![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2007
Mesajlar: 69
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 3 ![]() | Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Kuruluş tarihi: 25.04.1997 Genel Başkan: ŞEVKET DOĞAN TARKAN "DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan ile parti, Türkiye'deki durum ve diğer sol örgütler hakkında: -DSİP Türkiye solunun en genç partisi. DSİP'i kuran kadroların geçmişlerini, yani DSİP'in tarihini anlatır mısınız? Devrimci Sosyalist İşçi Partisi 25 Nisan 1997'de Sosyalist İşçi Partisi adı ile kuruldu. Sosyalist İşçi bizim hareketimizin geleneksel adıdır. Ne var ki, Sosyalist İşçi Partisi'ni kurmak için oluşturduğumuz Girişim Komitesi'nin kendisini basın aracılığıyla kamuoyuna duyurmasından sonra, bizim hareketimizle hiçbir ilgileri olmayan bazı kişiler Sosyalist İşçi Partisi adı ile bir parti kuruluşu için İçişleri Bakanlığı'na başvurmuşlar. Biz bu başvuruyu, partimizin kurulmasından, Ankara, İstanbul ve İzmir'de 1 Mayıs gösterilerine katılmamızdan sonra aldığımız bir faks ile öğrendik. Faks Gelenek adlı dergiden çekilmişti. Bu durumda Sosyalist İşçi Partisi adını hukuki olarak kullanma olanağımız kalmadı. Ancak, herkes çok iyi bilmeli ki siyasi olarak "Sosyalist İşçi" adı bizim hareketimizin geleneğinin içindedir ve hiç kimse bu adı siyasi olarak kullanamayacaktır. Bugün, DSİP etrafında örgütlü olan kadrolar 1980'lerin başında Kurtuluş grubundan koparak bir araya geldiler. O günlerde Kurtuluş'tan ayrılma biçimimiz son derece önemli bir tartışmaydı, bugün ise artık anlamsız bir tartışma. Bizi Kurtuluş'tan ayıran temel fark, bizim işçi sınıfını teorimizin ve pratiğimizin merkezine koymamızdı. Biz "işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır" diyorduk ve bu bakış açısı ile hem kopmakta olduğumuz Kurtuluş'u, hem de solun geri kalanını eleştiriyorduk. Bir başka tartışmamız ise örgüt içi demokrasi idi. Bu örgüt içi demokrasi tartışması kısa zamanda bizi Stalinizm ile karşı karşıya getirdi. Bir süre sonra işçi sınıfını merkeze koyan teorik kavrayışımızın bir sonucu olarak da Stalinizm ile karşı karşıya geldik. İlk yayın Nisan 1984'te çıktı. Alt başlığında "İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır" yazıyordu. Bu yayın, Sosyalist İşçi, bazı küçük aksaklıklarla Haziran 1988'e kadar sürdü. Daha sonra iki sayı daha yayınlandı ve Şubat 1989'da yayına son verdi. Yurtdışında yayınlanan bu gazetenin dikkatli bir analizi hareketimizin gelişimini çok iyi gösterir. Baştan işçi sınıfını teorinin ve pratiğin merkezine koyan anlayış kendisini oldukça dar bir şekilde ifade ederken, giderek çok daha net bir çizgiye ulaşılmakta. Yayının son 1-2 yılında ise uluslararası hareketin geleneğine sahip çıkılmakta. Uluslararası hareketin tarihine ilişkin yazılarda Tony Cliff'in devlet kapitalizmi teorisi açıkça yol gösterici durumda. Bu ilk yayında çok sayıda işçi haberi de yer almakta. İşçi hareketinin çok cılız olduğu bir dönemde Sosyalist İşçi'nin sayfalarının önemli bir kısmının işçi haberleri ile dolu olması onun son derece önemli bir yanını oluşturmaktadır. 