. Bu gelişmelere karşı KPD herkesin duyup anlayabileceği kadar açık uyarılarda bulunmuştu: 'Hindenburg'u seçen Hitler'i seçmiş olur! Hitler'i seçen de savaşı seçmiş demektir!' Nazi Almanyası'nın emperyalist yayılmacılığı, Sovyetler Birliği'ne karşı girişilen emperyalist saldırı, Yahudi nüfusun, Sinti ve Roma nüfusun sürülüp sistematik olarak yokedilmesi gibi Nazi faşizmi tarafından işlenen suçları komünistlerin önderliğindeki bir kitle hareketinin önlemesi mümkün değildi. Nazi Almanyası'nın Hitler'e karşı koalisyona dahil halklar ve ordular tarafından yenilgiye uğratılıp işgal edilmesi gerekiyordu bunun için." Yeniden güçlenmekte olan Alman emperyalizminin programı Bildiri şöyle devam ediyor: "Alman emperyalizminin Birinci Dünya Savaşı'nı kaybetmesinden sonraki silahlı kitle çatışmaları ve ayaklanmalar döneminin ardından ... 1928'e kadar kapitalizmin görece istikrar kazandığı bir dönem yaşandı. Birinci Dünya Savaşı'nda yenilgiye uğrayıp bir süre için dibe vuran Alman emperyalizmi adım adım bu durumdan kurtulup yavaş yavaş yeniden silahlanmaya ve intikam savaşına hazırlanmaya koyuldu." Alman emperyalizminin yeniden kuvvet kazanarak bir büyük güç haline gelmesinin nedenleri "... eşitsiz gelişme yasasının tek tek emperyalist ülkeler üzerindeki etkisiydi." Versailles Barış Antlaşması Alman emperyalizminin işine yaramış, Alman halkını"... intikamcılık ve şovenizm ideolojisiyle kışkırtmasını, bir yandan da bu antlaşmadaki haydutça mali koşulları emekçi kitlelerin sırtına yüklemesini ve dikkati kendi üstünden uzaklaştırıp savaşı kazanan güçlerin tazminat taleplerine çekmesini" sağlamıştı. Bildiride bundan sonra Versailles Antlaşmasının getirdiği mali yükümlülüklerin savuşturulmasına varan adımlar belirtilmektedir. Bunu izleyen bölümde ise askerileşme ve yeniden silahlanmanın aşamaları ele alınmıştır. "Alman emperyalizmi giderek dikbaşlığını artırdı, sesini yükseltti. Ernst Thalmann ...şu saptamayı yapmıştı: 'Bir önceki Dünya Savaşı'ndan ondörtyıl sonra dünyanın yeniden paylaşılması emperyalistler için bir kez daha savaş yoluyla çözmeye çalıştıkları canalıcı mesele haline gelmiştir..." Bildiride KPD'nin o dönemdeki büyüme ve güçlenmesi ele alınarak parti hakkında şöyle denilmektedir: "... devrimci bir anlayış ve tavırla, proletarya diktatörlüğü ve komünizm mücadelesinde proletaryanın silahlı ayaklanmasını hazırlamaya yönelmiş ve işçi sınıfının çoğunluğunu komünizme kazanıp sınıf savaşında Alman emperyalizmini devirmek üzere yönlendirme hedefine adım adım yaklaşmıştı." Ama aynı zamanda KPD, bildiride daha ayrıntılı olarak açıklandığı gibi, Alman emperyalizminin gücünü "... bazı bakımlardan doğru değerlendirmiş olsa da, genel olarak fazla küçümsemişti." Sosyal Demokrasi Faşistleştirme sürecini daha da hızlandırıyor "Weimar döneminde komünist eğilimli her işçi şunu biliyordu: Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'in katilleri Sosyal Demokrasi'nin önderleriydi... Bu antikomünist cinayet kışkırtıcıları, Kasım Devrimi'nden Mayıs 1919'da Münih Cumhuriyeti'nin yıkılışına kadar geçen sürede yaklaşık 30.000 devrimci işçinin öldürülmesinden sorumluydu..." Bu bağlamda bildiri, Sosyal Demokrasi'nin 1930'ların başlarına kadar devleti faşistleştirme ve yeniden