![]() |
| | #1 (permalink) |
| Üyelik tarihi: May 2008
Mesajlar: 15
Thanks: 0
Thanked 0 Times in 0 Posts
Tecrübe Puanı: 0 ![]() | .....Evet, işte bu kadar traji-komik bir hal almıştır ortalama solun kriz karşısındaki tavrı. Elbette diyeceklerdir ki, “biz krizden emekçilerin haklarının genişletilmesi için faydalanmayı, bu şekilde mücadeleyi yükseltmeyi düşünüyoruz. 'meşru-militan' bir mücadele ancak buradan yükselebilir. Siz, reformlar için mücadeleyi tamamen reddediyorsunuz.” Biz de onlara buradan diyeceğiz ki, “sorun pasifistlerin, kırtasiyecilerin ortaya koyduğu gibi değildir: ya reformist politik kampanya ya da reformlardan vazgeçme. Sorunun bu şekilde ortaya konuşu burjuvacadır. Gerçekte sorun şudur: Ya devrimci mücadele ki tam başarı elde edilmediği durumda bunun yan ürünü reformlar olacaktır (bunu bütün dünyadaki reformların tüm tarihi kanıtlıyor) ya da reformlar üzerine boş gevezelik ve reform vaatleri dışında hiçbir şey” (Lenin, Seçme Eserler, Cilt 5). İşte siz bugün, bu ikilemde sıkışmış durumdasınız. Devrim mi? O şimdi sizin için hala uzak bir hayal; yalnızca Leninistlerin gördüğü. NAYLON FATURACILAR Kim mi onlar? Hemen her kriz döneminde arz-ı endam eyleyen “Krizin faturası patronlara” diyerek, eksik olmasınlar, sırtımızı yükten kurtaran(!) reformistler, oportünistler. Onlar olmasaydı halimiz nice olurdu bu kriz döneminde? İşçi sınıf ve emekçiler “rota”larını şaşırmazlar mıydı? Fatura ödemek için kuyruklara girmezler miydi?? Hele ki onlar var da işçi sınıfı ve emekçilerimi ellerinde faturalarla, patronların önüne diziliyorlar ve “krizin faturasını bize ödetmeye çalışıyorsunuz; ama biz ödemeyeceğiz, siz ödeyin!” diyorlar. Ve bizim reformist ve oportünistlerimiz büyük bir iş başarmış olmanın o dayanılmaz gururuyla eserlerine bakıyorlar. Hani öyle kolay değil daha “direnme kapasitesini ortaya koyamayan emekçiler”e fatura ödememe bilinci vermek. Bakın ne diyor 31 Ekim tarihli Kızılbayrak dergisi: “Tepkinin boyutunu şimdiden kestirmek mümkün olmasa da, (her ihtimal bir ihtiyat kaydı koyuyor yazar – bn.) işçi sınıfı ve emekçi müttefiklerinin (hani şu az önce bahsettikleri “direnme kapasitesini ortaya koyamayan”lar – bn.) grev silahı dâhil, her araçla meşru-militan bir zeminden direnmekten başka yolu yoktur. Krizin faturasını asıl sahiplerine, yani sömürücü sınıflara yıkmanın tek yolu, bu direnişten geçiyor” İşte bu kadar! Herkesin krizi kendine! Ya da kendin yaptın kendin öde! Şöyle de denebilir: Kendi düşen ağlamaz! Evet bay burjuvazi, bu krizi sen kendin çıkarmadın mı? Adalet mi bu şimdi senin yaptığın! Krizin faturasını bize ödetmeye çalışıyorsun. Hele ki uyanıklarımız var da bu oyuna gelmiyoruz! Gerçi kriz başlamadan, daha doğrusu bu boyutta ve açık bir şekilde kendini göstermeden önce ortalama sol hareket ne kapitalizmin krizinden bahsediyordu ve ne de doğal olarak faturalardan. Hatta onlar emperyalist-kapitalist merkezlerin dünyayı istedikleri gibi şekillendirdiğini, 11 Eylül sonrası egemenliklerini pekiştirdiklerini vb. söylüyorlardı. Şu anda bile sorsanız bu kriz için, kapitalizmin çöküş sürecinin başlangıcı olduğunu kabul etmezler. Bunun kapitalizmin yolun sonuna geldiği anlamı taşımadığını, kapitalistlerin böyle krizin faturasını işçi ve emekçilere ödeterek bu krizden çıkabileceğini iddia ederler. Böylesi kriz dönemlerinde işçi sınıfı ve emekçilere reformistlerimizin, oportünistlerimizin