1987'de yayınlanmaya başlanan İşçiler ve Toplum dergisi hareketimizin o aşamada ulaştığı teorik konumu çok iyi gösterir. Bir yandan uluslararası hareketin deneyleri bu yayın aracılığı ile Türkiye soluna taşınırken, bir yandan da Türkiye solunun 1970'li yıllardaki teori ve pratiği eleştirilir. Ciddi yankılar uyandıran ikamecilik, popülizm eleştirilerimiz bugün de hareketimize yol gösterici niteliktedir. Bunların yanı sıra, İşçiler ve Toplum'da çıkan bir dizi yazı Türkiye işçi hareketinin güncel sorunlarını ayrıntılı olarak tartışmaktaydı. İşçiler ve Toplum bir anlamda 1984-86 yıllan arasında 5 sayı yayınlanan Sosyalist Tartışma dergisinin devamı niteliğindeydi. Sosyalist Tartışma, Leninist parti anlayışını, örgütlenme sorunlarını, 1970'li yılların popülizminin ve antifaşist mücadelesinin eleştirisini yapmanın yanı sıra, Rus devrimi üzerine de uzun bir makale yayınlamıştır. Bir anlamda, Sosyalist Tartışma bizim devrimci marksist görüşlere geçişimizin simgesi durumundaydı. İşçiler ve Toplum 8 sayı yayınlandı. Bu arada 1 Mayıs 1989'dan itibaren İşçiler ve Politika adlı 15 günlük gazete yayına başladı. Giderek yayın düzeni büyük ölçüde aksadı ve gazeteyi çıkaran temel kadroların Kuruçeşme toplantılarından etkilenmeleri sonucu hızla hareketimizi temsil etme yeteneğini kaybetmeye başladı. Sonunda, Sosyalist İşçi aylık olarak yayına başladı. Kasım 1992'den Kasım 1995'e kadar aylık olarak çıktıktan sonra, bu tarihten itibaren 2 haftalık bir gazeteye dönüştü. Sosyalist İşçi bütün yayın hayatı boyunca devrimci bir sosyalist işçi partisinin gerekliliğini vurguladı. İşte, DSİP bu geleneğin üzerinde yükselmektedir. Bütün bu 15 - 20 yıllık süreç içinde bizim hareketimizin görüşleri giderek netleşti ve bugünkü konumuna ulaştı. -DSİP solun geri kalanından sosyalizm anlayışında ayrılıyor. Türkiye'deki tek troçkist örgüt oluşu; devlet kapitalizmini, aşağıdan sosyalizmi savunuyor olması onu farklı kılıyor. Genel politik olaylar karşısında nasıl bir farka sahip? DSİP teorik görüşleri ile solun geri kalanından ayrışmakta, ama bizim farkımız sadece sosyalizmin teorik kavranışında değil. Hemen her politik olayda bu teorik görüşlerimizden yola çıkarak geliştirdiğimiz tutum solun geri kalanından farklı olmakta. Örneğin, son zamanlarda iki önemli konuda devrimci marksistler solun bütün eğilimlerinden farklı bir tutumu savundular ve açık ki gelişmeler haklılığımızı kanıtladı. Bu iki konudan birisi darbe tehditlerine karşı tutum alıştır. Sol asıl olarak "ne darbe, ne şeriat" tutumunu aldı. Devrimci marksistler ise "darbeye hayır" sloganını ileri sürdüler. "Ne darbe, ne şeriat" tutumu açık ki darbe yanlıları tarafından kolaylıkla kullanıldı. Niyetleri tamamen farklı da olsa, ki ben farklı olduğuna inanıyorum,"ne darbe, ne şeriat" tutumu ile yapılan eylemler darbe yanlıları tarafından kendi meşruiyet zeminleri olarak kullanıldı. Livaneli'nin Ankara konseri ve ÖDP'nin Sultanahmet mitingi örnek olarak gösterilebilir. Oysa, "darbeye hayır" tutumu hiçbir şekilde şeriatçı hareket ya da darbe yanlıları tarafından kullanılamaz. Biz, Refahyol hükümetinin basın, MGK ve Genel Kurmay tarafından sarsıldığı günlerde, bütün gücümüzle asıl tehdidin darbe yanlılarından geldiğini ve ona karşı tutum alınması gerektiğini anlatmaya çalıştık. Örneğin; Eğitim-Sen o günlerde 8 yıllık eğitime destek verdiğinde onu eleştirdik. Çünkü Refahyol hükümetinin MGK, Genel Kurmay ve basın tarafından sarsıldığı günlerde 8 yıllık eğitime destek vermek aynı zamanda darbeye destek vermek anlamına gelmekteydi. Eğitim-Sen tabii ki darbeye omuz vermez, ama politik tutumundaki hata onu darbecilerin meşruiyet kazanmasına yardımcı hale getirdi. Enternasyonal Sosyalizm, sayı 1, 1 Eylül 1997." |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 10
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Herşeyden önce "dsip"in türkiyedeki troçkist oluşumlar içinde en göze çarpan hareket olduğunu hatırlatmakta fayda var.