silahlanma süreçlerini hızla nasıl ilerletmiş olduğunu ayrıntılı şekilde açıklamaktadır. "Ne var ki 1929'dan başlayarak ekonomik krizin ve sınıf savaşlarının keskinleşmesi Sosyal Demokrasi'nin 'popülaritesini' kaybetmesine yol açtı." Alman emperyalizminin politik bölümleri arasındaki dengeler değişmişti. "1930'dan itibaren SPD giderek devlet aygıtından uzaklaştırıldı, adım adım güçsüzleştirildi... Alman emperyalizmi 'at değiştirmiş'ti, yoluna Alman Milliyetçileri ve Nazi faşistleri ile devam ediyordu... Eylül 1930'daki parlamento seçimlerinde Nazi Partisi 6,4 milyon oy aldı (oysa bu sayı 1918'de ancak 800.000 kadardı). Bir anda Almanya'nın ikinci büyük partisi oluvermişti Naziler." Şimdi KPD'nin üç taktik ilkeyi dikkate alması gerekiyordu: "Giderek açıklık kazanan bir taktik ilke, stratejik hedefe, yani işçilerin çoğunluğunu kazanma hedefine varma yolundaki ilerlemeler için belli bir görev üzerinde odaklanmaktı: Devlet aygıtının faşisteştirilmesi, sokaklarda Naziler tarafından uygulanan kitlesel terör, devlet işlerinin Nazilere bırakılması tehlikesi - bu ortam gündelik mücadelenin antifaşist eylemlerden oluşmasını, faşist harekete karşı kendini korumayı, Nazi tehlikesini bertaraf edebilmek için militanca bir mücadeleyi gerektiriyordu." "İkinci taktik ilke şuydu: İşçi sınıfının Sosyal Demokrasi'nin etkisi altında kalmış kesimlerine sadece kuramsal argümanlar aracılığıyla değil ancak bizzat edinilen deneyimlerle, ancak pratik mücadele içinde ulaşılabilir ve ancak bu şekilde işçi sınıfı çoğunluğunun doğrudan talepleri KPD önderliğinde birleştirilerek uzun vadeli hedef olan proleter devrimine doğru ilerlenebilirdi." Üçüncü taktik ilke: "... bir ülkenin kendine özgü yanlarını dikkate almak gerektiği ilkesi, doğru uygulanmalıdır: Almanya'da dünyanın başka hiçbir ülkesinde olmadığı kadar kök salmış bulunan 'devlete olan inanç' zihniyetiyle mücadele edilmeli, Alman ideolojisi ve özellikle revizyonist Sosyal Demokrasi yüzünden işçi çoğunluğunun kafasında yer etmiş olan yasalara bağlılık alışkanlığı antinazi mücadelenin deneyim ve gerekliliklerine dayanarak giderilmeli ve Nazilere karşı gündelik mücadelede militanca ve silahlı kitlesel eylemlerin özgürleştirici rolü ortaya serilmelidir." Faşistleştirmenin daha sonraki aşamaları 1930'dan itibaren Almanya hep "başkanlık kabineleri" denilen, parlamentoda çoğunluğa sahip bulunmayan hükümetlerce yönetildi. Öncelikle zorunlu düzenleme [Notverordnung] adı altında parlamento fesihlerine ve olağanüstü hal ilanı yoluna gidildi. Politik sistemin devamlılığının güvencesi olarak da Birinci Dünya Savaşı'nda savaş suçu işlemiş olan Başkan Hindenburg öne çıkarılmıştı. Bu durum 1932'ye, sonunda Nazilerin en güçlü parti haline gelmesine dek sürdü. 20 Temmuz 1932'de Papen'in gerçekleştirdiği Prusya Darbesi'yle en son SPD yönetimi de ortadan kalkmış oldu. Nazi faşizmi diktatörlüğünün kurulup yerleşmesini sağlayan diğer adımlar 30 Ocak 1933'te Hitler şansölyeliğe getirildi. "Burjuvazi işçi sınıfının ciddi bir direnişiyle karşılaşmadan devlet gücünü faşistlerin eline teslim edebilmişti." Bildiri bu konuda şöyle devam ediyor: "Şimdi mesele, kesintisiz bir eylemler zinciriyle Nazi faşizmi diktatörlüğünün sağlamlaşmasını engellemekti." 