önerisi: bu krizden bir devrim için yararlanmak değil, faturayı ödememek. Ve hatta patronlara faturayı ödemek için kaynak bulmaktır. Patronların “aynı gemideyiz” sözlerine Limter-İş'in verdiği cevaba bakarsak bunu daha iyi anlayacağız: “Öyleyse sırtımızdan trilyonlar kazananlar, bugün çuvalın ağzını açmak zorundadır”. Yani bizden aldığınız artı-değeri bize geri verin, sorun bitsin! İyi de sorun tam da burada değil mi zaten? Bunu yapacak olsa, bırakalım kapitalizmin krizini, kapitalizmin kendisi kalmazdı ki zaten. Yok eğer söylenmek istenen “bizden aldığınızın bir kısmını bize geri verin” ise, bu da Lenin'in o ünlü deyimiyle, üç kuruşa üç kuruş daha katma mücadelesinden başka nedir ki! EMEP bunu nasıl yapıyor biliyor musunuz, burjuva hükümetin göz diktiği işsizlik sigortasındaki paraları, deyim yerindeyse aslanın ağzından almaya çalışarak. Bunun etrafında öyle bir vaveyla koparıyor ki, eğer bunu burjuvaziye kaptırırsa faturaları zamlı ödeyecek! Bir de “zamlar geri çekilsin” naif talebinde bulunanlar var. hemen hemen her gün yapılan her şeye yapılan zamlardan bunalan işçi sınıfı ve emekçilere gösterilebilecek bundan daha iyi bir hedef olabilir mi?! Böyle düşünüyor reformistimiz ya da oportünistimiz. Biz şöyle diyelim, daha iyisi “kapitalizm geri çekilsin”dir! Bu vesileyle işçi sınıfı ve emekçiler sadece zamlardan değil, kapitalizmden de kurtulmuş olur. Ne olacak isteyenin bir yüzü karar vermeyenin iki yüzü! Ne de olsa “Krize karşı birleşik emekçi iradesi”ni ortaya çıkartmak için kitlesel eylem ve mitingler öneriyorsunuz. Bu arada kapitalizmi de aradan çıkarmış oluruz! Evet, işte bu kadar traji-komik bir hal almıştır ortalama solun kriz karşısındaki tavrı. Elbette diyeceklerdir ki, “biz krizden emekçilerin haklarının genişletilmesi için faydalanmayı, bu şekilde mücadeleyi yükseltmeyi düşünüyoruz. 'meşru-militan' bir mücadele ancak buradan yükselebilir. Siz, reformlar için mücadeleyi tamamen reddediyorsunuz.” Biz de onlara buradan diyeceğiz ki, “sorun pasifistlerin, kırtasiyecilerin ortaya koyduğu gibi değildir: ya reformist politik kampanya ya da reformlardan vazgeçme. Sorunun bu şekilde ortaya konuşu burjuvacadır. Gerçekte sorun şudur: Ya devrimci mücadele ki tam başarı elde edilmediği durumda bunun yan ürünü reformlar olacaktır (bunu bütün dünyadaki reformların tüm tarihi kanıtlıyor) ya da reformlar üzerine boş gevezelik ve reform vaatleri dışında hiçbir şey” (Lenin, Seçme Eserler, Cilt 5). İşte siz bugün, bu ikilemde sıkışmış durumdasınız. Devrim mi? O şimdi sizin için hala uzak bir hayal; yalnızca Leninistlerin gördüğü. (MÜCADELE BİRLİĞİ'NDEN ALINTIDIR)
__________________ "İnsan, bir kez kanını çarpıştığı barikata bulaştırmışsa, sonsuza dek devrimle kan kardeşi olmuştur artık." ATEŞİ ÇALMAK |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Üyelik tarihi: Jan 2008
Mesajlar: 4.620
Thanks: 63
Thanked 88 Times in 64 Posts
Tecrübe Puanı: 7 ![]() | paylaşım için tskler Pavel
__________________ Dün gece Babil’e iki melek indi sessizce......... Ruhum !.. sus ve seyret.......... Başladı t e k e r r ü r !.. Yâ, taham m ü ü l !.. Yâ, taham m ü ü l! V.B.BAYRIL |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiket |
| faturacılarmb, naylon |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Stil | |
| |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anda Saat : 02:47 .