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 22
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Ah DSİP ve Doğan Tarkan.. Sizleri seviyorum fakat "her şeyin en iyisini biz biliriz" tutumunuzu olaylar karşısındaki tutumlarda sürdürmeniz kabul edilir bir şey değil. Yahu ne demek 8 yıllık eğitim darbe anlayışını destekliyor diye her 8 yıllık eğitim yanlısını eleştirmek. Mao'nun değimiyle bağımlı çelişkiler karşısında bir üçüngü görüş sunmak değil midir sosyalistlerin görevi? İki tarafın da belli amaçlara hizmet eden politikalarını eleştirmek değil midir? İlla halkçı olmayan, ezilen sınıfların hakları hakkında bir söz söylememiş insanların anlaşmazlıklarında birinden mi taraf olmalıyız, kendi yolumuzu çizemeyecek miyiz biz? Siz şimdi de Ergenekon sonuna kadar gitsin, savcı Zekeriya Öz'ü destekliyoruz diyorsunuz değil mi? Neden, çünkü darbe karşıtı olduğu söylenen bir soruşturma bu. Peki neden bu uygulamanın şuanda yapıldığını ve ordudaki, basındaki "ulusal", CHP çizgisinde olan insanlara karşı yapıldığını sorgulamayalım. Bu ülkede darbelere karşı bir soruşturma açılacaksa önce 12 Eylül'ü halledeceksin. Ne yapıldı bugüne kadar 12 Eylül konusunda? 12 Eylül hakkında suç duyurusunda bulunan savcı Sacit Kayasu meslekten ihraç edildi. 12 Eylül'ü yargıladık diyelim, Kürt sorununu bahane edip devleti çeteleştirenler yargılandı mı? Cem Ersever'in, Hiram Abas'ın, Yeşil'in adamlarını yargıladık mı, onların konuşmalarını dinledik mi? Bu ülke için kurşun sıkan da yiyen de şereflidir diyen Tansu Çiller'i, 7 TİP'linin öldürüldü Bahçelievler Katliamı'nın faili Haluk Kırcı'nın nikah şahitliğini yapan Mehmet Ağar'ı, Susurluk'la ilişkisi olan tüm milletvekillerinin konuşmalarını dinlediniz mi? Bu ülkede liberal bir tek parti iktidarının yaptığı her işin muhalif sesleri susturmak için yapıldığını unutmamalı DSİP. |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Türkiye'de kendini sol gören sol zanneden partilerin genel kuralıdır herşeyi biz biliriz tavırları ve her eylemde her mitingde sloganlarından pankartlarından çok parti bayrakları ve türk bayrakları görünür ellerde. savundukları görüşler ise soldan ya da sosyalizmden alabildiğine uzak ama milliyetçilik ve ulusalcılığa da alabildiğine yakındır. Oysa DSİP bugüne kadar hic bir miting ya da eylemde kendini ön plana atmamıs oldukca net ve sosyalist olan görüşlerini ortaya koyan politikalar izlemiştir.Kesinlikle her şeyi biz biliriz havasında olduğunu düşünmüyorum DSİP'in. Evet Ergenekon davasında sonuna kadar gidilmeli hem de en hızlı şekilde. Saydığın olayların Türkiye'de yapılmadığı, o insanların darbecilerin yargılanmadığı doğru işte sırf bu yüzden aslında sonuna kadar gitmeli bu Ergenekon davası. Çünkü ilk defa bu saydıklarının hepsi bu davayla mümkün olacak. CHP ye gelince... Darbecilere destek veren Ergenekon çetesinin varlığında rol oynayan hatta onların avukatlığına soyunan bir parti bu süreçten ayrı tutulamaz. Bir sosyalist olarak CHP yi sol olarak görmek ulusalcıları sosyalist ve solcu olarak değerlendirmek yaşanılan büyük kafa karışıklıklarının bir göstergesi aslında. Sol geçinmemek aslında sosyalizmin ne olduğunu stalinist bakış açısıyla tanımaktan kurtulmak gerçekten marksizmi öğrenmek gerekiyor. Türkiye'de sol hep kemalizmin etkisinde kaldığından savunulan şeyler aslında sosyalizm falan değil stalinizmin ta kendisi. İşte DSİP böyle ayrılıyor diğer sol partilerden ve o yüzden inatla diğerlerinin yanlış olduğunu söylüyoruz...