27 Şubat 1933'teki Reichstag yangını Nazi faşistleri için KPD'ye karşı devlet terörünü alabildiğine sertleştirmenin bahanesi oldu. Kitlesel tutuklamalar yapıldı. Birkaç yüz kişi öldürüldü. Tutuklananların çoğu hapisanelere sevkedilmek yerine SA karargâhlarında işkence edilip yeni kurulmuş bulunan toplama kamplarına gönderildi. "Aslında Ernst Thalmann'ın da aktardığı gibi, gerçi Nazilere karşı silahlı eylemler gerçekleştiriliyor, iç savaş kıvılcımları çakıyordu, ama bunların milyonlarca ya da hiç değilse yüzbinlerce emekçi üzerinde ateşleyici bir etkisi olmamıştı." 9 Mart 1933'te KPD'nin 5 Mart seçimlerinde uygulanan teröre rağmen kazandığı 81 milletvekilliği geçersiz ilan edildi ve KPD yasaklandı. Bunu izleyen dönemde terör giderek Yahudi nüfusa yöneltildi. Daha sonra da sendikalar "birleştirildi". 2 Mayıs günü, 1 Mayıs'ın "ulusal çalışma bayramı" olarak ücretli tatil ilan edilmesinin ardından SA ve polis ADGBG ve AFA binalarını bastı, çok sayıda sendika önderi tutuklandı. Bildirinin sonunda bir nokta açıkça vurgulanmıştır: "KPD en ince ayrıntısına kadar 'her şeyi doğru' yapmış olsaydı bile, yine de mevcut zaman ve kuvvetler Nazi diktatörlüğünün silahlı bir savunma mücadelesi yoluyla engellenmesine yetmeyebilirdi. 1905 Rus Devrimi de bir komünist partisinin varolmasına ve Lenin'in önderliğinde doğru bir çizgi izlemesine rağmen yenilgiye uğramıştı. Çünkü güçler dengesinin uygun olup olmaması da başarıya ulaşmayı belirleyebilmektedir." "KPD 'nin mücadelesinden alacağımız çok önemli bir ders de kuşkusuz şudur: İşçilerin çoğunluğunu proleterya devrimi ve komünizm için kazanma mücadelesi öncelikli olmakla birlikte, Almanya gibi bir ülkede Nazi ideolojisi ve şovenizme karşı demokratik mücadele için de büyük çaba harcanmalı, kışkırtılmış küçük burjuva kitleleri kazanmak artık mümkün olmadığında bile, hiç değilse tarafsızlaştırmak hedef alınmalıdır. Bu zorlu sorunların bilincinde olarak KPD'nin 1929'dan 1933'e kadarki çizgisini daha yakından analiz edecek, hataların bir özeleştiri halinde, bilimsel tarafsızlıkla ve doğru bir çerçevede ortaya koyacak ve bir yandan da 'bizim KPD'nin' yoldaşları, mücadelesi ve fedakarlığıyla dayanışma içinde olacağız." Bildiride ayrıca "Ernst Thalmann'ın Nazilere karşı silahlı savunma mücadelesi meselesinde KPD'nin tavrına getirdiği iki gerekli düzeltme" ve "KPD'nin 'ulusal sorun' konusundaki yanlış tavrı: KPÖ'lü yoldaş Alfred Klahr'ın Avusturya bağlamındaki eleştirisi" başlıklı iki özel bölüm de yer almaktadır. |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| almanya, komünist, mücadelesinden, partisinin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Almanya bileti kaptı: 1-0 | Haber-Ahmet | Spor Haberler | 0 | 06-17-2008 03:56 |
| komünist genclik enternasyoneli parogramı 3 emekcilerin cocuklarının komünist egitimi | kyoto | Devrimci Gençlerde Mücadele ve Örgütlenme | 0 | 01-20-2008 12:31 |
| Schumi'li Almanya zirvede | Haber-Ahmet | Spor Haberler | 0 | 12-17-2007 16:00 |
| Almanya e-işçi arıyor | Haber-Ahmet | Teknoloji Haberler | 0 | 12-17-2007 05:10 |
| İspanya Sosyalist Partisi'nin Adayı Zapatero | Caglar | KomünistForum Haber Servisi | 0 | 11-27-2007 23:55 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 21:35 .