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 22
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Daphne ben DSİP'in Ergenekon'un işleyiş sürecine ve kimler tarafından savunulduğuna dikkat etmesi gerektiğini söylüyorum. Dediğin şeyleri pek alakalı bulmadım, Türkiye'de solun kemalizm etkisinde olduğuna ve CHP'yi sol olarak tanımakla ya da CHP'nin Ergenekon ile alakası olduğuna dair bir söz söylememişim. Genel parti politikasını ben de gayet iyi biliyorum, genel parti politikasını anlatarak DSİP'in Ergenekon konusundaki tutumunu sağlamlaştırmayı da doğru bulmuyorum. Ergenekon sonuna kadar gitmez. Ergenekon'un bahsettiğim süreçle yani 12 Eylül ve Kürt hareketini sebep göstererek çeteleşen ordu, polis veya jandarma teşkilatlarıyla (kontrgerilla) alakası yoktur. Ergenekon, AKP'ye karşı düşünülen bir "ulusalcı" darbenin önünü kesmek için hazırlanan bir soruşturmadır. Ve bu darbenin önünü kesmeye çalışırlarken, sivil toplum kuruluşları dahil CHP, ulusalcı kanada yakın herkesi içeri alıyorlar; konuşmalarını dinliyorlar. İşin medya ayağını tasviye etmeye çalışıyorlar. Yani sadece darbe planlayanlara karşı yapılan bir hareket değil bu. Ve bunlar yapılırken bir sürü anti-demokratik yaptırım göze çarpıyor, Cumhuriyet mitinglerine giden insanların slogan attıkları için yargılanmasına varıyor bu işler. (Oldu gerçekten bu 3 kızı yargıladılar ADD'li, Erol Manisalı'yı telefonda akıl verdiği gerekçesiyle gözaltına alıyorlar, tüm telefonlar dinleniyor, korku yaratma stratejisi izliyorlar) Daha önceki yazdığım cümleyi tekrar söyleme ihtiyacı duyuyorum bu noktada. Bu ülkede liberal bir tek parti iktidarının yaptığı her işin muhalif sesleri susturmak için yapıldığını unutulmamalı. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | Ergenekon'un ordu polis ve jandarma teşkilatıyla alakası olmadığını söylemek büyük bir hata.Orduda görev yapmış ordudan emekli generallerin darbe günlüklerinden, yer altından çıkarılan cephaneliklerden,BOTAŞ kuyularından çıkarılan kemiklerden bahsedilirken ordu polis jandarma givi tamamen devlet ve hükümet iradesini korumaya çalışan teşkilatların işlenilen suçlara bulaşmamış olduğunu söylemek at gözlükleriyle dolaşmaktan başka bir şey değil. JİTEM için ne diyeceksiniz peki? Evet, ergenekon soruşturması AKP'ye karşı düşünülen bir "ulusalcı" darbenin önünü kesti ama vurgulanması gereken AKP'ye karşı olması değil.Türkiye'de ilk defa bir darbe hareketinin önüne geçildi bir darbe engellendi. Gerisi hiç önemli değil kime karşı ve neye karşı olursa olsun darbe demek yaşayan onlarca insanın özgürlüklerinin engellenmesi, sesinin kesilmesi, onlarca belki yüzlerce idam,binlerce gözaltı işkence kayıp demek. Darbe demek sahip olduğun her şeyi kaybetmek demek ve nasıl bir iktidar olursa olsun bir sosyalistin savunması gereken seçilmeden başa gelen ve sözde şeriat getirecek diye liberal bir tek parti iktidarına karşı olacak bir darbenin savunulması ya da bu darbe ortaya çıkarıldıktan sonra sorumlularının yargılanmasına karşı çıkılması değildir. Bir darbe hareketine karşı savunulması gereken şey halkın kendi seçmiş olduğu hatta(yanılmıyorsam) %46 gibi bir oranla secilmiş temsilcilerini savunmaktır. Şunu da özellikle belirteyim hiç bir şekilde bu AKP nin politikalarını desteklemek ya da bir liberal partinin dalkavukluğunu falan yapmak değildir. Elbette AKP'nin tüm neoliberal politikalarına karşı her zaman her yerde işçilerin emekçilerin ve ezilenlerin yanında olmak en önde gelen ilkedir. Ama bir darbe askeri bir yönetimden sonra 3 kiş yanyana bile yürüyemezken her yerde postal sesleriyle var olan yönetime karşı koyabilmek bile imkansızdır. İşte o zmn düşünülmesi gereken bir soru kalıyor: AKP yi devirecek bir darbe mi tercih edilecek yoksa AKP iktidarı mı? yıllarca var olan darbelerde en çok kimlerin yara aldığını gördük. Darbe oldu baştakiler indi, bir çok insan idam edildi işkence gördü yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Ama Baştakiler döndü dolaştı el değiştirip geri geldi. Darbeci generaller ise kendilerini haklı gösteren yasalrına arkalarını dayyaıp şimdi sanata verdiler kendilerini... Soruşturma sürecinde evet herkesi içeri alıyorlar, içeri alıyorlar ve sorguluyorlar yapılan doğal bir süreç aslında her davya bakın ilgisi görülen herkesin ifadesine başvurulur. Yok bu şu kadar kızı okuttu şu şöle bir insan bu iyi gazateecifalan filan ayrımı yapılmaz. tamam çok güzel katkıları olmuş olabilir bu insanların bazı kesimlere ama ilgisi görülmüşse ifadesi ve gözaltı gerekiyorsa ve biz de bu davanın sonucuna ulasmasını istiyorsak bunlar olacak. Olmak zorunda... Eğer davanın yavaş işlemesinden bilmem ne bahsedeceksek o zmn sokaklara çıkıp bu davala ilgili herkesin bir an önce sorgulanmasını yargılanmasını bu davanın sonuna kadar gitmesini bir an önce sonuçlanıp suçluların cezasını almasını istemeliyiz. Oysa yapıaln şey neredeyse herkesin serbest bırakılması hiç bir araştırma olamadan herkesin serbest bırakılması... Böyle bir olayda yapılması gereken Ergenekon'un sonuna kadar gitmesini savunmaktan başka bir şey değil... Cumhuriyet mitinglerine katılanlar bu mitingleri düzenleyenleri de hiç bir şekilde bir sosyalist olarak savunmuyorum savunamam da. Tüm halkı ulusalcı duygularını harekete geçirip galeyana getirerek sokaklara döken; 'Ne şeriat, ne darbe' sloganları atıp ortada şeriatle ilgili hiç bir şey olmadığı halde atıp tutan ama darbeye gelince hiç bir şekilde bunu ağızlarına almayıp darbeye karşı çıkmayan bir zihniyet; ordu göreve pankartları taşıyan bir topluluk nasıl savunulabilir?Hangi gerekçeyle?(tabi ki sokaklara dökülen o insanlrın hepsi darbeci değildi o anlık duygu seline ve cumhuriyet yönetimini koruyorum adı altında sokağa dökülen insanlar da vardı. zaten gecen gün yapılan Cumhuriyet mitinginde azalan katılımcı sayısı da bunu gözler önüne serdi) ' bu darbenin önünü kesmeye çalışırlarken, sivil toplum kuruluşları dahil CHP, ulusalcı kanada yakın herkesi içeri alıyorlar' demişsin. Bu sözünden ulsalcıları savunduğunu çıkarmalı mıyım bilemiyorum ama bana öyle geldi.Eğer öyleyse şunu hatırlatmak isterim : Darbe yapan generallerin hepsi darbeleri var olan cumhuriyet kazanımlarını sözde korumak adına ulusalcı ve kemalist bir görüşü savunduklarını söyleyerek yaptılar. Demek ki ulusalcılıkla da bir alakası var bu işin.Ulusalcı insanların çok da temiz olduğunu söyleyemeyiz bence. ''Bu ülkede liberal bir tek parti iktidarının yaptığı her işin muhalif sesleri susturmak için yapıldığını unutulmamalı'' evet bu unutulmamalı çünkü onlar egemen sınıf ve egemenliklerini korumak için her şeyi yapmaya hazırlar. Ama onların karşısında duranların unutmamamsı gereken çok daha önemli bir şey var: muhalefet yaparken kime karşı neyi savunuyoruz. Ya da savunduğumuz şey bizi ileri götürecek bir politika mı yoksa bir anlık ulusalcı duygulardan etkilenerek savunduğumuz sadece savunduğumuz bir şey mi???
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 22
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | 1971 muhtırası ve 80 darbesiyle bu süreci birbirinden ayırmak lazım. 71 ve 80 hakkında sade bir yorum yapan her insan; Amerikan destekli paşaların kapitalizmi korumak ve halkın eşitlik arayışının önünü kesmek için yapıldığını söyler. Ama bugünkü arayışlar biraz farklı, Ergenekon iddianamesine bir göz gezdirirseniz ne dediğimi anlarsın. Yani örneğin İlhan Selçuk ile Doğu Perinçek'in "ne yapalım da bu adamları iktidardan indirelim, televizyon kanalı açalımi reklam yapalım" tarzında lafları bile soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Böyle soruşturma olur mu? Eğer Ergekon Güneydoğu'da işlenen binlerce faili meçhul cinayeti aydınlatacaksa yapılsın; kalemi eğilmeyen gazetecileri kimler öldürmüş bunları aydınlatacaksa yapılsın. Ama soruşturma kapsamı bunlardan çok uzak. Neden uzak? Çünkü tüm bu cinayetleri işleyen insanlar şu an devletin ya da dış güçlerin güvencesinde. Süleyman Demirel örneğin. 78'de Kontrgerilla hesap vermeli, iktidar bunun için her şeyi yapmalı derken iktidara geldiği 93 yılında -Kontrgerilla var mıdır diye soracaksak yarın güneş doğacak mı diye soralım, her şeyi soralım diyebilmiş bir adam. Hadi yargılasana onu, yargılayamazsın. Yine arkasında gücü olmayan ilericileri ya da çıkar çatışmalarında statüsünü kaybetmiş faşistleri yargılarsın, onlar da kullanıldık derler hep. Veli Küçük, İbrahim Şahin kanadını kastetmiyorum, kendine sosyal demokrat diyen heriflerin bu adamlarla bağlantı kurmasını da çok talihsiz buluyorum bu ayrı mesele. "Zenginin malı züğürdün çenesini yorar" misali bu soruşturma da biz züğürtlerin çenesini bir hayli yordu. Ben DSİP'in Ergenekon tutumunu anlış buluyorum ama diğer konularda anlaşabilirim onlarla. Çoğu örgüt Ergenekon "ne doğrudur ne yanlıştır" gibi bir tutum takınmış durumdalar, benim de basit manada desteklediğim görüş budur. Bizim sol Ecevit zamanındaki önyargılarla CHP'ye karşı biraz bilmiş tutum izliyor. İncelediğimizde CHP'nin kadrosunda da, kitlesinde de işbirliği yapacak birçok insan olduğunu görürüz. Bence emperyalizm ve sermayenin nereye doğru geliştiğini tahlil edip bunun karşısında az ya da çok duran parti-örgütlerle geçici bir işbirliği yapmakta yarar var. Bu insanlara da zamanla sınıf mücadelesi anlayışını aşılamak aslii görevimizdir diye düşünüyorum. Bu paragrafı da "ulusal-CHP" çizgisine yaklaşımımı anlatmak için yazdım. |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | İşte DSİP'in savunduğu şey de tam da bunun altında yatıyor. ''1971 muhtırası ve 80 darbesiyle bu süreci birbirinden ayırmak lazım'' Hayır! eğer bir darbe söz konusuysa şiddetle buna karşı çıkılmalı çünkü hiç bir darbe kesinlikle farklı değil.Darbe darbedir çünkü ve gericidir hangi iktidara ve kime karşı olursa olsun. soruşturmalar da he rtürlü ifade de dikkate alınır ayrıca her şey bir ipucu teşkil edebilir çünkü. Bir darbeden bahsedilirken ''ne yapalım da bu adamları iktidardan indirelim'' sözünün geçtiği bir konuşma bana çok da masum gelmiyor acıkcası... Ergenekon tüm saydıklarımızı gerçekleştirebilecek bir soruşturma ama solun büyük çoğunluğu ergenekon genişletilsin süreç hızlansın suçlu suçsuz bir an önce belirlensin diye ayağa kalakacağına oturmuş ya yesinler birbirlerini tavrında ya da AKP nin oyunu bunlar diye kendi yerinde şekeri elinden alınmış çocuk gibi zıp zıp zıplamakta... Şahsen CHP içerisinde dediğin gibi bir işbirliği yapacak kimsenin olduğunu düşünmüyorum. CHP, Türkiye'de var olan sistemin daimi savunuculuğunu yapan ve tamamen Türk burjuvazisinin çıkarlarını gözeten insanların bulunduğu son derece de Kemalist bir partiyken nasıl bir işbirliği ve sınıf mücadelesi aşılanmasından bahsedebiliriz ki? Türkiye de ciddi bir sınıf mücadelesi için öncelikle dar ve geri kalmış çizgilerle sınırlı Kemalist ideolojinin yenilmesi gerekiyor...
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Apr 2009
Mesajlar: 4
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | ergenekona salıdranlara bır bakın.. bop esbaskanı tayyıp ve akp ıktıdarı, fetullahcı gladyo, yandas medya abd , ab.... arkadslar yoldslar bu mu sızın devrımcı onsezınız bu mu sızın darbecı dedıgınız grupla savasan onurlu gruplar.. akp ve fetullah 80 ın cocugu degılmıdır? bu neyın kapısması.. bırazcık daha mantıklı dusunmeye davet edıyorum sızı... ergenekonu destekleyerek soyleyın bana sızın bu sadıgım gruplardan farkınız kalır mı_?
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jun 2009
Mesajlar: 5
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | arkadaşım devrimci olmak farklı olmak marjinal olmak demek değil ki ben ergenekon soruşturmasını savunurken ne akp yi ne de fetullah güleni savunuyorum kendilerinin adını savunma nedenlerim arasında bile anmadım anmam da akp savunuyor ya da fetullah savunuyor diye savunmuyorum darbe karşıtlığını. özgürlüğümüz ve devrimci mücadelenin önünün kesilmemesi için savunuyorum. asıl ergenekon soruşturmasına karşı olanlar chple ulusal kesimlerle yani devrimcilikle alakası olmayan devrimci mücadeleye türkiye'de en çok zararı vermiş insanlardan yana oluyorlar. stalinist bakış açısından kurtulun artık... evet benim o gruplardan çok büyük farkım var ben özgürlükler için mücadele ediyorum ben dinsel haklardan değil tüm insanların hic bir ayrıma uğramayacağı sadece insan olduğundan dolayı sahip olacağı haklar için mücadele ediyorum, üretim araçlarının üretici güclerin elinde olması ve eşitliği için mücadele ediyorum. Anti emperyalizm in anti kapitalizm olmadan gerçekleşemeyeceğini bildiğim için mücadele ediyorum... müslüman burjuvazi ya da türk burjuvazi için değil tüm dünya işçi sınıfı için mücadele ediyorum ...
__________________ KomünistForum a Hoş Geldiniz. Lütfen İmza Boyutunuz 4 Puntoyu Geçmesin.... |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| devrimci, partisi, sosyalist, İşçi |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Sosyalist Demokrasi Partisi ikinci Konferans Kararları | IMMANUEL | SDP | 2 | 06-19-2009 02:47 |
| İşçi Partisi Parti Amblemini Değiştirdi | by_deli | Türkiye'den Haberler | 0 | 06-01-2007 00:41 |
| Sosyalist Demokrasi Partisi Birinci Olağan Kongre Kararları | IMMANUEL | Forum Çöplüğü | 0 | 04-27-2007 05:04 |
| Sosyalist Demokrasi Partisi Programı | IMMANUEL | SDP | 0 | 04-27-2007 05:00 |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 00:40 .